Esas No
E. 2020/272
Karar No
K. 2024/6
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İSTANBUL

2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2020/272
KARAR NO: 2024/6
DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/08/2020
KARAR TARİHİ: 09/01/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Dava dilekçesi : davacı vekilinin mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacının gerek ülkemizde gerekse dünyanın birçok ülkesinde tanınan ... no'lu ..., ... no.lu ... ve ... no.lu ... markalarını ülkemizde tescil ettirdiğini, bu markalar ile ticari hayatını sürdürdüğünü, davalıya ait ... tescil numaralı "...” ibareli markanın ... sınıftaki malları kapsadığını, davacı adına tescilli ... ibareli markaların ise...sınıflarda tescilli olduğunu, davacı adına tescilli markalardan ilkinin 28/05/2009 tarihinde müracaat edilen ... numaralı ... ibareli, diğerleri ise 14/042016 ve 11/07/2016 tarihinde müracaat edilen yine ... ibareli markalar olduğunu, davacının bu markalarını gerekçe göstererek davalının dava konusu markasının yayınına itiraz etmiş ise de YİDK tarafından bu itirazın kabul edilmediğini, davalı adına tescil edilen ve hükümsüzlüğü istenen markanın davacının başvuru tarihinden sonra başvurusu yapılmış bir marka olduğunu, davacının marka üzerinde öncelik hakkına sahip olduğunu, hem davacı adına kayıtlı markaların hem de davalı adına kayıtlı markaların esas unsurunun ... ibaresi olduğunu, piyasada ürünü sattıran, ürünü tanıtan ibarenin ... ibaresi olduğunu, tüketicinin ürünü ... ibaresinden dolayı tercih ettiğini, davacının markaların ... esas unsuru önde olmak üzere tescil edildiğini, bu anlamda davalı markaları ile davacı markalarının ayırt edilmeyecek derecede benzer olduğunu, tüketici nezdinde de karıştırılma ihtimalinin olduğunun görüleceğini, davalının dava konusu marka müracaatında Arapça karakter ve logo kullanarak TPMK sistemini yanıltmayı başardığını, davalının bu anlamda kötü niyetli olduğunu, ... ibaresini sadece Arapların anlayabildiğini, her iki tarafın da tüketici kitlesini Arapların oluşturduğunu, markayı davacının markalarının devamı zannederek tercih ettiklerini, karıştırılma ihtimalinin ortaya çıktığını, birbirine bağlılık prensibi uyarınca SMK m. 6/1'de belirlenen unsurlardan herhangi birisinin zayıf, diğerinin daha kuvvetli olarak mevcut olması halinde de karıştırılma ihtimalinin mevcut olabileceğinin kabul edildiğini, dava konusu markaların, davacının gerek tescilli markaları ile gerekse de 2016 yılından beri kullandığı diğer markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davacının “...” şeklindeki markayı yoğun olarak kullandığını, davacının bu anlamda hem tescil tarih itibari ile hem de kullanarak marka üzerinde davalıya göre öncelik hakkı sahibi olduğunu, davalının davacının emek ve yıllarını verdiği markayı kullanarak bu markanın tanınmışlığından faydalanılmak suretiyle haksız kazanç elde ettiğini, davacının tescilinin kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın hükümsüz kılınmaması halinde haksız rekabet oluşacağı ifade edilerek; davalı adına tescilli ...numaralı "...” şeklindeki markanın hükümsüzlüğüne karar verilerek TPMK sicilinden terkini, dava bitinceye kadar devrinin önlenmesi için kaydına ihtiyati tedbir konulması talep etmiştir.

Cevap dilekçesi: Davalıya usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğ edildiği, davalının cevap dilekçesi sunmadığı HMK gereğince davayı inkar ettiği anlaşılmıştır. Deliller: TPMK: ... adına ..., ..., ..., ... ve ... adına ... sayıyla kayıtlı markalara ilişkin, kullandığı ürün ve hizmet listesini ve tescil belgesindeki bilgilerin aynısını içerir onaylı renkli sicil kayıtları dosya arasına alınmış olup, markaların geçerliliklerini korudukları bildirilmiştir. TPMK: ... adına ... sayıyla tescilli marka kaydına ilişkin, sahibin adres ve TC kimlik numarasını (...) içerir başvuru evrakı dosya arasına alınmış olup, bahsi geçen markanın tescili sahibi adına geçerliliğini sürdürdüğü bildirilmiştir.

Bilirkişi Raporu:

Bilirkişi raporunda;" Davacının marka tescillerinin davalının marka tesciline kıyasen öncelik taşıdığı; ortalama tüketiciye karşılık gelen toplumun Arapça bilmeyen kesimi açısından taraf markaları arasında SMK m.6/İ uyarınca “görsel” ve “özellikle alfabe farkından ötürü kavramsal” yönlerden açık bir ayrışmanın bulunduğu ve bu farklılığın karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığı; Davacının markalarındaki “...” (...) kelime unsurunun hem anlam ve hem de görsel olarak Türkiye'de, alıcı tanımasa dahi, malı veya hizmeti davacıya bağlamaktan ve malın veya hizmetin o davacıya ait olduğunu alıcıya anlatmaktan, yani ayırt ediciliği sağlamaktan uzak olduğu; özetle, ürünün işletmesel kökenini ifade etmediği; Bu bağlamda Arapça bilen ortalama tüketici açısından da davacı markalarının ancak SMK m. 5/£.1/(d) kapsamında zayıf marka statüsünde olduğu; salt bu markalardaki SMK m.5/f.1/d hükmüne tabi olan “...” (...) kelimesine odaklanılarak markasal bir mutlak hak iddiasında bulunulamayacağı; bu gerekçe ile davacının davalı tarafından gerçekleştirilen sonraki tescile katlanması gerektiği; Davalının dava konusu “...” kelime unsurlu markası ile davacının “...” ibaresini içeren markaları arasında salt “kelime unsuru” temel alındığında kismen işitsel ve kavramsal bir benzerliğin ortaya çıktığı; ancak bu kelime unsurlarının SMK m.5/1/d uyarınca ortaklaşa kullanılan ve tek başlarına ayırt ediciliği bulunmayan “...” ve “...” ifadelerine karşılık gelmelerinden ötürü, taraf markalarının bir bütün halinde kıyaslanarak, görsel ve bütünü oluşturan tüm unsurlar bir arada değerlendirildiğinde, markalar arasındaki görsel ve şekli unsurlardaki (yazı dili, yazı rengi, yazı karakteri, arka fon, logo tasarımı, ekleme yapılan şekil unsurları ve diğer görsel unsurlardaki) açık ayrışmanın özellikle belirleyici olması gerektiği; zira ayırt ediciliği olmayan kelime unsurlarının karıştırılma ihtimali incelemesine etki edemeyeceği; Davalının dava konusu “...” (...) kelime unsurlu markası ile davacının “...” (...) ibaresini içeren markalarındaki “...” kelimesinin ürünün ortalama tüketicisinin zihninde, işareti gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden bu işaretin SMK m.5/f.1/d uyarınca ilgili sektörde ortaklaşa kullanılan bir ibareye karşılık geldiği fikrini canlandıracağı Davacının “...” ibaresini içeren markalarının ... şeklinde, davalının... (...) markasının ise (raporda belirtilen logo) şeklinde tescilli olduğu tekrar dikkate alındığında görsel unsurlardaki açık ayrışmanın, ayırt edici olmayan (tek başlarına SMK m.5/1/d hükmüne tabi olan) kelime unsurundaki benzeşmeye bariz biçimde üstün gelmesinden ötürü, taraf markaları arasında SMK m.6/1 uyarınca benzerlik bulunmadığı; Davalı markası açısından SMK m.6/1 kapsamınd'a hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı; Taraf markaları arasında SMK m. 6/f.1 açısından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı" sonuç ve kanaatlerini bildirmiştir.

Dava ve uyuşmazlık : Taraflar arasındaki uyuşmazlık TPMK nezdinde davalı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı "...” ibareli markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğine ilişkindir.

Davacı taraf ...,... ve ... tescil numaralı "..." ibareli markalarının bulunduğunu, davalı adına tescil edilen markanın daha önce tescil edilen markalar ile benzer nitelikte olduğunu, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu belirterek davanın kabulünü savunmuştur. Davalı ise davanın reddini savunmuştur.

Gerekçe:

Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; TPMK nezdinde davacı adına tescilli bulunan...,... ve ...tescil numaralı "..." ibareli markalarının bulunduğu, davalı adına ise... tescil numaralı "..." ibareli markanın bulunduğu, davacının marka tescillerinin davalının marka tescilinden önce olduğu, tarafların markaları incelendiğinde davalı adına Tescilli markanın ... sınıflarında, davacı markalarının ise ...sınıflarda tescili olduğu, her iki tarafında markasında yer alan "..." ibaresinin arapça kökenli olduğu ve koku satıcısı, bahrat satıcısı anlamına geldiği, bu nedenle bu ibarenin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da bu görüşün benimsendiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda tarafların markalarının kavramsal, fonetik ve görsel olarak ayrıntılı bir şekilde irdelendiği, alınan raporun yeterli ve denetime elverişlki olması nedeniyle hükme esas alınması gerektiği, bu kapsamda taraf markaları arasında içerdikleri "..." ibaresi ve "..." ibaresi bakımından fonetik açıdan benzerlik bulunduğu görülmüş ise de; bu benzerliğin tek başına hükümsüzlük sebebi olmayacağı, markaların görsel açıdan birbirinden farklı olduğu, ayrıca davacının markasında yer alan "..." ibaresinin ayırt edicilik unsurunun yoğun olmadığı kanaatine varıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Açıklanan sebeplerle;

1.Davanın REDDİNE,

2.Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

3.Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, yatırılan 54,40 TL peşin harcın düşümü ile kalan 373,2‬0 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

4.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5.Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra, talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin ve davalı asilin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/01/2024

Katip

(e-imzalıdır)

Hakim

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.345/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.