Aramaya Dön

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2022/1229
Karar No
K. 2023/2278
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Vergi Hukuku

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/1229 E.  ,  2023/2278 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No: 2022/1229
Karar No: 2023/2278

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ

İSTEYEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği

VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davanın kısmen reddine ilişkin kısmının gerekçeli olarak onanması, dava konusu işlemin kısmen iptaline ilişkin kısmının bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 10/12/2019 tarih ve E:2019/1672, K:2019/10040 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca davacı tarafından düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Şırnak ili, Cizre ilçesi, ... (...) köyünde ikamet etmekte iken yaşanan terör olayları nedeniyle göç eden ve 1992-2000 yıllarına ilişkin zararları tazmin edilen davacının, köye halen dönüş yapamadığından bahisle 2001 yılı ve sonrasına ilişkin devam eden zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle 26/07/2013 tarihinde yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonu kararının iptali istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi kararıyla; 5233 sayılı Kanuna, 5666 sayılı Kanun ile eklenen geçici 4. madde uyarınca, 19/07/1987 tarihi ile 5666 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 30/05/2007 tarihi arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1’inci, 3’üncü ve 4’üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle meydana gelen zararlar nedeniyle en son 30/05/2008 tarihine kadar başvuruda bulunulabileceği, diğer bir ifadeyle söz konusu başvuru süresine ilişkin kısıtlamanın sadece 30/05/2007 tarihinden önceki yıllara ilişkin zararları kapsadığı, 30/05/2007 tarihinden sonra malvarlığına ulaşamama nedeniyle meydana gelen zararlar için ise böyle bir kısıtlamanın bulunmadığı, bu duruma göre davanın 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin zararlar ile söz konusu tarihten sonrasına yönelik zararlar olarak iki kısımda irdelenmesi gerektiği; uyuşmazlığın, 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin olarak uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; davacının 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin olarak uğradığını iddia ettiği zararlar nedeniyle 5233 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi uyarınca en son 30/05/2008 tarihine kadar idareye başvuruda bulunması gerekirken, bu tarihten çok sonra 26/07/2013 tarihinde yapılan başvurunun süresinde olmadığı, anılan başvurunun 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin kısmının reddine ilişkin dava konusu zımni ret işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı; uyuşmazlığın, 30/05/2007 tarihinden sonraki dönemde uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden yapılan incelemede ise; söz konusu döneme ilişkin olarak malvarlığına ulaşamamadan kaynaklı zararlar açısından, anılan köyün girişe yasak bölge ilan edilip edilmediği, yerleşime açılıp açılmadığı, köyde ikamet eden veya etmek isteyen kişilerin güvenliklerinin sağlanıp sağlanmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması amacıyla E:… sayılı dava dosyasında yapılan 07/07/2014 tarihli ara kararına istinaden sunulan Şırnak İl Jandarma Komutanlığının … günlü, …/Pl.İşl. sayılı yazısı eki tutanakta özetle; 1994 yılı içerisinde ... köyü tüzel kişiliğinin kaldırılarak mezraları ile birlikte ... köyüne bağlandığı, ... köyü eski sakinlerinin bölgede yaşanan yoğun terör olayları nedeniyle 1991-1992 yılları içerisinde kendi istekleri ile köylerini boşalttıkları, 2000-2013 yılları arasında yerleşime açık olmadığı ve köye dönüş projesi kapsamında yerleşime açılmadığı, ... köyü ve mezlarının tamamının Cudi Dağı bölgesi içerisinde bulunduğu, terör örgütü mensuplarınca mayınlamaya karşı bölgeye ulaşımı sağlayan güvenlikli yolların yapılması, su, elektrik gibi alt yapının tamamlanması halinde bölgeye yerleşimin uygun olacağının belirtildiği, öte yandan; davalı idareden istenilen belgelerin incelenmesinden; Şırnak Valiliği Proje Koordinasyon Merkezi Köye Dönüş Bürosunun … tarihli, … sayılı yazısı ve eki listede ... (...) köyünün halen boş olan köyler arasında yer aldığı ve yerleşime uygun olmadığının belirtildiği, iş bu dava dosyasına 01/04/2014 tarihli ara kararı cevabı olarak gönderilen Cizre İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nün yazısı eki doğrudan gelir desteği ödemelerine ilişkin belgelerin incelenmesinden ise; ... köyünde arazileri bulunan bir kısım vatandaşlarımızın bu arazilerini ekip biçtikleri, yani malvarlıklarına ulaştıklarının anlaşıldığı, anılan yazının ve ara karara istinaden dosyaya sunulan diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, söz konusu köy/mezranın halen yerleşim açısından güvenli bir yer olmadığı, bölgede halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye atabilecek patlayıcı maddelerin bulunabileceğinin belirtildiği gibi ilçe tarım müdürlüğünce gönderilen belgelerden ise bir kısım arazilerin ekip biçildiğinin anlaşıldığı, bu nedenle davalı idarece, davacının tarımsal ürün alabileceği arazilerinin doğrudan gelir desteği ödemesi alan şahısların arazilerinin bulunduğu yerde olup olmadığının araştırılması, davacının arazisinin eğer bu yerde değilde güvenlik yönünden sakıncalı olan yerlerde bulunuyor ise 5233 sayılı Kanun uyarınca, davacının 30/05/2007 tarihinden başvuru yaptığı tarihe kadar olan malvarlığına ulaşamama nedeniyle uğradığı zararlarının (miras hissesi oranında) tazminine karar verilmesi gerekirken, söz konusu zararların tazmini istemiyle yapılan başvurunun tamamının inceleme ve araştırma yapılmaksızın zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu zımni ret işleminin, davacının 30/05/2007 tarihinden önceki döneme kadar olan zararlarının tazmini isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, 30/05/2007 tarihinden başvuru tarihine kadar olan dönemde oluşan zararların tazmini isteminin reddine ilişkin kısmının ise iptaline karar verilmiştir.

Daire kararının özeti: Davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; davanın kısmen reddine ilişkin kısmının, 5562 ve 5666 sayılı Kanunlar ile 5233 sayılı Kanuna eklenen geçici 3. ve geçici 4. maddelerin, 19/07/1987-27/07/2004 tarihleri arasındaki dönemde meydana gelen zararların sulh yoluyla tazmini istemiyle en son 30/05/2008 tarihine kadar idareye başvurulabilmesine olanak tanıdığı, bu haliyle 5233 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önceki döneme ilişkin zararların tazminine ilişkin başvuru süresinin uzatılmasına ilişkin olduğu, 19/07/1987-27/07/2004 tarihleri arasındaki dönemi 19/07/1987- 30/05/2007 şeklinde genişletmediği/değiştirmediği, İdare Mahkemesince, davacının 2001 yılı ile 27/07/2004 tarihi arasındaki dönemde uğradığını iddia ettiği zararın sulh yoluyla tazmini için 5666 sayılı Kanun uyarınca en son 30/05/2008 tarihine kadar, 27/07/2004 tarihi ile 30/05/2007 tarihi arasındaki dönem zararının 5233 sayılı Kanunun 6. maddesinde öngörülen süreler içinde idareye başvurulmadığı gerekçesiyle sözü edilen dönemlerde uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen reddi yolunda verilen kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle belirtilen gerekçe ile onanmasına, dava konusu işlemin kısmen iptaline ilişkin kısmının, davacının, malvarlığı zararlarının karşılanması amacıyla idareye yaptığı 26/07/2013 tarihli başvurunun, 30/05/2007 tarihinden idareye başvurduğu 26/07/2013 tarihine kadar olan dönemdeki zararının, başvuru tarihi olan 26/07/2013 tarihinden geriye doğru bir yıllık zararının 5233 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında kaldığı, davacının idareye başvurduğu tarihten en fazla bir yıl önceki tarihe, bir başka ifade ile 26/07/2012 tarihine kadar olan dönemdeki mal varlığına ulaşamama nedeniyle oluşan zararının tazminine karar verilebileceği, 30/05/2007-26/07/2012 dönem zararının ise davacının 5233 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen süre içerisinde (öğrenmeden itibaren altmış gün ve her halde bir yıl) bir başvurusu olmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu zımni ret işleminin 30/05/2007-26/07/2013 tarihli döneme ilişkin kısmının tamamının iptali yolunda verilen kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, bozma kararının hukuk güvenliği, eşitlik, hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkı ilkelerine aykırı olduğu, hakkaniyete ve içtihat birliğine uygun olmadığı, İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının gerekçeli ve düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 10/12/2019 tarih ve E:2019/1672, K:2019/10040 sayılı kararı kaldırılarak davalı idarenin temyiz istemi yeniden incelendi:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY :

Şırnak İli, Cizre ilçesi, ... (...) köyünde ikamet etmekte iken terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle yerleşim yerini terk etmek zorunda kaldığını iddia eden davacının, mal varlığına ulaşamamasından kaynaklanan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle yaptığı ilk başvurusu üzerine 1992-2000 yıllarına ilişkin zararları karşılanmıştır.

Davacı tarafından 26/07/2013 tarihinde yapılan başvuru ile köyün hala boş olduğu ve devam eden zararlarının bulunduğu ileri sürülerek 2001 yılı ve sonrasında oluşan zararlarının karşılanması istemiyle yapılan başvurunun davalı idare tarafından cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 2. maddesinin (d) bendinde; terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar, Kanunun kapsamı dışında tutulmuş, aynı Kanunun "Başvurunun süresi, şekli, incelenmesi ve sonuçlandırılması" başlıklı 6. maddesinde; "Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez. Bu Kanun kapsamındaki yaralanma ve engelli hâle gelme durumlarında, yaralının hastaneye kabulünden hastaneden çıkışına kadar geçen süre, başvuru süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaz." hükmüne yer verilmiş, 7. maddesinde ise; hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin malvarlıklarına, ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların, 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla idarece tazmin edileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Bakılan uyuşmazlıkla aynı konuda Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine verilen Anayasa Mahkemesinin 28/07/2022 tarih ve 2021/11655 Başvuru Numaralı kararında, "...Somut olayda zarar konusu olay başvurucunun mülküne ulaşmasına izin verilmemesidir. Mülke ulaşamama süregelen bir müdahale niteliğindedir. Diğer bir ifadeyle mülke erişimin kısıtlanması devam ettiği sürece başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale de varlığını koruyacaktır. Anlık müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahale tarihinden itibaren başlatılması makuldür. Buna karşılık süregelen müdahalelerde müdahale için spesifik ve tek bir tarihten söz edilemez. Süregelen müdahale -kesinti söz konusu olmadıkça- her an devam eden müdahaledir. Bu sebeple süregelen müdahalede zarar konusu olay için somut bir tarih belirlenemez (demir yolu hattından kaynaklanan titreşimler sebebiyle evde hasar oluşmasına ilişkin olarak yapılan benzer bir değerlendirme için bkz. Atay Elden, B. No: 2019/16301, 3/2/2022, § 53). Dolayısıyla bu tür müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerekir. " denilmektedir. Buna göre, süregelen müdahale (uyuşmazlık bakımından davacının mülküne ulaşmasına izin verilmemesi) ile bu müdahale nedeniyle uğranılan zarar kesintiye uğramadığı sürece, zararın tazminine yönelik başvuru için nihai bir tarih bulunduğundan söz edilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla, süregelen müdahaleler sonucu oluşan ve buna bağlı olarak süregelen nitelik arz eden zararlarda, 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin (60 gün - 1 yıl) uygulanması, ancak kesinti meydana gelmesi halinde mümkün olabilecek; başka bir anlatımla, müdahale ve zarar devam ettiği sürece başvuru süresinin geçirildiğinden bahisle süre aşımı söz konusu olmayacaktır.

Bu çerçevede yapılan inceleme neticesinde, davacı tarafından, mal varlığına ulaşamamasından kaynaklanan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle yaptığı ilk başvurusu üzerine 1992-2000 yıllarına ilişkin zararlarının karşılandığı, davalı idareye yapılan 26/07/2013 tarihli başvuru ile köyün hala boş olduğu ve devam eden zararlarının bulunduğu ileri sürülerek 2001 yılı ve sonrası için zararlarının da 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmininin istenildiği; dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, davacının mal varlığına ulaşamama durumunun başvuru tarihi itibarıyla devam ettiği, diğer bir ifadeyle davacının mülküne ulaşmasına izin verilmemesine yönelik müdahalenin kesintiye uğramadığı, dolayısıyla davacının talep ettiği zararın devam eden / süregelen zarar olduğu dikkate alındığında; söz konusu zararının tazminine yönelik başvurusunun süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, davanın kısmen reddi, dava konusu işlemin kısmen iptali yolunda verilen temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararında neticesi itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. İdare Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmı incelendiğinde; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde ise, bu Kanun'da hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda Kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış;

332.maddesinde, yargılama giderlerine, mahkemece kendiliğinden hükmedileceği yönünde düzenleme yapılmış;

326.maddesinde ise, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı kuralı getirilmiştir.

Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık ücreti” başlıklı 164. maddesinin 1. fıkrasında; avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği hükme bağlanmış, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Avukatlık ücretinin kapsadığı işler" başlıklı 2. maddesinde de Tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin ücretinin karşılığı olduğu belirtilmiştir.

Temyizen incelenen dosyada davalı idare vekilince süresinde savunma dilekçesi sunulmamış ise de, mahkeme tarafından yapılan ara kararına davalı idare vekilince cevap verildiğinden, yargılamaya katkısı açık olan davalı idare vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu durumda, temyize konu İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına "850,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine" ibaresinin eklenerek düzeltilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, kadastro çalışması tamamlanan yerlerde yapılmış ya da yapılacak keşiflerde, tespit edilen taşınmazların tapu kayıtlarının davacı taraftan isteneceği, tapu kayıtlarının bulunmaması halinde ise zilyetlik ve kadastro sonucu arasındaki farkın hangi sebeplerden kaynaklandığını açıklayıcı bilgi ve belgelerin (dava, belge, sözleşme vs.) davacı tarafından sunulması gerektiği, aksi takdirde keşifte tespit edilen tapusuz taşınmazların değerlendirilemeyeceği ve taşınmazlar için mükerrer ödemelerin söz konusu olamayacağı açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,

2.… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının dava konusu işlemin kısmen iptaline ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile düzeltilerek ONANMASINA,

3.Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istem halinde iadesine,

4.Dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 27/04/2023 tarihinde, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA DANISTAYKARAR IDARI Vergi Hukuku 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunu 1136 sayılı Avukatlık Kanunu 2577 sayılı Kanun 10040 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 5233 sayılı Kanuna, 5666 sayılı Kanun ile eklenen geçici 4. madde uyarınca, 19/07/1987 tarihi ile 5666 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 30/05/2007 tarihi arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 5666 sayılı Kanunlar ile 5233 sayılı Kanuna eklenen geçici 3. ve geçici 4. maddelerin, 19/07/1987-27/07/2004 tarihleri arasındaki dönemde meydana gelen zararların sulh yoluyla tazmini istemiyle en son 30/05/2008 tarihine kadar idareye başvurulabilmesine olanak tanıdığı, bu haliyle 5233 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önceki döneme ilişkin zararların tazminine ilişkin başvuru süresinin uzatılmasına ilişkin olduğu, 19/07/1987-27/07/2004 tarihleri arasındaki dönemi 19/07/1987- 30/05/2007 şeklinde genişletmediği/değiştirmediği, İdare Mahkemesince, davacının 2001 yılı ile 27/07/2004 tarihi arasındaki dönemde uğradığını iddia ettiği zararın sulh yoluyla tazmini için 5666 sayılı Kanun uyarınca en son 30/05/2008 tarihine kadar, 27/07/2004 tarihi ile 30/05/2007 tarihi arasındaki dönem zararının 5233 sayılı Kanunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 5233 sayılı Kanun K2577 md.49 K5233 md.2 K5666 md.4 K5233 md.4 K6100 md.323 K5233 md.6 K2577 md.8 K3622 md.54 K2577 md.31 K1136 md.164 K10040 md.8
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog