4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2010/10632 E. , 2011/13330 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 10/11/2006 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/04/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, davalının Antalya 2.Aile Mahkemesinde sonuçlanan davada davalı tanığı olarak yeminli dinlendiğini ve alenen yalan tanıklık yaptığını, davanın aleyhine sonuçlandığını, davalı tarafın yapılan yalan tanıklıkla mahkemeye yön verdiğini, tüm bu yaşananların, kişilik haklarına zarar verdiğini belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı, her hangi bir taraf lehine ya da aleyhine ifade vermesi ve iftira etmesinin söz konusu olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Yerel mahkemece, davalının 2.Aile Mahkemesi dava dosyasında tanık olarak verdiği ifadesi nedeniyle Antalya 16.Asliye Ceza Mahkemesi kararı ile yalan tanıklıktan dolayı cezalandırılmasına hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği de kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Somut olayda, dosyaya getirtilip incelenen Antalya 2.Aile Mahkemesinin 2006/229 esas ve 2006/1115 karar sayılı dava dosyasında davalının tanık olarak verdiği ifadesinde taraflar arasındaki olaylara ilişkin bildiklerini anlattıktan sonra evlerinin 200 metre aralıklı olduğunu beyan ettiği, mahkemenin diğer tanık beyanları ve dosyada bulunan diğer delillere göre 06/10/2006 tarihinde davacının açtığı boşanma davasının reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verdiği, davacının yalan tanıklıkla ilgili iddialarını da boşanma davasında temyiz konusu ettiği, kararın temyiz incelemesi sonucu onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davalı her ne kadar yalan tanıklıktan cezalandırılmış ise de tek başına mahkumiyet kararı tazminatı gerektirmez. Davacı, davalının yalan tanıklığı nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü de usulünce kanıtlayamamıştır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.