Esas No
E. 2023/1639
Karar No
K. 2023/12768
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2023/1639 E.  ,  2023/12768 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2020/68 E., 2022/243 K.
DAVA TARİHİ: 17.10.2011
HÜKÜM/KARAR: Red

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ...Turizm Taşımacılık Otomotiv Petrol Gıda Emlak Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14.03.2016 tarihli ve 2014/22872 Esas, 2016/3110 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; 20.04.2017 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı ...Turizm Taşımacılık Otomotiv Petrol Gıda Emlak Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.12.2019 tarihli ve 2017/3921 Esas, 2019/11416 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ..., nin müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları takip sırasında borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını, ancak alacaklılardan mal kaçırma amacıyla kendisine ait taşınmazını diğer davalı şirkete sattığını öne sürerek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekilleri haksız açılan davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 05.09.2014 tarihli ve 2011/964 Esas, 2014/422 Karar sayılı kararıyla; davalılar arasındaki tasarrufun iş yeri devri niteliğinde olduğundan davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı (I)

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14.03.2016 tarihli ve 2014/22872 Esas, 2016/3110 Karar sayılı ilâmı ile "...Somut olayda 3. kişi konumundaki davalı ...Turizm Taşımacılık Otomotiv Petrol Gıda Emlak San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davacı alacaklı ile borçlu davalı arasında gerçek bir alacak borç ilişkisinin bulunmadığını, 3. kişinin taşınmazı kendisine sattıktan sonra tekrar geri almak amacı ile gerçekte olmayan bir alacak için senet düzenlendiğini savunmuştur.

Bu durumda mahkemece davacının dayandığı icra takibine konu edilen senedin hangi ticari veya hukuki ilişkiye dayandığının tesbiti açısından davacı ile borçlu davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi vasıtası ile inceleme ve araştırma yapılarak gerçek bir borç - alacak ilişkisi olup olmadığının belirlenmesi, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (I) Mahkeme 20.04.2017 tarih ve 2016/587 Esas 2017/177 Karar sayılı kararı ile davalı borçlu şirketin ticari defterlerini kesin sürede ibraz etmediğinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı (II)

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.12.2019 tarihli ve 2017/3921 Esas, 2019/11416 Karar sayılı ilâmı ile; "...Bozmadan sonra, davacı vekili müvekkilinin tacir olmadığından ticari defterinin bulunmadığını, davalı borçlu vekili ise zamanaşımı nedeni ile 2010-2011 yılına ait ticari defterlerin saklanmadığından ibraz edemeyeceklerini belirtmiş, mahkemece davalı üçüncü kişinin iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile dava kabul edilmiştir.

Davalı üçüncü kişi dava dayanağı alacağın gerçek olmadığı itirazını ileri sürmektedir. Bu itiraz neticesinde karara bağlanacak husus, davacı alacaklı ile davalı borçlu arasında gerçek bir alacak borç ilişkisinin olup olmadığının incelenmesidir. Bir başka değişle davalı üçüncü kişi, davacı alacaklı ile ilgili olarak taraf sıfatı itirazında bulunmaktadır. Zira tasarrufun iptali davasında davacı sıfatı borçludan gerçek bir alacağı bulunan alacaklıya aittir. Bu nedenle, sadece davacı alacaklı alacağının gerçek bir alacağa dayandığını bu nedenle taraf sıfatına sahip olduğunu ispatlamalıdır. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nın 219'uncu maddesi uyarınca taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Aynı Kanun'un 220/3. maddesi uyarınca da belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir. Bu nedenle mahkemece, davalı borçluya HMK'nun 220/3. maddesine uygun olarak ihtar edilmesi, davalının defterlerini ibraz etmemesi halinde yine aynı maddeye göre bir değerlendirme yapması gerekir. Davacı alacaklı, yargılamanın başından beri ileri sürülen bu husus hakkında, yani alacağın dayanağının gerçek olduğu hususunda somut bir açıklama yapmamıştır.

Bu nedenlerle, HMK'nun 220. maddesine göre ihtar ve sonucuna göre bir değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, alacağın gerçek olduğunu ispat külfeti davacı alacaklıda olmasına rağmen, bu külfeti ters çevirerek davalı üçüncü kişinin iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın kabulü doğru görülmemiştir...." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (II) Mahkeme 17.06.2022 tarih ve 2020/68 Esas 2022/243 Karar sayılı kararı ile , "...Davacı ile davalı borçlu arasında ki borcun hangi ticari ve hukuki ilişkiye dayandığının tespiti açısından bilirkişi incelemesine tabi tutulmak üzere taraflardan ticari defter ve kayıtlarının sunulmasının istendiği ancak davacının müvekkilinin tacir olmadığından belgeyi ibraz edemeyeceğini davalı borçlu ise 2010-2011 yıllarına ait belgeleri saklamadığından ibraz edemeyeceğini beyan ettiği bu durum karşısında mahkememiz tarafından HMK 220/3.maddesine uygun olarak davalı borçluya ticari defter ve belgelerin ibrazı için ihtar edildiği,davalı borçlu şirket yetkilisinin defter ve belgeleri imha ettiklerini,ibraz edemeyeceklerini beyan etiği ve buna ilişkin yeminini eda ettiği,davacının alacağın dayanağının gerçek olduğu hususunda dosya kapsamında somut bir açıklamasının yer almadığı,davalı borçlunun davacıya karşı ... 2. Ticaret Mahkemesi'nin 2017/325 E. Sayılı dosyasıyla açmış olduğu menfi tespit davasının şeklen reddine karar verildiği ve bu nedenle aralarındaki gerçek bir alacağın bulunup bulunmadığı noktasında hükme esas alınamayacağı, davacının davasının gerçek bir alacağa dayandığını ispatlayamadığı..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; alacağın gerçek olduğunu, üçüncü kişinin borçlunun piyasaya borçlu olduğunu bildiğini, ancak müvekkiline olan borcu kabul etmediğini, mal kaçırma amacının davalılar arasında gerçekleştiğini ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri.

3.Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı, davacının alacağının dayanağını açıklayamamış olmasına göre; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog