20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/10/2021
NUMARASI : 2021/59 E. - 2021/345 K.
DAVACI
GEREKÇE
1.Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i, marka hükümsüzlüğü, alan adı iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının internet sitesi ve sosyal medya hesaplarındaki kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, öte yandan kötüniyetli marka başvuruları yönünden hükümsüzlük davası yönünden beş yıllık hak düşürücü sürenin de uygulanmayacağı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; dosya kapsamındaki delillerden davacının "..." ibareli markasının 16.02.1999 tarihinden beri ülkemizde korunmakta olduğu, bu kapsamda dava dilekçesinde numarası belirtilmeyen, ancak davacı tarafça sunulan deliller arasında tescil belgesi bulunan 208125 tescil numaralı markanın, anılan tarihten itibaren "Spor ve kültürel faaliyetler: jimnastik salonu hizmetleri, jimnastik öğretimi hizmetleri." bakımından korunmakta olduğu, yine 16.02.1999 tarihinde başvurusu gerçekleştirilen 99/001389 sayılı markanın 08.01.2001 tarihinde 25. sınıf mallar bakımından tescil edildiği, 2002/27222 sayılı ve "..." ibareli markanın "jimnastik salonu, egzersiz ve fitnes teçhizatı, jimnastik ve spor aletleri ile malzemeleri"ni de kapsar şekilde tescilli olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının markasının fitness ve spor merkezi faaliyetlerinde belli bir bilinirliği olduğunun da tespit edildiği, davalının "..." ibareli markasının ise 35. sınıfın 01-04. alt sınıfındaki hizmetler ile 35/05. alt sınıftaki perakendecilik hizmetleri yönünden tescilli olduğu, bununla birlikte davalı markasının tescilli bulunduğu hizmetler dışında fitness ve spor salonu hizmetleri için kullanıldığı, taraf markalarını oluşturan ibarelerin de ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, ayrıca, davalı markasında şekil unsuru bulunmamakta iken bilirkişi raporunda "www...com.tr" alan adlı internet sitesinin ekran görüntülerinden görüldüğü üzere, davacının markasındaki gibi ağırlık kaldıran insan silüetinden oluşan bir şekille markasını kullandığı, bu şekil unsurunun altında “... ...” ibaresinin yer aldığı, böylece davalının kendisini marka sahibi davacının dağıtım zincirinde yer alıyormuş gibi gösterdiği, hatta davalının markasını kesme işareti de eklemek suretiyle "...' ..." şeklinde kullanımının da bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalının tescilli 2015/38382 sayılı ve "..." ibareli markasıyla davacının "..." ibareli markaları SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzer olup, taraf marka ibareleri yönünden iltibas oluşturma ihtimali bulunmaktadır. Taraf markalarının kapsamındaki emtialar yönünden kısmen benzerlik de gerçekleşmiş olduğundan, dava konusu markanın benzer mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü koşulları oluşmuştur. Ancak davacı tarafça davalı markasının kötüniyetli olarak tescil ettirildiği ve markanın kapsamındaki tüm emtia yönünden hükümsüz kılınması gerektiği ileri sürülmekte olup, kötüniyetin tartışılması gerekmektedir. SMK'nın 6/9 maddesine göre "Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." Aynı Kanun'un 25/1. maddesinde ise 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği düzenlenmiştir.
SMK’da hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2023 tarih ve 2021/11-76 E.-2023/244 K. sayılı kararında belirtildiği üzere "...genel olarak kötüniyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir.
Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötüniyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötüniyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötüniyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötüniyetli olarak kabul edilmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarih ve 2008/501 E- 2008/507 K. ve 17.06.2021 tarih ve 2017/11-25 E.- 2021/778 K. sayılı kararları). Görüldüğü üzere kötüniyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur."
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, davacının "..." ibareli markasının, davalının davaya konu markasının başvuru tarihi itibariyle, yaklaşık 15 yıldır ülkemizde "spor salonu" hizmetlerinde tescilli olduğu, markanın uluslararası tescillerinin daha da eskiye dayandığı, markanın sektörde belli bir bilinirliğe de ulaştığı, davalının ise, tescilli olduğu mal ve hizmetlerde yüksek ayırt ediciliğe sahip ve "...'un jimnastik/spor salonu" anlamına gelen markasının ayırt edilemeyecek derecede benzerini "jimnastik ve spor aletlerini" de kapsar şekilde adına tescil ettirdiği, ancak markasını özellikle davacının markasının bilindiği fitnes ve spor salonu hizmetlerinde kullandığı, buna göre davalının 2015/38382 sayılı markasının başvuru tarihinde, davacının markasından haberdar olduğu, davalının internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında kullandığı logolar dikkate alındığında da bu hususun çok açık bir şekilde anlaşıldığı, davalının davacı markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzerini haklı bir gerekçe olmaksızın adına tescil ettirdiği, ibarenin tesadüfen seçilmesinin de mümkün olmadığı, bu hale göre davalının davacının markasından haksız yararlanmak için dava konusu markayı kötüniyetli olarak adına tescil ettirdiği kanaatine varılmış, nitekim, sektör mensubu olarak, bile bile başkasına ait bir markayı tescillemenin ve tescille mülkiyet elde etmeye çalışmanın iyi niyet ve basiretli tacir nitelikleriyle bağdaşmadığına dair Yargıtay 11. HD.'nin 03.10.2012 tarih ve 2012/13315 E.-14937 K., 30.20.2017 tarih ve 2016/3964 E.- 2017/5856 K. sayılı ilamlarının da aynı yönde olduğu, dava konusu markanın tescilli bulunduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında, ilk derece mahkemesi kararında tartışıldığı üzere, somut uyuşmazlıkta davalının “... ...” ibareli kullanımları nedeniyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet koşulları da gerçekleşmiştir.
Öte yandan, dava konusu "www...com.tr" alan adının davalı tarafından kullanıldığı anlaşılmış ise de, 15.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda, anılan alan adı sahip bilgilerinin gizlenmiş olduğu anlaşıldığından ve sitenin davalıya ait olup olmadığı belirlenemediğinden söz konusu alan adının iptaline yönelik talebin kabulü mümkün bulunmamıştır.
Davacı vekili, ilk derece mahkemesince müvekkili lehine tek vekalet ücreti takdir edilmesinin de hukuka aykırı olduğu ileri sürmüş ise de, mahkemece maddi olmayan talepler yönünden tek vekalet ücretinin takdir edilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece, davalının 2015/38382 sayılı markasının kötü niyetli olarak tescil ettirildiği anlaşıldığından, hükümsüzlük talebi yönünden davanın tümden kabulü gerekirken, yazılı şekilde hükümsüzlük talebi yönünden davanın kısmen kabulü doğru görülmemiş, bu durum karşısında HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 07/10/2021 gün ve 2021/59 Esas - 2021/345 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3.Davanın KISMEN KABULÜ ile; A) Davalı adına tescilli 2015/38382 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, B) Davalının dava konusu marka kapsamında 41. sınıf yönünden gerçekleştirdiği faaliyetlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin TESPİTİNE, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin MEN'ine ve REF'ine, C) "www...com.tr" alan adının iptaline yönelik talebin REDDİNE,
4.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5.Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7.Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.700,00-TL bilirkişi ücreti, 183,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 67,00-TL tebligat masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.112,10-TL yargılama giderine, davanın kabul-red oranı takdiren 9/10 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 2.800,89-TL'ye 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.919,49-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8.Davalı tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
10.Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
11.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
12.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/01/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 25/02/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...