Esas No
E. 2024/363
Karar No
K. 2024/2143
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2024/363 E.  ,  2024/2143 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/320 E., 2023/1295 K.
KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 7. İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/423 E., 2021/219 K.

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı Kurum vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Kurum vekili ile davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA

Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; Kurum sigortalısı ...'ün 18.11.2010 tarihinde açılan silahla ateş sonucu yaralanması nedeni ile sigortalıya 382.616,45 TL gelir bağlandığı, olay nedeniyle Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/47 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, dava dosyasında verilen kararda davalılar murisi müteveffa ... tarafından açılan silahlı ateş sonucu sigortalı ...'ün yaralandığının belirtildiği, 5510 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi uyarınca, üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malul veya vazife malulü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilebileceği iddiasıyla 382.616,45 TL, Kurum zararından şimdilik 191.308,23 TL'nin onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; vefat eden.... ölüm tarihinde terekesinde herhangi bir mal varlığı olmadığı için davalılar tarafından murislerinin terekesi hakkında mirasın reddi yoluna gidilmediği, işbu görülmekte olan rücuen tazminat davasının davalılara karşı ikame edilmiş olması üzerine terekesinin borca batık olduğunun anlaşıldığı, bu sebeple de mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerektiği, murisin menkul, gayrimenkul veya altın, ziynet eşyası veya para gibi hiçbir malı olmadığı gibi, maaşı da bulunmadığı, sonuç olarak miras bırakanın ödemeden aczi kesin olup davalıların mirası reddettiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesi tarafından; Medeni Kanun'un 605 inci maddesinin 2 nci fıkrasında mirasın hükmen reddiin düzenlendiği, ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılacağı, bu olgunun saptanması için her zaman dava açılabileceği, bu hüküm çerçevesinde, mirasın hükmen reddi bir süreye tabi olmayıp, mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davası ile terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi, mirasçılara karşı açılacak davada defi olarak da her zaman terekenin borca batık olduğu ileri sürülebileceği, bu yasal düzenlemeler ışığında davalıların kendilerine karşı açılmış eldeki davada mirasın reddini defi olarak ileri sürmelerinde yasal bir engel bulunmadığı, davalıların murisin ölüm tarihinde terekenin borca batık olduğu iddialarına yönelik dosya kapsamında araştırmalar yapılmış olup, muris ...'ın alacaklısı olduğu, borçlusu Yılmaz Oral olan ve murisin ölüm tarihi olan 18.11.2010 tarihinden önce, 26.07.2010 tarihinde ödeme emrinin düzenlendiği Diyarbakır kapatılan 8. İcra Dairesi'nin 2010/22350 Esas sayılı dosyasında murisin ölüm tarihi olan 18.11.2010 tarihinden sonraki tarihlerde (31.10.2011, 07.03.2012, 08.05.2012, 17.09.2012, 16.10.2012, 20.11.2012, 10.07.2013, 20.08.2013, 10.09.2013, 07.10.2013, 26.11.2013, 08.08.2014, 15.09.2014, 14.10.2014) davalılardan ...'ın bahsi geçen icra dosyasından tahsilat yaptığının anlaşıldığı, murisin bunun dışında ölüm tarihinde herhangi bir malvarlığına rastlanılmamış olup, dosyada bulunan diğer icra dosyalarında murisin borçlu olduğu, bu bilgilere göre murisin borcunu karşılamayan alacağına ilişkin dosyadan murisin ölüm tarihinden sonra tahsilat yapan mirasçı ...'ın mirasın reddi hükümlerinden faydalanmasının mümkün olmadığı, öteki davalılar/mirasçılar bakımından ise mirasın reddi şartlarının gerçekleştiği, Kurum sigortalısı ...'ün yaralanmasına sebep olan olaydan dolayı Kurum tarafından kendisine 382.616,45 TL peşin sermayeli gelir bağlandığı, davacı Kurum bağlanan gelirin sigortalının yaralanmasına sebep olan müteveffa ...'ın mirasçılarından rücuen tazmini için eldeki davayı açtığı, 5510 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinde "Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malûl veya vazife malûlü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücû edilir. " düzenlemesinin mevcut olduğu, davacı Kurumun sigortalıya bağlanan 382.616,45 TL peşin sermayeli gelirin yarısını, davalılardan yalnızca ...'dan rücu edebileceği gerekçesiyle davalılardan ...'a açılan davanın kabulü ile; 191.308,23 TL peşin sermayeli gelirin gelir bağlama onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili davalı ...

