Esas No
E. 2021/133
Karar No
K. 2024/311
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/133

KARAR NO: 2024/311

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2019/415
KARAR NO: 2020/279
KARAR TARİHİ: 02/07/2020
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 06/03/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun olarak, işyeri hekimi ve işyeri güvenliği uzmanı hizmetlerinin verilmesi amacıyla 01/06/2016 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkili şirket tarafından sözleşmeden kaynaklanan her türlü yükümlülüğün yerine getirildiğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi devam ederek davalı şirketin herhangi bir yasal bildirim yapmadan başka bir firma ile anlaştığını ve müvekkili şirketin hizmet vermesine engel olduğunu, bu durumun davalı şirkete noter ihtarnamesi ile bildirildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.ve 10.maddelerinde sözleşmenin feshedilebilmesi için geçerli sebep bildirme zorunluluğu getirilerek yazılı şekil şartına bağlandığını, davalı şirket vekili tarafından gönderilen karşı ihtarnamede fesih işleminin elektronik posta yolu ile yapıldığı ifade edilerek sözleşme şartlarına uyulmadan sözleşmenin feshedildiğinin kendi beyanları ile sabit hale geldiğini, davalının kötüniyetli olduğunu beyan ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere; davalı şirket tarafından ödenmesi gereken ücretlerin, sözleşme bedellerinin ve gecikme tazminatının konusunda uzman bir bilirkişi tarafından hesaplanarak dava tarihinden itibaren uygulanması gereken en yüksek ticari temerrüt faizi ile tespiti ile davalı tarafından ödenmesine, sözleşmeyi fesih etmeden kötü niyetle başka bir firma ile anlaşan ve müvekkil şirketin zarara uğramasına sebep olan davalı şirketin, mahkeme tarafından takdir edilecek miktarda kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava değerinin 5.000,00 TL olarak bildirmiş ve bu miktar üzerinden harç yatırmıştır.

CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafça iddia edilenin aksine taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin 01/06/2016'da değil, 01/05/2014'de başladığını, daha sonra taraflarca 09/04/2015 tarihinde yeni bir sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 01/05/2015 itibarıyla yenilendiğini, davacı tarafın sunduğu, 01/06/2016 tarihli sözleşmenin 9.2. Nolu maddesine bakıldığında farklı bir hüküm sevk edildiğinin görüleceğini ancak dikkat edilirse bu sözleşmenin son sayfası dışındaki sayfalarında müvekkilinin şirket yetkililerinin imzasının bulunmadığını, ilgili 9. Maddeninde imza yer almayan sayfalar arasında olduğunu, davacı yanın tamamen kötüniyetli olarak müvekkil şirket yetkililerinin imzaların bulunduğu son sayfa dışındaki kısımları yeniden kaleme alarak aradaki anlaşmaya aykırı surette farklı bir şekilde düzenlediğini, önceki sözleşmelere kıyasen farklı bir şekilde düzenlemiş olan bu maddelerde müvekkil şirket yetklililerin imzası bulunmadığı dikkate alındığında bu hükümlerin müvekkil şirket yönünden bağlayıcılığından söz edilemeyeceğini, müvekkili şirketin sözleşmenin 9.2 maddesi uyarınca davacı firmaya 06/02/2018 tarihinde elektronik posta aracılığıyla "sözleşmeyi 06.03.2018 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde feshettiğini" bildirdiğini, anılan tarihten sonra davacı tarafından müvekkil firmaya herhangi bir hizmet verilmediğini, sözleşmenin asli unsuru olan işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirmesi yapılmadığını, herhangi bir fatura da kesilmediğini, hal böyleyken fesih işleminden yaklaşık 6 ay sonra keşide edilen Beşiktaş ... Noterliğinin 25/07/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkilinin gönderdiği fesih bildiriminin TTK m.18 gereğince geçersiz olduğunu belirterek sözleşmenin yenilenmiş olduğunu bildirdiğini ve vadesi gelmiş ödemelerin yapılmasını talep ettiğini, davacı yan fesih bildiriminin yapılmadığını ileri sürmediğini, feshin geçersiz olduğunu iddia ettiğini, müvekkilinin fesih bildiriminde bulunduğu zımnen kabul edilmiş olduğunu, yazılı bildirimin şekil şartı değil ispat şartı olması sebebiyle müvekkilinin elektronik posta yoluyla gönderdiği fesih bildiriminin geçerli olduğunu, taraflarınca davacının bu ihtarnamesine mukabil Kadıköy ...Noterliğinin 07/08/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek aynı hususlar ifade edildiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...Dosya kapsamındaki tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinde; Davacı davalı arasında dosyada mübrez 01/06/2014 tarihli sözleşme ile iş sağlığı ve güvenliği hizmeti alınmasına ilişkin OSGB sözleşmesinin imzalanmıştır. Sözleşme süresinin sona ermesinin akabinde bu defa 01/06/2015 tarihinde sözleşme ilişkisinin yeni bir yazılı sözleşme ile yenilendiği ortaya konulmuştur. Bu nedenle davalının 2016 yılında müvekkilinin yeni bir yazılı sözleşme imzalamasının kendisi için anlamsız olduğu yolundaki beyanına mahkememizce itibar edilmemiştir. Ne var ki davalının savunmasında olduğu gibi anılan sözleşmenin incelenmesinden son sayfa dışındaki sayfalarda davalı imzasının yer almadığı tespit edilmiş ve davalı bu duruma özellikle de sözleşmenin fesih koşullarına itiraz etmiştir. 2016 tarihli sözleşmenin tüm sayfalarının imzalı hali davacı ve davalı taraftan talep edilmiş ise de dava dosyasına sunulmamıştır. Bu durumda davacı, sözleşme fesih şartının kendisini lehine ve karşı taraf aleyhine değiştiğini ve bu durumun tarafların kabulünde olduğunu ispat etmesi gerekmektedir.

Davacı tarafça bu durum ispat edilememiştir. Bunlar ile birlikte davacı, sözleşmeyi davalı adına mail yolu ile fesih bildiriminde bulunan ...'nın davalı adına fesih bildiriminde bulunmaya yetkili olmadığını, ... A.Ş. İle ... A.Ş. Nin farklı tüzel kişilikler olduğunu, belirtilen nedenle bu fesih bildiriminin de usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasında bulunmuş ise de dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davacı yanca davalıya en son 2018 yılı Şubat ayında fatura tanzim edildiği, sonrasında yeni bir fatura düzenlenmediği açıktır. Bu durum açıkça göstermektedir ki davalının mail yoluyla fesih bildirimi davacıya ulaşmıştır. Davalının fesih ile ilgili kısmında imzasının bulunmadığı 2016 yılı OSGB sözleşmesi hariç diğer sözleşmelerde fesih bildiriminin noter marifetiyle yapılacağına ilişkin bir zorunluluk bulunmamaktadır. İrdelenmesi gereken bir diğer husus ise davacının dayandığı, feshin geçersizliği halinde diğer tarafın hala sözleşmeyi fesih etmemesi halinde geçersiz fesih nedeniyle BK gereği yasal haklarını kullanabileceğidir. Özellikle tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan birinin sözleşme gereği karşı taraftan talepte bulunabilmesi için öncelikle üzerine düşen edimleri yerine getirmesi zorunludur. Kendi edimini yerine getirmeyen taraf karşı taraftan edimini yerine getirmesi talebinde bulunamaz. Dosyanın incelenmesinden davacının, davalı tarafça mail yolu ile kendisine fesih bildiriminde bulunulmasından sonra davalıya yeni fatura tanzim edilmediği yani yeni hizmet sunulmadığı anlaşılmaktadır. Davacı yanca bu durumun aksini yansıtan bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Davacının sunmadığı hizmetin bedelini davalıdan talep etmesi hukuken mümkün değildir. Kaldı ki ... A.Ş. İle ... A.