Danıştay 5. Daire Başkanlığı
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/3896 E. , 2023/5890 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
DAVANIN KONUSU : Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın eksik ve yetersiz düzenlenen soruşturma raporuna dayanılarak verildiği, bu haliyle en ağır yaptırımı öngören meslekten çıkarma cezası verilmesinin mağduriyetine yol açtığı, disiplin soruşturmasında adı geçen kişilerle olan diyaloğunun yalnızca ilaç ve tedavi ile ilgili olduğu, görev gereklerine aykırı davranarak gerçekleştirdiği hiçbir işleminin olmadığı, soyut, dayanaksız ve iftira niteliğindeki tanık anlatımlarının esas alınarak karar verildiği, hakkında açılan ceza davasının hali hazırda devam ettiği ve verilmiş bir karar bulunmadığı, dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacıya isnat edilen fiillerle ilgili olarak davacının lehine ve aleyhine olabilecek tüm delillerin toplandığı ve isnat edilen fiillerin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konulduğu, sürecin gerektirdiği tüm işlemlerin yasanın öngördüğü biçimde uygulandığı ve soruşturma sürecine matuf karar ve işlemlerde davacının mağduriyetine sebep olacak herhangi bir hukuka aykırılığın söz konusu olmadığı, disiplin cezası verilmesi sırasında devam eden kovuşturma sonucunun beklenmesi gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, davacının Hâkimler ve Savcılar Kurulunca 2006 yılında kabul edilen ve tüm hâkim ve savcılara duyurulan Bangolar Yargı Etiği İlkelerini ihlal ettiği, davacının eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu, belirtilen nedenlerle dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'UN DÜŞÜNCESİ:
Davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmesine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararın iptali istenilmektedir. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 520 sayılı Yasanın 4. maddesiyle değişik 69.maddesinde, meslekten çıkarma, bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesi olarak tanımlanmış, 3. fıkrasında, hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50. maddesindeki ceza ve tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilebileceği, son fıkrasında ise, disiplin cezasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfus ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası uygulanabileceği öngörülmüştür.
Öte yandan, 18.12.2010 tarih ve 27789 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun hakkında meslekten çıkarma kararı verilmiş olanların durumu başlıklı Geçici 3. maddesinde, haklarında meslekten çıkarma cezası verilen hakim ve savcıların, bu cezanın kaldırılması için idari dava açmadan önce, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış gün içinde Kurula başvurmaları gerekeceği, Genel Kurulun, usulüne uygun yapılan başvurular üzerine, dosya üzerinden yapacağı inceleme sonucunda, talep halinde, başvuranın bizzat veya vekili aracılığıyla yazılı ya da sözlü savunmasını da almak suretiyle, başvurunun kabulü veya reddi yolunda karar tesis edeceği, başvurunun kabulü halinde önceki kararın kaldırılmasına karar verebileceği hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında , kusurlu ve uygunsuz hareket ve ilişkileriyle mesleğin şeref ve nüfuzunu ve şahsi onur ve saygınlığını yitirdiği hususlarında yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen rapor içeriğinden, Mesleğin şeref ve onurunu bozan, mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte davranışlarda bulunduğu,HSK Müfettişlerince yapılan tespitlerle, davacının;
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayılı dosyasının şüphelileri ... ve ... ile yakın irtibatlı olduğu, bu şahıslarla birçok soruşturma dosyası hakkında görüşme ve whatsapp yazışmaları yaptığı, bilgi alışverişinde bulunduğu, bu kişilerin bilgi taleplerini karşıladığı, edindiği bilgileri paylaşarak, bu kişilerin çevrelerindeki şahısların güvenini kazanmaları ve maddi menfaat elde etmelerine yardımcı olduğu, ... aracılığı ile iş takibi yaptığı ve hukuka aykırı olarak usulsüz işlemler yaptığı : a) Şüpheliler ... ve ... ile 14.12.2018 tarihinde makam odasında görüştüğü, bu görüşme sırasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada şüpheli olan ...'nın ismi üzerinden uhdesinde olmadığı halde sorgulamalar yaptığı, b) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada, uhdesinde olmadığı halde 12.12.2018, 13.12.2018, 14.12.2018 (6kez), 17.12.2018, 27.12.2018, 31.12.2018 tarihlerinde sorgulamalar yaptığı, c) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada, uhdesinde olmadığı halde dosyada adı geçen ... üzerinden 13.12.2018, 14.12.2018 tarihlerinde sorgulamalar yaptığı, d) Şüphelilerden ...'ın rehberinde (…) olarak, kendisine ait … telefon numarası ile kayıtlı olduğu, şüpheli ile birçok whatsapp yazışmasının bulunduğu ve şüpheliye İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada uhdesinde olmadığı halde yaptığı sorgulama evraklarının görüntüsünü gönderdiği, e) Birden çok kez İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada şüpheli olan ... ile ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın onaylayıp onaylanmadığını sorgulatarak aldığı bilgileri ...'a aktardığı böylece ...'ın şüpheli ... ile irtibat kurarak maddi menfaat temin etmeye çalışmasına yardım ettiği, f) ... isminde İsviçre'de şirketi olan, Türkiye'de yatırım yapmak için gelen kişinin, FETÖ suçlaması ile ilgili soruşturmanın durumunu, uhdesinde olmadığı halde ...'ın ricasıyla UYAP sisteminden sorgulattığı, dosyanın işlemlerinin hızlandırılması için soruşturma savcısına tavassutta bulunduğu, g) ... tarafından ... isminde şahsın TC kimlik numarasının whatsapp üzerinden gönderilmesi sonrası, bu kişi hakkındaki soruşturmanın esas numarası ile soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının kim olduğunu ...'a bildirdiği, h) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … … sırasına kayden yürütülen soruşturmada, uhdesinde olmadığı halde dosyada adı geçen şüpheli ... üzerinden 05.02.2019 ve 07.02.2019 tarihlerinde sorgulamalar yaptığı, ı) 02.04.2018 tarihli mesaj içeriklerinde, İstanbul ... Aile Mahkemesinin … esas sayılı dosyasına ait karar örneğini ...'a göndererek "hemen devreye girelim" , "bitirelim" , "50 bin hazır" demek suretiyle iş takibi yaparak menfaat teminine çalıştığı, i) 16.02.2018 tarihli mesaj içeriklerinde, Yargıtay ... Ceza Dairesinin … esas sayılı dosyasında ...'dan … isimli şahsın ceza almaması için yardım talep etmek suretiyle iş takibi yaptığı, j) 16.04.2018 tarihli mesaj içeriklerinde, … Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyası hakkında ... ile "abi tamam Çarşamba bitermiş fakat rakam az", "rakam ne diyorlar , "Ankara usulü", " yüzde on" , "150.000 bin mi" şeklinde mesajlaşmak suretiyle iş takibi yaptığı ve anılan dosyanın davacısı olan …’dan 02.03.2018 - 20.07.2018 tarihleri arasında banka aracılığıyla toplam 75.500,00 TL maddi menfaat temin ettiği, 2) a) Avukat …, … isimli şirketin Başkanı …, ismi zikredilen şirketin Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı … ve şirketin diğer ortağı ile … isimli Restaurantta gerçekleştirdiği buluşmada, arkadaşı ...'ı istihbaratçı olarak tanıttığı ve Arma … şirketinin Başkanı …'ın "Dubai'de hava alanı yapıyoruz, mali sıkıntı yaşadık, birilerinden borç para aldık, karşılığında vadeli çek verdik, ancak bu kişiler taahhüt ettikleri parayı zamanında vermediler, çeklerimiz icraya verildi, çeklerin karşılığı 3.500.000 Dolar bu şahıslardan 5.000.000 Dolarlık daha çeklerimiz var, bu parayı tahsil edemiyoruz itibarımız söz konusu" demesi üzerine, adı geçenlere, ilgili konuda yardımcı olacağını, şikayet dilekçesinin kendisinin nöbetçi olduğu 10 Kasım günü verilirse dosyayı kendisine düşüreceğini, şahısların örgüt kapsamında şüpheli yapacağını ve işi halledeceğini taahhüt ettikten sonra, şirket sahipleriyle işin tamamlanması karşılığında, önden 100.000 Dolar, şahısları gözaltına aldırdıktan sonra ise 900.000 Dolar olmak üzere toplamda 1.000.000 Dolar maddi menfaat elde etmek hususunda anlaştığı, b) … isimli şirketin şikayetçisi olduğu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada, müşteki şirket sahiplerine istihbaratçı olarak tanıttığı arkadaşı ...'ı göndererek 60.000 Dolar para ve "kalan 540.000 Dolar" yazılı bir not kağıdı almasını sağladığı, c) İlgili soruşturmayla alakalı olarak arkadaşı ...'ın "… işi ne oldu" diye sorduğunda "… kıvırınca çete liderini tutuklamaya sevk etmedim. Öteki üyeleri tutuklamaya sevk ettim, onlarda serbest kaldı, karara itiraz ettim ancak adli kontrolle serbest kaldılar" demesi üzerine adı geçen ..., "Örgüt lideri serbest kalmışsa örgüt işi çökmez mi ne kadar aldın da bunu yaptın" dediğinde, "250.000 Dolar verdiler, hem kendimi kurtardım, yarın bir gün … arıza yaparsa kendimi sağlama aldım. Neticede iş hukuki bir dava, örgütlük bir yanı yok" dediği ve ...'a bu soruşturma kapsamında ödemeyi taahhüt ettiği 100.000 Doları veremeyeceğini söylediği, iddiaları soruşturulmuş ve HSK müfettişlerince, İstanbul Cumhuriyet Savcısı iken görevden uzaklaştırılan davacı hakkında, tüm bu iddialarla ilgili olarakmesleğin şeref ve onurunu bozan, mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olması nazara alınarak; 2802 sayılı Yasa’nın 69/4. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası teklif edildiği, söz konusu teklif doğrultusunda davacı hakkında , kusurlu ve uygunsuz hareket ve ilişkileriyle mesleğin şeref ve nüfuzunu ve şahsi onur ve saygınlığını yitirdiği hususlarında yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen rapor içeriği bilgi, belge ve tanık ifadelerinin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi tarafından değerlendirildiği, müfettiş raporunda yer alan iddiaların subuta erdiğinden bahisle A bendinin ,(1/a,b,c,d,e,f,g,h,ı,i,j), (2/a,b,c) maddelerindeki eylemlerinin değerlendirilmesi sonucunda davacı hakkındaki tüm iddialar bakımından; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına, karar kesinleşinceye kadar 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 74. maddesinin ... fıkrası gereğince ayrı ayrı görevden uzaklaştırılmalarına oybirliği ile karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yargıç ve savcıların kararlarının normatif kurallara ve hukuka uygun olması, gerekçelerinin hukuk alemini tatmin etmesi kuşkusuz çok önemlidir. Ancak bir o kadar önemli husus da bir bütün olarak yargı camiasının özellikle de yargı mensuplarının kamuoyunda bıraktıkları intibadır. Adalet mekanizmasının en büyük amaçlarından birisi hiç şüphe yok ki kamu vicdanının tatminidir. Toplumda adalete güven ve inancın artmasında meslek mensuplarının isabetli kararlarının yanında vakur ve tarafsız duruşlarının katkısı yadsınamaz bir realitedir. Uyuşmazlıkta, davacının tutum ve davranışlarının, meslekten çıkarma cezasını gerektiren 2802 sayılı Yasanın 69. maddesinde öngörülen tarife, hem şekil hem öz itibarıyla uyması karşısında, bu madde esas alınarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın REDDİ gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi ve gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
İstanbul Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmaktayken gerçekleştirdiği eylemlerinden dolayı yapılan soruşturma sonucunda davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş, Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından yapılan meslekten çıkarma cezasının yeniden incelenmesi talebi Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin … tarih ve E:..., K:.. sayılı kararı ile reddedilmiştir. Davacının bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun … tarih ve E:..., K:… sayılı kararı ile reddedilmiştir. Bakılan dava, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 5. (son) fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla açılmıştır.
