Esas No
E. 2021/5025
Karar No
K. 2024/798
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Uyuşturucu

10. Ceza Dairesi         2021/5025 E.  ,  2024/798 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2016/86 E., 2016/62 K.
SUÇ: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM: Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. Sanık hakkında, Edremit Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 24.06.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.

B. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine Edremit Cumhuriyet Başsavcılığının 03.02.2016 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile dördüncü fıkrası (a) bendi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

C. Edremit 2.

Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2016 tarihli ve 2016/86 Esas, 2016/62 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile dördüncü fıkrası (a) bendi delaleti ile kovuşturma yapılamayacağından sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 ncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşürülmesine ve kovuşturmanın ertelenmesi kararının yeniden ele alınması için karar kesinleştiğinde Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, tensiben karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Cumhuriyet savcısı "Soruşturma aşamasında ... hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararının verildiği, verilen bu kararın usulüne uygun olarak kesinleştiği, ... hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması için evrakın Burhaniye Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne gönderildiği, Burhaniye Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından ...'e tebligat çıkartılarak 10 gün içerisinde Burhaniye Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne müracaat etmesinin istendiği, süresi içerisinde mazereti olmaksızın müracaat etmez ise yükümlülük ihlali olarak değerlendirileceğinin de bu ihtaratta bildirildiği, bu tedbire müracaat ihtarının sanığa usulüne uygun tebliğ edildiği, bu tebligata rağmen gelmeyen şüphelinin denetim tedbirine baştan reddettiği, ısrar şartının eğer denetim tedbirine başlamış ise aranması gerektiği, başlanan denetim tedbiri sırasında uygulanan tedbirlere müracaat etmeyen şüpheli hakkında ısrar şartının aranması gerekirken kendisi hakkında uygulanacak denetim tedbirini baştan kabul etmeyen sanık hakkında ısrar şartının aranmaması gerektiği " nedenleriyle temyiz talebinde bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR "Edremit C.Başsavcılığı 03.02.2016 tarih ve 2016/376

Esas sayılı iddianamesiyle, sanığın olay tarihinde Edremit İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlileri tarafından durdurularak kimlik kontrolü yapıldığı, bu sırada sanığa üzerinde herhangi bir suç eşyası bulunup bulunmadığının sorulduğu, bu soru üzerine sanığın üzerinde bulunan 6 fişek halindeki uyuşturucu maddeyi kolluk görevlilerine kendi rızası ile teslim ettiği ve sanık hakkında üzerine atılı suçtan soruşturmaya başlanıldığı, sanığın alınan savunmasında, kendisinin uyuşturucu madde kullanıcısı olduğunu, suça konu maddeleri kullanmak için satın aldığını beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul ettiği, sanığın vücudundan kan ve idrar örneklerinin alındığı, alınan örnekler üzerinde Bursa Adli Tıp Grup Başkanlığında yaptırılan incelemede, sanık ...'in kanında risperidone ve guetiapnie maddesi bulunduğu, ayrıca sanık ...'den ele geçirilen maddeler üzerinde gerekli kriminal incelemenin yapıldığı, yapılan inceleme neticesinde, sanıkta ele geçirilen maddelerin sentetik kannabinoid grubu uyuşturucu maddelerden ADB-FUBINACA ihtiva eden madde olduğu ve bu maddelerin ise Bakanlar Kurulu kararı ile 2313 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca uyuşturucu madde kabul edilen maddelerden olduğunun rapor edildiği, gerek sanığın ikrarı gerekse sanık ...'in üzerinde uyuşturucu madde bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduğu" gerekçesiyle sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;

1.Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;

a)Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemişse, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca davanın düşmesine ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı veren ilgili mahkemeye ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,

b)Sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise; bu suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanık hakkında 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde gösterilen dava açma şartlarının gerçekleştiğinin sabit görülmesi halinde yargılamaya devam olunarak, suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü çerçevesinde ceza miktarı belirlenerek karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,

2.7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata aynı Kanun'un 23 üncü maddesinin bir ila sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiğinin gözetilmesi gerektiği;

Sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, 24.06.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının ve bu erteleme kararının sanığa usulüne uygun tebliğ edildiğine dair belgenin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) sisteminde denetime açık bir şekilde bulundurulmadığı, dosyada bulunan onaysız PTT sorgulama çıktısında tebligatın hangi adrese çıkarıldığının belirtilmediği ve sadece 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin gereği muhtara teslim edildiğinin yazılı olduğu, sanığın da savunmasında tebligattan haberinin olmadığını belirttiği, dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğu ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerektiği, kaldı ki Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının tebliği üzerine yükümlünün başvurmaması nedeniyle ikinci bir uyarı yapılmaksızın denetimli serbestlik dosyasının kapatıldığı, denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlamak üzere çıkarılan ilk uyarılı başvuru davetiyesinin tebliği üzerine, müracaatta bulunmayan sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için; "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması gerekirken kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun da sağlanmadığı, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine, yargılamaya devam edilerek kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Edremit 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2016 tarihli ve 2016/86 Esas, 2016/62 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.01.2024 tarihinde karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku - Uyuşturucu 2313 sayılı Kanun 5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanunu 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanunu 7201 sayılı Kanun 7201 sayılı Tebligat Kanunu 5237 sayılı Kanun 5560 sayılı Kanun 7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanunu 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanunu 5271 sayılı Kanun 6545 sayılı Kanun
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.