Esas No
E. 2023/5231
Karar No
K. 2024/222
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
Aramaya Dön
YARGITAY

7. Hukuk Dairesi

E. 2023/5231 K. 2024/222 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5231, K. 2024/222, T. 16.01.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5231
Karar No
2024/222
Karar Tarihi
16.01.2024
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

7. Hukuk Dairesi         2023/5231 E.  ,  2024/222 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/357 E., 2022/369 K.
KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/53 E., 2021/487 K.

Taraflar arasındaki asıl ve birleştirilen davalarda ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşmalı olarak istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde asıl ve birleştirilen davada davalı ... ile Avukatı ... geldiler. Diğer taraftan asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 16.01.2024 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin paydaşı olduğu dava konusu 263 parsel sayılı taşınmazda 07.01.2021 tarihinde davalıya satılan hissenin ön alım hakkı nedeniyle müvekkili adına tescilini talep etmiş ve davayı 10.000,00 TL üzerinden harçlandırmak suretiyle bedelde muvazaa iddiasında bulunmuştur.

2.Birleştirilen davalarda davacılar vekili dava dilekçelerinde; müvekkillerinin paydaşı olduğu dava konusu 263 parsel sayılı taşınmazda davalıya satılan hisselerin ön alım hakları nedeniyle müvekkilleri adına tescili talep etmişlerdir. II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın fiilen taksim edildiğini, taşınmazdaki objektif değer artışı ve ekonomik koşulların gözetilmesi gerektiğini, davacının satıştan haberdar olması nedeniyle bu davayı açmasının dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; fiili taksim savunmasının ispatlanamadığı ve ön alım davasının koşullarının oluştuğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; haklılık durumu gözetilerek müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, ön alım hakkının kullanılmasının dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, taşınmazın fiilen taksim edildiğini, taşınmazın güncel değerinin depo edilmesi gerektiğini, ispat hakkı kısıtlanmasının iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracağını beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle ve taşınmazın kaydının yenileme kadastrosu nedeniyle pasif olduğunu, ada parsel numarasının değiştiğini, iddia ve savunmaları cevaplar mahiyette gerekçeli karar tanzim edilmediğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleştirilen davalar, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2, 732, 733 ve 734 üncü maddeleri,

2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 14.02.1951 tarihli ve 1949/17 Esas, 1951/1 Karar sayılı kararı,

3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinin ikinci fıkrası.

3.Değerlendirme

1.Ön alım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası YİBHGK 1949/17 E, 1951/1 K sayılı kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.

Somut olayda; davalı ön alım hakkına konu payın ilişkin olduğu dava konusu 263 parsel taşınmazın paydaşlar arasında taksim edilerek bu şekilde kullanıldığını, her paydaşın yerinin belli olduğunu savunmuştur.

Yukarıda belirtildiği üzere davacının ön alım hakkını kullanmakta iyi niyetli olmadığı sonucu doğuran bu savunmanın davalı tarafça kanıtlanması gerekir ve davalı bu savunmasını her türlü delille ispat etme hakkına sahiptir. Davalı cevap dilekçesinde fiili taksim savunmasının ispatı bakımından tanık, keşif, bilirkişi vs. delillerine dayanmıştır. Bu durum karşısında, taraflara tanıklarını bildirmeleri için süre verilmesi, tarafların bildirecekleri tanıklar ve tarafsız bilirkişiler taşınmazın başında dinlenerek, eylemli kullanma biçiminin taşınmaz üzerinde gösterilmesinin istenilmesi, bilirkişiye keşfi izlemeye olanak sağlayacak şekilde kroki tanzim ettirilmesi ve yukarıda yazılı ilkeler gözetilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan gözleme ve bilirkişilerin fiili durumu belirtir raporuna dayalı olarak yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

2.Diğer taraftan; asıl davada dava konusu payın satış bedelinin resmi senetteki gibi 350.000,00 TL olmadığını iddia edip dava dilekçesinde dava değerini 10.000,00 TL olarak göstermek suretiyle bedelde muvazaa iddiasında bulunan davacı bu iddiasını ispatlayamadığına göre; mahkemece, iddia olunan bedel üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına, iddia olunan bedel ile mahkemenin kabul ettiği ön alım bedeli arasındaki fark üzerinden de davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdiri ile harç dışında yargılama giderinin bu orana göre paylaştırılması gerekirken bu hususun göz ardı edilmiş olması da doğru değildir.

3.Bunlarla birlikte; 6100 sayılı Kanunu'nun 297 nci maddesinin ikinci fıkrasında hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu açıklanmıştır.

Dairemizin geri çevirme kararı ile dosyaya eklenen dava konusu 263 parsel taşınmazın güncel tapu kaydının incelenmesinde; taşınmazın kaydının yenileme kadastrosu nedeniyle pasif olduğu ve ada parsel numarasının değiştiği anlaşıldığından mahkemece, sicil kaydı kapatılan ve üzerinde işlem yapma olanağı bulunmayan tapu kaydı esas alınarak infazda duraksamaya neden olacak biçimde hüküm kurulması da isabetsiz olmuştur. Mahkemece, değinilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 17.100,00 TL'nin asıl ve birleştirilen davada davacılarından alınarak asıl ve birleştirilen davada davalıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog