11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/10976 E. , 2010/1727 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/03/2008 tarih ve 2007/788-2008/184 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait işyerinin işletme hakkının 06.12.2005 tarihli sözleşmeyle davalıya devredildiğini, taraflar arasında anlaşmazlık çıkması üzerine de 05.02.2007 tarihli sözleşme imzalanarak önceki devir sözleşmesi feshedildiği halde davalının her iki sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek, 80.499,47 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmede tahkim şartı bulunduğunu savunarak, davanın görev ve esas yönünden reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 06.12.2005 tarihli sözleşmede çıkan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümleneceği konusunda anlaşma yapıldığı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, ticari işletme devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Taraflar her ne kadar 06.12.2005 tarihli sözleşmeden doğan ihtilafların hakemde görülmesini karalaştırmış iseler de, bilahare bu sözleşmeyi fes ederek 05.02.2007 tarihli sözleşmeyi imzalamışlardır. Söz konusu sözleşmede ise; tahkim şartını içeren önceki sözleşmenin feshedildiği kabul edilerek, işletme devrinden kaynaklanan taraf yükümlülükleri yeniden belirlenmiştir. Hakem şartını içeren ilk sözleşme taraflarca feshedildiğine göre, artık davaya konu edilen uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesi mümkün değildir. Bu itibarla mahkemece, tahkim itirazının reddiyle uyuşmazlığın esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.