27. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/355
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/11/2021
NUMARASI : 2020/637 E-2021/786 K
Davacı vekili tarafından davalı hakkında açılan itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; müvekkili şirketin davalı şirkete mallar teslim ettiğini, buna ilişkin faturalar düzenlendiğini, taraflar arasında 08/09/2020 tarihli cari mutabakat mektubu imzalandığını ve davalı firmanın 80.000,00 TL borcu olduğunu kabul ettiğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7796 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının zaman kazanmak amacıyla itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek; itirazın iptalini, davalının % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiş; davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; cevap dilekçesinde belirtilenin aksine taraflar arasında 10/02/2020 tarihli bir taşeron sözleşmesi bulunmadığını, ayıp iddiasının açık ayıp niteliğinde olup, kanunda belirtilen süreler içerisinde yapılmış bir ayıp ihbarı da bulunmadığını, davalı tarafın iddiasının aksine dava konusu faturalarda belirtilen malların eksiksiz ve kusursuz bir şekilde davalıya teslim edildiğini, faturaların davalı tarafın ticari defterlerine işlendiğini ve fatura içeriklerine itiraz edilmediğini, ayıplara ilişkin bir tespit de bulunmadığını beyan etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında ... Otel’de bulunan duş teknesi ve sifon temini ve montajı işlerinin yapımı ile ilgili 10/02/2020 tarihli taşeron sözleşmesi imzalandığını ancak duş teknelerinin su gider bağlantılarının yapılmadığını, banyo kapı arkalarında bulunan stoperlerin kırıldığını, sözleşmenin 10. maddesinin, garanti süresinin sonuna kadar yapılan işi garanti ettiğini, eksik ve kusurların giderilmesi talep edilmişse de davacının eksik ve kusurlu işleri gidermediğini, faturanın tebliğinin tek başına alacağın ispatı için yeterli olmadığını, fatura konusu malın yada hizmetin usulüne uygun olarak teslim edilmesi gerektiğini, davacının duşa kabinleri ne şekilde teslim ettiğinin ve işlerin müvekkili tarafından tamamlanmak durumunda kalındığının olaya hakim tanıkların dinlenmesi ile sübut bulacağını belirterek; davanın reddini, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesini savunmuştur.
Mahkemece; davanın, ödenmeyen fatura alacağından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu, davalı vekilince; davacı tarafın edimini gereği gibi yerine getirmediği savunulmuş ise de; faturalara ilişkin olarak ayıp ve/veya eksik ifa, faturaların gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği yönünde bir ihtar ya da bildiriminde bulunulduğuna dair bir iddia ileri sürülmediği gibi bu yönde bir delilin de dosya içerisine sunulmadığı, davalı şirket vekilinin edimin sözleşmeye aykırı olarak ifa edildiği yönündeki iddiasını kanıtlayamadığı, davalı şirket vekiline 12/04/2021 tarihli celsede yapılan ihtarat ile dosya içerisinde mevcut 08/09/2020 tarihli mutabakat belgesi altındaki imza ve kaşenin de inkâr edilmediği nazara alındığında davalının takip tarihi itibariyle 80.000,00 TL'lik fatura bedelinden sorumlu olduğu, Ankara 26.İcra Müdürlüğü’nün 2020/7796 Esas sayılı dosyasında başlatılan takiple 80.000,00 TL asıl alacak ve 8.637,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 88.637,12 TL'nin tahsili istendiği anlaşılmakta ise de; davacı tarafça düzenlenen faturalarda ve mutabakat metninde bir vadenin belirlenmediği gibi, davalının takip tarihinden evvel temerrüde düşürüldüğüne dair bir ihtaratın da bulunmadığı gerekçesiyle; işlemiş faiz talebinin reddine, davanın kısmen kabulüne davalının Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7796 sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaline, takibin 80.000,00 TL asıl alacak üzerinden aynı koşullar ile devamına, alacağın likit olduğu anlaşılmakla 80.000,00 TL nin %20 si oranında hesaplanacak icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvurusunda; taraflar arasında düzenlenen satış sözleşmesi uyarınca davacının sözleşme konusu Sipariş Formundaki malzemeleri eksiksiz şekilde, tam ve kullanıma hazır vaziyette teslim etmeyi, montaj ve kurulumunu tamamlamayı üstlendiğini, ancak, sözleşme gereği davacı tarafından tamamlanması gereken işlerin eksik, kusurlu ve ayıplı ifa edildiğini, bu hususta dava dilekçesinde tanık deliline dayanıldığı halde tanıklarının bildirilmesi için taraflarına süre verilmediğini, tanıkları dinlenmeden eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu, mahkemece beyanları ve itirazları hakkında yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğini, mahkeme kararının denetime elverişli olmadığını, sunulan itirazlarının hiçbir neden göstermeksizin reddedildiğini, Anayasanın 141. maddesi gereği mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer alan hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının, kararlarda yeterli gerekçe gösterilmesini zorunlu kıldığını, iş bu davada gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini, davacının talep ettiği alacakların kabul edilme gerekçelerinin kanun maddeleri ile desteklenmediğini, davacının eksik ve ayıplı ifası nedeni ile şirketin zarara uğradığını, sözleşme gereği gibi ifa edilmediğinden davacının talep ettiği alacakları tahsil etme şartlarının oluşmadığını, davacının sözleşme ile üstlendiği işi tamamlamadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesinde ifanın ne şekilde gerçekleşeceğinin belirlendiğini, ancak, davacının duş teknelerinin su gider bağlantılarını yapmadan ve kullanıma hazır hale getirmeden işi sonlandırdığını, bu durumun ekte mübrez teslim tutanağı ile sabit olduğunu, tutanakta "...Müh. Mim. Dek. İnş. Tic. Ltd. Şti. personeli tarafından, duş tekneleri ve duşa kabinler demonte vaziyette; banyo içerisine alınırken tahrip edilmiş/kırılmış olan 300 adet banyo kapı stoperi demonte vaziyette teslim edilmiştir." yazdığını, iş bu davaya konu sözleşmenin şirketin otelinde ifa edilmiş olup otelin açılışına çok az süre kala davacı tarafça verilen hasarlar ve işin eksik bırakılmasının şirketi zor duruma düşürdüğünü, söz konusu eksik ve kusurların giderilmesi talep edilmişse de davacının bu taleplere cevap vermediğini bu nedenle duş teknelerinin su bağlantıları ve kapı stoperlerinin davacı nam ve hesabına şirket tarafından yapıldığını ve sezon açılmak üzere iken otel banyolarını kullanıma hazır hale getirdiğini, mahkemenin ayıp ihbarı yapılmadığı tespitinin aksine davacının otelin açılmasına çok az bir süre kala işi yarım bıraktığını, duş teknelerinin ve duş kabinlerinin montajını yapmadığını, hatta kapı arkası stoperlerin de kırılmasına sebep olarak otele zarar verdiğini, ayıp ihbarının yazılı değil sözlü olarak yapıldığını, davacı tarafça taleplerin hiçbirine cevap verilmediğinden şirketin söz konusu işi kendisinin tamamlamak zorunda kaldığını, Mahkemenin ayıp ihbarı konusunda yazılı delil yok ise, ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığını tanık dinleme yolu ile de çözüme kavuşturabileceğini, cevap dilekçesinde tanık deliline dayanıldığı halde mahkemece taraflarına tanıklarını bildirmek için süre verilmediğini, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, davalı tarafça yapılan itirazın, bir an bile ana para borcunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, işletilen faiz açısından haklı olduğunun açık olduğunu bu durumda mahkemece icra inkâr tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, zira söz konusu borca itiraz etmekte haklı gerekçeleri olduğunun açık olduğunu, ayrıca borcun likit de olmadığını belirterek; mahkeme kararının kaldırılmasını ve öncelikle usulden, bu talepleri yerinde görülmez ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, ödenmeyen fatura alacağından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyada bulunan duruşma zabıtlarının incelenmesinde, Mahkemece 12/04/2021 tarihli celsede davalı vekiline, cevap dilekçesinde bahsi geçen 10/02/2020 tarihli davacı ile yapılmış sözleşmeyi ve var ise ayıp ihbarlarına dair delillerini sunmak üzere 2 hafta kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde işlem yapılmaz ise taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığının ve ayıp ihbarının yapılmadığının kabul edileceğinin ihtarına karar verilmiş, davalı tarafça ayıp ihbarının ispatına yönelik herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu nedenle davalı tarafça ayıp ihbarının ispatına yönelik olarak cevap dilekçesinde dayanılan tanık delili yönünden mahkemece ayrıca tanık listesi bildirilmek üzere süre verilmemesinin usuli bir eksiklik olmadığı kanaatine varılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına ve özellikle davalı tarafça taraflar arasında yazılı sözleşme bulunduğu iddiasının ispatlanamamasına, davaya konu icra dosyasında taraflar arasındaki sözleşme kapsamında düzenlendiği ihtilafsız olan 02/03/2020, 06/03/2020, 01/04/2020 tarihli faturalardan bakiye cari hesap alacağına ilişkin davacı tarafça gönderilen 08/09/2020 tarihli cari hesap mutabakat mektubunda, davacı bakiye cari hesap alacağının 80.000,00 TL olduğunun belirtilmiş olmasına, davalı borçlu tarafça bu miktar üzerinden mutabakata vardıklarının beyan edilmiş olmasına, en geç mutabakat tarihi itibariyle cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu ayıplar yönünden ayıp ihbarında bulunduğunun usulüne uygun delillerle kanıtlanamamış bulunmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.464,80 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL + 1.285,50 TL olmak üzere toplam 1.366,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.098,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3.Davalı tarafından mükerrer yatırılan 80,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının istek halinde kendisine iadesine,
4.İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 01/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)
(e-imzalıdır)