Ş. Nin grup şirketler olduğu, belirtilen nedenle fesih bildiriminin geçerli olduğu, zira davacı tarafça bildirimden sonra yeni fatura tanzim edilmemesi ile de fesih bildiriminin davacıya ulaştığı ve davacının kabulünde olduğu belirgindir. Öyleyse davalı yanca fesih bildiriminin zamanında yapıldığının da kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle davacı ve davalının yeniden bilirkişi raporu alınması yolundaki talepleri mahkememizce kabul görmemiş ve davacının davasının reddine..." dair HMK 341. Mad. uyarınca miktar itibari ile kesin olmak üzere karar verilmiştir. EK KARAR Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Mahkemece 20/10/2020 tarihli ek karar ile kararın kesin olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili ek karara karşı sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket adına açılan işbu belirsiz alacak davası ile uğranılan maddi ve manevi zararında tazmini talep edildiğini, 6763 sayılı kanun ile 6100 sayılı Kanunu'nun 341. maddesine eklenen bent gereğince tazminat davalarında verilen kararlara karşı miktar ve değere bakılmaksızın istinaf kanun yoluna başvurulabileceğini, tüm bunların yanında alacağın tamamı dava edilmişse asıl istemin kabul edilmeyen bölümü parasal sınırı geçiyorsa bu durumda istinaf kanun yoluna başvurulabileceğini, ek bilirkişi raporu ile dava konusu olay için müvekkili şirketin toplam 9.856,52 TL alacağı olduğunun tespit edildiğini, mahkemenin ret kararı bu değer üzerinden hesaplanması gerektiğini, bu nedenle verilen kararın kesin karar olmadığını, Müvekkil şirketin usulsüz fesihten sonra da bakanlık kayıt sisteminde davalı şirkete hizmet veren şirket olarak yer aldığını yani bu kayıtlarla da hizmetin verilmeye devam edildiğinin kanıtlanabilir olduğunu, mahkemece ilgili kayıtların getirtilmesi talep edilmesine rağmen bu taleplerinin karşılanmadığını, ... şirketler grubu içerisinde yer alan şirketlerin tüzel kişilikleri ve vergi kayıtlarının farklı olduğundan bir şirketin diğeri adına fesih işlemi yapamayacağını, fesih bildirimi yapan ... isimli kişi yetkisiz olduğundan bu kişi tarafından yapılan fesih bildirimi hüküm ifade etmediğini, Faturanın doğrudan bir ispat vasıtası olmadığını, davanın reddinin gerekçesini yalnızca fatura kesilmemesine bağlamanın hukuka aykırılık teşkil ettiğini, müvekkil şirket hizmet vermeye devam etmesine rağmen davalı şirket ödeme yapmadığı için fatura kesmediğini, Mahkemenin gerekçeli kararının aksine taraflar arasında yapılan tüm sözleşmelerde TTK 18'e atıf yapılarak bildirimlerin resmi ve yazılı olması şartı kararlaştırıldığını, Taraflar tarafından dava dosyasına sunulan diğer sözleşmeler incelenmeden hükme esas alındığını, davanın reddi kararı 2016 yılında yapılan sözleşmenin varlığını ispatlanamadığına bağlandığını, 12/02/2020 tarihli dilekçelerinde 2016 yılında yapılan sözleşmenin ön sayfalarının değiştirilip değiştirilmediği ile ilgili mahkemenin tereddütü olması halinde mahkemeye sunulan sözleşme aslı üzerinde sözleşmenin mürekkep, kağıt yaşı vb unsurlarının, 2016 yılına ait sözleşmenin 28/06/2016 tarihinde müvekkil şirket tarafından email yolu ile davalı ... yetkilisi ...'ya kendisine ait olan şirket email hesabı adresine de gönderilmiş olması sebebiyle email ile gönderilen dava konusu 2016 yılına ait sözleşme metni örneğinin email kayıtlarının tespit edilmesinin ve sözleşmeler hukuku konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmasının talep edildiği, bu taleplerinin karşılanmamasının bozma sebebi olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme

6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Davac; taraflar arasında imzalandığı iddia edilen 01/06/2016 tarihli sözleşmenin süresinden önce davalı tarafça haksız olarak feshedildiği iddiasıyla sözleşme bedelleri ve kötüniyet tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, kararın kesin olduğundan bahisle istinaf talebinin reddine karar verildiği için öncelikle ek kararın değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı vekilinin eldeki davayı 5.000,00 TL üzerinden kısmi alacak davası olarak açtığı, HMK'nın 341/3 maddesi gereğince kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirlenmesi gerektiği, bu durumda kararın kesin olmadığı, ilk derece mahkemesinin ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla 20/10/2020 tarihli istinaf talebinin reddine ilişkin ek kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir. Taraflar arasındaki ilişkinin 01/05/2014 tarihinde imzalanan sözleşme ile başladığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak 01/05/2014 tarihli sözleşme dosya kapsamına sunulmadığından (01/06/2014 tarihli dava dışı ... Tic. AŞ ile davacı arasında imzalanan sözleşme davalı tarafça sunulmuş) incelenememiştir. Yine tarafların beyanına göre bu sözleşme 1 yıl süreli olduğundan 01/05/2015 tarihinde yeni bir sözleşme imzalanmıştır ki bu sözleşme dosya kapsamında yer almaktadır. 09/04/2015 tarihinde imzalanan OSGB Sözleşmesi incelendiğinde; davacı "Hizmet Veren", davalı "Hizmet Alan" olarak anılmaktadır. Sözleşmenin 2.maddesine göre konusu; hizmet veren tarafından, hizmet alana ait işyeri/lerinde işyeri sağlığı ve iş güvenliğini sağlamak amacı ile güvenlik danışmanlığı ve işyeri hekimliği hizmetinin mevzuata uygun şekilde verilmesidir. Çalışma süresi ve bedeli başlıklı 6.maddede sözleşme bedelleri; işyeri hekimi için 660 TL/Ay/KDV hariç, iş güvenliği uzmanı için 440 TL/Ay/KDV hariç olarak belirlenmiştir.Sözleşmenin süresi başlıklı 7.maddesinde; sözleşmenin 01/05/2015 tarihinden başlamak üzere 12 aylık süreyi kapsadığı, sözleşmeyi 12 ay sonunda bitirmek isteyen tarafın 1 ay önceden noter kanalı ile yazılı olarak karşı tarafa bildirmesi gerektiği, taraflardan biri bahsi geçen bildirimde bulunmadığı takdirde sözleşmenin aynı şartlarla 1 yıl daha uzamış kabul edileceği, ücretlendirmenin TÜFE oranında artırılacağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin feshi başlıklı 9.madde; "9.1.Tarafların mutabakata varmaları durumunda sözleşme kendiliğinden fesholur. 9.2.Hizmet Alanın Sözleşmeyi Feshetmesi; Hizmet Alan sözleşmenin herhangi bir evresinde, 1 ay önceden feshi ihbar etmek kaydıyla herhangi bir neden göstermeksizin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hakkına sahiptir. 9.3. Hizmet Verenin çalışanlarının işyerine girişinin zorlaştırılması veya Hizmet Alanın kusuru neticesinde hizmetin yerine getirilememesi üzerine Hizmet Alan tarafından sözleşmenin feshedilmesi haklı olarak feshedildiği şeklinde yorumlanamaz. "Sözleşmeye ilişkin bildirimler ve ihbarlar başlıklı 11.madde; "İşbu sözleşmedeki bildirimlere ve ihbarlara ilişkin Türk Ticaret Kanunu'nun 18.maddesinin 2 ve 3.fıkra hükümleri uygulanır. Diğer bildirim ve ihbarların yazılı şekilde yapılması zorunludur. Şifahen yapılan bildirim ve ihbarlar yok hükmündedir." şeklinde hükümlere yer verilmiş ve taraflarca imzalanmıştır. 01/06/2016 tarihli OSGB Sözleşmesi incelendiğinde ise; Sözleşmenin 2.maddesi ve 7.maddesinin yukarıda yer verilen sözleşme hükümleri ile aynı olduğu, 7.maddede sözleşmenin başlangıç tarihinin 01/05/2016 olarak belirtildiği, Sözleşmeye ilişkin bildirimler ve ihbarlar başlıklı 10.maddenin, yukarıdaki sözleşmenin 11.maddesi ile aynı olduğu tespit edilmiştir. Çalışma süresi ve bedeli başlıklı 6.maddede sözleşme bedelleri; işyeri hekimi için 300 TL/Ay/KDV hariç, iş güvenliği uzmanı için 250 TL/Ay/KDV hariç olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin feshi başlıklı 9.maddenin 9.2.fıkrası dışında önceki sözleşme ile aynı hükümleri içerdiği, 9.2.'de ise "Hizmet Alanın Sözleşmeyi Feshetmesi; Hizmet Verenin bu sözleşme ve sözleşmenin ekini oluşturan belgelerde belirtilen hükümler doğrultusunda taahhüdünü yerine getirememesinin Hizmet Alan tarafından tespiti halinde, Hizmet Alanın işbu sözleşmenin 10. maddesinde belirtilen şekilde nedenleri açıkça belirtilen yazılı ihtarda bulunur ve 30 (otuz) gün süre verir. Yapılan ihtar üzerinden 30 (otuz) gün geçtikten sonra taahüdün yerine getirilmemesinin devam etmesi durumunda sözleşme feshedilir." düzenlemesine yer verildiği tespit edilmiştir. Ayrıca 6 sayfadan ibaret sözleşmenin sadece son sayfasının davalı tarafça imza edildiği, diğer sayfalarda davalının imzasının olmadığı, yukarıda yer alan hükümlere imza olmayan diğer sayfalarda yer verildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından sözleşmenin 06/02/2018 tarihli mail ile feshedildiği ileri sürülmektedir. ... tarafından adresinden gönderilen 06/02/2018 tarihli Sözleşmenin Feshi konulu mail; "Sayın Yetkili, Globalden edindiğimiz bilgilendirme doğrultusunda, ... ile; İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı'nın, tek elden yürütülmesi uygun görüldüğünden dolayı, Mart ayı itibariyle sizlerle çalışamayacağımızı üzülerek belirtmek isteriz. Sözleşmesi'nin “Sözleşme'nin Feshi” başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında “Hizmet Alan, Sözleşme'nin herhangi bir evresinde, 1 ay önceden feshi ihbar etmek kaydıyla herhangi bir neden göstermeksizin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hakkına sahiptir.” hükmü yer almaktadır. Sözleşme'nin yukarıda yer alan ilgili maddesi ile tarafımıza tanınmış hakka istinaden ve her türlü hak ve talebimize ilişkin hususlar saklı kalmak kaydı ile, söz konusu Sözleşme'yi 06.03.2018 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde feshettiğimizi bildiririz. Teyidinizi rica ederiz." şeklindedir. Davacı şirket vekili tarafından Beşiktaş ... Noterliğinden keşide edilen 25/08/2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamede; 01/06/2016 tarihli sözleşmenin 7.maddesinde yer alan hüküm gereği 01/06/2018 tarihinden itibaren 1 yıl süreyle yenilendiği, sözleşmenin 9.maddesinde düzenlenen fesih şartlarında TTK 18'e atıf yapılarak sözleşmenin feshedilebilmesinin yazılı şekil şartına bağlandığı ve bunun dışındaki bildirimlerin yok hükmünde sayıldığı açıklanarak, OSGB sisteminin güncellenmesi ve vadesi gelmiş ödemelerin yapılması ihtar edilmiştir. Davalı vekili tarafından Kadıköy ... Noterliğinden keşide edilen 07/08/2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamede; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 06/02/2018 tarihinde, elektronik posta aracılığıyla yapılan feshi bildirimi ve sonradan firma yetkilileri ile yapılan teyit sonucunda 06/03/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere feshedildiği, anılan tarihten sonra herhangi bir hizmet verilmediği ve fatura kesilmediği, fesih işleminden 6 ay sonra keşide edilen ihtarname ile fesih bildiriminin geçersiz olduğundan bahisle, sözleşmenin yenilendiğine yönelik beyanda bulunulması ve bir kısım talepler ileri sürülmesinin objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğu beyan edilerek cevabi ihtarname düzenlenmiştir. Somut olayda ihtilaf; taraflar arasında 01/06/2016 tarihli sözleşmenin imzalanıp imzalanmadığı ve davacının 01/06/2016 tarihli sözleşmenin feshi nedeniyle alacak talebinin