Danıştay 8. Daire Başkanlığı
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/1632 E. , 2023/2610 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava, izinsiz olarak yolcu taşımacılığı yaptığından bahisle davacı şirkete ait ... plakalı aracın 60 gün süre ile trafikten men edilmesine ilişkin işlem ile diğer davacı araç sürücüsüne 2.400,00-TL idari para cezası verilmesine yönelik işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, aracın ruhsatında kullanım amacı olarak yolcu nakli-ticari kaydının yer aldığı, davacı şirketin iştigal konusunun “lüks otomobil ile yolcu taşımacılığı” olduğu, dava dilekçesinde, bir çok mahkemede dava konusu edilen lüks otomobil ile filo taşımacılığına ilişkin UKOME kararı nedeniyle, izin ve yetki belgesinin yenilenmediğinin belirtildiği, bahsi geçen UKOME kararına ilişkin yargısal sürecin de devam ettiği ve gelişen süreçte, halihazırda ticari hayatını lüks otomobil ile yolcu taşımacılığı faaliyeti yaparak sürdüren şirketin bu faaliyetini sürdürmesine imkan veren, düzenleyici kuralları belirleyen koşul/prensiplerden doğan boşluğun devam edegeldiği, bir önceki UKOME kararının yürürlükte olduğu dönemde araca yolcu taşımacılığı yetki belgesi düzenlendiği hususları hep birlikte gözönüne alındığında, davacının bu faaliyetinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun Ek 2/3. maddesi kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, bu fiil nedeniyle güzergah izin belgesi olmayan ya da güzergah izin belgesinde belirtilen izin dışında farklı güzergahlarda yolcu taşımacılığı yapanlar için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Servis Araçları Yönergesinde öngörülen yaptırımın uygulanması gerekirken, 2918 sayılı Kanun’un Ek 2/3. maddesi uyarınca işlem tesis edilmesinde hukuk ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Anayasa'nın "Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar" başlıklı 38. maddesinin 1. fıkrasında; "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. "
Yine Anayasa'nın "Anayasa Mahkemesinin kararları" başlıklı 153. maddesinin 3. fıkrasında ise; " ... Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar ... " hükmü yer almaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Araçların tescil edildikleri amacın dışında kullanılması" başlıklı Ek 2. maddesinde; araçlarını motorlu araç tescil ve trafik belgesinde gösterilen maksadın dışında kullananlar ile sürülmesine izin veren araç sahiplerinin 14.400.000 lira para cezası ile cezalandırılacağı, ayrıca, aracın on beş gün süre ile trafikten men edileceği, ilgili belediyeden izin veya ruhsat almaksızın, belediye sınırları dahilinde ticari amaçlı yolcu taşıyan kişiye, araç sahibine, bağlı bulunduğu durak, işyeri ve işletmelerin sorumlularına birinci fıkrada gösterilen idari para cezasının üç kat olarak, fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde tekerrürü halinde ise beş kat olarak uygulanacağı, ayrıca, aracın her defasında altmış gün süre ile trafikten men edileceği hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı Kanun'un Ek 2. maddesinin üçüncü fıkrasının iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi'nin 11.09.2014 tarih ve E:2014/52, K:2014/139 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 2. ve 10. maddesi yönünden yaptığı incelemede; itiraz konusu kuralın, korsan olarak tabir edilen yasa dışı taşımacılıkla mücadele amacını taşıdığı; dolayısıyla gerekli izin ve ruhsatları almaksızın ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapılması eylemini yasaklamanın ve bu eylemin hangi tür ceza ile yaptırıma bağlanacağı hususunun kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kaldığı, kanun koyucunun da özellikle büyükşehirlerde sayıları çok büyük boyutlara ulaşan, önemli şekilde vergi kaybına yol açan, hizmet alanlar yönünden de sıkıntı oluşturan yasa dışı taşımacılığın yol açtığı mağduriyetin önüne geçmek için kamu yararı amacıyla, takdir yetkisine dayanarak anılan madde hükmünü düzenlediği; eylemin cezasının açık, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olarak belirlenmesi sebebiyle iptali istenilen kuralın, hukuk devleti ilkesine ve belirlilik ilkesine aykırılık oluşturmadığı; itiraz konusu kuralda izin belgesiz yolcu taşımacılığı yapanların, aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen araçlarını tescil ve trafik belgesinde gösterilen