Öte yandan, dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle davacı hakkında, rüşvet, görevi kötüye kullanma ve kamu görevlisinin nüfuz ticareti suçlarından Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:… sayılı dosyasına kayıtlı ceza davası açıldığı ve Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda davacı hakkındaki yargılamanın hali hazırda devam ettiği görülmüştür.
İNCELEME VE GEREKÇE
İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde meslekten çıkarma cezasının verileceği hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacı hakkında düzenlenen 09/07/2019 tarihli soruşturma raporunun incelenmesinden; "Mesleğin şeref ve onurunu bozan, mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte davranışlarda bulunduğu, Bu kapsamda;
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayılı dosyasının şüphelileri M.A. ve A.K. ile yakın irtibatlı olduğu, bu şahıslarla birçok soruşturma dosyası hakkında görüşme ve whatsapp yazışmaları yaptığı, bilgi alışverişinde bulunduğu, bu kişilerin bilgi taleplerini karşıladığı, edindiği bilgileri paylaşarak, bu kişilerin çevrelerindeki şahısların güvenini kazanmaları ve maddi menfaat elde etmelerine yardımcı olduğu, M.A. aracılığı ile iş takibi yaptığı, Bu cümleden olarak;
a)Şüpheliler A.K. ve M.A. ile 14.12.2018 tarihinde makam odasında görüştüğü, bu görüşme sırasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada şüpheli olan O.S.'nin ismi üzerinden uhdesinde olmadığı halde sorgulamalar yaptığı,
b)İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada, uhdesinde olmadığı halde 12.12.2018, 13.12.2018, 14.12.2018 (6 kez), 17.12.2018, 27.12.2018, 31.12.2018 tarihlerinde sorgulamalar yaptığı,
c)İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada, uhdesinde olmadığı halde dosyada adı geçen F.Y. üzerinden 13.12.2018, 14.12.2018 tarihlerinde sorgulamalar yaptığı,
d)Şüphelilerden A.K.'nin rehberinde (…) olarak, kendisine ait 0532.....92 telefon numarası ile kayıtlı olduğu, şüpheli ile birçok whatsapp yazışmasının bulunduğu ve şüpheliye İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada uhdesinde olmadığı halde yaptığı sorgulama evraklarının görüntüsünü gönderdiği,
e)Birden çok kez İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada şüpheli olan O.S. ile F.Y. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın onaylayıp onaylanmadığını sorgulatarak aldığı bilgileri A.K.'ye aktardığı böylece A.K.'nin şüpheli O.S. ile irtibat kurarak maddi menfaat temin etmeye çalışmasına yardım ettiği,
f)E.T. isminde İsviçre'de şirketi olan, Türkiye'de yatırım yapmak için gelen kişinin, FETÖ suçlaması ile ilgili soruşturmanın durumunu, uhdesinde olmadığı halde A.K.'nin ricasıyla UYAP sisteminden sorgulattığı, dosyanın işlemlerinin hızlandırılması için soruşturma savcısına tavassutta bulunduğu,
g)A.K. tarafından F.T. isminde şahsın TC kimlik numarasının whatsapp üzerinden gönderilmesi sonrası, bu kişi hakkındaki soruşturmanın esas numarası ile soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının kim olduğunu A.K.'ye bildirdiği,
h)İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada, uhdesinde olmadığı halde dosyada adı geçen şüpheli M.A. üzerinden 05.02.2019 ve 07.02.2019 tarihlerinde sorgulamalar yaptığı,
ı)02.04.2018 tarihli mesaj içeriklerinde, ... Aile Mahkemesinin … esas sayılı dosyasına ait karar örneğini M.A.'ya göndererek "hemen devreye girelim" , "bitirelim" , "50 bin hazır" demek suretiyle iş takibi yaparak menfaat teminine çalıştığı,
i)16.02.2018 tarihli mesaj içeriklerinde, Yargıtay ... Ceza Dairesinin … esas sayılı dosyasında M.A.'dan N.K. isimli şahsın ceza almaması için yardım talep etmek suretiyle iş takibi yaptığı,
j)16.04.2018 tarihli mesaj içeriklerinde, … Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyası hakkında M.A. ile "abi tamam Çarşamba bitermiş fakat rakam az", "rakam ne diyorlar , "Ankara usulü", " yüzde on" , "150.000 bin mi" şeklinde mesajlaşmak suretiyle iş takibi yaptığı ve anılan dosyanın davacısı olan M.Ö.'den 02.03.2018 - 20.07.2018 tarihleri arasında banka aracılığıyla toplam 75.500,00 TL maddi menfaat temin ettiği,
2.a) Avukat M.F.Ö., ... isimli şirketin Başkanı B.K., ismi zikredilen şirketin Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı H.E. ve şirketin diğer ortağı ile … isimli Restaurantta gerçekleştirdiği buluşmada, arkadaşı M.A.'yı istihbaratçı olarak tanıttığı ve … şirketinin Başkanı B.K.'nin "Dubai'de hava alanı yapıyoruz, mali sıkıntı yaşadık, birilerinden borç para aldık, karşılığında vadeli çek verdik, ancak bu kişiler taahhüt ettikleri parayı zamanında vermediler, çeklerimiz icraya verildi, çeklerin karşılığı 3.500.000 Dolar bu şahıslardan 5.000.000 Dolarlık daha çeklerimiz var, bu parayı tahsil edemiyoruz itibarımız söz konusu" demesi üzerine, adı geçenlere, ilgili konuda yardımcı olacağını, şikayet dilekçesinin kendisinin nöbetçi olduğu 10 Kasım günü verilirse dosyayı kendisine düşüreceğini, şahısların örgüt kapsamında şüpheli yapacağını ve işi halledeceğini taahhüt ettikten sonra, şirket sahipleriyle işin tamamlanması karşılığında, önden 100.000 Dolar, şahısları gözaltına aldırdıktan sonra ise 900.000 Dolar olmak üzere toplamda 1.000.000 Dolar maddi menfaat elde etmek hususunda anlaştığı,
b)... isimli şirketin şikayetçisi olduğu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada, müşteki şirket sahiplerine istihbaratçı olarak tanıttığı arkadaşı M.A.'yı göndererek 60.000 Dolar para ve "kalan 540.000 Dolar" yazılı bir not kağıdı almasını sağladığı,
c)İlgili soruşturmayla alakalı olarak arkadaşı M.A.'nın "… işi ne oldu" diye sorduğunda "… kıvırınca çete liderini tutuklamaya sevk etmedim. Öteki üyeleri tutuklamaya sevk ettim, onlarda serbest kaldı, karara itiraz ettim ancak adli kontrolle serbest kaldılar" demesi üzerine adı geçen M.A., "Örgüt lideri serbest kalmışsa örgüt işi çökmez mi ne kadar aldın da bunu yaptın" dediğinde, "250.000 Dolar verdiler, hem kendimi kurtardım, yarın bir gün … arıza yaparsa kendimi sağlama aldım. Neticede iş hukuki bir dava, örgütlük bir yanı yok" dediği ve M.A.'ya bu soruşturma kapsamında ödemeyi taahhüt ettiği 100.000 Doları veremeyeceğini söylediği" iddialarıyla davacı hakkında soruşturma başlatıldığı anlaşılmaktadır. Bu raporda yer verilen tanık M.A.'nın HSK Müfettişliğince düzenlenen 04/04/2019 tarihli ifade tutanağında; “...Ankara’da inşaat, emlak işleri yapmaktayım ve tanıdığım kişiler vasıtasıyla da iş takibi yapmaktayım. Devlet bünyesinde ve adliyelerde çok sayıda tanıdığım olduğu için eş-dost aracılığı ile çoğu kişi hukuki uyuşmazlıklarında dosya bilgilerini bana gönderip yardım isterler. Ben de bu dosyalarda yapılabilecek bir şey olup olmadığını tanıdıklarıma sorarım. Bu işlerden de genelde kazancım itibar ve siyasi ranttır. Şehir dışına gitmem gereken işlerde de yaptığım masrafları bana verirler. … TANIĞA SORULDU: İstanbul Cumhuriyet Savcısı ... ile aranızdaki ilişki hakkında bilgi veriniz.
TANIK CEVABEN: Ben ...’ı hatırladığım kadarı ile 2005 yılında Diyarbakır ilinde görev yapması nedeniyle tanırım. Kendisi ile aramızda bir abi kardeş ilişkisi vardır. ... ile telefon görüşmesi ve whatsapp yazışması olarak çok kez görüştüğüm olmuştur. Bu görüşmelerde zamana zaman onun benden zaman zaman da benim ondan belli dosyalara ilişkin bilgi talebim olmuştur. Ancak bunlara ilişkin ...’ın benden herhangi bir menfaat bir talebi olmamıştır. 04.03.2019 tarihinde Cumhuriyet Savcısı Ö.M.’ye vermiş olduğum ifadede … Firmasına ilişkin anlattığım olayı aynen tekrar ederim. O ifademde belirttiğim hususların tamamı doğrudur. İfademde bahsettiğim Av. F.Ö.’den aldığım 60.000 Doları ve kalan 540.000 Dolar yazılı notu hafta sonu olması nedeniyle ...’ın beni protokol kapısında karşılayarak içeri aldırması sonucunda odasında kendisine teslim ettim. Paralar herhangi bir çanta ya da poşette değildi. Altı deste halinde 100’lük dolarlardan ibaretti. Montumun her iki taraftaki iç ceplerine koyarak adliyeye parayı soktum. Paraları odasında bizzat kendisine teslim ettikten sonra 20-25 dakika kadar odasında kalıp tekrar girdiğim kapıdan çıkarak adliyeden ayrıldım. TANIĞA SORULDU: 14.12.2018 tarihinde A.K. isimli şahıs ile İstanbul Cumhuriyet Savcısı ...’ın İstanbul Adliyesinde bulunan odasına ne amaçla gittiğinizi, odada başka kimlerin bulunduğunu, A.K. odadan çıktıktan sonra odada ne konuştuğunuzu anlatınız.
TANIK CEVABEN: Bahsedilen tarihten öncesinde A.K. isimli şahsın bazı hastalıklar için ilaç temin ettiğini öğrendim, kendimin basur rahatsızlığı ve çocuğu otizm hastası olan bir arkadaşım için kendisine ilaç siparişi verdim. Basur ilacının temini için kendisiyle telefon görüşmem oldu. Bir gün sonra savcı … Bey’in odasına gideceğini bana söyledi, ben de ilacı teslim almak için orada buluşmayı kabul ettim. Hatırladığım kadarıyla saat sabah 11.00 sıralarında A.K. ile ...’ın odasına gittik. Odada hatırladığım kadarıyla bizden başka kimse yoktu, ancak odaya girip çıkanlar oluyordu. Ben daha çok aldığım ilaçla ilgilendiğim için A.K. ile ...’ın ne konuştuklarına çok dikkat etmedim, ancak … bilgisayarda sorgulama yapıyordu, bilgisayar ekranı kapıya dönük olduğu için A. ve ben de görebiliyorduk. Ancak ben ne olduğuna çok dikkat etmedim, A. kısa süre sonra odadan ayrıldı. Ben o gün uzun süre odada kaldım. Bir ara …’nin ilk kâtibi olan M. isimli şahıs odaya geldi. … ona ne yaptın şeklinde soru sordu. Mesainin bitimine yakın ben birlikte çıkalım dedim, ancak … bana A.'nın bir işi olduğunu ve onu beklediğini söyledi. Sanırım bir kararın çıkmasını bekliyordu. Sonra sorgulama ekranında kararın kaybolduğunu ve göremediğini söyleyerek ilk kez böyle bir şey görüyorum diye söylendi. Bu duruma biraz morali bozuldu. Bir süre sonra birlikte adliyeden çıktık. A. o gün tekrar odaya gelmedi. Benden ayrıldıktan sonra buluştularsa bilmiyorum. Benim sorgulandığını belirttiğim hadiseye ilişkin her hangi bir bilgim, A. ile herhangi bir bağlantım ya da takibim söz konusu değildir. ...
Bu hususlar dışında 04.03.2019 tarihinde Cumhuriyet Savcısı Ö.M.’ye vermiş olduğum ifademde de ayrıntıları ile anlattığım İranlı bir şahsın yurt dışı çıkış yasağının kaldırılması olayı vardır. …’nin bu olayda 20.000 TL para aldığını biliyorum. Bu paradan 2.000 TL’sini bana verdi. Masanın üzerinde bulunan paraları ve benim aldığım parayı …’nin şimdiki kâtibi olan … isimli bayan gördü. Ben de tedbiren borç alıyormuş gibi yaparak “Abi arabanın taksitini ödeyeceğim.” dedim.." şeklinde, Aynı şahsın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13/02/2019 tarihli sorgulama tutanağında da; "...Ben Diyarbakır ilinin önde gelen ailelerinden birine mensubum. Bu nedenle yargıda işi olan birçok kişi bana gelmektedir. Ben de tanıdığım kişiler vasıtası ile bu kişilere yardımcı oluyorum. Dosyasının bulunduğu yere göre ilgili hakim/savcı, avukat ile dosyayla ilgili görüşerek ne yapılabileceği konusunda yardım talep ediyorum. İlgili dosyanın hakimi/savcısı veya avukatı bana dosyada yapılabilecek birşey varsa anlatıyorlar. Ben de bu durumu bana gelen şahsa iletiyorum. O şekilde ilgili şahsın işini halletmeye çalışıyorum. Bu anlamda herhangi bir hakim/savcıya para veya rüşvet vermiyorum. Sadece bana müracaat eden vatandaştan belli bir miktar para alıyorum. Bunun miktarını da genelde kendileri takdir ediyor. Bu şekilde çalışmaya ... savcının tavsiyesi üzerine başladım. Kendisi bana çevrem ve tanıdıklarım olduğunu, bunu değerlendirmem gerektiğini söyledi. Yargı anlamında herhangi bir sorunu olup bana gelen şahısların bilgilerini kendisine vermem halinde dosyasının nerede olduğunu, hangi aşamada olduğunu öğrenebileceğimizi, buna göre hal-tavır belirleyebileceğimizi söyledi. Bu şekilde bu işi yapmaya başladım ancak yukarıda beyan ettiğim gibi kimseye rüşvet vermedim..." şeklinde beyanlarda bulunduğu görülmüştür. Disiplin cezası verilmesine dayanak soruşturma raporunun değerlendirme ve sonuç kısımlarında ise: (1/a-b-c-d-e-f-g-h-ı-i-j) numaralı soruşturma maddelerinde belirtilen hususlarla ilgili olarak;
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayılı dosyası kapsamında müşteki ve bilgi verenlerin anlatımları,
CMK 135, 140 maddeleri kapsamında alınan dinleme ve teknik takip kararları ile ulaşılan deliller sonrası alınan gözaltı ve arama kararları kapsamında yapılan operasyon neticesinde şüpheliler M.A. ve A.K.'den elde edilen cep telefonu ve diğer deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucunda Cumhuriyet savcısı ...’ın adliyelerde iş ve takibi yapan M.A. ve A.K. isimli şüpheliler ile yakın irtibatlı olduğu, bu şahıslarla birçok soruşturma dosyası hakkında görüşme ve whatsapp yazışmaları yaptığı, bilgi alışverişinde bulunduğu, bu kişilerin bilgi taleplerini karşıladığı ve edindiği bilgileri bu kişilerle paylaştığı, adı geçen şahısların bu bilgiler sayesinde çevrelerindeki şahısların güvenini kazanmaya ve maddi menfaat elde etmeye çalıştıkları, bu kapsamda; hakkında CMK 140 tedbiri uygulanan A.K.'nin 14.12.2108 tarihinde İstanbul adliyesinde M.A. ile buluşarak 7. Kat B2 blokta bulunan Cumhuriyet savcısı ...’ın odasına gittikleri, dosyada mevcut UYAP Log kayıtlarından anlaşılacağı üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmaya ilişkin olarak bahsedilen görüşmenin öncesinde, görüşme tarihinde ve sonrasında Cumhuriyet savcısı ...’ın dosya şüphelileri üzerinden sorgulamalar yaptığı, bir Cumhuriyet savcısının kendisinin yürütmediği ve kendi dosyaları ile herhangi bir bağlantısı bulunmayan bir dosyada bu kadar sık sorgulamayı kendiliğinden yapmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi … soruşturma sayılı dosyanın şüphelileri olan O.S., F.Y. isimli şahıslarla A.K.'nin irtibatı, yazışmaları ve bu şahıslardan A.K.'nin menfaat temin etmeye çalışması, A.K.'nin de “…Kendisinin ...’tan başka kimseden uyap sorgu talebinde bulunmadığı, Bahse konu ekran görüntüsünü ...’tan kendisinin talep ettiği, D.B.B.’ye de kendisinin gönderdiği, Onun da O.S.'ye göndermiş olabileceği…” şeklindeki anlatımları ile ... ile A.K. arasındaki whatsapp yazışma içerikleri gözetildiğinde Cumhuriyet savcısı ...’ın bu sorgulamaları A.K.'nin isteği üzerine yaptığı, A.K. tarafından kendisinden istenen sorgulamaları yaparak bu bilgileri gerek ekran görüntüsü olarak gerekse bilgi verme şeklinde A.K. ile paylaştığı, E.T. ve F.T. gibi şahıslarla ilgili soruşturmalar hakkında A.K.'nin bilgi taleplerini karşıladığı, E.T. hakkındaki soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı K.G. ile görüşerek işlemlerin hızlandırılmasını istediği, yine … soruşturma sayılı dosyada emniyet tarafından operasyonun yapıldığı 05.02.2019 ve 07.02.2019 tarihlerinde … soruşturma sayılı dosya üzerinde sorgulama yaparak irtibatlı olduğu şüphelilerin durumunu takip ettiği,
Yine bu soruşturma kapsamında elde edilen deliller itibariyle Cumhuriyet savcısı ...’ın M.A. ile birçok soruşturma dosyası hakkında görüşme ve whatsapp yazışmaları yaptığı, bilgi alışverişinde bulunduğu, bilgi taleplerini karşıladığı ve edindiği bilgileri bu kişiyle paylaştığı, adı geçenin bu bilgiler sayesinde çevresindeki şahısların güvenini kazanmaya ve maddi menfaat elde etmeye çalıştığı, ayrıca dosya bilgilerini ve istenen hususu M.A.’a bildirmek suretiyle ve onun aracılığı ile iş takibi yaparak menfaat temin ettiği veya etmeye çalıştığı, bu kapsamda yukarıda mesaj içerikleri ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, 02.04.2018 tarihinde … Aile mahkemesinin … esas sayılı dosyasına ait karar örneğini M.A.’a göndererek “hemen devreye girelim”, “işi bitirelim”, “50 bin hazır” şeklinde ifadeler kullandığı, Yargıtay ... Ceza Dairesinde temyiz incelemesinde bulunan … esas sayılı dosyada sanık olan N.K. isimli şahsın ceza almaması için girişimde bulunması için 15.02.2018 tarihinde M.A.’a mesaj attığı, ayrıntıları ise tedbir amaçlı olarak whatsapp araması şeklinde görüştükleri, raporun sonraki bölümünde Yargıtay Tetkik Hâkimi M.Ü.’ye ilişkin kısımda açıklanacağı üzere M.A.’ın bu dosyayı irtibatlı olduğu M.Ü.’e sorduğu ve aldığı cevabı aynen ...’a gönderdiği, yine Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasına ait dava dilekçesini 16.04.2018 tarihinde M.A.’ya göndererek “talep gibi istiyoruz” demek suretiyle istenen hususu bildirdiği ve istenen menfaat miktarından bahsettikleri, her üç konuya ilişkin incelenen dosya içeriklerinin mesajlarla uyumlu olduğu gerçek dışı kurgu bir konu ya da davadan bahsedilmediği, alınan bilirkişi raporuna göre de Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasının davacısı olan M.Ö.'nün, ...’a 02.03.2018 – 20.07.2018 tarihleri arasında toplam 75.500 TL banka aracılığı ile para gönderdiği,
Sonuç olarak,
Cumhuriyet savcısı ...’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayılı dosyasının şüphelileri M.A. ve A.K. ile yakın irtibatlı olduğu, bu şahıslarla birçok soruşturma dosyası hakkında görüşme ve Whatsapp yazışmaları yaptığı, bilgi alışverişinde bulunduğu, bu kişilerin bilgi taleplerini karşıladığı, edindiği bilgileri paylaşarak, bu kişilerin çevrelerindeki şahısların güvenini kazanmaları ve maddi menfaat elde etmelerine yardımcı olduğu, M.A. aracılığı ile iş takibi yaptığı, Bu cümleden olarak; Şüpheliler A.K. ve M.A. ile 14.12.2018 tarihinde makam odasında görüştüğü, bu görüşme sırasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada şüpheli olan O.S.'nin ismi üzerinden uhdesinde olmadığı halde sorgulamalar yaptığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada, uhdesinde olmadığı halde 12.12.2018, 13.12.2018, 14.12.2018 (6 kez), 17.12.2018, 27.12.2018, 31.12.2018 tarihlerinde sorgulamalar yaptığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada, uhdesinde olmadığı halde dosyada adı geçen F.Y. üzerinden 13.12.2018, 14.12.2018 tarihlerinde sorgulamalar yaptığı,
Şüphelilerden A.K.'nin rehberinde (4234) olarak, kendisine ait 0532.....92 telefon numarası ile kayıtlı olduğu, şüpheli ile birçok whatsapp yazışmasının bulunduğu ve şüpheliye İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada uhdesinde olmadığı halde yaptığı sorgulama ekranının görüntüsünü gönderdiği,
Birden çok kez İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada şüpheli olan O.S. ile F.Y. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın onaylanıp onaylanmadığını sorgulatarak aldığı bilgileri A.K.’ye aktardığı, böylece A.K.'nin şüpheli O.S. ile irtibat kurarak maddi menfaat temin etmeye çalışmasına yardım ettiği,
E. T. isminde İsviçre'de şirketi olan, Türkiye'de yatırım yapmak için gelen kişinin, FETÖ suçlaması ile ilgili soruşturmanın durumunu, uhdesinde olmadığı halde A.K.'nin ricasıyla UYAP sisteminden sorgulattığı, dosyanın işlemlerinin hızlandırılması için soruşturma savcısına tavassutta bulunduğu,
A. K. tarafından F.T.
isminde şahsın TC kimlik numarasının whatsapp üzerinden gönderilmesi sonrası, bu kişi hakkındaki soruşturmanın esas numarası ile soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının kim olduğunu A.K.'ye bildirdiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturmada, uhdesinde olmadığı halde dosyada adı geçen şüpheli M.A. üzerinden 05.02.2019 ve 07.02.2019 tarihlerinde sorgulamalar yaptığı,
02.04.2018 tarihli mesaj içeriklerinde, ... Aile Mahkemesinin … esas sayılı dosyasına ait karar örneğini M.A.’a göndererek “hemen devreye girelim” , “bitirelim” , “50 bin hazır ” demek suretiyle iş takibi yaparak menfaat teminine çalıştığı,
16.02.2018 tarihli mesaj içeriklerinde, Yargıtay ... Ceza Dairesinin … esas sayılı dosyasında M.A.’dan N.K. isimli şahsın ceza almaması için yardım talep etmek suretiyle iş takibi yaptığı,
16.04.2018 tarihli mesaj içeriklerinde, … Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyası hakkında M.A. ile “abi tamam Çarşamba bitermiş fakat rakam az” , “rakam ne diyorlar” , “Ankara usulü” , “ yüzde on” , “150.000 bin mi” şeklinde mesajlaşmak suretiyle iş takibi yaptığı ve anılan dosyanın davacısı olan M.Ö.’den 02.03.2018 - 20.07.2018 tarihleri arasında banka aracılığıyla toplam 75.500,00 TL maddi menfaat temin ettiği,
Tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. ...
Görevi sırasında elde etmiş olduğu herhangi bir bilgiyi özel amaçları ve başkalarının çıkarlarına yardım etmek için kullanmama, görevin yerine getirilmesiyle ilgili olan veya ilgili görülebilecek herhangi bir hediye, bağış, borç, yardım, menfaat ya da iltimas kabul etmeme, konumları ve mesleklerinin sağladığı nüfuzdan fayda sağlamama, özel hayatlarında iletişim içinde oldukları kişilerin, işlem ve kararlarını etkilemesine fırsat vermedikleri gibi etkileme güçleri bulunduğu izlenimine yol açabilecek tavır ve davranışlardan da kaçınma, herhangi birinin de bu izlenimi oluşturmasına imkân tanımama, adillik ve tarafsızlığını tehlikeye sokabilecek herhangi bir görevi yürütmeme, her zaman mesleğinin onuru ve şerefini koruma, mesleki gizliliği koruma gibi görev ve yükümlülükleri bulunan bir Cumhuriyet savcısının, adliyelerde iş takibi yaparak menfaat temin etmeye çalışan şahıslarla bu işi yaptıklarını bildiği halde sık şekilde irtibatının bulunması ve bu şahıslardan gelen bilgi taleplerini karşılaması ve bu kişilerin isteği ile soruşturmayı yürüten meslektaşı ile görüşerek şahısların menfaat temin etmelerini kolaylaştırması ve bu şahıslarla iş takibi yapmasının uygun ve etik bir davranış olmadığı, gerçekleşen eylemlerin mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olduğu ve yargılamayı gerektirdiği kanaatine varılmıştır.
Cumhuriyet savcısı ... savunmalarında özetle; her ne kadar A.K.'yi annesinin rahatsızlığı nedeniyle ilaç aldığı için tanıdığını, kendisinden ya da başkalarından çıkar sağlayan bir kişi olduğunu bilmediğini, sorgulamaların ön bürodan dahi öğrenilebilecek basit bilgiler olduğunu, M.A. ile iş takibi yapmasının söz konusu olmadığını, iddaya konu mesajların menfaat temini ya da iş takibi amacıyla olmayıp bir arkadaşı tarafından kendisine iletilen ve durumu sorulan konular olduğu, M.A.'ın Ankara’da çeşitli vesilelerle bazı avukatlarla tanıştığını söylediği için ona bu konuları ilettiği, konularla ilgili ısrarlı bir takibi olmayıp baştan savma yazışmalarla konuları kapattığı, sonrasında da M.A.’ya konu ile ilgilenme hiçbir avukatla görüşme şeklinde mesajlar attığını, 50 bin hazır ifadesini avukatlık işi için ya da hukuki mütalaa için kişinin verebileceği rakamı kast ederek kullandığını, M.Ö. isimli şahsın her hangi bir davasını takip etmediğini, bu şahıstan gelen parayı bu kişinin burs vb. şekilde gençlere yardım etmek için peder pey kendisine gönderdiğini kendisinin de bu amaçla bu paraları sarf ettiğini ileri sürmüş ise de;
Cumhuriyet savcısı ... ile A.K. arasında geçen yazışma içeriklerine bakıldığında, A.K.'nin O.S., F.Y., F.T., E.T. gibi birçok farklı şahsın dosyası ile ilgili sorgulama talep ettiği, adliyede bir görev ifa etmeyen, dosyaların tarafı olmayan bir şahsın sık ve ısrarlı olarak belli şahıslara ilişkin bilgi istemesinin tanıdıklarının dosyasına ilişkin basit bir sorgulama olarak değerlendirilemeyeceği, mesaj içerikleri de gözetildiğinde, sık ve ısrarlı bir şekilde bilgi talebi, sorgulama isteği olduğu ve iş takibi amacıyla A.K.'nin bu bilgileri istediğinin anlaşıldığı, ... tarafından da bu hususun bilindiği (nitekim ... ile M.A. arasında geçen ve CMK 135 maddesi kapsamında tespit edilen 21.12.2018 tarihli görüşme içeriğinde (İstanbul CBS … Sor. Sayılı dosya dijital ek 9. Klasör sayfa 179-180); M.A.’ın ...’a F'yi (F.T.) sorduğu …’nin ise “… onların şeyle ilgili bir gelişmeler oldu”, “adliye içi bir tuhaflık var” dediği, M.A.’ın F.’nin numarasını istemesi üzerine “dur şimdi arama sen dur bir takım durumlara var”, “çünkü bende aramıyorum” şeklinde sözler söylediği, bu konuşma içeriğinden de Cumhuriyet savcısı ...’ın A.K. ile birlikte iş takibi yapan F.T. ile ilgili oluşan durum nedeniyle kendisinin ve M.A.'nın tedbirli davranmasını istediği, bu konuşmadan da aslında bu kişilerin nasıl bir işle uğraştığını bildiğinin anlaşıldığı),
M. A.’nın adliyelerde/Yargıtay’da iş takibi yaparak geçimini temin ettiği, ...
ile de uzun yıllardır tanışıp, görüştüğü, aralarında geçen konuşma ve mesaj içeriklerine bakıldığında, ...’ın da M.A.’nın bu işlerle uğraştığını bildiği, kendisinin de M.A. ile belli işleri birlikte takip ettiği, mesaj içeriklerinde geçen “hemen devreye girelim” , “bitirelim” , “50 bin hazır ” , “abi tamam Çarşamba bitermiş fakat rakam az” , “rakam ne diyorlar” , “Ankara usulü” , “ yüzde on” , “150.000 bin mi” şeklinde kullanılan ifadelerin avukatlık yardımından ziyade iş takibine yönelik ifadeler olduğu, zaten bir Cumhuriyet savcısının kendisi avukat olmayan, adliyede resmi bir sıfatı bulunmayan, hukuk ile ilgili resmi bir sıfatı bulunmayan M.A. isimli şahıstan tanıdıklarının işleri için avukat ya da hukuki mütalaa gibi konularda yardım istemesinin de olağan bir durum olmayıp Cumhuriyet savcılığı göreviyle de bağdaşmadığı, yine bir Cumhuriyet savcısının çok fazla tanımadığını ileri sürdüğü bir şahsın burs vermek, hayır da bulunmak gibi işlerine aracılık etmesinin beklenen bir davranış tarzı olmadığı gibi, bu amaçlarla kendisine gönderildiğini iddia ettiği paraları, kendisinin kimlere ne şekilde ilettiğini de açıklayamadığı Gözetilerek adı geçenin savunmalarına itibar edilmemiştir.
Cumhuriyet savcısı ... hakkında (A-1/a-b-c-d-e-f-g-h-ı-i-j) numaralı soruşturma maddelerinde belirtilen ve sübut bulan hususlarda; şahıs, konu ve delil bakımından irtibat bulunduğu, eylemlerin benzer mahiyette ve aynı amaca yönelik olduğu gözetilerek ortak başlık altında değerlendirilerek tek bir ceza tatbiki uygun görülmüştür. ... (2/a-b-c) numaralı soruşturma maddelerinde belirtilen hususlarla ilgili olarak ise;
Cumhuriyet savcısı ...’ın, Avukat M.F.Ö., ... isimli şirketin Başkanı B.K., ismi zikredilen şirketin Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı H.E. ve şirketin diğer ortağı ile … isimli Restaurantta gerçekleştirdiği buluşmada, arkadaşı M.A.’ı istihbaratçı olarak tanıttığı ve ... şirketinin Başkanı B.K.’ın "Dubai’de hava alanı yapıyoruz, mali sıkıntı yaşadık, birilerinden borç para aldık, karşılığında vadeli çek verdik, ancak bu kişiler taahhüt ettikleri parayı zamanında vermediler, çeklerimiz icraya verildi, çeklerin karşılığı 3.500.000 Dolar, bu şahıslardan 5.000.000 Dolarlık daha çekimiz var, bu parayı tahsil edemiyoruz itibarımız söz konusu" demesi üzerine, adı geçenlere, ilgili konuda yardımcı olacağını, şikâyet dilekçesinin kendisinin nöbetçi olduğu 10 Kasım günü verilirse dosyayı kendisine düşüreceğini, şahısları örgüt kapsamında şüpheli yapacağını ve işi halledeceğini taahhüt ettikten sonra, şirket sahipleriyle işin tamamlanması karşılığında, önden 100.000 Dolar, şahısları gözaltına aldırdıktan sonra ise 900.000 Dolar olmak üzere toplamda 1.000.000 Dolar maddi menfaat elde etmek hususunda anlaştığı, anlaşıldığı gibi 10 Kasım 2018 günü Cumhuriyet savcısı ...’ın nöbetçi olduğu ve hafta sonuna denk gelen günde şikâyetin yapıldığı, evrakın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/187060 sırasına kaydının yapıldığı ve Cumhuriyet savcısı ...’ın evrakın havalesinde belirttiği suç nitelemesi gereği kendi uhdesinde kaldığı, soruşturma kapsamında bir kısım deliller toplanarak 04.01.2019 tarihinde Cumhuriyet Savcısı ... tarafından şüpheliler M.A., K.O., S.Ç. ve M.U.K. haklarında gözaltı kararı verilerek, bu şahıslar yönünden aynı Cumhuriyet Savcısı tarafından 05.01.2019 tarihinde bir gün, 06.01.2019 tarihinde 1 gün, 07.01.2019 tarihinde 1 gün gözaltı uzatma kararı verildiği, şüphelilerin gözaltına aldırılmasını müteakip Cumhuriyet Savcısı ... müşteki şirket sahiplerine istihbaratçı olarak tanıttığı arkadaşı M.A.’ı Avukat M.F.Ö.’ye göndererek 60.000 Dolar para ve "kalan 540.000 Dolar" yazılı bir not kâğıdı almasını sağladığı, hafta sonu olması nedeniyle M.A.’yı protokol kapısında karşılayarak adliyeye sokmak suretiyle 7. Katta bulunan odasında bahse konu parayı M.A.’dan teslim aldığı, Cumhuriyet Savcısı ...’ın talimatı ile şüpheli H.A. hakkında 06.01.2019 tarihinde gözaltı kararı verildiği, Cumhuriyet Savcısı ... tarafından 07.01.2019 tarihinde şüpheliler .... için TCK 158/1.d-f-son, 158/3 maddeleri uyarınca Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliğinden tutuklama talep edildiği, … Sulh Ceza Hâkimliğinin … tarih … sorgu sayılı kararı ile şüpheliler yönünden tutuklama talebinin reddine, şüpheliler hakkında adli kontrol tedbiri olarak yurt dışına çıkışlarının engellenmesine karar verildiği, Cumhuriyet Savcısı ... tarafından 08.01.2019 tarihinde anılan karara itiraz edildiği, itirazın ... Sulh Ceza Hâkimliğince yerinde görülmeyerek itirazı incelemek üzere dosyanın ... Sulh Ceza Hâkimliğine gönderildiği, bu hâkimliğin … tarih … D.iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, şüphelilerden M.A.’nın ise tutuklama istemi ile sevk edilmeyerek savcılıkça serbest bırakıldığı, ilgili soruşturmayla alakalı olarak arkadaşı M.A.’nın "… işi ne oldu" diye sorduğunda "… kıvırınca çete liderini tutuklamaya sevk etmedim. Öteki üyeleri tutuklamaya sevkettim, onlarda serbest kaldı, karara itiraz ettim ancak adli kontrolle serbest kaldılar" demesi üzerine adı geçen M.A., "Örgüt lideri serbest kalmışsa örgüt işi çökmez mi ne kadar aldın da bunu yaptın" dediğinde, "250.000 Dolar verdiler, hem kendimi kurtardım, yarın bir gün Arma arıza yaparsa kendimi sağlama aldım. Neticede iş hukuki bir dava, örgütlük bir yanı yok" dediği ve M.A.’ya bu soruşturma kapsamında ödemeyi taahhüt ettiği 100.000 Doları veremeyeceğini söylediği,
Tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. ...
Görevi sırasında elde etmiş olduğu herhangi bir bilgiyi özel amaçları ve başkalarının çıkarlarına yardım etmek için kullanmama, görevin yerine getirilmesiyle ilgili olan veya ilgili görülebilecek herhangi bir hediye, bağış, borç, yardım, menfaat ya da iltimas kabul etmeme, konumları ve mesleklerinin sağladığı nüfuzdan fayda sağlamama, özel hayatlarında iletişim içinde oldukları kişilerin, işlem ve kararlarını etkilemesine fırsat vermedikleri gibi etkileme güçleri bulunduğu izlenimine yol açabilecek tavır ve davranışlardan da kaçınma, herhangi birinin de bu izlenimi oluşturmasına imkân tanımama, adillik ve tarafsızlığını tehlikeye sokabilecek herhangi bir görevi yürütmeme, her zaman mesleğinin onuru ve şerefini koruma, mesleki gizliliği koruma gibi görev ve yükümlülükleri bulunan bir Cumhuriyet savcısının uhdesinde bulunan dosyada dosyanın taraflarından maddi menfaat elde etmesi şeklindeki eyleminin mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olduğu ve yargılamayı gerektirdiği kanaatine varılmıştır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayılı dosyasının tarafı olmayan M.A.’ın dosya hakkında ayrıntıları içerir şekilde bilgi sahibi olduğu, incelenen dosya içeriğiyle anlatımlarının uyumlu olduğu, dosya müştekileri ile yapılan görüşmede konuşulduğunu belirttiği şekilde şikâyetin ...’ın nöbetçi olduğu hafta sonuna denk gelen günde yapıldığı, aynı konuda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayılı dosyası üzerinde yürüyen soruşturma bulunduğu ve bu dosyada talepte bulunarak sonuca uluşmak mümkün iken, aciliyeti belirtilmeden mesai günlerini dahi beklemeden hafta sonu şikâyet dilekçesi sunulmasının da hayatın olağan akışına pek uygun olmadığı, M.A.’nın hafta sonu protokol kapısında ... tarafından karşılanarak odasına alınmasının kamera kayıtları ile doğrulandığı, yine tanık olarak beyanı alınan Avukat M.F.Ö.’ün M.A.’ı istihbaratçı olarak tanıdığını doğruladığı ve anılan dosyaya ilişkin kendilerinden menfaat talep ettiğini belirttiği gözetildiğinde, M.A.’nın anlatımlarına itibar edilmiştir.
Her ne kadar Avukat M.F.Ö., M.A.’ın menfaat isteğini ima ederek kendisiyle görüşmeye geldiğini ancak para vermeyeceklerini belirterek kendisini adeta kovduğunu belirtmiş ise de, dosya ile ilgili ... ile tüm görüşmelerinde M.A.’ın yanlarında olduğunu belirtmesi, şikâyetin yapıldığı tarih ve yapılış şekli gibi durumlar gözetildiğinde kendisinin sorumlu olabileceği ve bu davranışı nedeniyle cezai takibata uğrayabileceği kaygısıyla hareket ettiği değerlendirilmiştir.
Cumhuriyet savcısı ... savunmalarında özetle; M.A.’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayılı dosyası kapsamında tutuklandıktan sonra kendisinden para istediğini ve vermemesi nedeniyle bu olayı tamamen uydurduğunu, böyle bir olayın söz konusu olmadığını ve yaptığı işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu ileri sürmüş ise de; M.A.’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayılı dosyası kapsamında tutuklanmasının ... ile doğrudan ilgisi olmadığı halde tutuklanması nedeniyle kendisinden para talep etmesini gerektirir makul bir sebep bulunmadığı, gerçekte hiç var olmayan bir konuyu tarafı olmadığı halde dosya hakkında ayrıntıları içerir şekilde bilgi sahibi olacak kadar uydurmasının da beklenen bir durum olmadığı, aynı konuda yürüyen bir başka soruşturma olduğu ve o soruşturmada talepte bulunarak sonuç almak mümkün iken ...’ın nöbetçi olduğu bir hafta sonu tekrar şikâyette bulunulmasının da olağan bir durum olmadığı ancak bu sekilde dosyanın ...’ın uhdesinde kalmasının sağlandığı, M.A.’ın anlatımına uygun şekilde bir kısım şüpheliler hakkında gözaltı kararı verilerek tutuklamaya sevk edildiği halde avukat M.F.Ö.'nün de ifade ettiği şekilde müşteki tarafın asıl fail olarak nitelendirdiği … AK isimli şahsın ise tutuklamaya sevk edilmeksizin savcılıktan serbest bırakıldığı, her ne kadar M.A. ilgililerin gözaltına aldırıldığı tarihe yönelik beyanında 1 hatfta yanılmış ise de, bu tarihin hafta sonuna denk geldiğini bildiği ve kendisinin ... tarafından avukat M.F.Ö.’e gönderildiği, hafta sonu olması nedeniyle ... tarafından adliye protokol kapısından içeri alınarak adı geçen avukattan aldığı parayı odasında kendisine teslim ettiğine yönelik anlatımlarının gerek dosya içeriği gerekse kamera kayıtları ile doğrulandığı, avukat M.F.Ö.’ün beyan ettiği üzere bu dosya ile ilgili Cumhuriyet savcısı ... ile tüm görüşmelerinde her hangi bir resmi sıfatı bulunmadığı halde M.A.’ın yanlarında bulunduğu ve bu kişinin ben herkes adına yetkiliyim diyerek kendilerinden menfaat istediği şeklindeki anlatımları da gözetilerek adı geçenin savunmalarına itibar edilmemiştir.
Cumhuriyet savcısı ... hakkında (A-2/a-b-c) numaralı soruşturma maddelerinde belirtilen ve sübut bulan hususlarda; şahıs, konu ve delil bakımından irtibat bulunduğu, eylemlerin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma numaralı dosyasına ilişkin olup, birbirinin devamı niteliğinde ve aynı amaca yönelik olduğu gözetilerek ortak başlık altında değerlendirilerek tek bir ceza tatbiki uygun görülmüştür." tespitlerine yer verildikten sonra, soruşturma maddelerinde belirtilen hususların sübut bulduğu ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı görülmektedir. Bu soruşturma raporu üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nce; (1/a,b,c) bendleri bakımından;
14.12.2018 tarihinde A.K. ve M.A.'nın Çağlayan adliyesinde ilgilinin odasına geldikleri, bu görüşme sırasında ilgilinin UYAP üzerinden uhdesinde olmayan söz konusu … sayılı dosyada yapının 200.000 TL maddi menfaat talep ettiği “O.S.”nin adıyla sorgulama yaptığı fiziki takip tutanakları, A.K. ve M.A.'nın iddiayı doğrular mahiyetteki ifadeleri ve UYAP login kayıtlarından, Yine ilgilinin … sayılı dosyada farklı tarihlerde UYAP’tan toplam 9 defa daha sorgulama yaptığı, Aynı minvalde ilgilinin, A.K.'ye dosyasının kapatılması karşılığında 100.000 TL para gönderdiği tespit edilen “F.Y.” adlı şüphelinin adıyla UYAP üzerinden farklı tarihlerde 2 defa sorgulama yaptığı , UYAP Log-in kayıtlarından, Anlaşılmıştır. (A-1/d,e,f,g,h) bendleri bakımından; İlgilinin uhdesinde olmayan bazı soruşturma dosyalarına ilişkin UYAP sorgulaması sonucu ulaştığı bilgileri A.K.'ye whatsapp üzerinden ilettiği, Bu cümleden olarak ;
A. K. ile aralarında " A.K.
: “ TCK 218.....60 O.S. abi bakabilir misin onaylanmış mı? Soruşturma no: … karar no: …” ... : “ Bakıyorum abim onaylanmamış abim “ ….
A. K.: “ F.T.
287.......82 abi selamlar savcılık soruşturma bakabilir misin?” ... “ OK abim, …” savcı O.R.A.”
Şeklinde gerçekleşen ve somut bilgi aktarımını içeren whatsapp yazışmalarının A.K.'nin telefonundan ele geçirildiği hususu ile ilgilinin zabit katibi tanık R.E. ifadesinde özetle birilerinin ilgiliyi araması ve whatsapp üzerinden TC kimlik numarası göndermesi üzerine UYAP sorgusu yaptığına şahit olduğu, genelde büroları dışındaki dosyaları sorguladığı ve “Açık”, “Kapalı” gibi genel bilgiler verdiği yönündeki beyanı da iddiaları destekler mahiyette görülmüştür.
Ayrıca yine yukarıda bahsi geçen ve uhdesinde olmayan … sayılı dosyada verilen ancak henüz ilgili Başsavcı vekili tarafından onaylanmamış olan kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ekran görüntüsünü whatsapp üzerinden A.K.'ye göndererek A.K.'nin bu görüntüyü şüpheli F.Y.'ye ve birlikte hareket ettiği Av. D.B.B.'ye, Av. D.B.B.'nin de şüpheli O.S.'ye göndermesine sebebiyet verdiği, A.K.'nin emniyet aşamasında iddiayı doğrular mahiyetteki ifadesi, Av. D.B.B. ile O.S. arasındaki whatsapp yazışmalarından anlaşılmaktadır.
A.K.'nin, İsviçre’de ilaç şirketi olup Türkiye’de birlikte yatırım yapmayı düşündüğü FETÖ şüphelisi E.T.’ye ilişkin dosya durumunu whatsapp üzerinden ilgiliye sorduğu ve ekran görüntüsü istediği , ilgilinin de dosyanın K.G.’de olduğunu bildirerek A.K.'nin hızlandırma talebine “iş üstündeyim..Abim gerçekten bende şaşırdım iki defa görüştüm müzekkere cevabı bekliyorum dedi,müzekkereyi de göndereceğim dedi ancak göndermedi ama ısrarla ta o zaman yazdım dedi bende sana çok mahcup oldum ama durum bu ptesi odasından çıkmayıp o yazıyı mutlaka alıcam kesinlikle bir sonuç alıcam abim ” şeklinde cevap verdiğinin tespit edilmesi, yine bu kapsamda adı geçen dosyanın savcısı tanık K.G.'nin ifadesinde özetle ilgilinin odasına gelerek E.T. adlı şahsı annesinin kanser hastalığı nedeniyle ilaç konusunda yardımcı olması sebebiyle tanıdığını söyleyerek dosyayı hızlandırıp hızlandıramayacağını sorduğu, daha sonra 1 defa telefonla bir defada ayaküstü odasına uğrayıp dosyayı sorduğu şeklindeki beyanıyla bir arada değerledirildiğinde söz konusu dosyayı A.K.'nin talebiyle özel olarak takip ettiğine ve bu kapsamda dosya savcısı ile görüştüğüne kanaat getirilmiştir.
Adı geçen yapı mensuplarına operasyon yapılarak gözaltıların uygulanmasına konu savcı Ö.M.’in uhdesinde bulunan … sayılı dosyada yakın irtibat içinde olduğu ve birlikte hareket ettiği “M.A.” ismi ile UYAP üzerinden 2 defa sorgulama yaptığına dair UYAP log-in kayıtları da oldukça dikkat çekici bulunmuştur.
İlgilinin uhdesinde olmayan ve numaraları yukarıda belirtilen soruşturma dosyalarını UYAP'tan sık sık sorgulaması, temin ettiği bilgi ve belgeleri ilgisiz şahıslarla paylaşması CMK'nın 157. maddesine düzenlenen ve bir Cumhuriyet savcısı olması hasebiyle korunması için çok daha hassasiyet göstermesi beklenen "gizlilik" ilkesi bakımından da ayrıca kayda değer bulunmuştur (A-1/ı) bendi bakımından;
İlgilinin 2 Nisan 2018 tarihinde ... Aile Mahkemesi’nin … esas sayılı dosyasının karar görüntüsünü M.A.’ya göndererek “ hemen devreye girelim bitirelim 50 bin hazır” şeklinde bir whatsapp mesajı atmak suretiyle; (A-1/i,j), (A-2/a,b,c) bentlerinde de değinileceği üzere M.A. ile dosya takibi noktasındaki yoğun ilişkisi ve irtibatı da gözetilerek bu dosyanın takibi karşılığında da maddi menfaat temin edebileceklerini ima ettiği kanaati oluşmuştur. (A-1/i ) bendi bakımından; Yine ilgilinin 16 Şubat 2018 tarihinde M.A.’ya “ Yargıtay ... Ceza Dairesi … …. Ceza almamalı N.K. adamın ismi” şeklinde bir mesaj gönderiyordiği ve müteakiben whatsapptan aradığı tespit edilmiştir.
Bu görüşme üzerine M.A.'nın Yargıtay Tetkik Hakimi M.Ü.’ye dosya numarasını gösteren İnternet sorgu ekran görüntüsünü atarak “ burada bizim adam N.K. “ diye mesaj attığı, M.Ü.'nün de bakacağını söyleyerek bir banka hesap numarası gönderdiği, daha sonra M.Ü.'nün “Abi hırsızlıktan 2 yıl 6 ay almış arkadaş … savcı 10 yıl verilmesi lazım diyor, … savcı verilsin dedi mi heyet dinlemez” diyerek hukuki mütalaa bildirdiği, M.A.'nın da gelen bu mesajı aynen ilgiliye ilettiği anlaşılmış,
Yazışmalarda bahsi geçen Yargıtay ... Ceza Dairesi’nin … sayılı dosyasının İstanbul 11. ACM’nin (CMK’nın 250. Maddesi ile yetkili) … esas sayılı dosyasında N.K. ve diğer sanıkların “örtüt kurma”, “örgüte üye olma” suçlarında beraatlerine hırsızlık suçundan ise 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla mahkumiyetlerine dair kararın temyiz incelemesine ilişkin olduğu görülmüş bu şekilde ilgilinin bu dosyayı da takip ettiği ve bu hususta yakın irtibatta olduğu M.A.'dan yardım istediği, kanaati oluşmuştur. (A-1/j) bendi bakımından; İlgilinin 16 Nisan 2018 tarihinde yine M.A.’a … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … esas sayılı dosyasına ilişkin olarak dosyadaki dava değeri kısmı 1.500.000 TL olarak görünen bir dilekçenin fotoğrafını whatsapp üzerinden gönderdiği ve whatsapp’tan aradığı, Daha sonra taraflar arasında bu konuda ;
M. A. : “abi tamam Çarşamba bitermiş fakat rakam az”… ...
“rakam ne diyorlar"
