Esas No
E. 2020/186
Karar No
K. 2024/233
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ

DOSYA NO : 2020/186

KARAR NO: 2024/233
DAVA: ALACAK (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/03/2020
KARAR TARİHİ: 25/03/2024

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen ALACAK davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın, ... da faaliyet gösteren "..." adlı firmanın ... firması ile yaptığı sözleşme gereği üstlendiği "...'da yapılacak "..."nı alt taşeron olarak üstlendiğini, bunun için gerekli çelik konstrüksiyonları fabrikasında ürettiğini, ... Firması için yapılacak çelik üretimi işinde kullanılmak üzere yine ... firmasının teknik şartnamesindeki yönlendirmesi ve talebi sonucu 06.11.2015 tarihli sipariş formu ile karşı tarftan 577 litre ... ve ... kodunda boya satın aldığını, satın alınan söz konusu boyaların, karşı tarafın takip, kontrol ve yönlendirmesi ile müvekkili firma tarafından üretilen çeliklere uygulandığını, söz konusu uygulama sonrası karşı tarfça kontrollerin yapıldığını, boyanın ürünlere doğru biçimde uygulandığı 25.11.2015 ve 05.01.2016 tarihli raporları ile müvekkili firma yetkililerine bildirildiğini, söz konusu ürünlerin paketlenip muhafaza altına alınarak montaj sahasına sevk edilmek üzere sevkiyat alanına konulduğunu, sevkiyat öncesi ... firmasının kontrolörünün (İnspektör) gelerek ürünleri kontrol ettiğini, kontrolde ürünlerde bazı beyazlaşmaların olduğunun tespit edildiğini, bu durum üzerine boyaların satın alındığı karşı taraf ile irtibata geçilerek uygunluk alındığı halde neden sorunla karşılaşıldığının sorulduğunu, karşı tarfça kontrolör (İnspektör) gönderilerek durum tespiti yapıldığını, ürünlerde "amin terlemesi" olduğunu, 24.12.2015 tarihli rapor ile bildirerek sorunun... uygulanmak suretiyle giderileceğini ayrıca düzenlendikleri 22.02.2016 tarihli yazıyla bildirdiklerini, müvekkili firmanın karşı tarafın raporunda belirtilen prosedüre uygun olarak, ... isimli boyayı yine karşı taraftan satın alıp onların kontrol ve gözetiminde ürünlere uyguladığını, daha sonra ürünlerin montajı yapılmak üzere ...’ya montaj sahasına gönderildiğini, ancak aynı sorunun (amin terlemesi) ...’da da montaj öncesi tekrarladığını, bu hususun ...'da ... Firması yetkililerince tespit edilerek müvekkili firmaya bildirildiğini, kendilerinin de sorunu defalarca kez karşı tarafa ileterek, üretilen ve tamamen kendi yönlendirmeleri ile gerçekleşen sürece rağmen ortaya çıkan soruna müdahale etmelerini talep ettiklerini ancak sorunun giderilmediğini, bu süreçte davalı taraf sorunu gidermek için yardımcı olmayınca, sorunu kendisi gideren ... firması ... firmasına, o firma da müvekkiline 250.000 Euro ceza uyguladığını, müvekkilinin bu meblağı ödemek zorunda kaldığını, davacı firmanın herhangi bir kusuru olmadığı halde karşı tarafın kusur ve veya ihmali sebebiyle mağdur olduğunu, ...

16.Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile karşı taraftan uğranılan zarar bedeli olan 250.000 EURO’nun ödenmesini talep ettiklerini ancak sonuç alamadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 Euro (69.669 TL) alacaklarının karşı taraftan ticari faiziyle beraber tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... A.Ş.vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde, boyaları satın aldığına dair, 06/11/2015 tarihli sipariş formuna dayandığını ancak boyaların kendisinden almadığın, müvekkilinin satış ilişkisinin tarafı olmadığını, haksız fiil hükümlerine dayanılıyor ise ispat yükümlülüğünün davacıya ait olduğunu,

TBK.nun 72. maddesine göre 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açıldığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının, yapmayı yüklendiği ürünlere uygulanması gereken uygun boyayı almak, bu boyayı yüzeye uygun atmosferik koşullarda ve doğru şekilde uygulamak ve ürünleri boya kuruyuncaya kadar doğru yerde ve doğru şekilde muhafaza etmekten münhasıran kendisinin sorumlu olduğunu, satıcının veya üçüncü bir kişinin sorumluluğu için yüklenim sözleşmesi olması gerektiğini, davacının aldığı ürünlerin ayıpsız olarak kendisine tesliminden başka, aldığı bir hizmet bulunmadığını, davacı, dilekçesinde belirttiği üzere, ürünü yapmayı ve dava dışı "..."'e teslim etmeyi, dava dışı "..." firmasına karşı nihai olarak kendisinin yüklendiğini, müvekkilinin tarafı olmadığı bu satıştan sonra, ürünlerin doğru uygulanıp uygulanmadığı noktasında bir inceleme yapılmasının istendiğini, müvekkilinin, davacı tarafından uygulamanın yapıldığı ... fabrikasına giderek incelemelerde bulunduğunu, boyaların yüzeye doğru şekilde ve doğru atmosferik koşullarda uygulanmadığını, boyanın kuruması esnasında ürünlerin doğru ortamda bekletilmediğini bu nedenle de istenilen sonucun alınamadığını, bu durumun boya ile bir ilgisi olmadığını belirterek, doğru uygulamanın nasıl yapılması gerektiğine dair bilimsel görüşlerini bir rapor halinde davacıya sunduğunu, başka bir deyişle davacının kendilerinden teknik destek aldığını, müvekkilinin boyaların ne satıcısı ne de uygulayıcısı olduğunu, müvekkilinin, davacının aldığını iddia ettiği boyanın satıcısı olmasa da üreticisi olduğundan, ticari satımlarda üreticinin tacir alıcıya karşı sorumlu olmadığını, alıcının ayıplı ifa nedeniyle uğradığı zararlar nedeniyle tazminat talebini yöneltebileceği tek kişinin TBK.nun 227/2 ve onun atfı ile uygulanacak 112.madde uyarınca satıcı olduğunu, davacının aldığı boyaların kusurlu olduğunu ispat etse dahi ancak boyaları aldığı kişiden tazminat talep edebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... Ltd. Şti.vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin diğer davalı ve boya üreticisi ...A.Ş.'nin bayisi olduğunu, davacının 06.11.2015 tarihli ve 53.316,25 TL bedelli fatura ile ürünleri satın aldığını, satın aldığı boyaları kendisinin çelik konstrüksiyon üzerine uygulayarak ... adlı firmaya sattığını, o firmanın da ürünleri ... ile imzaladığı bir sözleşme gereği inşaatında kullandığını, dava dışı ... ve ... arasında imzalandığı belirtilen bir sözleşmede var olduğu iddia edilen cezai şart maddesinin müvekkilini bağlamadığından rücu edilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, sözleşmenin tarafları açısında hüküm doğuracağını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin, ... Bayisi olup sadece boya satışı yaptığını, uygulama hizmeti vermediğini, davacı tarafın müvekkilinin takip, kontrol ve yönlendirmesiyle boya seçimi ya da uygulaması yaptığı yönündeki iddiasının doğru olmadığını, davacı tarafla olan ticari ilişkisi de satış işlemi ile sınırlı olduğunu, ihtiyaca uygun boyanın seçilmesi, boyanın uygun koşullarda muhafaza edilmesi, doğru uygulama yapılması hususlarının tamamen alıcının sorumluluğunda olduğunu, uygulama sonrası müvekkilince kontrol yapıldığını ve uygulamanın doğru yapıldığının bildirildiğini belirtse de bu hususun gerçek olmadığını, kontrol işlemi yapmadıklarını, buna ilişkin inceleme, düzenlenmiş bir rapor vs. de bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:

Dava; davalı ...Tic A.Ş.nin ürettiği, diğer davalı ...Tic. Ltd. Şti.nin bayii olarak satışını yaptığı boyaların, davalıların kontrol ve yönlendirmesi sonucu, davacının kendisinin ürettiği çelik konstrüksiyonlarda yaptıkları uygulamanın hatalı olmasından kaynaklı olarak son alıcı dava dışı ...'in bu ürünleri kendilerinden alan dava dışı ... firmasına kestiği 250.000,00.-EUR cezanın, söz konusu firma tarafından yansıtılarak kendilerinden rücu edilmesi nedeniyle uğradıkları zararın rücuen tahsili istemine yönelik alacak davasıdır.

Davalı ... firması, ürettiği boyaları davacının ürettiği çelik konstrüksiyonlara yine davacının uyguladığını, boyaların uygulanması ile ilgili olarak aralarında herhangi bir sözleşme olmadığını, uygulamayı yapan davacının isteği üzerine sadece uygulamanın nasıl yapılması gerektiği konusunda teknik görüş ve destek verdiklerini, uygulama hatalarından kendilerinin sorumlu tutulamayacağını savunmaktadır. Diğer davalı ... firması ise, boyaları üreten diğer davalının bayisi olduğunu, olaya katılımının sadece boyayı satmak ve teslim etmekle sınırlı olduğunu, boyanın uygulanması vb.hiç bir katılımının olmadığını savunmaktadır.

Davacının üretimini yaptığı ve aralarındaki ticari ilişki gereği dava dışı ... firmasına sattığı çelik konstrüksiyonlara, bizzat kendisinin uyguladığı boyaları davalı ... firmasından satın aldığı, boyaların üretiminin de diğer davalı ...firması tarafından yapıldığı hususlarında da tartışma bulunmamaktadır. Çözümlenmesi gereken sorun, davacının ürettiği çelik konstrüksiyonlara uyguladığı boyama işleminden sonra oluşan "amin terlemesi" denilen sorunun uygulama ve muhafaza hatasından mı kaynaklandığı, davalıların kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda; Zamanaşımı Def'i yönünden; Dava dilekçesi davalılara 23.03.2020 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı .., davalı ... 30.04.2020 tarihinde davaya cevap vererek zamanaşımı def'inde bulunmuşlardır. 26/03/2020 tarih ve 31080 sayılı Mükerrer Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 25/03/2020 tarih ve 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 1.maddesi gereğince dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler, 13/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durdurulmuştur. 30/04/2020 tarih ve 31114 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığının ... tarih ... Sayılı kararı ile İcra-İflas hukuku dışındaki tüm süreler 15 Haziran (bu tarih dahil) tarihine kadar 2.kez durdurulmuştur. Böylece dava açma süresi ... (bu tarih dâhil) - ... (bu tarih dâhil) tarihleri arasında durdurulduğundan, aradan geçen 94 günlük bu süreyi davaya cevap verme süresine eklemek gerekmektedir. Hal böyle olunca davalıların davaya yasal cevap verme süresi içerisinde cevap verdikleri kabul edilerek, zamanaşımı def'inin incelenmesi gerekmiştir.

Öncelikle dava, haksız fiile dayanan bir tazminat davası değildir. Temel ilişki ticari satıma dayanmaktadır. Alım satım ilişkisi nedeniyle alacak-borç, malın teslimi gibi hususlar tartışma dışı olsa da davacının dava dışı firmalara ödemek zorunda kaldığı cezanın rücuen tahsili isteminin temeli bu ilişki olup, sorumluluklarının bulunduğu ileri sürülmektedir. O halde TBK.nun 72.maddesine değil, 146.maddesine gidilmelidir. Bu nedenle ödemenin yapıldığı 12.03.2018 tarihi dikkate alındığında davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı kabul edilerek davalılar vekillerinin zamanaşımı def'ine ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden; İddialar ve savunmalar teknik bir incelemeyi gerektirdiğinden SMM ..., Ticaret Hukuku ABD Dr.Öğretim Üyesi ..., Kimya Y.Mühendisi ..., İnşaat Mühendisi ..., Boya Enspektörü ...'den oluşan 5 kişilik bir bilirkişi heyeti oluşturulmuştur.

Bilirkişi heyeti 16.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda;

Davacı ile davalı ... firmasının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2015-2021 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, e-beratların zamanında alındığı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu, bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahipleri lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir. Davacı şirketin 2018 yılı ticari defter kayıtlarından 250.089,34.-€ karşılığı 1.230.214,47.-TL'nin 120.03.03.02 - ... hesabına alacak kaydedildiği ve ödendiği tespit edilmiştir.

Olayın gerçekleştiği tarihte kullanılan boya numunelerinin olmaması, boyanın hangi koşullarda uygulandığının belirsiz olması ve boya uygulanan yüzeylerde hangi ön işlemlerin yapıldığı, boyanan malzemelerin hangi koşullarda saklandığı belirsiz olması nedeni ile herhangi bir teknik yorum yapılmasının mümkün olmadığı, yapılan teknik açıklamalar ışığında, dava konusu ürünler üzerinde ayıp tespitinde bulunulması mümkün olmadığı için, satıcının ayıptan sorumluluğunun maddi şartlarından ilki olan "satılan şeyin ayıplı olması" hususunda bir kesinlik sağlanamadığı, dolayısıyla mevcut teknik açıklamalar kapsamında davalıların ayıptan sorumluklarının bulunduğu iddiasının kanıtlanamadığı, davalı ... A.Ş.nin boya satışından kaynaklı borcu açısından edimin ifasını gerçekleştirdiği, bu çerçevede bir sorumluluğunun, mevcut teknik incelemeden hareketle, doğmadığı, bu bağlamda, diğer davalı bayi ...Tic. Ltd. Şti. açısından da sorumluluk tespitinde bulunulamadığı yönünde görüş bildirilmiştir.

Davacı vekilinin itirazları üzerine bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır.

Bilirkişi heyeti 05.11.2023 tarihli Ek-bilirkişi raporunda; ... ürünlerin korozyon (aşınma) direncini tanımlayan kalite standartı olup bu ürünlerin yüksek korozyon direncine sahip olduğunu ve doğru uygulandığında bu özelliğini 7 ile 15 yıl arası muhafaza ettiğini ifade ettiği, ... kalite standartına sahip teknik ürünler teknik bilgi formlarında da detaylı bir şekilde anlatıldığı gibi, uygulama kurallarına titizlikle riayet ederek ve eğitimli, tecrübeli personel tarafından uygulanması durumunda nihai sonuca ulaşılacak ürünler olduğu, bu standartlar çelik yüzeylerde kuru boya filmlerinin sahip olduğu standartları tariflediği, firmanın taahhütü ürünlerinin bu standartı sağladığı yönünde olduğu, dosya içeriğinde bu standart konusunda taahhütlerin yerine getirilmediği şeklinde bir şikayet bulunmadığı, dosya içeriğindeki şikayet konusu firmanın kullanılan bütün ürünlerin teknik bilgi föylerinde uyardığı doğru kuruma şartları sağlanmadığında ortaya çıkacağını tariflediği görsel yüzey değişiklikleri olduğu, davacı vekilinin 06.03.2023 tarihli dilekçesinde "ürünlerin sert kurumasının gerçekleşmeden dışarı atıldığına ilişkin bir yorum mevcuttur. Davaya konu ürünler satın alındığında, müvekkil firmanın boya bölümümünde şimdiki gibi ısıtma sistemi mevcut değildi. Dolayısı ile ... için verilen ortalama sıcaklık değerlerini doğru kabul edilebilir." şeklindeki itirazı ile ilgili olarak belirtildiği gibi boya uygulamasının ürün teknik föylerinde belirtildiği şekilde iklimlendirilmiş şartlar altında yapılırsa her bakımdan standart sonuçlara ulaşılacağı, boya setlerinin çelik konstrüksiyonun uygulanacağı yere göre farklı setler halinde seçilebileceği (...– ..., ...– ... – ...), dosya içeriğnde bu seçimin ...– ...şeklinde yapıldığının anlaşıldığı, yine davacı vekilinin aynı dilekçesinde "Bu projede oluşan faciadan sonra... müdürü ... tarafından alınan karar neticesinde ... grupta uygulanan tüm son kat boyalar poliüretan içeriğe sahip olacaktır." belirtildiği, bu şekilde ... – .. olarak değiştirildiği, ... – ..., ... boya setinden farklı özelliklere sahip olduğu, çelik konstrüksiyonun uygulama noktasında güneş ışığına maruziyet söz konusu ise ... seti seçiminin, kapalı alanda yoğun nem ve kimyasal maruziyet söz konusu ise ... boya seçimi daha uygun olacağı, dosya içeriğinden bu seçimin ...– ... seti olarak yapıldığının anlaşıldığı, fakat her iki boya seti için taahhüt edilen kalite standardının kuru boya filminin mukavemetini tanımladığı, bu standart mukavemet değerlerinin yaş boyanın uygulanma süreci ve kuruma sürecinin teknik ürün föylerinde tariflenen kurallara uyulması şartıyla mümkün olduğunu, boya uygulanan çelik parçaların ocak ayında açık alana çıkarılarak kurumaya bırakılmasıyla sağlanmasının mümkün olmadığını belirterek kök rapordaki görüşte ısrar edilmiştir

Dava dilekçesinden de anlaşıldığı üzere, çelik konstrüksiyonlara uygulanan boyanın ayıplı olduğu konusunda bir iddia yoktur.

Davacı taraf, davalı ... firmasının ürettiği boyaları diğer davalı bayi ... firmasından satın almıştır. Boyaları kendi ürettiği çelik konstrüksiyonlara bizzat kendisi uygulamıştır. Bu uygulamayı yaparken davalı davalı ... firmasından, uygulama ve sorunlar üzerine zaman zaman görüş almış ise de taraflar arasında bu konuda yapılmış, tarafların haklarını, borçlarını ve sorumluluklarını düzenleyen yazılı veya sözlü bir sözleşme ilişkisi yoktur.

Uygulama bizzat davacı tarafından yapılmıştır. Uygulamanın yapılış aşamalarında davalıların bizzat katılımı (denetimi) olmadığı gibi çelik konstrüksiyonlarda yurt dışına satılmış olması nedeniyle ortada bulunmadığından boyama işleminin kullanma talimatlarına uygun yapılıp yapılmadığı, söz konusu "amin terlemesi" denilen sorunun kaynağının ne olabileceği konusunda inceleme yapılamamakta, bir fikir ortaya konulamamaktadır.

Davacı taraf ürünlerin tesliminden önce bir delil tespiti de yaptırmamıştır.

Açıklanan nedenlerle davalıların sorumluluğunu tartışabilmek için öncelikle uygulamanın davacı tarafından kullanma talimatlarına uygun, kusursuz bir şekilde yapıldığının ispatlanması, sonrasında sorunun kaynağının boyadan mı yoksa davalı Jotun boya firmasının sözleşmeye dayanmasa da vermiş olduğu (varsa) yanlış, hatalı tavsiye, telkin ve yönlendirmelerinden mi kaynaklandığının tartışılması gündeme gelebilecektir. Bu nedenle davanın ispatlanamadığı kabul edilerek reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davanın REDDİNE,

1.Alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.189,78-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 762,18‬-TL harcın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,

2.Davalılar vekille temsil olunduğundan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.3/2 uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp DAVALILARA VERİLMESİNE,

3.Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,

4.Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE,

5.Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK.

341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.25/03/2024 KATİP HAKİM

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog