Esas No
E. 2009/7439
Karar No
K. 2011/697
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2009/7439 E.  ,  2011/697 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/02/2009 tarih ve 2006/554-2009/48 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hamit vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkiline nakliyat sigorta sözleşmesi ile sigortalı emtianın davalılardan Mehmet’in taşıma komisyoncusu, diğer davalının ise maliki bulunduğu araç ile taşınması sırasında emtianın alıcısına teslim edilmediğini, davalıların oluşan hasardan sorumlu olduklarını, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, 9.043,21 YTL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalılardan Hamit vekili temyiz etmiştir.

1.Dava, taşıma sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.

Bir davanın görülmesi için taraf teşkilinin sağlanması esas olup, hakimin bu hususu re'sen gözetmesi gerekir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. HUMK'nun 73. maddesinde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre; mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu nedenle tebligatın davadaki önemi büyüktür. Tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olması nedeniyle, tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.

Somut olayda; mahkemece, mümeyyiz davalıya dava dilekçesinin tebliğine ilişkin çıkartılan davetiyenin tebliği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine aykırıdır. Zira, anılan hükme göre yapılan tebliğ işleminde, kendisine tebligat yapılacak kimse veya muhatap adına tebligatı kabul edebilecek olanlardan hiçbirisinin gösterilen adreste bulunmaması ve tebligattan kaçınmaları halinde, tebliğ memurunun ne şekilde davranacağı Tüzüğün 28. maddesinde yazılı olup, buna göre tebliğ memurunun “adreste neden bulunulmadığını bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtardan tahkik ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak tevsik etmesi” gerekir iken, bu kurala riayet edilmeden, davalının adreste neden bulunmadığına ilişkin komşu ve muhtardan araştırma yapılmamış olması ve bu kişilerin beyanlarının tebliğ tutanağına yazılmamış olması tebliğ işlemini geçersiz kılar. Dosyada bulunan davalıya çıkarılan tebligat mazbatasında mümeyyiz davalının neden adreste bulunmadığına ilişkin bir kayıt olmadığı gibi yukarıda yazılı kişilerden de buna ilişkin beyan ve imza alınmamıştır. Ayrıca tebliğ memuru tarafından tebligat zarfına yazılan yazının da ne olduğu anlaşılamamaktadır.

Tüzüğün 28. maddesinin 1. fıkrası hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın evine gittiği ve fakat evinde bulunmadığı belgelendirilmiş olur. Bu yolla işlem yapılmış olmadıkça, muhatabın veya muhatap namına tebliğ yapılabilecek kişilerin adreste bulunmadığı yolundaki beyan, tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kalır. Böyle bir beyana dayalı olarak Tebligat Kanunun 21. maddesine göre yapılan tebligatın da geçerliliği kabul edilemez. Bu nedenle davalıya Tebligat Kanunun 21. ve Tebligat Tüzüğü’nün 28. maddesi uyarınca gerekli tebligat yapılıp, taraf teşkili sağlandıktan ve davalıya savunma hakkını kullanma olanağı verildikten sonra işin esasına girilerek sonuca ulaşılması gereklidir.

2.Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda, 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku 7201 sayılı Tebligat Kanunu K7201 md.21
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog