Aramaya Dön

8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2020/411
Karar No
K. 2024/210
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2020/411
KARAR NO: 2024/210
DAVA: Tespit-Alacak
DAVA TARİHİ: 09/04/2020
KARAR TARİHİ: 29/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin, 31/12/2018 tarihinde yayımlanan Klavuzluk Ve Römokörcülük Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca 18/07/2019 tarihinden geçerli olmak üzere ... hizmet sahasında B sınıfı hizmet izin belgesi aldığını ve anılan tarihten itibaren ... Limanı hizmet sahasında B sınıfı kılavuzluk hizmeti vermekte olduğunu, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında 17/07/2019 tarihinde protokol akdedildiğini, bu protokole göre davalı şirketin ... Limanı'nda B sınıfı kılavuzluk hizmeti verdiği müddetçe müvekkili şirkete yönetim danışmanlık bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, 08/01/2020 tarihinde yeni Kılavuzluk Ve Römorkörcülük Yönetmeliği'nin yayınlanması ile birlikte eski yönetmelik ortadan kaldırılmış ise de, davalı şirketin yeni yönetmelik uyarınca da tıpkı eski yönetmelikte olduğu gibi ... hizmet sahasında B sınıfı kılavuzluk hizmet izin belgesini almaya hak kazandığını, yani fiili durumda hiçbir değişiklik olmadığını, davalının eski yönetmelik uyarınca vermeye hak kazandığı kılavuzluk hizmetini yeni yönetmeliğin yayımlanması sonrasında da kesintisiz olarak vermeye devam etmekte olduğunu, davalı şirketin, müvekkili şirkete keşide etmiş olduğu .... Noterliğinin 21/02/2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde; yeni yönetmeliğin yayımlanması ile birlikte eski yönetmeliğin ve buna bağlı olarak verilen kılavuzluk hizmet izin belgesinin kullanılamaz hale geldiği, eski yönetmelik uyarınca verilen kılavuzluk hizmet izin belgesinin süresinin geçerliliğini yitirmesi ile birlikte taraflar arasında akdedilen protokolün de 20/02/2020 tarihi itibariyle sona erdiğini iddia ettiğini, protokolde davalı şirketin ... hizmet sahasında hizmet ifa ettiği sürece sözleşmede kararlaştırılan hizmet bedelini müvekkili şirkete ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bunun, davalı şirketin ... hizmet sahasında hizmet vermeye devam ettiği sürece protokolün geçerli ve ayakta olduğunun ve yönetmelik değişmesinin protokolün sıhhatine hiçbir olumsuz etkisinin olmadığının göstergesi olduğunu, eski yönetmeliğin kalkmasının, protokolü sona erdiremeyeceğini, ... Limanı hizmet sahası B sınıfı hizmet sahası olduğundan, davalı şirketin kılavuzluk hizmetin izin süresinin 15 yıl olduğunu, davalı şirketin de ... Limanı'nda hizmet vermeye başladığı 18/07/2019 tarihinden itibaren 15 yıl boyunca her ay için davalı şirketin kılavuzluk hizmetinden elde edeceği kılavuzluk hasılatından kamu payı düşüldükten sonra kalan hasılatın %7,5'ini ödeyeceğini, davalı şirket tarafından sözleşme haksız feshedilmiş olduğundan, kalan süre boyunca müvekkili şirketin elde edeceği gelirlerin yoksun kalınan gelir olarak davalı şirketten tahsilinin gerekiğini, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taraflar arasında akdedilen 17/07/2019 tarihli protokolün ayakta olduğunun tespitini; bu taleplerinin reddi durumunda haksız fesih nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu maddi zarar kapsamında yoksun kalınan gelir olarak 10.000,00-TL belirsiz alacağın tespiti ve fesih tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava arabuluculuğa başvurulmadan ikame edildiğinden, dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, belirsiz alacak davası ikame edilmesinin mümkün olmadığını, 2020 tarihli yönetmelik akabinde tüm ilgililer tarafından yapılan başvurular değerlendirilerek yeni faaliyet lisanslarının ve hizmet izinlerinin verildiğini, 2020 tarihli yönetmelik ile verilen 20/02/2020 tarihli yeni izinler ile 2018 tarihli yönetmelik ile verilen kılavuzluk hizmet izin belgesinin kullanılamaz hale gelmesi ve bağlı izin süresinin geçerliliğini yitirmesiyle protokolün de 20/02/2020 tarihinde sona erdiğinin müvekkili şirket tarafından ilgililere ihtaren bildirildiğini, protokolün süresinin 31/12/2018 tarihli Kılavuzluk Ve Römorkörlük Hizmetleri Yönetmeliği çerçevesinde verilen 18/07/2019 tarihli ... sahası kılavuzluk izin belgesinin süresine bağlandığını, dolayısıyla yönetmelik ve buna bağlı olarak verilen 20/02/2020 tarihli yeni izinler ile 2018 tarihli yönetmeliğin ortadan kaldırıldığı ve buna bağlı olarak verilen kılavuzluk hizmet izin belgesinin kullanılamaz hale geldiğini, davacı şirket tarafından gönderilen ...6. Noterliğinin 10/03/2020 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile protokolün, kılavuzluk hizmetinin 18/07/2019 tarihli ... sahası kılavuzluk hizmet izin belgesi çerçevesinde ifa edildiği sürece yapılacaklara ilişkin olan maddesinin yalnızca bir kısmı baz alınmaya çalışılarak, protokolün genelinden ve özellikle de süreye ilişkin açık düzenlemeden ayrı yorumlanmaya ve taraf iradelerinden farklı anlam yüklenmeye çalışılmasının mümkün olmadığı, protokolün 20/02/2020 tarihinde sona erdiği vs. fazlaya ilişkin tüm hakların saklı kalmak kaydıyla ihtar edildiğini, müvekkili şirket tarafından davacı şirkete gönderilen .... Noterliğinin 17/03/2020 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile, protokolün ayakta olduğuna ilişkin beyanlarının hukuki dayanaklarının olmadığı, protokolün sona erdiğinin, davacı şirket tarafından protokol yönetim danışmanlık hizmeti verilmeye devam edilmiyor olmakla 2020 tarihli yönetmelik çerçevesinde römorkörcülük hizmeti izni alındığı ve faaliyete başlandığı ve protokolün sona erdiğinde bir tereddütün bulunmadığının bildirildiğini, protokolün 5. maddesinde, bu dava/davalar sonucunda müvekkili şirketin almış olduğu ... Liman bölgesindeki B sınıfı kılavuzluk faaliyet lisansı veya hizmet izninin herhangi bir surette kullanılamaz hale gelmesi veya iptali durumunda müvekkili şirketin, davacı şirketten bir talebi olamayacağı düzenlemesiyle protokolü 2018 tarihli yönetmelik çerçevesinde alınmış olan izne bağlı olarak yapıldığının açıkça ifade edildiğini, tüm bu düzenlemelerin, tarafların ortak iradesinin protokolün süresini, protokolün konu bölümünde ve 1. maddesinde zikredilen spesifik kılavuzluk hizmet izin belgesindeki izin süresine bağlamak yönünde olduğunun açık göstergesi olduğunu, bu değerlendirmeler yapılırken en başta gelen amacın, tarafların protokol ile takip ettikleri ortak amacın bulunması olduğunu, taraflar arasındaki protokol çerçevesinde ilişkilerini, 2018 tarihli yönetmelik uyarınca verilen hizmet izin belgesine dayalı olarak ve o iznin süresiyle sınırlı olarak devam edecek şekilde yapılandırma ortak amacını haiz olarak hareket ettiklerini, bu ortak amacın, sözleşme içeriğinin gerçek anlamının bulunması bakımından önem arz etmekte olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilen 18/07/2019 tarihli kira sözleşmesinde, kılavuzluk hizmet izin belgesinde belirtilen izin süresinden önce iznin geçersiz hale gelmesi durumunda, kiracı müvekkilinin kira sözleşmesini 1 ay evvel yazılı bildirimde bulunmak suretiyle sonraki dönem kiraları muaccel hale gelmeksizin sona erdirme ve tahliye hakkının bulunduğunun, tarafların ortak iradelerinin bir yansıması olarak açıkça düzenlendiğini, tarafların protokolde geçerliliğe/süreye ilişkin özel bir düzenleme yaptıklarını, böyle bir özel düzenleme bulunmasaydı dahi, 2020 tarihli yönetmelik çerçevesinde davacı tarafından İskenderun Körfezi hizmet sahasında römorkörcülük hizmet izni alınması akabinde durumun değişeceğini, davacının açtığı davalar ile 2018 tarihli yönetmeliğin ve müvekkili şirketin kılavuzluk hizmet izninin sona ermesine sebep olan ve müvekkilinin faaliyet gösterdiği römorkörcülük alanında hizmet izni alan ve aynı alanda hizmet vermeye başlayan davacı şirketin, uygun olmayan zamanda bir sona ermeden söz edebilmesinin de mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla protokolün müvekkili şirket tarafından uygun olmayan zamanda sona erdirildiği varsayımında dahi, davacı şirket tarafından yapılan bir gider olmadığının dava dilekçesinde açıkça kabul, beyan ve ikrar edildiğini, bu bakımdan da davacının herhangi bir surette tazminat talebinde bulunabilmesinin mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle arabuluculuk şartı gerçekleşmediğinden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddini, davacının talep sonucunda dava dilekçesinde açıkça taleplerini somutlaştırmadığından, hukuki yarar yokluğundan davanın reddini ve davanın her halükarda reddini talep etmiştir.

Dava, davacının ... Liman sahasında kılavuzluk hizmetleri vermeye yetkili davalı şirkete yönetim ve danışmanlık hizmeti verileceği ve bu hizmet karşılığında elde edilecek hasılattan pay alınacağına ilişkin olarak taraflar arasında akdedilen 17/07/2019 tarihli protokolün ayakta olduğunun tespiti; bu talebin uygun görülmemesi halinde terditli olarak haksız fesihe dayalı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Eldeki dava dosyası öncelikle, 54,40-TL peşin harç ile 10.000,00-TL esas değer üzerinden ikame edilerek mahkememiz tekli hakimi tarafından görülmeye başlanmış olup, mahkememizin 05/05/2020 tarihli, 2020/231 esas ve 2020/239 karar sayılı kararıyla; "Mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın HMK 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca görev yönünden USULDEN REDDİNE," ve "Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın görevli olan .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE" karar verilmiş, verilen kararın davacı vekili tarafından 15/05/2020 tarihinde istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 03/07/2020 tarihli, 2020/719 esas ve 2020/637 karar sayılı kararıyla; "...Buna göre davalı şirketin faaliyet alanı kapsamında kılavuzluk hizmeti vermesi, uyuşmazlığın deniz ticaretinden kaynaklandığını kabule yeterli değildir. Protokolün halen yürürülükte bulunup bulunmadığından uyuşmazlık doğmuş olup ;taraflar arasında deniz ticaretini görevli kılan bir uyuşmazlık söz konusu değildir.Taraflar arasında kılavuzluk hizmeti verilmesi söz konusu değildir.

Taraflar arasın da tacirler arası danışmanlık hizmetine ilişkin olarak imzalanan protokole dayalı olarak açılan bir dava söz konusu olup; açılan davaya bakmakta görevli olduğu halde mahkemece görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış..." gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmesi üzerine dosya, mahkememizin 2020/411 esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuş, mahkememizin 15/11/2023 tarihli celsesinde; "Davacı vekiline, bedel arttırım dilekçesini ve harcını yatırması bakımından 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde bedel arttırım hakkının kullanılmış sayılacağının ve bedel arttırım hiç yapılmamış gibi davaya devam olunacağının ihtarına" karar verilmiş, davacı vekili 29/11/2023 tarihli dilekçesi ile feri taleplerine ilişkin bedeli 10.000,00-TL'den 86.173.013,31-TL arttırarak 86.183.013,31-TL'ye arttırdıklarını beyan ederek ve aynı tarihte 1.471.620,00-TL tamamlama harcını ikmal etmesi üzerine mahkememizin 01/12/2023 tarihli dosyanın heyete tevdiine ilişkin ara kararı ile, harçlandırılan dava değerine nazaran dosyanın heyete tevdiine karar verilmesi üzerine yargılamaya mahkememiz heyetince devam olunmuştur.

Mahkememizce, taraflar arasında akdedilen 17/07/2019 tarihli protokol, .... Noterliğinin 21/02/2020 tarihli ve 06211 yevmiye sayılı ihtarnamesi, ...6. Noterliğinin 10/03/2020 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, .... Noterliğinin 17/03/2020 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, .... Noterliğinin 17/03/2020 tarihli ve 9170 yevmiye sayılı ihtarnamesi, Ulaştırma Ve Altyapı Bakanlığı yazı ve kayıtları, dekontlar, hukuki mütalaalar, tarafların ticaret sicili kayıtları, kılavuzluk izin belgeleri, hasılat dökümleri, ödenen kamu paylarına ilişkin kayıtlar, makam olurları ile YMM raporları vs. dosyamız arasına alınmış, deniz ulaştırma mühendisliği öğretim üyesi, iktisat-ekonometri öğretim üyesi ve özel hukuk öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor, mali müşavir, uzak yol kaptanı ve özel hukuk öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor, ek rapor ve 2. ek rapor temin edilmiştir. YMM ..., uzak yok kaptanı ... ve özel hukuk öğretim üyesi Doç. Dr. ...'ten oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 30/12/2022 havale tarihli rapor ile; taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 2020 yönetmeliği sonrasında önceki izin belgelerinin iptal edilerek, kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri yetki alanlarının yeniden yapılandırılması kapsamında yeni hizmet izni belgelerinin verilmesiyle sona erdiği, bu nedenle davacının davalıdan istenebilir bir alacağının hesaplanamadığı, talebe göre hesaplama yapıldığında, davacı alacağının 21.02.2020 ihtarname tarihinden dava tarihine kadar olan süre için 555.834,05-TL; dava tarihinden

31.12.2020 tarihine kadar olan süre için 3.709.028,78-TL; dolayısıyla, 21.02.2020-31.12.2020 tarihleri arasındaki dönem için 4.264.862,83-TL olarak hesaplandığı, Denizcilik Genel Müdürlüğünün yazısı ekindeki tablo verilerine göre 01.01.2021-

31.05.2022 tarihleri arasındaki dönem için ise 9.334.358,06-TL olarak hesaplandığı tespit edilmiş, 29/03/2023 havale tarihli ek raporda görüş değişmemiş, 08/10/2023 havale tarihli ek rapor ile; davacı tarafın yoksun kalınan gelirine yönelik itirazlarının kabulü halinde, 21/02/020-18/07/2024 tarihleri arasındaki davacı alacağının 86.183.013,31-TL olduğu tespit edilmiştir.

Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; davalı şirketin 31/12/2018 tarihinde yayımlanan Klavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca 18/07/2019 tarihinden geçerli olmak üzere ... hizmet sahasında B sınıfı hizmet izin belgesi alarak anılan tarihten itibaren ... Limanı hizmet sahasında B sınıfı kılavuzluk hizmeti vermeye başlamasına, davacı şirket ile davalı şirket arasında 17/07/2019 tarihli protokol düzenlenerek, davalı şirketin ... Limanı'nda B sınıfı kılavuzluk hizmeti verdiği müddetçe davacı şirkete yönetim danışmanlık bedeli ödeyeceğinin kararlaştırılmasına, protokolün "Şartlar" Başlıklı, 1. maddesi ile, "İşbu protokolün süresi yürürlük tarihinden başlamak üzere, ... Klavuzluk Hizmet Sahalarında, İdare tarafından ... Römorköre verilecek "Klavuzluk Hizmet İzin Belgesi"nde belirtilen izin süresinin geçerliliği kadardır." şeklinde düzenleme yapılmış bulunmasına, söz konusu hüküm ve protokolün tüm maddeleri(özellikle 5. maddesi) birlikte değerledirildiğinde, protokolün süresinin 31/12/2018 tarihinde yayımlanan Klavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında davalıya verilen Klavuzluk Hizmet İzin Belgesinin süresine bağlı bulunmasına, taraflar arasında 17/07/2019 tarihinde yapılan protokolden sonra 08/01/2020 tarihinde yeni Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliği'n yürürlüğe girmiş bulunmasına, 08/01/2022 tarih ve 31002 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 23. Maddesi ile, 31/12/2018 tarihli ve 30642 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği'nin yürürlükten kaldırılmış olmasına, 31/12/2018 tarihli ve 30642 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği'nin yürürlükten kalkması ile birlikte, T.

C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü'nün 18/03/2021 tarihli yazısında da belirtildiği üzere 2020 Yönetmeliği kapsamında yapılan yeniden yetkilendirme neticesinde, 2018 Yönetmeliği kapsamında verilen Klavuzluk Hizmet İzin Belgesinin geçersiz hale gelmesine, davalı şirkete, 2020 yılı yönetmeliği sonrasında yeniden yapılan başvuru üzerine yeniden hizmet izin belgesi verilmesinin, daha önce geçersiz hale gelen hizmet izin belgesinin yeniden geçerli hale getirmeyeceğinin açık bulunmasına, bu anlamda taraflar arasındaki 17/07/2019 tarihli protokolün sona erdiğinin kabul edilmesi gerekmesi karşısında, davacı tarafın, söz konusu protokolün halen ayakta olduğunun tespiti talebinin yerinde bulunmamasına, davacı tarafça dava dilekçesi ve diğer beyan ve ıslah dilekçesi ile, terditli olarak, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle tazminat talebinde bulunulmasına, yukarıda belirtilen nedenlerle, davalı tarafın, sözleşmeyi haksız bir feshinin bulunmamasına, davacı tarafça, dava dilekçesi ile menfi bir zararlarının bulunmadığının beyan edilmesine, taraflar arasındaki protokol, protokolün feshi ve şekli dikkate alındığında, davacı tarafça müspet zarar talebinde bulunulmasının mümkün bulunmamasına, davacı tarafça, davalıya ne gibi bir hizmet verildiğinin de açık olarak ortaya konulmamış olmasına göre, davacı tarafın uğranılan zararın tahsili talebinin de yerinde bulunmamasına göre, davacı tarafça terditli olarak açılan davanın reddine karar verilerek, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı tarafça davalı hakkında açılan davanın REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60-TL harcın, davacı tarafça yatırılan 54,40-TL peşin harç ve 1.471.620,00-TL olmak üzere toplam 1.471.674,4‬0-TL'den mahsubu ile fazladan yatan ‬1.471.246,8‬0-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

4.Davalı tarafından yapılan 25,50-TL'den ibaret yargılama giderinin, davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,

5.Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 1.165.830,13-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6.6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, davacı ve davalı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine,

Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı , gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/02/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye .. e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.