vekilleri istinaf yoluna başvurmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri:

Davacı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı Kurum tarafından mevzuatlara bağlı kalınarak yapılan işlemde hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığı, buna karşılık dosyada mevcut bulunan bilirkişi raporuna karşı itiraz etmiş olmalarına rağmen mahkeme tarafından bu hususun incelenmediği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davada miras bırakan ...'ın ödemeden aczi ve terekenin borca batık olduğu açıkça belli olduğu, bu sebeple de mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerektiği, davalının icra dosyasındaki cüzi miktarda parayı çektiğinden bahisle mirası kabul ettiği yönünde hüküm kurmuşsa da kararın hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğu ,yaralı polis memurunun yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak, başkasının yardım ve desteğine muhtaç olacak derecede malul olmadığı, yine idari polislik görevinde çalışabilecek durumda olduğu, sebeple de Polis Memuru ...'ün Meslekte Kazanma Güç Oranının %100 olarak kabulü ve bundan hareketle hesaplama yapılmasının usul ve kanuna aykırı olduğu, dosyaya sunulan 1993 tarihli sağlık raporuna göre ...'ın ruhsal rahatsızlığının bulunduğu, bu kimselerin ne bir işlem ehliyeti ne de bir haksız fiil ehliyetlerinin bulunduğu, dolayısıyla yaptıkları işlemlerden ve eylemlerden sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece, mirasın reddine ilişkin olarak davalılar murisinin ölüm tarihinde terekenin borca batık olduğu iddialarına yönelik araştırmalar yapıldığı ve bu kapsamda icra dosyalarının incelendiği, murisin ölüm tarihi olan 18.11.2010 tarihinden sonra davalı ... tarafından alacaklısının murisi olduğu dosyalarda tahsilat yapıldığı, murisin borcunu karşılamayan alacağına ilişkin dosyadan murisin ölüm tarihinden sonra tahsilat yapan mirasçı ...'ın mirasın reddi hükümlerinden faydalanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle hüküm altına alınan miktardan sorumlu olduğu, yapılan işlemlerin terekenin kabulüne ilişkin olması nedeniyle borçlu olmadığına ilişkin ileri sürülen itirazlarının yerinde olmadığı, diğer davalılar/mirasçılar bakımından ise mirasın reddi şartlarının gerçekleştiği ve haklarında verilen ret kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, diğer taraftan SGK dosyasından, polis memuru ...'ün malulen emekliye ayrıldığı anlaşıldığından meslekte kazanma gücü kaybı oranının %100 olarak kabulünün yerinde olduğu, bilirkişi hesap raporunun denetime elverişli olup, doğru yöntemle hesaplama yapıldığı, 5510 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinde "Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malûl veya vazife malûlü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücû edilir." düzenlemesi mevcut olup, davacı Kurumun sigortalıya bağlanan 382.616,45 TL peşin sermayeli gelirin yarısını davalılardan yalnızca ...'dan rücu edebileceği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve Kanun'a uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalı ...

vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri Davacı Kurum vekili ile davalı ...

vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuşlardır. C.Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kastan yaralanan sigortalıya bağlanan aylıklar nedeniyle oluşan davacı Kurum zararının davalılardan rücuen tahsiline ilişkin alacak davasıdır.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 39 uncu maddesi ilgili hükümlerdir.

3.Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog