4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2009/11069 E. , 2010/6360 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 13/09/2007-27/05/2008 gününde verilen dilekçeler ile trafik kazası nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili Avukat ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 27/05/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY AÇIKLAMASI
Uyuşmazlık, Ceza hukuku ile Medeni hukuk arasında münasebet başlıklı BK'nun 53. maddesinden hareketle, hukuk mahkemesi hakiminin, tarafları ve konuları aynı olan olayla ilgili olarak ceza mahkemesinde açılan dava ile ilgili verilecek ceza kararının kesinleşmesini bekleyip beklemeyeceği ve ceza mahkemesince verilecek kararlardan hangilerinin hukuk hakimini bağlıyacağı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak BK'nun 53. maddesinde düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeye göre; Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığı karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamı ile bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez. Böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğuna göre, ceza mahkemesinin bazı kararlarının hukuk hakimini bağladığını, bağlıyacağını kabul etmek yasal zorunluluktur.
Uyuşmazlık konularını, ceza mahkemesi kararlarının kesinleşmesinin beklenmesi ve bağlayıcılığı yönünden (2) başlık altında incelenmesi doğru olur.
1.Ceza mahkemesi kararlarının kesinleşmesinin beklenmesi hususu; Yakına kadar ve genel olarak uygulamada tarafları ve konuları aynı olan ceza davalarının sonuçlanması hukuk mahkemelerince bekleniyordu. Ancak, son zamanlarda yüksek yargımız (Yargıtay) genel olarak bu uygulamadan vazgeçerek nerede ise ceza mahkemesi kararlarının hiç beklenmemesi gibi bir eğilime girmiştir. Kanaatimce, bu uygulama değişikliği ceza mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ile ceza mahkemesi kararlarının kesinleşmesinin beklenmesi kavramlarının yanlış algılanmasından kaynaklanmaktadır. Hukuk hakiminin, ceza mahkemesi kararının kendisini bağlayıp bağlamadığını değerlendirebilmesi için, öncelikle ortada değerlendirmeye tabi tutulabilecek kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararının olması gerekir.
BK'nun 53. maddesindeki düzenlemede de, bağlayıcılık yönünden esas alınması gereken ceza mahkemesi kararından kesinleşmiş karar olarak anlamamızın doğru olacağını düşünüyorum. Zira, kesinleşmemiş ceza mahkemesi kararın hangi hükümleri ve sonuçları kapsadığını, ne şekilde kesinleşeceğini karar kesinleşmedikçe bilemeyiz. %1 ihtimalde olsa kesinleşmemiş ceza dosyası veya kararın verildiği şekilde kesinleşmeme ihtimali her zaman vardır. Dolayısıyla, ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesi hususu teknik bir konu olup, ceza mahkemesi kararın bağlayıcılığı yönünden yapılacak inceleme ve değerlendirmeden önce gelir.
Bunun sonucu olarak, hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararının kendisini bağlayıp bağlamayacağının tespiti bakımından takdir hakkının olmasına karşılık, kanaatimce ceza mahkemesi kararın kesinleşmesinin beklenmesi yönünden takdir hakkı yoktur. Ceza mahkemesinin kararı ancak kesinleştiğinde sonuçlarını doğuracağından ve hukuk hakimi de bu kesinleşen sonuçlara göre BK'nun 53. maddesi gereğince kararın bağlayıcılığını tartışabileceğinden ceza mahkemesi kararının kesinleşmesini hukuk hakiminin beklemesi hukuki ve yasal bir zorunluluktur.
2.Ceza mahkemesinin kararlarının hangilerinin hukuk hakimini bağlayacağı hususu; Bu konuda yukarıda açıkladığım gibi BK'nun 53. maddesinde düzenleme yapılmıştır.
Bu düzenleme ışığında uygulama olarak, ceza davasında sanık olan kişinin, eylemi yapmadığının veya eyleme katılmadığının, zaruret veya meşru müdafaa halinde eylemi yaptığının veya trafik kazalarında sanığın tamamen kusursuz olduğunun veya eylemin unsurları yönünden suç oluşturmadığının tespit edilmesi nedeniyle beraat kararı verilmesi halinde (Bu haller de hukuka aykırılık oluşmadığından) beraat kararının hukuk hakimini de bağlayacağını, hukuk mahkemesindeki davalının tazminatla sorumlu tutulamayacağını düşünüyorum. Ayrıca, maddi vakıa olarak ceza mahkemesinin tespit edip kabul ettiği hususlarda da ceza mahkemesinin tespit ve buna ilişkin kararının hukuk hakimini bağladığının kabulü gerekir. Örnek olarak, ceza hakimi sanığın 10 adet burma bilezik çaldığını kabul ettiği takdirde hukuk hakimi de bu adet ve cins yönünden ceza hakiminin tespit ve kabulü ile bağlıdır. Diğer bir deyişle hukuk hakimi artık kabul edilen adet ve cinsten başka şekilde karar vermemesi gerekir.
SONUÇ
1.Tarafları ve konuları aynı olan ortada bir ceza davası varsa, hukuk hakiminin takdir hakkı olmaksızın ceza davasının kesinleşmesini beklemesi ve kesinleşecek ceza mahkemesi kararına göre bağlayıcılığını tartışıp karar vermesi gerekir.
2.Ceza mahkemesinin, (Delil yetersizliği nedeni ile olmaksızın) ceza mahkemesinde sanık, hukuk mahkemesinde davalı olan kişinin; A-a) Eylemi yapmadığının, eyleme karışmadığının, b) Eylemi zaruret halinde veya meşru müdafaa halinde yaptığının, c) Trafik kazalarında sanığın tamamen kusursuz olduğunun, d) Eylemin suç teşkil etmediğinin, (Suç unsurlarının oluşmadığının) Tespit etmesi nedeniyle ceza mahkemesince verilen beraat kararlarının (Sanığın davalının eyleminin hukuka aykırı olmaması nedeniyle) hukuk hakimini de bağlayacağını, B-a) Maddi vakıa olarak ceza mahkemesinin tespit edip kabul ettiği hususlar yönünden de ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini de bağlayacağını, düşünüyorum. Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı Sayın çoğunluğun aksi yöndeki düşünce ve kararlarına katılmıyorum. 27/05/2010