10. Hukuk Dairesi
T.C. DİYARBAKIR BAM 10. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/3092 - 2025/2469
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki yapılan yargılamada ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla; 6100 sayılı HMK m.352 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
A) Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti:
İhtiyati haciz/ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket ile davalı iş ortaklığı ve iş ortaklığını oluşturan davalı şirketler arasında,...Mahallesi 424 adet konut inşaatı ile alt yapı ve çevre düzenlemesi işinin yapılması hususunda sözleşme imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşme gereği üzerine düşen edimleri ifa ettiği halde davalı iş ortaklığının müvekkil şirkete ödemesi gereken fatura bedellerini ödemediğini, müvekkili şirketin sözleşme gereğince yaptığı imalatlar karşılığında davalı iş ortaklığı ile vardığı mutabakat neticesinde kestiği 4 nolu hak edişe ilişkin 30.11.2024 Tarih ve 16.800.000,00.-TL meblağlı fatura ile 5 nolu hak edişe ilişkin 30.12.2024 Tarih ve 18.480.000,00.-TL meblağlı faturaları düzenlediğini, davalıların işbu faturaları ticari defterlerine işlediklerini ve fatura içeriklerine itiraz etmediklerini, Diyarbakır İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile davalı iş ortaklığı ve iş ortaklığını oluşturan şirketler aleyhine 4 ve 5 nolu hak edişlere ilişkin fatura bedelleri ödenmediğinden icra takibi yapıldığını, davalıların, haksız, dayanaksız ve kötü niyetli bir şekilde takibe itiraz ederek takibin durdurulmasını sağladıklarını, davalı iş ortaklığının, davaya konu icra takibi yapıldıktan dakikalar sonra aynı gün içerisinde mesai saati sonunda 10.000.000,00.-TL ödeme yaptıklarını, kötü niyeli olan davalı şirketlerin bu ödemeye ilişkin gasp iddiasında bulunarak şikayette bulunduklarını yaptıkları ödemeyi geri almaya çalıştıklarını, davalı iş ortaklığı ve davalı şirketlerin, müvekkili şirketin alacaklarını ödemediğinden müvekkili şirketin ciddi bir ekonomik sıkıntı içerisine girdiğini ve iflasın eşiğine geldiğini, alacağın varlığının yaklaşık olarak ispatlanmış olduğunu beyan ederek, davalı şirketin Toplu Konut İdaresi Başkanlığı nezdindeki tüm hak ve alacaklarına dava miktarınca İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz, haciz talebimiz kabul edilmemesi durumunda HMK 389 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.
B)İhtiyati Haciz/İhtiyati Tedbirle İlgili Verilen İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "İhtiyati haciz talebi yönünden yapılan değerlendirmede; dava dilekçesi ekinde ticaret sicil kayıtlarının sunulduğu, Diyarbakır İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde bir kısım e-fatura suretlerinin bulunduğu, sunulan bu belgelerin muaccel bir alacağın varlığını kanıtlar nitelikte belge olmadığı, ihtiyati haciz yönünden yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği, davacının iddiasını destekler başkaca belge ve delil sunmadığı, talebin bu haliyle yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından; İKK'nun 257. maddesinde yer alan yasal koşulları taşımayan davacının ihtiyati haciz talebinin reddine, İhtiyati tedbir talebi yönünden yapılan değerlendirmede; ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir konulması talep edilen mal ya da hakkın uyuşmazlık konusu olması gerekir. Eş söyleyişle ihtiyati tedbir, ancak taraflar arasında çekişmeli olan dava konusu hakkında verilebilir. İhtiyati tedbir konulması talep edilen davalıların TOKİ Başkanlığındaki hak ve alacakları uyuşmazlık konusu olmadığından davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine..." gerekçesiyle "İhtiyati haciz talebinin reddine, ihtiyati tedbir talebinin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. C)İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; haciz ve tedbir taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, faturaların muaccel bir alacağın varlığını kanıtlar nitelikte olmadığını belirtilmiş ise de takibe konu her iki fatura da davalı iş ortaklığının ticari defterlerine işlendiğini, karşı tarafın cevap dilekçesinde de faturaları defterlerine işlediğini ve bir kısım ödeme yaptığını kabul ettiğini, faturaların tarafların mutabakatı neticesinde düzenlenip davalı taraf teslim edildiğini, 5 nolu hakedişe ilişkin 30.12.2024 tarihli faturanın 37 gün sonra iade edilmesi yasal olarak mümkün olmadığını, davaya konu olan sözleşme dosyada mevcut olduğunu, müvekkili şirketin sözleşme hükümlerine riayet etmiş ve üzerine düşen tüm edimleri ifa etmiş ve çevre düzenlemesi ile taş duvar işinin tamamını bitirdiğini ancak karşılığında bedelini tahsil edemediğini, ihtiyati haciz için gereken yasal tüm şartlar gerçekleştiğini, ihtiyati tedbir talebimizin reddinin de hatalı olduğunu, İhtiyati tedbir talep edilen mal ya da hakkın uyuşmazlık konusu olması gerektiği belirtilmiş ise de dava konusu inşaat işinden kaynaklanan anlaşmazlık bulunduğunu, müvekkili şirketin, inşaatta yaptığı imalatların karşılığını alamadığını, TOKİ'nin yapacağı ödemelerin müvekkilinin alacağı kadar olan kısmına tedbir konulması usul ve yasaya uygun olacağını, aksi taktirde müvekkil şirket davayı kazansa bile alacağını tahsil edemeyeceğini, ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini, istinaf taleplerinin kabulü ile kararın müvekkili şirket lehine kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. D)Delillerin Değerlendirilmesi, Hukuki Sebepler ve Gerekçe: Davacının istinafı,
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir/ihtiyati haciz talepleri yönünden verilen ret kararının kaldırılması ve ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır. İhtiyati Tedbire İlişkin Değerlendirme:
HMK'nın "İhtiyati Tedbirin Şartları" kenar başlıklı 389. Maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır.
HMK'nın 389. maddesinde düzenlendiği üzere, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâlinde uyuşmazlık konusu hakkında karar verilebileceği, davaya konu talebin eser sözleşmesine dayalı para alacağı talebinden ibaret olduğu, davalıların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmakla mahkemece ihtiyati tedbir talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. İhtiyati Hacze İlişkin Değerlendirme: İhtiyati haciz, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 257. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
İİK'nın 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır.
HMK'nın 406/2. maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilen ihtiyati haczin koşullarını düzenleyen İİK'nın 257. Maddesinde; "(1)Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. (2)Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; (3)Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” hükmüne yer verilmiştir. Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir.
Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacze gerek yoktur.
Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyati haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyat haciz isteyebilir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El kitabı). Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı, ihtiyati haciz için gerekli "yaklaşık ispat" şartının da gerçekleşmesi durumunda başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir.
Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise;
İİK'nın 257. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir.
İİK'nın, "ihtiyati haciz kararı" kenar başlıklı 258. maddenin birinci fıkrasının 2. cümlesinde “Alacaklı alacağı ve icabında ihtiyati haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." denilmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hâkime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hâkim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaate vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa, ihtiyati haciz talebini kabul edecektir. Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır.
Somut olayda; davacının davasında haklılığının toplanacak deliller ve yapılacak inceleme neticesinde tespit edilebileceğinden, davacı tarafça sunulan delillerin bu aşamada özellikle alacağın varlığı ve miktarı ile muacceliyeti konusunda yaklaşık ispata yeterli olmadığı,
İİK'nın 257. maddesinde öngörülen ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı, mahkemece verilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın usûl ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı yanın bu yöne ilişkin istinaf itirazlarını yerinde görmemiştir.
Bu itibarla, dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf harçları peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3.Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davalı yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
5.6100 sayılı HMK'nın 359(4) maddesi uyarınca kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-f ve 391/3. maddeleri gereğince KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/10/2025 Gerekçeli Karar Yazım Tarihi:16/10/2025 Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.