Esas No
E. 2023/9148
Karar No
K. 2023/11578
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2023/9148 E.  ,  2023/11578 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/53 E., 2023/87 K.
KARAR: Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammının sigortalılık başlangıç tarihinden ve bu tarihe göre tespit edilecek yaş haddinden indirilmesi ve 01.05.2018 tarihinden itibaren tahsis yapılması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dilekçesinde özetle; 11.03.1971 doğumlu olan müvekkilinin Hava Harp Okulu öğrencisi olarak 01.10.1989-30.08.1994 ve muvazzaf subay olarak da 30.08.1994-29.04.2010 tarihleri arasında Emekli Sandığına tabi olarak hizmet verdiğini, 04.02.2013-04.08.2014 tarihleri arasında 4/a kapsamında çalışan müvekkilinin 07.08.2014 tarihinden bugüne kadar da aralıksız olarak 4/a kapsamında çalışmaya devam ettiğini, ... Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezinin 06.06.2018 tarihli 51171429-205.02.01.E5530176 sayılı cevap yazısıyla müvekkilinin "50 yaş şartını yerine getirmediği gerekçesiyle" talebinin reddedildiğini belirterek müvekkilinin çalışmaya başladığı tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesindeki fiili hizmet zammı süresinin, yaş haddinden indirilmesi (doğum tarihinden geriye çekilmesi) ve hizmet başlangıç tarihinden de geriye çekilmesi gerektiği hususlarının açıkça belirtildiğini, dolayısıyla TSK'nde 30.08.1994-29.04.2010 tarihleri arasında muvazzaf subay olarak hizmet veren müvekkilinin bu hizmetlerine karşılık gelen FHZ süresinin yaş haddinden indirilerek ve hizmet başlangıç tarihinin de bu süre kadar geriye çekilerek müvekkilinin emekli aylığına hak kazanmasının sağlanması gerektiğini, emekliliği hak ettiği tarihten itibaren ödenmeyen emekli aylıklarının yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın usulden reddi gerektiğini, davacının taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, fiili hizmet zammında davacının istediği şekilde faydalandırılmasının mümkün olmadığını beyanda haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin bozmadan önceki kararı ile "...Davacının yaşlılık aylığı tahsisi şartlarının 11.06.2017 tarihi itibariyle tamamlandığının göz önüne alınmasıyla 24.04.2018 tarihli 3303055 sayılı yaşlılık aylığı tahsis talebine göre 01.05.2018 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitinin, ödenmeyen aylıklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesinin ve aksi yöndeki Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezinin 06.06.2018 tarihli 51171429-205.02.01-E.5530176 sayılı kararının iptalinin yerinde olacağı" belirtilmiştir.

Tüm dosya kapsamından, toplanan delillerden, dosya kapsamıyla uyumlu bilirkişi raporundan, davacıya 2829 sayılı Kanun gereği tüm hizmetlerin birleştirilmesi suretiyle 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B maddesine göre tahsis talep tarihi olan 24.04.2018 tarihini takip eden 01.05.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması kanaati ile, davanın kabulüne..." dair karar vermiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin bozma öncesindeki kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu kararıyla; "...Buna göre davacının 3 yıl, 9 aylık fiili hizmet zammının hem sigortalılık başlangıcını hem de yaş koşulunu geriye götürecek şekilde uygulanması gerektiği, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.09.1990 tarihinden 3 yıl, 9 ay geriye götürülerek 15.12.1986 tarihi olarak tespit edileceği, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B-C bentlerine istinaden emeklilik şartlarının 24.11.1986-23.05.1988 tarihleri arasında işe başlayan erkek sigortalılar bakımından 25 yıl sigortalılık süresi, 5375 gün prim ödeme şartı ve 50 yaş olduğunun dikkate alınmasıyla ayrıca 5434 sayılı hizmetlerinden sonra 506 sayılı Kanun kapsamında 1854 gün hizmetinin bulunduğu da dikkate alındığında 2829 sayılı Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkındaki Yasa'nın hükümleri çerçevesinde 1260 gün şartını da yerine getirdiği dikkate alındığında 11.03.1971 doğumlu olan davacı bakımından 3 yıl, 9 aylık fiili hizmet zammının yaştan da düşürülmesiyle doğum tarihinin 11.06.1967 tarihi olarak kabul edilmesine göre 50 yaşını 11.06.2017 tarihinde doldurmuş olacağının kabulü karşısında, sigortalılık başlangıcının 15.12.1986 tarihi olmasına göre 25 yıllık sigortalılık süresini 2011 yılında doldurmuş olacağı yine 5375 gün prim ödeme gün şartını toplam 10044 prim ödeme gün sayısı bulunmasına göre fazlasıyla tamamlamış olacağı ve fiili hizmet zammının yaştan da düşürülmesiyle 50 yaşını doldurduğu 11.06.2017 tarihi itibariyle emeklilik şartlarını tamamlamış olacağı belirlenmiştir.

Belirtilen nedenlerle İlk Derece Mahkemesince davacının 24.04.2018 tarihli 3303055 sayılı yaşlılık aylığı tahsis talebine göre, 01.05.2018 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine ve ödenmeyen aylıklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön görülmemiş; yaşlılık aylığının bağlanmasında zaman aşımının söz konusu olmadığı da gözetilmek sureti ile, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin reddine dair karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizce; "....2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4 üncü maddesindeki; “kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.” hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.

Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir." gerekçeleri ile karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Yargıtay ilgili dairesinin bozma kararına uyulmasına karar verilmiş, dosya hesap yapılması yönünden bilirkişiye gönderilmiştir. Bilirkişi mahkememize vermiş olduğu 04.02.2023 tarihli raporunda; davacının 24.04.2018 tarihli tahsis başvurusuna istinaden, yaşlılık aylığı bağlanamayacağına yönelik görüş bildirmiştir.

Dosyanın incelenmesinde; davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.09.1990 olduğu, davacının 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B maddesine göre aylık bağlanma şartlarının 25 yıl sigortalılık süresi, 52 yaş ve 5525 ödenmiş gün sayısının dolmuş oması gerektiği anlaşılmaktadır. 3 yıl 9 ay fiili hizmet zammının yaş haddinden düşülmesiyle, 11.03.1971 doğumlu davacının doğum tarihinin 11.06.1967 olarak kabul edilebileceği, bu durumda davacının 52 yaşını 11.06.2022 tarihinde doldurmuş olduğu, tahsis talebinin 24.04.2018 tarihinde olduğu, tahsis tarihi talebinde 52 yasını tamamlamamış olduğu anlaşılmaktadır. Tahsis talep tarihinde ve davanın açıldığı tarihte davacının yaşlılık aylığına hak kazanmak için yeterli koşulları taşımadığı anlaşılmakla; davanın reddine..." dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde: bozma kararından sonra verilen mahkeme kararının hatalı olduğunu, esasen bozma kararına uyulmasından sonra dahi istemi hakkında karar verilebilmesinin mümkün olduğunu, buna göre bir karar verilmesi gerektiğini belirterek, redde dair verilen kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ve 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci ve ek 39 uncu maddesi ile 5434 sayılı Kanun'un 32 nci maddeleri hükümleridir.

3.Değerlendirme

1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).

2.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr.

A. Recai Seçkin’e Armağan, ...

Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.) 3

3.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

4.Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, tahsis yapılmasına ilişkin davalarda, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 ssayılı Kanun'un “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.

5.Eldeki dava bakımından, değerlendirme yapıldığında ise 24.04.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.09.1990 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 27 yıl 7 ay 9 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 11 yıl 8 ay 8 gün sigortalılığına ve 5600 günden fazla gününün bulunmasına göre, geçici 81. maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (ı) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5525 gün ve 52 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 11.03.1971 doğumlu davacının 52 yaşını doldurduğu 11.03.2023 tarihinden 3 yıl 9 aylık fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak 11.06.2019 tarihi itibari ile gerçekleşip gerçekleşmediği ve bu tarihi takip eden aybaşından itibaren tahsise hak kazanıp kazanmadığı hususu üzerinde durularak, davacının talebi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine

21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.