Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2021/1538
Karar No
K. 2023/547
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/1538 E.  ,  2023/547 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2021/1538
Karar No: 2023/547
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 15/12/2020 tarih ve E:2016/56070, K:2020/5829 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 15/12/2020 tarih ve E:2016/56070, K:2020/5829 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ile davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;

Davacı hakkında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca anılan suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraat kararı verildiği; Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,

Bununla birlikte, davacının terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,

Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, sınavlara örgütün hâkim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, mülakat döneminde de örgüt evlerinde kalmaya devam ettiğine, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı;

Öte yandan örgüte ilişkin açık kaynaklara da yansıyan bilgiler ve kararda yer verilen ByLock mesajı birlikte incelendiğinde, FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olup 17/25 Aralık süreci sonrası örgütü eleştiren, örgütle ilişkisini kesmeye başlayan hâkim ve savcıların örgüt tarafından murakabe olarak adlandırıldığı, davacının adı ve soyadına açıkça yer verilerek murakabe olarak nitelendirildiği ByLock yazışmasının, davacı hakkında dosya kapsamında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemlerle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:

Davacı tarafından, dosyaya daha önce sundukları beyanları tekrar ettikleri; olağanüstü hal sürecinde getirilen kuralların ancak bu süreçle ilgili ve sınırlı olabileceği, bu kuralların orantılılık ve ölçülülük ilkelerine uygun olması gerektiği; işlemin bu ilkelere uygun olmadığı; iltisak ve irtibat ibarelerinin muğlak olduğu ve bu yönüyle 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'ya aykırı olduğu; savunma hakkı, masumiyet karinesi gibi temel hak ve ilkelere riayet edilmediği; disiplin soruşturması yapılmadığı; üzerine atılı fiilin her türlü şüpheden uzak somut bilgi ve belgelere dayandırılmadığı; bugüne kadar hiçbir yasadışı oluşum içerisinde yer almadığı; savunmasının alınmadığı; ceza yargılaması neticesinde suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiği; Anayasa Mahkemesinin kendisiyle ilgili bireysel başvuru kararında da, örgütün Devlet tarafından illegal kabul edildiği tarihten sonra bu yapıyla bağlantısının olmadığının kabul edildiği; bu doğrultuda emsal yargı kararları bulunduğu; kendisine atfedilen iddianın da 2013 yılından önce bu örgüte ait evlerde kaldığına yönelik olduğu; tanık ifadeleri ve beraat kararından anlaşılacağı üzere 2013 yılından sonra örgütle bağını kopardığı; dersaneye ve liseye başarılı olduğu için bursla gittiği; eğitim gördüğü lisede bir yıl hazırlık bulunduğu ve 2004-2007 yılları arasında bu okulda okuduğu; o yıllarda bu örgütün terör örgütü olarak nitelendirilmediği; tanık ifadelerinden anlaşılacağı üzere 2013 yılından önce bu örgütün hukuka aykırılığını bilmediği ve iyi niyetle örgütün evlerinde kaldığı; bu tarihten sonra bağını kopardığı gibi tanıdıklarına da örgüte uzak durmalarını tavsiye ettiği; adının geçtiği ByLock yazışmalarında kendisinin fişlendiği; üye olsaydı yazışmaların bu şekilde olmayacağı; bu yazışmaların kendisinin örgütten bağını kopardığının açık bir delili olduğu; davalı idarenin beyanları eksik sunarak Daireyi yanıltmaya çalıştığı; diğer bazı tanıkların 2013 yılı öncesinde ve öğrenci iken örgütün evlerinde kaldığını ya da sınavlara hazırlandığını belirtmesinin örgütle irtibatlı ya da iltisaklı olduğunu göstermeyeceği; toplumda bir çok insanın bu pozisyonda olabileceği; o tarihlerde barınma saiki ile hareket ettiği; örgütün 2013 yılından sonra terör örgütü ilan edildiği; bu örgütün evlerinde ders çalışabilmek için önceden örgütle bağ bulunması gerekmediği; öte yandan evlerde kalanların da örgütle tam anlamıyla bağının bulunduğunun söylenemeyeceği; kaldığı evdeki beş kişiden üçünün 17-25 Aralık sürecinden sonra örgütle bağının bulunmadığı; ele geçirilen bir ajandada isminin örgütle ilgili olarak geçmesinin irtibat ve iltisaka delil teşkil etmeyeceği, zira aynı yazıda belirtilen başka bazı kişilerin görevlerine devam ettiği; hakkındaki sosyal çevre bilgilerinin izah edilmediği; HTS kayıtlarındaki kişilerin meslektaşı olduğu ve görüşmelerinin yasadışı niteliğinin bulunmadığı; İçişleri Bakanlığının HSK'ya yaptığı ihbar sonucundaki şikayetin işleme konulmaması kararının bile delil olarak sunulduğu; aynı şikayete konu bazı yargı mensuplarının görevlerine devam ettiği; örgütün şikayete konu dosyalara karıştığını gördükten sonra yapıyla bağını kopardığı; verdiği kararların hukuka uygun olduğu; benzer dosyalarda ret kararları da verdiği; meslek hayatı boyunca hukuka uygun hareket ettiği; her zaman Devlete sadakatle görevini yerine getirdiği belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verildiği, söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği ve kararın temyiz incelemesinin devam ettiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.

Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.

Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.

Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 15/12/2020 tarih ve E:2016/56070, K:2020/5829 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Kesin olarak, 22/03/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog