Esas No
E. 2019/1844
Karar No
K. 2019/1844
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO:

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 10/03/2023

NUMARASI : Esas Karar

VEKİLİ: Av.
İSTİNAF EDEN DAVALI:
VEKİLLERİ: Av.

Av.

DAVA: Menfi Tespit

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ: 31/01/2024
YAZIM TARİHİ: 09/02/2024

Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 10/03/2023 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı, davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkilinin borçlu olduğu 12.07.2017 tanzim ve 30.12.2017 vade tarihli 105.000 TL. bedelli bono senedine istinaden Konya ...İcra Müdürlüğünün ....Esas sayılı icra dosyasında takip yapıldığını, sonrasında Konya .. Asliye Hukuk Mahkemesinde ...Esas sayılı dosyada tasarrufun iptali davasının açıldığını, takibe konulun bono senedindeki borcun müvekkili tarafından ödenmesi üzerine müvekkilinde bulunan senet fotokopisine borcun ödendiği ve tarafların birbirinden alacağı kalmadığının yazıldığını, ancak senet aslının iade edilmediğini, açıklanan nedenlerle bonoya dayalı olarak yapılan icra takibinden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, alacaklının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava menfi tespit davası olup borcun varlığını değil de ibra, ödeme gibi bir olgu ile sona erdiğini iddia eden davacının ispat yükü altında olduğunu, karşı tarafın ileri sürdüğü ibra sözleşmesinin tarihi belli olmadığı gibi ıslak imzaların da senet suretini kapsayacak bir biçimde atılmadığını, ibranın bütün kapsamlarıyla kesin olarak belirlenmesi gerektiğini, ibra belgesi olarak ileri sürülen bono fotokopisine açıkça ve kesin olarak itiraz ettiklerini, davacı davasını net ve kesin bir ibra ile ispat edemediğinden davanın reddi gerektiğini, İİK m.72 uyarınca %20 icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince; "...Yukarıda izah edilenler, ilgili icra dosyası ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraf dava konusu bonodaki borcun ödendiği ve bu hususun dava konusu kambiyo senedinin renkli fotokopisinde bononun üst tarafına yazılıp imzalandığını iddia etmiş olup, somut olayda davacının davalı tarafından Konya ...İcra Müdürlüğü .... esas sayılı dosyasında takibe konulan senedi ödediğini, bu hususu davacı alacaklının senedin renkli fotokopisi üzerine "...'dan alacağımız ve borcumuz yoktur" yazdığını ve imzaladığını belirterek bu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, davacı tarafından sunulan belgenin borcun ödendiğini gösterdiği, bu durumda ispat yükünün senetten dolayı davacının borçlu olduğunu iddia eden davalıya düştüğü, (Konya BAM 6.Hukuk Dairesi 2022/46 E. 2022/500 K.) davacıya usulüne uygun yaptırılan yeminde dikkate alınarak, davacının icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olmadığına karar verilmiş ve şartları oluşmayan icra inkar tazminat talebi ile salt olarak kötü niyetli hareket edildiği dosya kapsamında ispatlanamamış olduğundan kötüniyet tazminat talepleri kabul edilmeksizin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile; Konya .. İcra Müdürlüğünün ... esas nolu dosyasında takibi yapılan, 30.12.2017 ödeme tarihli düzenleyeni ..., lehtarı salih küçükkıvanç olan 105.000 TL bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından davacının ve davalının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; esas olanın senedin ibrazında ödenmesi gerektiğini, ödeme olgusunu senet ibrazında yapmayan borçlunun ödemeyi usule uygun belgelerle ispat etmesi gerektiğini, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, karşı tarafın ileri sürdüğü ibra sözleşmesinin tarihi belli olmadığı gibi ıslak imzaların senet suretini kapsayacak bir biçimde atılmadığını, ilgili belge her zaman beyaz kağıdın altına senet sureti fotokopi çekilerek elde edilebilecek bir belge olduğundan ibranın bu senede ilişkin olduğunun ispata elverişli olmadığı gibi söz konusu senedin ödendiğine ilişkin bir delil olduğunun da kabul edilemeyeceğini, ibranın bütün kapsamlarıyla kesin olarak belirlenmesi gerektiğini, tarihi bulunmayan, neye istinaden olduğu belli olmayan bir ibranın dar yorumlanacağını, bu nedenle ibra belgesi olarak ileri sürülen bono fotokopisine açıkça ve kesin olarak itiraz ettiklerini, taraflar arasında bahsi geçen ibranamenin geçerli bir ibraname olmadığını, ispat yükünü üzerlerine almadıklarını ısrarla belirterek, davacının davasını net ve kesin bir ibraname ile ispat edemediği için reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla kararın kaldırılarak HMK m.353/1-b.2 uyarınca davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklindedir.

Menfi tespit davasında da anılan Yasa hükümlerindeki ispat yüküne ilişkin kuralın uygulanması gerekir. Buna göre, menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davalıya düşer. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3521 Esas 2019/1844 Karar sayılı ilamı).

Somut olayda; davaya konu Konya ..İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasındaki alacağa dayanak gösterilen senede karşılık davacı tarafın ödeme iddiasında bulunduğu, bu hususta davalının ıslak imzalı "...'dan alacağımız ve borcumuz yoktur" ibaresini taşıyan bononun renkli fotokopisini dosyaya sunduğu, sunulan belgenin talebe konu bonodan dolayı ibra edildiği, ibraz edilen belgeye rağmen davacının ibra edilmediği konusunda davacıya teklif edilen yeminin davacı tarafça eda edildiği anlaşılmakla; ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne yönelik delilleri taktir ve değerlendirmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle davalının istinaf talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,

2.Alınması gereken 7.172,55 TL harçtan peşin alınan 1.793,14 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.379,41‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

3.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

4.İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

6.Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 31/01/2024 tarihinde oy çokluğuyla HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.

Başkan

(e-imzalıdır)

Üye

(e-imzalıdır)

(Muhalif)

Üye

(e-imzalıdır)

Katip 1

(e-imzalıdır)

MUHALEFET ŞERHİ: 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesine göre senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve def'inin yazılı delille kanıtlanmasının zorunlu olduğu, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 29/02/2016 tarih 2015/14959 esas 2016/3329 karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi takibe dayanak yapılan senedin alacaklının elinde bulunmasının, borcun ödenmediğine karine teşkil ettiği, her ne kadar davacı davalının senet fotokopisi üzerine alacağının bulunmadığını yazdığını beyan etmiş ise de bu ibranamede tarihin bulunmadığı, davacının senedin ibraname kapsamında kalıp kalmadığının yazılı delille ispat edemediği, açıkça yemin deliline de dayanmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden davalının istinaf başvuru talebinin kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince davanın reddine şeklinde yeniden hüküm kurulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Üye

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.