7. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/4254
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/07/2023
NUMARASI: 2021/652 Esas, 2023/567 Karar
DAVANIN KONUSU: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
K A R A R
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı firma arasında hiçbir şekilde hukuki ve fiili irtibat olmadığını, bir alacak-borç ilişkisinin doğmadığını, müvekkilinin kimseye kefil de olmadığını, müvekkilinin malik olduğu Samsun İli, Tekkeköy İlçesi, ... Köyü, ... Mevki, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın on yıl önce vekalet verdiği ... tarafından bilgisi ve isteği dışında davalıya ipotek edildiğini de öğrendiğini, bu nedenle davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan davalı ipoteğinin fekkine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Menfi tespit davalarında arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğunu ancak davacı tarafından arabuluculuk başvurusu yapılmaksızın iş bu davanın ikame edildiğini, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ipoteğe konu taşınmazın malikinin asıl borçlu olması zorunluluğu bulunmadığını, iş bu davaya konu olayda ilgili icra takibinin davacının kişisel borcundan kaynaklanmadığını, İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takip talebi ile davacının ipotekli taşınmaz maliki olduğu, sorumluluğunun ipotekli taşınmaz ile sınırlı olduğuna açıkça yer verildiğini, davacının ipotekli taşınmaz maliki olup kefil olmadığını, bu nedenle davacının borçlu ve kefil olmadığının tespitinin açık şekilde anlamsız olduğunu, müvekkili şirket ile ... şirketi arasında 12.10.2021 tarihinde ve 18.09.2018 tarihinde Acentelik Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklanan alacaklarını koruma amacıyla dava konusu taşınmazın, taşınmaz maliki davacının vermiş olduğu vekaletnameye istinaden ... tarafından müvekkili şirket aleyhine 1. derecede 92.000-TL bedelli olarak ipotek tesis edildiğini, müvekkili şirketin defterlerinin incelemeye tabi tutulduğunda ... şirketinin müvekkiline borcunun 515.965,02 TL olduğunu, müvekkili şirket tarafından asıl borçlu ... şirketine ve ipotekli taşınmaz maliki davacıya Beyoğlu ... Noterliğinin 02.10.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçların ödenmesi aksi takdirde ipotek tesis edilen taşınmazın ipoteğin paraya çevrilmesi işlemleri dahil her türlü hukuki yola başvurulacağının ihtar edildiğini, ihtarnamenin tebliğ edilmesine rağmen davacıdan herhangi bir itiraz gelmediğini, davacının usulüne uygun olarak ...'e vekaletname verdiğini ve söz konusu vekaletnameyi sona erdirecek herhangi bir işlem yapılmadığını, bu nedenlerle öncelikle davanın öncelikle usulden, aksi takdirde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece "...Netice olarak davacının ipotek akit senedinde kimin borcuna taahhüt verdiğinin belirli olmadığı, ilk bakışta kendi borcuna ilişkin olarak değerlendirilebileceği, davalının bu yönde bir iddiası bulunmadığı, ipotek akit senedinde ... ve ... adlı şirketlerinin adının geçmediği, ipoteğin borçlu ... lehine verildiğinin kabulü halinde dahi ipotek akit senedinde "doğmuş veya doğacak" borçlara dair taahhüdün bulunmadığı, davacının tarafı olmadığı protokol ve devir ilişkisi kapsamında sorumlu olmayacağı, davacının ... adlı şirket lehine borçlanma iradesinin bulunmadığı, takibin ve davacıya gönderilen ihtarnamenin ... şirketinin borcundan kaynaklandığı, davalı yanın ... adına herhangi bir borç iddiasının bulunmadığı, bulunsa dahi davalının sunduğu protokol ve devir ilişkisi kapsamındaki kabuller nedeniyle ...-... adlı şirketin de ipotek kapsamında sorumluluğun sona erdiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, geçerli bir dayanağı kalmayan ipotek fek edilmiştir. Davacının hem ipoteğin fekki hem de borç iddiası kapsamında menfi tespit talebinin bulunduğu, her iki talep bağlantılı olsa da borç ve fek durumlarının ayrı talepler olduğu, dosya kapsamındaki borçluluk durumunun ve ipotek lehtarlığının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla her iki talep (92.000,00'er TL'lik) ayrıca harçlandırılmış, dava değeri 184.000,00TL olarak belirlenmiş, yargılama giderleri bu miktara göre değerlendirilmiş,..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; ... LTD. ŞTİ. 'nin borcunu ödememesi sebebi ile ipotekli taşınmazın maliki ...'a ve asıl borçlu ... LTD. ŞTİ.'ne gönderilen ihtarnameye rağmen borç ödenmediğini, davacının usulüne uygun olarak dava dışı ...'e verilen vekaletname kapsamında tapu sicil müdürlüğünde düzenlenen resmi senet ve ipotek belgesi ile müvekkili şirket lehine ipotekli taşınmaz üzerinde 1. dereceden ipotek tesis ettiğini, ...-... Adlı Şirket ... Limited Şirketi olan acenteye tüm hak ve sorumluluklarıyla devredileceği hususu protokol ile düzenlenmiş olup ipotekli taşınmaz da dahil olmak üzere tüm borç ve alacaklar daha sonra kurulan ... Sigorta'ya devredildiğini, ipotekli taşınmaz da dahil olmak üzere tüm borç ve alacaklar daha sonra kurulan ... Sigorta'ya devredildiğini, İşbu sebeple daha sonraki acentelik işlemleri ... Sigorta üzerinden yürütüldüğünü, dolayısıyla her ne kadar İlk Derece Mahkemesince ...-... adlı şirketin de ipotek kapsamında sorumluluğunun sona erdiği şeklinde değerlendirme yapılmışsa da bu değerlendirmenin kabulü mümkün olmadığını, nitekim dosya kapsamında taraflarınca sunulan protokol doğrultusunda açıkça görüleceği üzere bu kapsamda ipotekli taşınmaz da dahil olmak üzere tüm borç ve alacaklar daha sonra kurulan ... Sigorta'ya devredildiğini, dolayısıyla verilen kararın bu yönden de hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER
Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, borçlu olunmadığının tespiti ve ipoteğin fekki ilişkindir.Taşınmaz aynına ilişkin davalarda kesin yetki mevcuttur.HMK.MADDE 12- (1) Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.İİK /72. düzenlemesi takipten önce ve takipten sonra açılacak menfi tespit ve istirdat davaları ile ilgili düzenlemeler getirirken 72/son maddesi takipten sonraki davalarda yetki düzenlemesi getirirken yasal düzenlemede “açılabilir” şeklinde ifade kullanarak kesin yetki olmayan davalarda seçenek yetkili mahkemeleri düzenlenmiştir.İİK72/son “Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur.” Somut uyuşmazlıkta Samsun İlçesi, Tekkeköy İlçesi ... Köyü ... Ada, ... Parsel nolu taşınmazın tapu kaydındaki ipoteğin terkini talep edilmiştir. İpotek taşınmazın tasarruf yetkisinin kısıtlanması sonucunu doğurduğundan taşınmazın aynına ilişkindir. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda HMK'nın 12/1 maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Kesin yetki kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir. Bu husus aynı zamanda HMK'nın 114/ç maddesi gereğince dava şartıdır. Haczin kaldırılması istenen taşınmazlar Tekkeköy ilçe sınırları içerisinde bulunduğundan davaya bakmakta yetkili mahkeme Tekkeköy ilçesinin bağlı olduğu Samsun Asliye Ticaret Mahkemeleridir.(Bnz.14.HD. 2016/16830e,2019/3207k) Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun sair hususlar incelenmeksizin kamu düzeni yönünden kabulü ile İlk derece mahkeme kararının HMK 353/1-a/6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.