Esas No
E. 2022/11400
Karar No
K. 2024/51
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

11. Ceza Dairesi         2022/11400 E.  ,  2024/51 K.

"İçtihat Metni"K A N U N Y A R A R I N A

B O Z M A

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2022/105 Değişik İş
SUÇ: Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

İNCELEME KONUSU

KARAR: İtirazın reddi kararı

KANUN YARARINA

BOZMA YOLUNA

BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.12.2021 tarihli ve 2011/54 Esas, 2019/42 Karar sayılı ek kararlarına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.02.2022 tarihli ve 2022/105 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 01.02.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27.10.2022 tarihli ve 2022/13440 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2022 tarihli ve KYB-2022/136846 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2022 tarihli ve KYB-2022/136846 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1, 158/1-e, 43/1 (iki kez), 62 (iki kez) ve 52/2. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis, 5 yıl hapis ve 375.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık ...'nun aynı suçlardan anılan Kanun'un 204/1, 158/1-e, 43/1(iki kez), 168/1, 62 (iki kez) ve 52/2. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis, 1 yıl 5 ay 15 gün hapis ve 75.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin 19/06/2019 tarihli ve 2011/54 esas, 2019/42 sayılı kararının ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 13/07/2021 tarihli ve 2019/4515 esas, 2021/2752 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteakip, hükümlüler müdafiisi Avukat ...tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi taleplerinin reddine ilişkin Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin 31/12/2021 tarihli ve 2011/54 esas, 2019/42 sayılı ek kararlarına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/02/2022 tarihli ve 2022/105 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

Hükümlü Feride Çalşimşek müdafii tarafından 16/02/2022 tarihli dilekçe ile Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin 19/06/2019 tarihli ve 2011/54 esas, 2019/42 sayılı kararına karşı kanun yararına bozma talep olunmakla, anılan kararın sanık yönünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 13/07/2021 tarihli ve 2019/4515 esas, 2021/2752 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilerek kesinleşmiş bulunması karşısında kanun yararına bozma incelemesine konu edilmesine kanunî imkân bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede,

Dosya kapsamına göre, hükümlüler müdafii tarafından sunulan 25/11/2021 tarihli yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçelerde, sanık ...'ın %100 engelli olduğuna ilişkin raporun dosyaya alınmasının yeni delil olarak nitelendirilmesi gerektiği, sanık ... yönünden ise tanık beyanlarında yer alan ve aleyhe olan çelişkinin dosyada dinlenmeyen tanıkların dinlenmesi yoluyla giderilebileceğinin belirtildiğinin anlaşılması karşısında, dilekçelerde yer alan hususların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311/1-e maddesinde yer alan, “Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa” şeklindeki düzenleme uyarınca, kesinleşen hükümden sonra ortaya çıkan hususlar olduğu, yargılamanın yenilenmesi talebinde belirtilen iddiaların diğer deliller ile birlikte değerlendirildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 311/1-e maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi sebebi olabileceği nazara alınarak, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olduğuna karar verildikten sonra sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1.Şebinkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.10.2011 tarihli ve 2011/280 Esas sayılı iddianamesi ile hükümlü ... hakkında, "...Şebinkarahisar İlçe merkezinde faaliyet gösteren İpekyolu Eczanesinin sahibinin ... olduğu, trafik kazası sonucu felç geçirmesi üzerine adı geçen eczanenin noter vekaletnamesine istinaden fiilen mesul müdür şüpheli Erhan Karabıyık tarafından işletildiği, sahte reçetelere ilişkin haksız ödeme aldıkları, eczanenin asıl sahibi olan ...'ın kaşe ve imzasının tüm sahte reçetelerin arkasında bulunduğu, sahte reçetelerin şüpheli ...'ın onayından geçerek faturaya bağlandığı, eylemi diğer sanıklarla beraber gerçekleştirdiği..." denilmek suretiyle, hükümlü ... hakkında ise; "...Şebinkarahisar İlçe merkezinde faaliyet gösteren ...Eczanesinin sahibinin ... olduğu, eczanenin genel olarak kalfa...tarafından idare edildiği, sahte reçetelere ilişkin haksız ödeme aldıkları, iştirak halinde atılı suçları işledikleri..." iddiasıyla resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

2.Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.06.2019 tarihli ve 2011/54 Esas, 2019/42 Karar sayılı kararı ile; "...her ne kadar sanık ... kaza geçirdiği için fiilen eczanenin yetkisinin sanık Erhan Karabıyık da olduğunu savunmuş ise de; sanık savunmasında tüm sahte reçeteleri kendi onayından geçerek faturaya bağlandığını ikrar ettiği, yine sanık ...'ın evinde yapılan aramada ele geçen doktor kaşeleri ve küpürü kesilmiş ilaçlar göz önüne alındığında doktor kaşelerinin sahte reçetelerin düzenlenmesinde kullanılmış olabileceği, yine küpürü kesilmiş ilaçlara ilişkin olarak sanık her ne kadar sahipleri tarafından alınmayan unutulmuş olan ilaçlar olduğunu söylemişse de savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sahte reçetelerle ilgili olarak düzenlenen tüm ödeme emirlerine istinaden mesul müdür olarak noter vekaletnamesine dayanarak sanık...ın tasarruf yetkisi ile hesaptan para çektiği, 2-3 senelik periyot içerisinde bir çok sahte reçete ile ilgili işlem yaptıkları, üzerine atılı atılı kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği, sanık ...'nun soruşturma aşamasındaki savunmasında tevil yollu ikrarda bulunduğu, kovuşturma aşamasında alınan savunmasında ise soruşturma aşamasındaki beyanından dönerek sanık Nuri'ye komisyon vermediğini, sanık Nuri'ye bir kaç kez borç para verdiğini, sahte reçetelerden haberi olmadığını savunmuş ise de olayın hemen akabinde alınan tevil yollu savunması karşısında kendisini suçtan kurtarmaya yönelik bu savunmasına itibar edilmediği... gerekçesiyle resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü, 62 nci, 52 nci ve 168 inci maddeleri uyarınca hükümlülerinden ...'ın 3 yıl 9 ay ve 5 yıl hapis cezaları ile 375.000,00 TL adli para cezası, hükümlülerinden ...'nun ise 3 yıl 1 ay 15 gün ve 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezaları ile 75.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

3.... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.07.2021 tarihli ve 2019/4515 Esas, 2021/2752 Karar sayılı kararı ile; "...dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye, Hakimler Kurulu'nun takdirine göre suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı; eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanunda düzenlenen kurallara uygun şekilde belirlenerek bireyselleştirildiği, yasal ve takdiri artırıcı ve indirici nedenlerin gözetildiği anlaşıldığından katılan vekili, sanıklar ve müdafilerinin diğer istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, kendisini vekille temsil ettiren katılan kurum lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı olup, istinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin istinaf itirazları bu nedenle yerinde ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5271 sayılı Kanunun 303/1.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasına "Katılan kurum kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 5.450 TL maktu vekalet ücretinin sanıklardan alınarak katılana verilmesine..." cümlesinin eklenmesi suretiyle mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

4.Hükümlüler müdafiinin 26.11.2021 havale tarihli dilekçeleri ile; "...... hakkındaki özel durumlar dikkate alınmadan, bu durumlar göz ardı edilerek karar verildiği, dosya incelendiğinde de net bir şekilde görüleceği üzere, hükümlünün isnat edilen suç ve suçun unsurlarını oluşturacak herhangi bir fiili harekette bulunmadığı, hükümlünün suç tarihinden önce trafik kazası geçirdiği ve bu kaza nedeniyle, %100 engelli durumda olduğu, hükümlünün suç tarihinde fiili olarak bir iradesinin bulunmadığı, kasten suç işleyebilmesinin kabulünün mümkün olmadığı, tüm dosya incelendiğinde de net bir şekilde görüneceği üzere kastının bulunmadığı, vekaletname ile eczanenin tüm işleyişini ve idari yönetimini dosyada sanık sıfatı ile yer alan Erhan KARABIYIK isimli kişiye bıraktığı, bu durumun gerek dosyada bulunan vekaletname ile gerekse tüm tanık beyanları ile ispatlandığı, tüm sahte reçetelerin hükümlünün onayından geçtiği hususunun gerçeği yansıtmadığı, alınan bilirkişi raporlarında da bu hususun aydınlığa kavuşturulduğu, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiği, ... yönünden ise; hükümlünün eczanenin fiili işleyişini resmi olarak olmasa da kalfası Kemal ÇİLEK'e devrettiği, bu konu ile ilgili gerek dosya arasında bulunan tanık beyanları, gerekse somut deliller (savcılığın mütalaasındaki tespitler) mevcut olmasına rağmen, hatalı değerlendirme yapılarak cezalandırılmasına karar verildiği, suçun unsurlarının mevcut olmadığı, reçetelerde hiçbir şekilde yazısının ve imzasının olmadığının gelen bilirkişi raporlarında tespit edildiği, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiği,..." denilerek kanun yararına bozma talebinde bulunulmuştur.

5.Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.12.2021 tarihli ve 2011/54 Esas, 2019/42 Karar sayılı ek kararları ile "...istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen hükme ilişkin kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, başvurunun mahallinde sonuçlandırılması amacıyla yargılamanın yenilenmesi talebi olarak değerlendirilmesi gerekmiştir, denilerek; dilekçelerin, 5271 sayılı CMK'nın 311/1-a, b, c, d, e ve f bentlerinde düzenlenen yargılanmanın yenilenmesini gerektirir hal ve sebeplere dayanmadığı, somut bir delil ihtiva etmediği, soyut beyanlar içerdiği anlaşıldığından, bu haliyle yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal bir neden ve bunu doğrulayacak delil içermeyen yargılanmanın yenilenmesi istemlerinin kabule değer görülmediğinden reddine..." karar verilmiştir.

6.Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.02.2022 tarihli ve 2022/105 Değişik İş sayılı kararı ile Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.12.2021 tarihli ve 2011/54 Esas, 2019/42 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine karar verilmiştir.

7.5271 sayılı Kanun'un "hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava; "yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa." hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. hükmü yer almaktadır.

8.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.2023 tarihli ve 2022/11-574 Esas, 2023/272 Karar sayılı ilamında; "...yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hâkimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi hâlinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkân sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür. Yargılamanın yenilenmesi, mutlaka istek üzerine yapılabilecek, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal sonucu olarak mahkemece re'sen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi mümkün olmayacaktır. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü de yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyecektir. Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulmasına ilişkin yenileme nedeni CMK'nın 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenmiştir. Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için yeni olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın yeni olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da yeni sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda önemli de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller ile birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılıcak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur. Buna göre, yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen ve hüküm verilirken göz önüne alınan, temyiz aşamasında da Özel Dairece incelenip değerlendirilen bir delile ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmak mümkün olmadığı gibi bu tür nedenlere dayalı olarak yapılan taleplerin de kabul edilmemesi gerekmektedir. Bu nedenle, gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda,

CMK'nın 318. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir... " denilmektedir.

9.Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.12.2021 tarihli ve 2011/54 Esas, 2019/42 Karar sayılı ek kararları ile kanun yararına bozma taleplerinin, yargılamanın yenilenmesi mahiyetinde değerlendirilerek reddine karar verilmesini müteakip, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2022 tarihli ve KYB-2022/136846 sayılı Tebliğnamesi ile; "...yargılamanın yenilenmesi talebinde belirtilen iddiaların diğer deliller ile birlikte değerlendirildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 311/1-e maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi sebebi olabileceği nazara alınarak, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olduğuna karar verildikten sonra sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesinin gerektiğinden..." bahisle, itirazın reddine dair merci kararının kanun yararına bozulması talep olunmuş ise de; yargılamanın yenilenmesi talebini konu alan dilekçelerde belirtilen hususların, yargılama sırasında alınan savunmalarda da dile getirilen ve mahkemece kabul edilmeyen hususlara ilişkin olduğu, bu doğrultuda yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen, hüküm verilirken göz önüne alınan ve istinaf aşamasında da değerlendirilen olaylara ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmanın mümkün olmadığı; yargılamanın yenilenmesi kurumu, kesin hükme karşı öngörülen olağanüstü yasa yolları arasında yer aldığından, bu yola başvurulabilmesi için ortaya konulan gerekçelerin, yeniden yargılamaya başlanmasını gerektirecek nitelik, önem ve ciddiyete sahip olmasının gerektiği, dosya kapsamına ve ileri sürülen hususlara göre 5271 sayılı Kanun'un 311 inci maddesinde sınırlı olarak sayılan sebeplerden herhangi birisinin gerçekleşmediği anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemindeki düşünce yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.01.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.