M. A. “Ankara usulü yüzde on” ...
“ 150.000 mi”
M. A. “ Evet abicim” ...
“Kesin mi diyorlar konuşayım ona göre”
M. A.: “Evet abicim Çarşamba günü” ...: “Yarın karar verecem demiş”
M. A.: “Bi dakka sorayım” ...: “talep gibi istiyoruz”
M. A. : “Tamam aynen” Şeklindeki gerçekleşen whatsapp mesajları tespit edilmiş,
Yazışmada bahsi geçen … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … esas sayılı dosyasının davacı M.Ö.'nün davalılar A.S.Ç. ve S.Ç. aleyhine İ.İ.K 277 vd maddelerine istinaden muvazaalı devir iddiasıyla açtığı tasarrufun iptali davası olduğu mahkemenin 24 Mayıs 2018 tarihinde yetkisizlik kararıyla dosyayı dosya ... Asliye Hukuk Mahkemesi’ne göndererek adı geçen mahkemenin … esasına kaydının yapıldığı görülmüş, bu şekilde taraflar arasında yazışmanın yapıldığı tarih itibariyle dosyanın yazışma içeriğinde geçtiği üzere Ankara'da bulunması dikkat çekici bulunmuş,
Bu dosyadaki davacı M.Ö.'nün ...’ın ...’ta bulunan hesabına 13 Nisan 2018 – 20 Temmuz 2018 tarihleri arasında toplam 75.500 TL EFT yoluyla gönderdiğinin belirlenmesi ile birlikte değerlendirildiğinde; ilgilinin banka hesabındaki bu hareketlerin söz konusu dosya takibine ilişkin olduğuna kanaat getirilmiştir. (A-2/a , b , c ) bendleri bakımından;
M. A.'nın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … sayılı soruşturması kapsamında verdiği 04.03.2019 tarihli ifadesinde özet olarak ;
2018 yılı Kasım ayında ilgilinin kendisini de alarak "..." adlı şirketin vekili Av. A.F.Ö., şirket yönetim kurulu başkanı ve yöneticileri ile Etilerde bulunan “…” adlı restoranda buluştuklarını, ilgilinin kendisini (M.A.'yı) MİT mensubu olarak tanıttığını, adı geçen şirket yönetim kurulu başkanının Dubai’de havaalanı yaptıklarını, bazı şahıslardan borç para almak için vadeli çek verdiklerini ancak şahısların vaad ettikleri borç parayı kendilerine vermedikleri gibi çekleri de icra takibine koyduklarını, çeklerin karşılıklarının 3,5 milyon dolar olduğunu, şahısların ellerinde hala 5 milyon dolar bedelince çeklerinin bulunduğunu söyleyerek kendilerine yardım etmesini ilgiliden istediğini, ilgilinin bu şahıslar hakkındaki şikayet dilekçesinin kendisinin nöbetçi olduğu tarihte sunulmasının gerektiğini aksi takdirde dosyanın kendisine düşmeyeceğini 10 Kasım günü nöbetçi olduğunu bu tarihte dilekçe gelirse şahısları örgüt kapsamında şüpheli yaparak işi halledeceğini söylediğini, dosyanın kendisine düşmesi halinde 100.000 dolar, şahısları gözaltına aldırması durumunda ise 900.000 dolar olmak üzere toplam 1 milyon dolar karşılığında tarafların anlaştığını, daha sonraki süreçte operasyon kapsamında gözaltılar yapılırken ilgilinin kendisini arayarak müşteki şirket vekilinin telefon numarasını vererek gidip parayı teslim almasını istediğini, kendisininde söylendiği gibi müşteki şirket vekili Av. M.F.Ö.’yü arayarak ofisinde buluştuklarını, burada 60.000 dolar nakit para ve üstünde “ kalan 540.000 dolar” yazılı olan bir kağıdı alarak Çağlayan Adliyesine gittiğini burada ilgilinin kendisini protokol kapısında karşıladığını ve birlikte ilgilinin odasına geçiklerini, parayı ve notu elden ilgiliye verdiğini, ilgilinin daha önce kendisine iş bitince 100.000 dolar vereceğini söylediğini, daha sonraki süreçte ilgiliye “Arma işi ne oldu” diye sorunca “ Arma kıvırınca çete liderini tutuklamaya sevk etmedim öteki üyeleri tutuklama sevk ettim serbest kaldılar karara itiraz ettim adli kontrolle serbest kaldılar” şeklinde cevap verdiğini, kendisinin ise “ örgüt lideri serbest kalınca örgüt işi çökmez mi ne kadar aldın da bunu yaptın” diye sorması üzerine ilgilinin “ 250.000 dolar verdiler hem kendimi de kurtardım yarın bir gün Arma firması arıza yaparsa kendimi sağlama aldım neticede iş hukuki bir dava örgütlük yanı yok “ şeklinde cevap verdiğini, ilerleyen süreçte kendisine söz verdiği parayı isteyince ilgilinin “ sana Arma için söz verdim onlarda paranın yarısını verdiler” diyerek para vermeyeceğini söylediğini beyan ettiği, Bu iddia üzerine yapılan araştırma kapsamında; “...” adlı şirketin vekili Av. M.F.Ö. aracılığıyla M.A. ve diğer şüpheliler hakkında 5 Ekim 2018 tarihli dilekçeyle “örgüt kurma, yağma nitelikli dolandırıcılık” suçlarından suç duyurusunda bulunması üzerine başlatılan … sayılı soruşturmanın başka bir savcı tarafından yürütüldüğü,
Aynı müşteki şirket vekili aynı konuda bu defa ilgilinin nöbetçi olduğu 10 Kasım 2018 Cumartesi günü açıklama, deliller, hukuki sebepler, netice ve talep kısımları bir önceki dilekçeyle aynı içeriğe sahip bir dilekçeyle yeniden suç duyurusunda bulunduğu, dilekçeninin ilgili tarafından havale edildiği ve … soruşturma numarasıyla dosyanın uhdesine düştüğü, bir takım araştırma işlemlerinden sonra 4 Ocak 2019 tarihinde şüphelileri gözaltına aldırdığı, bu şahıslardan bazılarını “yağma” suçundan tutuklanmaları istemiyle sorguya sevk ettiği, ancak şikayet dilekçeleri içeriklerinde asıl fail olarak gösterilen M.A.'yı serbest bıraktığı, Sulh Ceza Mahkemesinin sevk edilen şahısları adli kontrol altına alarak serbest bırakarak tutuklama taleplerini red ettiği, ilgilinin bu karara yaptığı itirazın red edildiği, M.A. vekilinin müvekkilinin soruşturma kapsamında el konulan 2 adet cep telefonun iadesi istemli dilekçesi üzerine emniyete meteryaller üzerinde inceleme yapılmadan adli emanete teslimi için müzekkere yazdığı ve bu cep telefonlarını M.A.'ya teslimini sağladığı, daha sonraki süreçte dosyayı başka bir savcının devraldığı ve soruşturmanın mükerrer olduğu gerekçesiyle … sayılı dosya ile birleştirme kararı verildiği, ayrıca M.A.'nın parayı Çağlayan adliyesinde ilgiliye teslim ettiğini iddia ettiği tarihe ilişkin olarak bu şahsın beyanında geçtiği gibi ilgili tarafından adliyenin protokol kapısında karşılanmasına ve ilginin odasına geçmelerine dair güvenlik kamera görüntüleri ve dökümlerinin temin edilerek iş bu soruşturma dosyasına eklendiği görülmüştür.
M.A.'nın bahsi geçen ifadesinin … sayılı soruşturmanın yukarıda izah edilen safahatıyla, yapılan işlemlerin içerik ve tarihleriyle neredeyse birebir örtüştüğü, bu şahsın ilgiliyle fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmiş olması dışında bir vatandaş olarak başka bir şekilde adı geçen soruşturmanın detaylarına bu denli vakıf olmasının hayatın olağan akışı içerisinde mümkün olmadığı, Kanaat ve sonucuna ulaşılmıştır. ...'ın, yukarıda bentler halinde somut deliller ve tespitlerle ilişkilendirilerek irdelenen işlem ve eylemleri bir arada değerlendirilerek; Bangolar Yargı Etiği İlkelerinin "TARAFSIZLIK" başlığı altında düzenlenen 2.2 numaralı " Hâkim, mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır.", "DOĞRULUK" başlığı altında düzenlenen 3.1 numaralı " Hâkim, davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamalıdır." , 3.2 numaralı " Hâkimin hâl ve davranış tarzı, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adalet sağlanmakla kalmamalı, sağlandığı görüntüsü de yansıtılmalıdır." "DÜRÜSTLÜK" başlığı altında düzenlenen 4.1 numaralı "Hâkim, tüm faaliyetlerinde uygunsuz davranışlardan ve uygunsuzluk görüntüsü oluşturmaktan kaçınmalıdır. 4.10 numaralı " Hâkim, hâkimlik sıfatıyla elde ettiği gizli bilgileri, yargısal görevleriyle ilgili olmayan diğer amaçlar için kullanmamalı ve ifşa etmemelidir." şeklindeki ilkeleri ile Türk Yargı Etiği Bildirgesi'nin " HÂKİMLER VE SAVCILAR; DÜRÜST VE TUTARLIDIRLAR" başlığı altında düzenlenen 4.3 numaralı " Mesleki itibarlarının korunması için sözlerini yerine getirmekte hassasiyet gösterirler. Dürüstlüklerine gölge düşürebilecek durumlar içinde bulunmama konusunda özenli davranırlar.", "HÂKİMLER VE SAVCILAR; YARGIYA OLAN GÜVENİ TEMSİL EDERLER" başlığı altında düzenlenen 5.1 numaralı "Kendilerine duyulan güvenin, yargıya olan güvenle doğrudan ve ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olduğunun bilinciyle bütün işlem, eylem ve kararlarında yargıya güveni temin eder ve güçlendirirler." , 5.4 numaralı "Yargıya olan güveni tartışmalı hale getirebilecek veya zedeleyebilecek tutum ve davranışlardan her zaman ve her yerde titizlikle kaçınırlar." ve " HÂKİMLER VE SAVCILAR; MAHREMİYETİ GÖZETİRLER " başlığı altında 6.3 numaralı " Gizli kalması gereken bilgi ve sırları, kendi yararına ya da başkalarının yarar veya zararına olabilecek şekilde kullanmazlar. Bu bilgilerin mahremiyetini sosyal medya veya başka bir yolla ihlal etmezler." ilkelerini ağır şekilde ihlâl ettiği, bu ihlâllerinin boyutunun 2802 sayılı Kanunun'un 69/son maddesi anlamında mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü,
Kanaat ve sonucuna ulaşılarak, davacıya isnat olunan eylemlerin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile soruşturma raporu ve eklerinin incelenmesinden; davacının, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte eylemlerde bulunduğunun sübuta erdiği anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 08/05/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. (X) KARŞI OY :
Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin esasının incelenmesine geçilmeden önce, davaya konu uyuşmazlıkta uygulanacak mevzuat hükmünün ortaya konulması ve dava konusu işlemin bu mevzuat hükmüne uygun olarak tesis edilip edilmediğinin irdelenmesi gerekmektedir. 26/02/1983 tarih ve 17971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un 63. maddesinde "uyarma", 64. maddesinde "aylıktan kesme", 65. maddesinde "kınama", 66. maddesinde "kademe ilerlemesini durdurma", 67. maddesinde "derece yükselmesini durdurma" ve 68. maddesinde "yer değiştirme" cezasını gerektiren fiil ve hallere ayrı ayrı ve açıkça yer verilerek hangi hallerde hangi disiplin cezasının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten çıkarma cezası:" başlıklı 69. maddesinde ise; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, kanun koyucunun Hâkim ve Savcılar için meslekten çıkarma cezasını diğer disiplin cezalarından farklı olarak düzenlediği, diğer disiplin cezalarında disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hallere açıkça yer verirken meslekten çıkarma cezası için bu yönde bir düzenleme yapmadığı görülmektedir. Buna göre 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar şu şekilde sıralanmıştır;
1.69. maddenin ... fıkrasına göre; - 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası alınmış olması ve, - Taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar olarak düzenlenmiştir.
Buna göre, taksirli suçlar hariç altı aydan fazla hapis cezası, bir başka deyişle kasten işlenmiş bir suçtan dolayı altı aydan fazla hapis cezası alınması veya affa uğramış olsa bile 8'inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan (Kanun'un 8'inci maddesinin (h) bendinde yazılı suçlar ise; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları olarak belirtilmiştir.) biri ile kesin hüküm giyilmiş olması meslekten çıkarma sebebidir.
Diğer yandan, ... fıkranın ... cümlesinde, Türk Ceza Kanunu'na göre verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması, cezanın ertelenmiş olması, Türk Ceza Kanunu'nun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde ilgili hâkime meslekten çıkarma cezası yerine bir alt ceza olan yer değiştirme cezası verileceği öngörülmüş, dolayısıyla bu durumlarda meslekten çıkarma cezası verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, 69. maddenin üçüncü fıkrasında "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.’’ denilmek suretiyle söz konusu durumlarda artık meslekten çıkarma cezasının verilemeyeceği, suçun niteliğine Kanun'un anılan maddelerinde belirtilen aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması, derece yükselmesinin durdurulması veya yer değiştirme cezalarından birisinin verileceği kurala bağlanmıştır.
2.69. maddenin dördüncü fıkrasına göre; Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Bu fıkra hükmüne göre, mahkûmiyet hükmüne konu suçun, "mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte" bir suç olarak görülmesi ve Kanun'da daha alt bir disiplin cezası öngörülmemiş olması durumunda, verilen cezanın miktarına ya da diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın ilgili hâkim veya savcıya meslekten çıkarma cezası verilebilecektir.
3.69. maddenin beşinci ve son fıkrasına göre ise; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde meslekten çıkarma cezası verilir. Buna göre ilgili hakim ve savcının eylemi herhangi bir suç teşkil etmese bile hâkimlik mesleğinin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde ilgiliye meslekten çıkarma cezası verilebilir.
Görüldüğü üzere, kanun koyucu tarafından meslekten çıkarma cezasının hakim ve savcılar hakkında verilecek diğer disiplin cezalarından farklı şekilde düzenlendiği, meslekten çıkarma cezasını gerektirir belirli bir fiil ve hale (belli sayıda yer değiştirme ve derece yükselmesinin durdurulması cezasının öngörüldüğü haller hariç) yer verilmediği, buna karşın ilgili hakim ve savcı hakkında açılacak kamu davası ve yürütülecek ceza yargılaması sonucunda verilecek karara göre (suçun niteliği, hükümlülüğü gerektirip gerektirmediği, verilen hapis cezasının süresi, cezanın ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığı gibi hususlar dikkate alınarak) meslekten çıkarma cezası verilmesini gerektiren ve gerektirmeyen durumların ayrıntılı olarak düzenlendiği görülmektedir.
Gelinen bu aşamada, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi bir bütün olarak incelendiğinde, hâkim ve savcıların işledikleri fiiller nedeniyle meslekten çıkartılmaları hususunda iki halin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Birinci hâl; konusu suç teşkil etmeyen fiiller nedeniyle 69. maddenin son fıkrası uyarınca meslekten çıkartılma hali, ikici hâl ise; konusu suç teşkil eden fiiller nedeniyle meslekten çıkartılma halidir.
Disiplin cezasına konu fiilin suç teşkil etmediği hallerde söz konusu fiilin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olması durumunda her zaman meslekten çıkarma cezası verilebilmesi mümkün iken, konusu suç teşkil eden fiillerde ise ancak ilgili hakkında bu hususta bir ceza yargılaması yapıldıktan sonra verilecek karara göre fiilin aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olup olmadığı noktasında değerlendirme yapılabileceği anlaşılmaktadır.
Nitekim, 69. maddenin dördüncü fıkrasında "hükümlülüğü gerektiren suç" ibaresi ile hüküm giymiş olma, anılan maddenin son fıkrasında "hükümlülüğü gerektirmese bile" ibaresi ile ise beraat etmiş olma haline vurgu yapıldığı, bu haliyle işlenen fiilin meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir fiil olup olmadığının değerlendirilebilmesi için öncelikle bir ceza yargılamasının yapılmış olmasının ve bu yargılama neticesinde verilecek karara göre bir değerlendirme yapılacağının öngörüldüğü sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, Anayasa'nın "Hakimlik ve savcılık teminatı" başlıklı 139. maddesinde yer alan "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." hükmü ile 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin bir arada irdelenmesinden; yasa koyucunun, yaptıkları görev gereği verdikleri kararlardan etkilenen tarafların haksız isnatlarına maruz kalma ihtimali bulunan hakim ve savcıların haklarında disiplin yönünden işlem tesis edilmeden önce maddi gerçeğin ceza yargılaması sonucu ortaya çıkmasını amaçladığı ve yargılamanın sonucuna göre mevcut delil durumu dikkate alınarak eylem aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozup bozmadığı yolundaki değerlendirmenin bu aşamada yapılması gerektiğini belirttiği anlaşılmaktadır. 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi ile anılan Kanun'un disipline ilişkin diğer maddeleri bir bütün olarak ele alındığında da, kanunun sistematiğinin yasa koyucunun bu amacını doğrular nitelikte olduğu görülmektedir.
Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinin ... ve üçüncü fıkralarında; "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ... fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda disiplin cezası verme zamanaşımı ile ilişkili olarak konusu suç teşkil eden fiiller hakkında ceza zamanaşımı süresine yer verilmezken, 2802 sayılı Kanun'da disiplin cezası verme zamanaşımı süresi ceza yargılaması ile ilişkilendirilmiştir (2802 sayılı Kanun md.72/3). Dolayısıyla, 2802 sayılı Kanun'un zamanaşımı hususunu düzenleyen 72. maddesi ile meslekten çıkarma cezasını düzenleyen 69. maddesi bir arada incelendiğinde de, yasa koyucunun, konusu suç teşkil eden fiillerde ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesini öngörmesi nedeniyle bu düzenlemeye paralel olarak disiplin cezası verme zamanaşımı süresini ceza yargılamasında yer alan süreler kadar genişlettiği anlaşılmaktadır.
Bu değerlendirmeler ışığında, davalı idarenin, hakkında disiplin soruşturması yapılan ilgili hakim veya savcıyı 69. maddenin son fıkrası uyarınca doğrudan ve derhal meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırması, ilgilinin konusu suç teşkil etmeyen fiilleri hakkında mümkün olup, 69. maddenin uygulanması hususunda davalı idarece önce kişinin eyleminin suç teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi, konusu suç eden eylemler ile ilgili olarak kovuşturma izni verilerek açılacak ceza soruşturması/kovuşturmasının sonucunun beklenmesi ve ceza yargılaması neticesinde verilecek hükme göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Aksi halde, bir başka deyişle, konusu suç teşkil eden fiillerin işlenmesi halinde davalı idarece 69. maddenin son fıkrası uyarınca disiplin cezası verilerek ilgilinin doğrudan meslekten çıkarılması, suç işleyen hakim/savcının adli yönden cezasız kalması sonucuna yol açabileceği gibi, hakkında isnatta bulunulan hakim/savcının ceza mahkemesi önünde kendini aklama hakkının da elinden alınması sonucunu doğurabilecektir. Bunun yanında, davalı idarece doğrudan 69. maddenin son fıkrası uyarınca bir karar verilmesi durumunda, anılan maddenin diğer fıkraları işlevsiz hale gelecek ve söz konusu fıkraların konuluş amacına aykırı hareket edilmiş olunacaktır. Ayrıca, idarece bu yönde doğrudan verilecek bir meslekten çıkarma kararından sonra ilgili hakkında ceza mahkûmiyetine karar verilmesi veya mahkûmiyetinin ertelenmesi veya diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olması durumunda diğer fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı sorusu gündeme gelecek ve bu durum da ilgilinin aleyhine sonuçlar doğurabilecektir.
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında konusu suç teşkil ettiği anlaşılan disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle "rüşvet, görevi kötüye kullanma ve kamu görevlisinin nüfuz ticareti" suçlarından Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:... sayılı dosyasına kayıtlı ceza davasının açıldığı ve yargılamanın hali hazırda devam ettiğinin anlaşıldığı, buna karşın davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinde hakkında yürümekte olan ceza davasının sonucu beklenmeden ... tarih ve E:..., K:... sayılı dava konusu kararla doğrudan, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, olayda, davalı Hakimler ve Savcılar Kurulunca öncelikle hakkında disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle ceza kovuşturması yürütülen davacının, bu yargılamasının sonucunun beklenmesi ve kovuşturma neticesinde verilecek karara göre 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi hükümlerinin tatbik edilmesi gerekirken, bu yapılmaksızın anılan maddenin son fıkrası uyarınca davacının doğrudan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı ve anılan kararın iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, davanın reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.