4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2012/133 E. , 2012/17480 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vdl. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 14/12/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/09/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, davacıların murisi ...'un davalı ile ikinci evliliğini yaptığını, kanser hastası olan ...'a davalının kötü muamelede bulunduğunu, Antalya Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/146 E, 2009/248 K sayılı kararı ile davalının mahkum olduğunu, davacıların babalarının uğradığı kötü muamele sonucu acı ve ızdırap duyduklarını beyan ederek manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacıların dava açma haklarının bulunmadığını, suçun mağdurunun vefat ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davalının davacıların murisine evlilik döneminde kötü muamelede bulunduğu, ağır hakaretler ettiği sabit olduğundan manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
TMK'nun 25/4. maddesinde "Manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez." düzenlemesi getirilmiştir. Kişilik hakları şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Davacıların murisi tarafından sağlığında davalıya karşı manevi tazminat davası açılmamıştır. Murisin sağlığında açarak talep etmediği manevi tazminatı, onun ölümünden sonra mirasçıları davacıların açtıkları bu dava ile dava ile talep edemiyeceklerdir. Şu halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararının açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.