amacın dışında kullananlar hakkında uygulanandan daha ağır yaptırıma tabi tutulmasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmekte ise de, birinci ve ikinci fıkrada yasaklanan eylemler birlikte incelendiğinde, korunan hukuki yarar ve unsurları tümüyle farklı olup haklarında yaptırım uygulanan kimselerin aynı konumda oldukları kabul edilemeyeceğinden, aralarında eşitlik karşılaştırması yapılmasına olanak bulunmadığı belirtilmiş; Anayasa'nın 38. maddesi yönünden yaptığı incelemede ise, itiraz konusu kuralda araç sahibi açısından sorumluluğun, objektif sorumluluk esası benimsenerek düzenlendiği, kuralda ilgili belediyeden alınması gereken izin veya ruhsatı olmaksızın ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapıldığının tespit edildiği durumlarda araç sürücüsü aynı zamanda araç sahibi değilse, araç sahibine de aynı miktar için ceza tutanağı düzenleneceği belirtilmekte, araç sahibi olan kişinin, kusurunun bulunup bulunmadığı, belgesiz olarak ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapılmasına izin verip vermediği değerlendirilmeden idare tarafından yaptırım uygulandığı, bu durumun ise işlemediği bir fiilden dolayı araç sahibine yaptırım uygulanmasına neden olduğu, dolayısıyla alınması gereken izin veya ruhsat olmaksızın ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapılması ve sürücünün araç sahibi olmaması hâlinde tescil plakası sahiplerine sadece ruhsat sahibi olmaları nedeniyle yaptırım uygulanmasının cezaların şahsiliği ilkesine aykırılık oluşturduğu, Anayasa ve ceza hukukunun temel kuralları uyarınca, kişilere ceza verilebilmesi için aranan koşullardan birinin hukuka aykırı eylemin kanunda belirtilmiş olması, diğerinin ise bu eylemin o kişi tarafından gerçekleştirilmiş olduğunun kanıtlanmasını gerektirdiği, itiraz konusu kuralda araç sahiplerinin hangi eylemlerinin suç sayıldığı için başkasının eyleminden sorumlu tutulduğu açık bir şekilde gösterilmediği gibi araç sahibi olma ile suç arasındaki illiyet bağının da ne suretle oluştuğunun belirtilmediği, kuralın bu yönleriyle açık ve belirgin olmadığı, bu nedenlerle itiraz konusu kuralın birinci cümlesinde yer alan "araç sahibine" ibaresi ile ikinci cümlesinin "araç sahibine" yönünden cezaların şahsiliği ilkesine ve Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 2. maddesine, 31.05.2012 tarihli ve 6321 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle eklenen üçüncü fıkranın; birinci cümlesinde yer alan "araç sahibine" ibaresi ile ikinci cümlesinin "araç sahibine" yönünden Anayasa'ya aykırı olduklarına ve iptallerine karar verilmiştir.
Söz konusu iptal kararı üzerine, 2918 sayılı Kanun'un Ek- 2. maddesinde 21/02/2019 tarih ve 7166 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde söz konusu madde; "Araçlarını motorlu araç tescil belgesinde gösterilen maksadın dışında kullananlar ile sürülmesine izin veren araç sahiplerine 1.002 Türk lirası idari para cezası uygulanır. Ayrıca, araç on beş gün süre ile trafikten men edilir. 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamında ilgili belediyeden;
a)Çalışma izni/ruhsatı almadan,
b)Alınan izin/ruhsatta belirtilen faaliyet konusu dışında,
c)Alınan izin/ruhsatta belirtilen çalışma bölgesi/güzergâh dışında belediye sınırları dâhilinde yolcu taşımak yasaktır. Bu fıkranın (a) bendine uymayanlara 5.010 Türk lirası, (b) bendine uymayanlara 2.018 Türk lirası, (c) bendine uymayanlara 1.002 Türk lirası idari para cezası verilir. Fiilin işlendiği tarihten itibaren geriye doğru bir yıl içinde tekerrürü hâlinde, bu fıkrada yer alan idari para cezaları iki kat olarak uygulanır. İşleteni veya sahibi, sürücüsünün kendisi olup olmadığına bakılmaksızın aracın bu maddenin üçüncü fıkrasına aykırı olarak kullanılmaması hususunda gerekli tedbirleri almak ve denetimini yapmakla yükümlüdür. Araç, bu maddenin üçüncü fıkrasının;
a)(a) bendinin ihlali hâlinde altmış gün,
b)(b) bendinin ihlali hâlinde otuz gün,
c)(c) bendinin ihlali hâlinde ise on beş gün süreyle trafikten men edilir. İlgili belediye tarafından tahdit veya tahsis kapsamına alınmış ve bu kapsamda verilmiş çalışma izninin/ruhsatının süresi bittiği hâlde, belediye sınırları dâhilinde yolcu taşıyan kişiye 1.002 Türk lirası idari para cezası uygulanır ve eksikliği giderilinceye kadar araç trafikten men edilir. Ayırıcı işareti bulunmayan üçüncü fıkra kapsamındaki araçlardan taşımacılık hizmeti alanlara da 334 Türk lirası idari para cezası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
Diğer yandan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği belirtilmiş; aynı Kanun'un "Genel Kanun Niteliği" başlıklı değişik 3. maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde; diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı düzenlenmiş; "Organ veya temsilcinin davranışından dolayı sorumluluk" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında ise; organ veya temsilcilik görevi yapan ya da organ veya temsilci olmamakla birlikte, tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen kişinin bu görevi kapsamında işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı tüzel kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabileceği, 2. fıkrasında; temsilci sıfatıyla hareket eden kişinin bu sıfatla bağlantılı olarak işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı temsil edilen gerçek kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabileceği, gerçek kişiye ait bir işte çalışan kişinin bu faaliyeti çerçevesinde işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı, iş sahibi kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabileceği, 3. fıkrasında; Kanun'un, organ veya temsilcide ya da temsil edilen kişide özel nitelikler aradığı hallerde de yukarıdaki fıkra hükümlerinin uygulanacağı, 4. fıkrasında; birinci ve ikinci fıkra hükümlerinin, organ veya temsilcilik ya da hizmet ilişkisinin dayanağını oluşturan işlemin hukuken geçerli olmaması halinde de uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Davacılardan araç sahibi şirket hakkında tesis edilen dava konusu trafikten men işleminin incelenmesi neticesinde;
Yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi'nin 11/09/2014 tarih ve E:2014/52, K:2014/139 sayılı kararı ile; 2918 sayılı Kanun'un Ek 2. maddesinin 3. fıkrasının idari para cezası verilmesini düzenleyen ilk cümlesinde yer alan "araç sahibine" ibaresi ile aracın trafikten men edilmesini düzenleyen ikinci cümlesinin "araç sahibine" yönünden iptaline karar verilmiştir. Bu karar yukarıda zikredilen Anayasa hükmü uyarınca Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girmiştir.
Söz konusu Anayasa Mahkemesi kararıyla, davacıya ait aracın trafikten men edilmesi işleminin dayanağı olan sadece "araç sahibi" olunması sebebiyle müeyyide uygulanmasına ilişkin yasal düzenleme iptal edilmiş olduğundan, araç sahibi hakkında tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı görülmektedir.
Bu durumda, ilgili belediyeden izin ve ruhsat alınmaksızın ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapıldığından bahisle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 2. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca araç sahibi hakkında tesis edilen aracın 60 gün süreyle trafikten men edilmesine dair işlemde anılan dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun yukarıda anılan hükümlerinin değerlendirilmesinden; aracının izinsiz yolcu taşımacılığında kullanıldığı hususunda bilgi sahibi olduğu saptanan araç sahibi ile ilgili 5326 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan temsil ilişkisinin sonucu olarak temsil edilene de yaptırım uygulanabileceği, 4. fıkrasında ise tespit edilen temsil ilişkisinin hukuken geçerli olmadığı durumlarda da bu yaptırımın uygulanabileceğinin düzenlenmesi karşısında, aracının izinsiz yolcu taşımacılığında kullanılması hususunda bilgi sahibi olduğunun dosya kapsamından anlaşılması halinde araç sahibine de izinsiz ticari amaçlı taşımacılık fiili için anılan kanunda öngörülen yaptırımın uygulanabilmesinin mümkün olduğu; ancak Kabahatler Kanunu'nda yaptırım olarak, idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi şeklinde iki seçeneğin belirlendiği; dolayısıyla aracın trafikten men edilmesine ilişkin bir müeyyidenin uygulanmasına olanak sağlayan herhangi bir hükmün işbu Kanun'da yer almadığı görülmektedir. Buna göre; araç sahibine, aracın sürücüsü tarafından yapılan izinsiz yolcu taşımacılığı faaliyeti nedeniyle trafikten men cezası verilmesi Kabahatler Kanunu'na göre de mümkün olmamakla birlikte, sürücü ile araç sahibinin aralarındaki temsil ilişkisinin ve illiyet bağının dosya kapsamında tespit edilmesi halinde Kabahatler Kanunu uyarınca araç sahibine de idari para cezası verilebileceği tabiidir.
Kaldı ki, Anayasa Mahkemesi'nin 11/09/2014 tarih ve E:2014/52, K:2014/139 sayılı kararının gerekçesi incelendiğinde; itiraza konu hükmün Anayasa'ya aykırılığını oluşturan iptal sebebi olarak, kanun koyucunun araç sahibinin sorumluluğunu belirlerken kusursuz sorumluluk esasını benimseyerek, sürücünün hukuka aykırı fiilinden araç sahibinin haberdar olmadığı durumlarda da sürücü ile aynı yaptırımla karşı karşıya kalacak olmasının cezaların şahsiliği ilkesine aykırılık oluşturacağının vurgulandığı, bu nedenle "korsan" olarak tabir edilen yasa dışı taşımacılığın yapıldığının tespit edildiği durumlarda, sürücünün belgesiz veya sahip olduğu belgede belirtilen sınırların dışında olarak ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapmasına izin veren ve yasa dışı taşımacılık yapılmasında kusur sorumluluğu çerçevesinde dahli bulunan araç sahibine de aynı miktarda ceza verilebileceği, bir başka tabirle araç sahibinin objektif sorumluluğunun subjektif sorumluluğa dönüştüğü durumlarda araç sahibinin de hukuka aykırı fiilden sorumlu tutulabileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, ilgili belediyeden izin ve ruhsat alınmaksızın ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapıldığından bahisle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 2. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tesis edilen işlemde anılan dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre hukuka uygunluk görülmediğinden, sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerekmektedir. Davacılardan araç sürücüsü hakkında tesis edilen idari para cezasına ilişkin işlemin incelenmesi neticesinde;
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin lüks otomobil ile yolcu taşımacılığı işi ile iştigal ettiği, … tarih ve … sayılı UKOME kararına istinaden İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı Toplu Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü tarafından 01.04.2013-01.04.2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere davacı şirket adına Lüks Otomobil ile Yolcu Taşımacılığı Yetki Belgesi tanzim edildiği, söz konusu yetki belgesine dayanak olan UKOME kararının ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile iptal edildiği, bunun üzerine lüks otomobil taşımacılığı çalışma usul ve esaslarında … tarih ve … sayılı karar ile değişikliğe gidildiği, bu karara karşı açılan davada ise, ... İdare Mahkemesinin … sayılı dosyasından yürütmenin durdurulması kararı verildiği, bilahare davacı şirketin 25 adet lüks sınıf araç için verilen geçici izin belgesinin yenilenmesi talepli 18.07.2014 tarihli başvurusunun reddedildiği, öte yandan polis memurlarınca 31.08.2015 tarihinde Atatürk Havalimanında ... plaka sayılı aracın denetim amaçlı durdurulduğu, araç sürücüsü ve araçta bulunan yolcularla yapılan görüşmede, yolcuların ücret karşılığı Atatürk Havalimanından İstinye'de bir eve götürüldüğünün sözlü olarak beyan edilmesi üzerine, sürücüden araç ruhsatı, sürücü belgesi ve güzergah belgesinin istendiği, yetkili belediyeden alınmış güzergah izin belgesi ibraz edilmediğinden bahisle 2918 sayılı Kanunun Ek 2/3. maddesi gereğince işlem yapılarak aracın trafikten men edildiği ve araç sürücüsüne aynı madde gereğince idari para cezası tanzim edildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı iptal kararlarının sırasıyla Dairemizin 28.06.2016 tarih ve E:2014/9675 K:2016/7043 sayılı ve 28.06.2016 tarih ve E:2015/12471 K:2016/7047 sayılı kararlarıyla bozulduğu, İdare Mahkemelerince söz konusu bozma kararlarına uyularak, TÜRSAB'ın davalı idarenin düzenleme yapma yetkisine karşı dava açma ehliyeti genel olarak bulunsa da, dava konusu UKOME kararı ile lüks otomobil ile yolcu taşımacılığına ilişkin düzenlemeler getirildiğinden, getirilen düzenlemelerin de belirtilen alanda faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişilerin çalışma şartlarına ilişkin olması nedeniyle bu alanda faaliyette bulunmayan davacı Birliğin ve üyelerinin dava konusu düzenleme ile getirilen esasların iptalini istemede kişisel ve güncel menfaatlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davaların reddedildiği ve temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle ise de; dava konusu işlemin tesis edildiği dönemde, davacı şirket adına kayıtlı aracın denetim tarihini kapsar şekilde lüks otomobil ile yolcu taşımacılığı geçici yetki belgesinin bulunmadığı, aracın trafikten men edilmesine ilişkin tutanağın sürücü ile birlikte diğer polis memurlarınca birlikte imzalandığı görülmektedir.
Bu durumda; 2918 sayılı Kanun'un Ek 2. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin bahsi geçen Anayasa Mahkemesi kararıyla sadece "araç sahibi" yönünden iptal edildiği, denetim tarihi itibarıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesinden alınmış geçerli bir yetki belgesine sahip olmadığı halde belediye sınırları dahilinde ticari taşımacılık yapan araç sürücüsünün hukuka aykırı fiiline karşılık öngörülen idari para cezasına yönelik yaptırımın ise yürürlükte olduğu dikkate alındığında, araç sürücüsü hakkında tesis edilen idari para cezasına konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile araç sürücüsü hakkında tesis edilen idari para cezası yönünden İdare Mahkemesi kararının bozulmasına; araç maliki hakkında tesis edilen trafikten men işlemi yönünden İdare Mahkemesince verilen ve hüküm fıkrası itibariyle hukuka uygun bulunan kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle onanmasına; temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 04/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.