10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/11436 E. , 2023/11593 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 22. İş Mahkemesi
Taraflar arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate yaşlılık aylığı bağlanması ve davalı Kurumdan işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmadaki beyanında özetle; Davacının Kuruma yapmış olduğu 06.06.2017 tarihli ve 20127946 sayılı emeklilik talebinin reddine ilişkin kurum işleminin iptali ile emeklilik başvuru tarihi olan 06.04.2017 tarihinden itibaren emekli aylığının bağlanmasına ve bu güne kadar ödenmeyen emekli aylıklarının mevduata uygulanan en yüksek faizle davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının fiili hizmet zammı süresinden dilekçesinde talep ettiği şekli ile yararlanmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, bozma öncesinde verilen kararı ile; "...1- Davanın kısmen kabulü ile davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammının yaş haddinden düşülerek 13.06.2017 tarihini izleyen aybaşı olan 01.07.2017 tarihinden itibaren davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile bu tarih itibari ile her bir aylığın ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu kararı ile "....... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi; 5434 sayılı Kanun'da da "itibari hizmet" kavramına yer verilmiştir. Ne var ki; anılan Kanun'un 35 ve devamı maddelerinde düzenlenen "itibari hizmet" 506 sayılı Kanun sistematiğindeki "itibari hizmet'ten farklıdır. Zira 506 sayılı Kanun'daki itibari hizmet süresi, hem sigortalılık süresini uzatmakta hem de yaşlılık aylığı oranını yükseltmektedir. 5434 sayılı Kanun'daki itibari hizmet süresi ise, yalnızca emekli aylığı oranını yükseltmektedir. Ancak, 5434 sayılı Kanun'da bir de "fiili hizmet zammı" kavramına yer verilmiş olup, 5434 sayılı Kanun'un 33, 34 ve 205 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu fiili hizmet zammı; hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırmakta ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağlamaktadır. Bu nitelikleri nazara alındığında 5434 sayılı Kanun'daki fiili hizmet zammının 506 sayılı Kanun'daki itibari hizmetin karşılığı olduğu, buna bağlı olarak da; 5434 sayılı Kanun fiili hizmet zammının 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerle birleştirilmeleri durumunda sigortalılık süresine eklenmesi ve yaş haddinden de indirilmesi gerekeceği açıktır. Somut olayda davacı; 28.04.1971 doğumlu olup 15.05.1989-14.3.2008 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında 18 yıl 10 ay çalışmış olup yine aynı Kanun kapsamında 3 yıl 10 ay 15 gün gün fiili hizmet zammı bulunmaktadır.
23.05.2002 tarihi itibariyle hizmet süresi 15.05.1989-23.05.2002 tarihleri arasında (13 yıl 8 gün olup bu süreye 23.05.2002 tarihine kadar gerçekleşen 2 yıl 2 ay 2 gün itibari hizmet süresi de eklendiğinde) 15 yıl 2 ay 10 gündür.
Bu durumda 23.05.2002 tarihi itibariyle hizmet süresi 4759 sayılı yasanın 3. maddesinin (g fıkrasında yer alan "sigortalılık süresi 14 (dahil) yıldan fazla, 15 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 50 yaşını doldurmaları ve en az 5375 gün" şartlarına tabi olduğu görülmektedir. Davacının 06.04.2017 tahsis talep tarihi itibari ile 5434 sayılı yasa kapsamında 18 yıl 10 ay fiili hizmeti ve 3 yıl 10 ay 15 gün gün fiili hizmet zammı toplamı olarak 22 yıl 8 ay 15 gün, 5510 sayılı Kanun'un 4/a kapsamında ise 3957 prim ödeme gün sayısı mevcuttur.
Davacının yasada öngörülen sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını tamamladığı açık olup bu hususta bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Ancak, 28.04.1971 doğumlu olan davacı, 06.04.2017 tahsis talep tarihi itibari ile 45 yıl 11 ay 9 günlük olup kurum tarafından davacının fili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirilmediğinden 50 yaş şartı nedeni ile talebi reddedilmiştir.
Davacının 50 yaş süresinden 3 yıl 10 ay 15 gün günlük fiili hizmet zammı süresi düşüldüğünde davacının yaşlılık aylığı yaş haddi şartı 46 yıl 1 ay 15 gün olarak bulunmaktadır, Davacının 28.04.1971 tarihinde doğduğu göz önüne alındığında 13.06.2017 tarihinde yaşlılık aylığına müstahak olabileceği görülmektedir.
Belirtilen nedenlerle, Anayasa Mahkemesi'nin 2019/104 E - 2021/3 K sayılı kararı ile işten ayrılma şartına ilişkin hükmün iptaline karar verildiği de göz önünde bulundurulmak sureti ile davacının 13.06.2017 tarihinde tahsis için tüm koşulları yerine getirdiği, 30.01.2018 tarihli dava dilekçesinin tahsis talebi niteliğinde olduğu, bu nedenle davacıya 01.02.2018 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiği sonucuna varılmakla (davacı tarafın istinaf kanun yoluna başvurmadığı da gözetilmek sureti ile) hükmün kaldırılıp davalı kurumun istinaf isteminin kabulüne, ... 22. İş Mahkemesi'nin 2021/2296 Esas 2022/261 Karar sayılı, 18.06.2021 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile: davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammının yaş haddinden düşülerek 30.01.2018 tarihini izleyen ay başı olan 01.02.2018 tarihinden itibaren davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile bu tarih itibari ile her bir aylığın ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ilişkin karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin, bozma kararında "....Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanun'un “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.
Eldeki dava bakımından ise, mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yapılması yerinde ise de, 23.05.2002 tarihi öncesinde geçen fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Buna göre; 06.04.2017 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun'un kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.05.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 27 yıl 10 ay 21 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 13 yıl 8 gün sigortalılığına ve 12109 gününün bulunmasına göre, geçici 81. maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 28.04.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 28.04.2022 tarihinden 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak tarihe göre ve davacının talebi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de: aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." denilerek karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dairemiz tarafından usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyularak açık yargılamaya devam olunmuştur. Buna göre: 06.04.2017 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun'un kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alınığı 15.05.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 27 yıl 10 ay 21 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 13 yıl 8 gün sigortalılığına ve 12109 gününün bulunmasına göre, geçici 81. maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, davacının talebi de gözetilerek, 28.04.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 28.04.2022 tarihinden 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak tarihe göre ve Kurum'un yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı dikkate alınmak sureti ile davanın kısmen kabulüne, davacının 01.07.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve 01.10.2018 tarihinden itibaren başlayarak her bir aylığın ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,.." dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, ile davalı ...
Başkanlığı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum temyiz dilekçesinde;
davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddeleri hükümleridir.
3.Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.