Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

KARAR TARİHİ: 25/01/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 11/09/2020
DAVANIN KONUSU: Tazminat

GEREKÇELİ KARAR

YAZIM TARİHİ : 25/01/2024

İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili, müvekkilinin 8.000 m2 kapalı alanda 150 adet dokuma makinesiyle tekstil alanında faaliyet gösteren gerçek kişi tacir olduğunu, davalı banka ile müvekkilinin 08.02.2017 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, bu kredi sözleşmesinden doğan ödemeleri müvekkilinin Denizli ... Bankası ... Şubesi'nde bulunan ... numaralı hesabına yatırdığını, müvekkilinin şu ana kadar herhangi bir kredi faiz komisyon masraf ödemesini geciktirmediğini, buna rağmen davalı bankanın 28.02.2018 tarihinde 8.574,00 TL ödenmemiş gecikme borcu olduğundan bahisle Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'ne bildirimde bulunduğunu, müvekkilinin kara listeye alındığını, bu olayı müvekkilinin diğer bankalarda kredi görüşmeleri sırasında öğrendiğini, müvekkilinin durumu öğrenir öğrenmez ... Bankası ... Şubesi'ne gittiğini, banka yetkililerinin müvekkiline ödenmemiş borcunun olmadığını, sistemsel bir hata nedeniyle bildirimde bulunduklarını söyleyerek buna ilişkin evrakı müvekkiline verdiklerini, müvekkilinin bankadan herhangi bir borcu olmadığına dair yazı aldığını, çalıştığı diğer banklara borcu olmadığına dair yazıları gösterdiği halde risk merkezinde bulunan kayıt nedeniyle müvekkiliyle kredi çalışması yapamayacaklarını ifade ettiklerini, müvekkilinin verdiği çeklerin takas için bankaya götürüldüğünde riskli müşteri olduğundan çeklerin takasa kabul edilmediğini, davalı bankanın müvekkilinin uğradığı manevi zararı hakkaniyet ilkesi gereğince gidermekle yükümlü olduğunu beyan ederek 50.000,00 TL manevi tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davalı vekili, mahkemenin görevli olmadığını, manevi tazminat talebinin koşullarının oluşmadığını, müvekkili bankanın haksız bir eylemi bulunmadığını, müvekkili bankanın eylemi nedeniyle davacının manevi zarara uğramadığını, davacının zarara uğradığına dair delil sunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacının davalı bankanın hatalı risk bildirimine göre 1 gün risk kaydının olduğu, davacının manevi zarara uğradığı, risk kaydının sistemde kaldığı süre göz önüne alınarak takdiren 1.000,00 TL manevi tazminata hükmedilerek; karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10. maddesinde manevi tazminat davalarında avukatlık ücretinin, hüküm altına alınan miktar üzerinden tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği gerekçesiyle davalı lehine 1.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı ve katılma yoluyla davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin iş çevrelerinde tanınan saygın bir tüccar olduğunu, bankalar nezdinde yüksek kredibilitesi bulunduğunu, 2019 yılı itibariyle 69.434.039,95 TL ciroya sahip olduğunu, 2020 yılı cirosusun ise yaklaşık 90.000.000,00 TL olmasının beklendiğini, başta İtalya olmak üzere Fransa, Belçika, Almanya, İngiltere gibi ülkelere ihracat yaptığını, hiçbir kabahatleri olmadığı halde bankanın haksız eylemi yüzünden tüm itibarlarının yerle bir olduğunu, bunun giderilmesi için açılan davada 1.000,00 - 1.500,00 TL masraf yaptıklarını, müvekkilinin sosyal ve ekonomik koşulu, davalının kusurunun ağırlığı nazara alındığında, borçlarını günü gününe düzenli ödeyen müvekkili lehine 1.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Katılma yoluyla davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi kök ve ek raporu ile davacının zararının tespit edilemediği yönünde görüş bildirilmesine rağmen davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davacının ispat yükünü yerine getiremediğini, müvekkili bankanın haksız bir eyleminin bulunmadığını, davacı tarafından da delil olarak dayanılan Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'nin 03/04/2018 tarihli raporuna göre, davacının riskli kişi konumunda olmayıp hakkında olumsuz, kötü, negatif bir kaydın bulunmadığını, dava konusu olayın gerçekleşmesi sonrasında davacı şirketin yaptığı kredi başvurularına hiçbir olumsuz yanıt verilmediğini, tam aksine aynı kredi notu ve limiti esas alınarak kredi başvurularının olumlu sonuçlandırıldığını, davacının bankalar tarafından kredi talebi reddedilmiş ise bu hususun ancak o bankanın kredi değerlendirme süreci ile ilgili olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

Dava, manevi tazminat istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,

HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, benzer uyuşmazlıkta Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/01/2019 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere tüzel kişilerin de manevi tazminat hakkı olmasına, davalı bankanın Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'ne hatalı bildirimde bulunarak hatalı bildirim nedeniyle davacı şirketin manevi zarara uğramasına, hatalı bildirimin sistemde kalış süresine göre takdir edilen manevi tazminat miktarının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı ve katılma yoluyla davalı vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı ve katılma yoluyla davalı vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,

3.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcının peşin yatırılan 759,68 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 332,08 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı tarafa ilk derece mahkemesince İADESİNE,

4.Tarafların istinaf başvurusu nedeniyle yaptıkları yargılama masraflarının kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA,

5.Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,

6.İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

7.Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.