yerinde olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.Taraflarca getirilme ilkesinin sonucu olarak davacı, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmelidir. Bu hususa, HMK'nın 194 üncü maddesinde (vakıaları) somutlaştırma yükü denilmektedir. Bir davada ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Bu şekilde somutlaştırma yükü yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır. Dayanılan bu vakıalara uygulanacak hukuki sebepler de HMK'nın 119/1-g bendinde dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar arasında sayılmıştır. Ancak hukuki sebepler dava dilekçesinin zorunlu olmayan unsurları arasındadır. Çünkü, Türk hukukunu resen uygulamakla görevli olan hakim (HMK m.

33.için dava dilekçesinde gösterilen hukuki sebepler bağlayıcı değildir. Buna karşılık, hakim, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalarla bağlı olup, davacının bildirmediği vakıaları kendiliğinden inceleyemez ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK m. 25). Davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalar davanın temelidir. Bu vakıalar davanın sınırını çizmekte ve hakim ancak bu vakıalar hakkında inceleme yapabilmektedir. Davanın hukuki niteliği de bu vakıalara göre belirlenmektedir (Hukuk Genel Kurulunun 11/02/2021 tarihli ve 2017/1-1216 E. 2021/60 K. sayılı kararı). İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1.maddesinde "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972).Davacı; taraflar arasında 01/06/2016 tarihinde sözleşme imzalandığını ve alacak talebinin bu sözleşmeye dayandığını ileri sürmektedir.Davacı tarafça sunulan 01/06/2016 tarihli sözleşmede, son sayfa dışında diğer sayfalarda davalının imzasının olmadığı, davalı tarafın sunulan sözleşmeye karşı çıktığı, davacının dayandığı hükümlerin olduğu sayfalarda davalı imzasının yer almadığı, 2016 yılında taraflarca imzalanan sözleşmenin mahkemece oluşturulan ara karara rağmen taraflarca ibraz edilemediği anlaşılmaktadır. Davacı vekili 2016 yılına ait sözleşmenin 28/06/2016 tarihinde müvekkili şirket tarafından email yolu ile davalı şirket yetkilisi ...'nın adresine gönderilmiş olması sebebiyle mail kayıtlarının incelenmesini talep etmiş ise de, sözleşme taslağının taraflar arasında mail olarak gönderilmesi, tüm hükümleri ile üzerinde mutabık kalınan bir sözleşmenin varlığını ispata yeterli değildir. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; iş bu davada, davacının dayandığı maddi vakıa 01/06/2016 tarihli sözleşme olup sözleşmenin varlığı ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle red kararı verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince kaldırılmasına ve davanın açıklanan nedenlerle reddine karar verilmiştir. İstinaf talebinin kabul sebebi nazara alındığında istinaf yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılarak aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KABULÜ ile; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/415 E. 2020/279 K. sayılı 02/07/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE, a-Davanın REDDİNE, 2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 85,39 TL harcın mahsubu ile geri kalan 342,21 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, c-Davalı tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç-Davalı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara iade edilmesine, 3-İstinaf yargılama giderleri yönünden, a-Davacı tarafından yatırılann 148,60 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, fazla yatan 148,60 TL istinaf başvuru harcının istemi halinde davacı tarafa iadesine, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, c-Davacı tarafça sarf edilen istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine, d-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, e-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06/03/2024

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6763 sayılı kanun ile 6100 sayılı Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Davac; taraflar arasında imzalandığı iddia edilen 01/06/2016 tarihli sözleşmenin süresinden önce davalı tarafça haksız olarak feshedildiği iddiasıyla sözleşme bedelleri ve kötüniyet tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, kararın kesin olduğundan bahisle istinaf talebinin reddine karar verildiği için öncelikle ek kararın değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı vekilinin eldeki davayı 5.000,00 TL üzerinden kısmi alacak davası olarak açtığı, HMK'nın 341/3 maddesi gereğince kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirlenmesi gerektiği, bu durumda kararın kesin olmadığı, ilk derece mahkemesinin ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla 20/10/2020 tarihli istinaf talebinin reddine ilişkin ek kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir. Taraflar arasındaki ilişkinin 01/05/2014 tarihinde imzalanan sözleşme ile başladığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak 01/05/2014 tarihli sözleşme dosya kapsamına sunulmadığından (01/06/2014 tarihli dava dışı ... Tic. AŞ ile davacı arasında imzalanan sözleşme davalı tarafça sunulmuş) incelenememiştir. Yine tarafların beyanına göre bu sözleşme 1 yıl süreli olduğundan 01/05/2015 tarihinde yeni bir sözleşme imzalanmıştır ki bu sözleşme dosya kapsamında yer almaktadır. 09/04/2015 tarihinde imzalanan OSGB Sözleşmesi incelendiğinde; davacı "Hizmet Veren", davalı "Hizmet Alan" olarak anılmaktadır. Sözleşmenin 2.maddesine göre konusu; hizmet veren tarafından, hizmet alana ait işyeri/lerinde işyeri sağlığı ve iş güvenliğini sağlamak amacı ile güvenlik danışmanlığı ve işyeri hekimliği hizmetinin mevzuata uygun şekilde verilmesidir. Çalışma süresi ve bedeli başlıklı 6.maddede sözleşme bedelleri; işyeri hekimi için 660 TL/Ay/KDV hariç, iş güvenliği uzmanı için 440 TL/Ay/KDV hariç olarak belirlenmiştir.Sözleşmenin süresi başlıklı 7.maddesinde; sözleşmenin 01/05/2015 tarihinden başlamak üzere 12 aylık süreyi kapsadığı, sözleşmeyi 12 ay sonunda bitirmek isteyen tarafın 1 ay önceden noter kanalı ile yazılı olarak karşı tarafa bildirmesi gerektiği, taraflardan biri bahsi geçen bildirimde bulunmadığı takdirde sözleşmenin aynı şartlarla 1 yıl daha uzamış kabul edileceği, ücretlendirmenin TÜFE oranında artırılacağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin feshi başlıklı 9.madde; "9.1.Tarafların mutabakata varmaları durumunda sözleşme kendiliğinden fesholur. 9.2.Hizmet Alanın Sözleşmeyi Feshetmesi; Hizmet Alan sözleşmenin herhangi bir evresinde, 1 ay önceden feshi ihbar etmek kaydıyla herhangi bir neden göstermeksizin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hakkına sahiptir. 9.3. Hizmet Verenin çalışanlarının işyerine girişinin zorlaştırılması veya Hizmet Alanın kusuru neticesinde hizmetin yerine getirilememesi üzerine Hizmet Alan tarafından sözleşmenin feshedilmesi haklı olarak feshedildiği şeklinde yorumlanamaz. "Sözleşmeye ilişkin bildirimler ve ihbarlar başlıklı 11.madde; "İşbu sözleşmedeki bildirimlere ve ihbarlara ilişkin Türk Ticaret Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu HMK md.353/1 TTK md.18 HMK md.357 K6100 md.353 K6763 md.341 HMK md.355 HMK md.341/3 HMK md.119/1 K6100 md.187/1 HMK md.341 HMK md.194 K6100 md.355
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog