44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/283
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 29/12/2023
NUMARASI: 2023/231 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP Davacı vekili 28/12/2023 tarihli ek ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesi ile, huzurdaki dava kapsamında mahkemece 17/11/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile davalıların "..." , "..." ve "..." ibareli markalar yönünden ihtiyati tedbir kararı verildiğini, bu kararın 29/11/2023 tarihinde infaz edildiğini, infaz Sırasında müvekkilinin tescilli "..." markasını içeren ancak davalıların "..." markasının da basılması suretiyle tahrif edilmiş ürüne rastlandığını, bu nedenlerle müvekkilinin tescilli "..." , "..." ve "..." ibareli markaları ile birlikte "..." veya "..." markasını taşıyan her türlü ürün veya materyal yönünden de el koyma yönünden tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 29.12.2023 tarihli ara karar ile; davacının dilekçede bahsi geçen "..." markası yönünden hak sahipliğinin bulunmadığı, SMK 152/2 maddesi kapsamında davalının kullanımı olup olmadığı hususunun yargılama gerektirdiği gerekçeleriyle, davacının ek ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece verilen 17.11.2023 tarihli tedbir kararının infazı sırasında diğer ürünlerin yanı sıra, müvekkilinin tescilli “..." markasını içeren, ancak davalıların “...” markasının da basılması suretiyle tahrif edilmiş ürüne rastlandığını, işbu ürüne, ilgili tarihteki tedbirin infazında ürünün orijinal olma olası sebebiyle el konulmadığını, ancak söz konusu ürünün orijinal olma ihtimalinde dahi SMK 152/2 uyarınca, Mahkemenin 17.11.2023 tarihli tedbir kararı bu ürüne el konulmasına imkan vermekte olup, ilerleyen aşamalarda hukuki bir belirsizlik yaşanmaması ve taraflar aleyhinde herhangi bir kayba sebebiyet vermemek adına, bu hususun mahkemece açıklanmasının talep edildiğini, bu hususta Mahkemece verilen ek tedbir talebinin reddi kararının hatalı olduğunu, Davalıların iş yerinde tespit edilen bu tarım makinesinde müvekkilinin tescilli ... markasının aynen yer aldığını, ancak aynı makine üzerine davalılar tarafından müvekkiline ait diğer ... markasındaki ... kelime unsuru çıkarılıp ... markasının eklendiğini, ilgili makinenin orijinal olması ihtimalinde dahi, müvekkilinin orijinal ürününün tahrif edilmesi ve kötüleştirilmesi suretiyle markanın ihlal edildiğini, mezkur ürünü gören tüketicilerin ise ürünün yaratıcısının müvekkili firma olması ve müvekkilinin tescilli ... markasının yer almasından hareketle ürünün müvekkilinin orijinal ürünü olduğunu düşüneceğini, ancak ürün üzerinde davalılara ait ... markasının yer almasının müvekkilinin itibarını ciddi ölçüde zedeleyeceğini, zira bu durumun tüketicilerde, müvekkilinin davalılarla iş birliği yaptığı ya da aslında müvekkiline ait olan ürünün davalılarca üretildiği algısını uyandıracağını, bunun da marka hakkına zarar vereceğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Talep; İlk Derece Mahkemesince 29.12.2023 tarihli ara karar ile verilen ek ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararın kaldırılmasından ibarettir.
Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesi ile, davalıların, müvekkilinin tescilli "..." ve "..." markalarını, taklit edilen tarım makineleri üzerinde hukuka aykırı şekilde kullandığını, bu kullanımların resmi deliller ile kanıtlandığını, hem müvekkilinin uğramakta olduğu zararın hem de tüketici nezdinde oluşan yanlış algının önlenmesi için bu kullanımların tedbiren durdurulmasını talep etmiş, Mahkemece 17.11.2023 tarihli ara karar ile; davacının ihtiyati tedbir talebinin takdiren 500.000,00 TL teminat karşılığı kabulüne, davacı adına tescilli "..." , "..." ve "..." ibareli markaların kullanımının durdurulmasına karar verilmiş, daha sonra "..." markasını içeren ancak davalıların "..." markasının da basılması suretiyle tahrif edilmiş ürüne rastlandığı iddiasıyla, "..." veya "..." markasını taşıyan her türlü ürün veya materyal yönünden de el koyma tedbir kararı verilmesi talep edilmiş, ancak bu talep Mahkemece reddedilmiş, söz konusu bu karar yönünden istinaf yoluna başvurulmuş ise de;
HMK’nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, bu kapsamda; İl Derece Mahkemesince, daha önce verilen tedbir kararının infazı sırasında rastlanan ve üzerinde "..." markası taşıyan ürünün taklit ürün olup olmadığı, davacının ürünü kötüleştirip kötüleştirmediği hususlarının mevcut delil durumuna göre yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlanamadığı gibi iddiaların yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından Mahkemece ek tedbir talebinin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında ve gerekçede hata edilmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.