Esas No
E. 2021/1035
Karar No
K. 2024/146
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1035

KARAR NO: 2024/146

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 03/09/2020 (Dava) - 17/06/2021 (Karar)

NUMARASI : 2020/486 Esas - 2021/546 Karar

DAVA: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
BAM KARAR TARİHİ: 31/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 31/01/2024

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/06/2021 tarih ve 2020/486 Esas - 2021/546 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait ve davalının kasko sigortacısı olduğu ... plakalı aracın tek taraflı kaza yapması sonucu davacı aracında meydana gelen hasar nedeni ile davalı nezdinde açılan hasar dosyasında 14.05.2020 tarihinde 36.000,00. TL ödeme yapıldığını, hasarın daha fazla olduğunu, dilekçe ekinde sunulan proforma faturaya göre 79.302,29 TL'lik hasar olduğunun belirtildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile kısmi olarak şimdilik 100,00 TL hasar tazminatının Sigorta şirketinin eksik ödeme yaparak temerrüde düştüğü 14.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin genel müdürlük adresinin İstanbul ili Sarıyer ilçesi sınırlarında bulunmasından dolayı mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkeme İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin kasko poliçesi gereği ancak gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğunu, davacı tarafın zararını ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın öncelikle usulden reddine, aksi kanaatte davanın esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesince; "... davacıya ait ve davalının kasko sigortacısı olduğu ... plakalı aracın tek taraflı kaza yapması sonucu , davacıya ait araçta meydana gelen toplam hasar miktarının Y.parça bedeli + İşçilik + KDV dahil 76.200,00 TL olduğu, aracın kaza tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarına göre hasarsız haldeki 2.el değerinin 222.000,00 TL olduğu, araçtaki hasar miktarı 79.302,29 TL olması ve hasar oranının %35 civarında olması nedeniyle tamirinin ekonomik olduğu bu nedenle aracın sigorta tarafından pert-total edilmesi uygun görülmediği, Sigorta Şirketi tarafından sigortalısına 14.05.2020 tarihinde 36.000 TL sı ödeme yapıldığı dolayısı ile sigortalı aracın giderilmemiş bakiye hasar miktarı 79.200,00–36.000,00= 43.200,00.-TL olduğu, ... plakalı aracın davalı ... SİGORTA A.Ş. tarafından ... nolu Genişletilmiş Kasko Sigorta poliçesi ile 04.05.2019-2020 tarihleri arasında kasko sigorta teminat örüntüsü içine alındığı kaza tarihinin de teminat süresi içerisinde olduğu, davacının da dava miktarını rapora uygun şekilde artırdığı ve eksik harcını ikmal ettiği..." gerekçesiyle davanın KABULÜ ile; 43.200,00.-TL bakiye hasar tazminatının 14/05/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında mevcut mutabakat varken davanın kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket tarafından mutabakatname gereğince 14/05/2020 tarihinde 36.000 TL ödeme yapıldığını, tarafların bedel ve işlem hakkında mutabık kaldıklarını, mutabakatin geçersiz sayılmasını gerektiren fahiş bir meblağın söz konusu olmadığını, ödeme yapıldıktan sonra müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, değişimi gerektiren hasarlı parçalar ve işçilikler için hasar resimleri ve diğer evraklar üzerinden kanaat getirildiğini, parça ve işçilik bedelleri için aracın onarım gördüğü ortama eş servislerden elde edilen bilgilere istinaden değerlendirme yapıldığını, rapordaki hasar tespitinin, aracın tamirinin yapılmamış olması halinde farazi olarak sunulan bir tespit olduğunu, gerçek varken faraziye göre hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın, aracın ilgili firmada ayıplı-eksik olarak tamir edildiği veya bu sebeple karşılanmayan bakiye hasarı olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, kasko poliçesine dayalı olarak araçtaki hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.

Kural olarak, yargılama aşamasında dayanılıp sunulmayan deliller, temyiz veya karar düzeltme aşamasında sunulamazlar; sunulmuş olsalar bile, bu aşamalardaki incelemeler sırasında dikkate alınamazlar. Bu kuralın tek istisnası, dayanılıp sunulan delillin, o davaya konu borcu söndüren bir nitelik taşıması; örneğin, davaya konu borcun ödenmiş olduğunu gösteren makbuz, ibraname gibi bir belge olmasıdır (Yargıtay HGK'nin 2014/22-735 E. - 2016/166 K. Sayılı ilamı). Bu sebeple davalı tarafından mutabakatname belgesinin yargılama aşamasında sunulmayıp istinaf aşamasında sunulmuş olmasının bir önemi yoktur.

Somut olayda; davacı ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi arasında 27.02.2020 tarihli mutabakatname yapıldığı ve anılan mutabakatname gereği davalı sigorta şirketince davacıya 36.001,00 TL ödeme yapıldığı takdirde sigorta şirketini gayri kabili rücu ibra edeceği belirtilmiştir.

Davacı dava dilekçesinde bu bedeli aldığını ancak bu bedelin gerçek zararını karşılamadığını belirtmiştir. Davacıya mutabakatname gereği 36.001,00 TL ödeme yapılırken davacı tarafından fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulduğuna dair herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmediği görülmüştür. Zaten davacının da böyle bir iddiası yoktur.

Bu davalarda kasko sözleşmelerinde uygulanamayacak olan KTK.

111.Maddesine dayanılamaz. Çünkü 2918 sayılı KTK'nin hem işletenleri, hem de onların hukuki sorumluluğunu üzerine alan zorunlu mali sorumluluk sigortalarını bağlayan emredici nitelikteki 111. maddesinin 1. fıkrasında bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğu belirtilmiş, 2. fıkrasında ise "Tazminat miktarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir" hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır. Görüldüğü gibi madde, ibranamenin iptali için zarar görene yetersizlik, zarar verene de fahişlik iddiası ile iptal hakkı tanımış, iptal sebebi olarak da objektif bir unsur olarak bu yetersizliğin veya fahişliğin açıkça belli olması halini kabul etmiştir. Bu durumdan anlaşılacağı gibi, maddede aşırı yararlanmayı düzenleyen TBK'nin 28. maddesinde öngörülen zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmış olması gibi halleri aranmamış diğer bir deyişle sübjektif unsurlara yer verilmemiş, TBK’de öngörülen aşırı yararlanmanın şartları aranmaksızın sadece açıkça yetersizlik veya fahişlik objektif unsurunun yeterli olacağı kabul edilmiştir. Ayrıca, davacı tarafından dava dilekçesinde TBK 28. maddeye de dayanılmamıştır. Sonuç olarak, KTK 111. maddenin kasko sözleşmelerinde uygulanamayacağı, davacı tarafından, dava dilekçesinde TBK'nin 28. maddesine dayanılmadığı hususu da dikkate alınarak mutabakatname gereği yapılan 36.001,00 TL'lik ödeme kabul edilirken davacı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmediği de nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir ( aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin Tarih 19.06.2017, E. 2016/14093, K. 2017/6940 sayılı ).

Bu nedenlerle; yerel mahkeme kararının davalı lehine kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından dairemizce davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıda yazılı şekilde karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜNE; İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/486 Esas - 2021/546 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-1-b-2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE, "a-Davanın REDDİNE,

b-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince; davacı tarafından yatırılan 54,40 TL peşin harç ve 736,04 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 790,44 TL harçtan, alınması gerekli 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 362,84 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, d-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, e-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, f-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansı miktarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili taraflara iadesine," ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,

2.İstinaf İncelemesi Yönünden Harç ve Yargılama Masrafları; a-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, b-Davalı tarafından yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ç-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, d-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/01/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.