14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/425
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/02/2020
NUMARASI: 2016/1188 E. - 2020/128 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Kargo taşımasından kaynaklı)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin savunma sanayi alanında faaliyet gösterdiğini, faaliyet alanı kapsamında yurt içi ve yurt dışı fuarlara katıldığını, davacının bu kapsamda mevzuata dayalı olarak fuar desteği aldığını, davacının 13-17 Haziran'da Paris'te düzenlenen ''..." fuarına katıldığını, bu fuar sebebiyle mevzuattan doğan destekten yararlanabilmek için gerekli dosyayı hazırladığını, Orta Anadolu İhracatçılar Birliği'ne teslim edilmek üzere 02.09.2016 tarihinde ... Kargo İmes Şubesi kuryesine teslim edildiğini, daha sonra şubeden alınan kargo takip numarası - ...- üzerinden internetten kontrol edildiğinde 05.09.2016 tarihinde kargonun teslim edilmiş olduğunun tespit edildiğini, evrakların son teslim süresinin 17.09.2016 olduğunu, davacının davalı şirket aracılığıyla yasal süre içerisinde yükümlülüğünü yerine getirdiğini, devam eden süreçte davacının 29.09.2016 tarihinde Orta Anadolu İhracatçılar birliğini ödenek hakkında bilgi almak için aradığında evrak girişinin olmadığını, kendilerine herhangi bir evrak teslim edilmediğini öğrendiğini, davacının bu gelişme üzerine derhal davalı şirketi aradığını, davalının ise bir karışıklık olduğunu bildirerek apar topar kargoyu aynı gün 29.09.2016 tarihinde ihracatçı birliğine teslim ettiğini, ihracatçı birliğinin müvekkiline göndermiş olduğu cevabi yazıda yasal süreden sonra teslim yapıldığı için fuar desteği talebini reddettiğini, davalının açık kusuru sebebiyle müvekkilinin fuar desteğinden yararlanamadığını ve zarara uğradığını, davacının uğradığı zararın fuar için yapmış olduğu masrafların - 12.632,00 Euro - yarısı - 6.316,00 Euro yani 23.053,40 TL olduğunu, kusurlu davranışı ile zarara sebep olan davalı şirket zararının tahsili için işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek, 23.053,40 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; 02.09.2016 tarihinde, göndericisi davacı ... tarafından içeriği beyan edilmeyen 1 adet 0 kg/desi ağırlığındaki kargonun İstanbul'dan Ankara'ya alıcısı ''...''ye karayolu ile taşınmak üzere davalıya teslim edildiğini, bunun üzerine ... no'lu fatura düzenlendiğini, davalının üzerine düşen edim yükümünü tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğini, mezkur kargoyu tam ve hasarsız olarak alıcısına teslim etiğini, davalın müvekkilinin taşımaya konu kargoyu fatura bilgilerine istinaden süresinde ve hasardan ari olarak alıcısına teslim ettiğini, gönderici olan davacının asli edimi olan adres ve alıcı bilgilerini doğru ve yeterli olarak bildirmediğini, davacı tarafından kargonun alıcısının davalı müvekkiline ''... Ltd'' adresin ise '' ... Caddesi, No:...Blok Çankaya-Ankara'' olarak bildirildiğini, ancak gönderilmek istenen alıcının esasında '' ...'' olduğunu, adresin ise gerçekte '... Caddesi No:... Ankara'' olduğunun daha sonra tespit edildiğini, bunun üzerine derhal teslimatın yapıldığını, davalı müvekkilinin alıcı adı ve adres bilgileri yanlış bildirilerek yanıltıldığını, zira yanlış bildirilen adreste Orta Anadolu adında bir firma bulunması sebebiyle müvekkilince esasında teslimatın yapıldığını, ancak sonrasında ilgili firma tarafından gönderinin kendilerine ait olmadığının anlaşılması üzerine yapılan araştırmalar netiçesinde kargo gönderen tarafından gönderilmek istenen gerçek alıcıya ulaştırıldığını, teslim anında kargonun içeriği ve değerinin davalıya bildirilmediğini, taşıması yapılan kargonun içeriğinin de ispata muhtaç olduğunu, göndericinin kargonun içeriği ve değerini taşıyıcıya tam ve eksiksiz olarak bildirmekle mükellef olup yapılan eksik bildirimler dolayısıyla davalının sorumluluğuna gidilmesinin kabul edilemeyeceğini, taşımanın makul sürede gerçekleştiğini, davacının tazmin talebinin haksız olduğunu, taşıyıcının taşıma süresinin aşılmasından sebeple doğan sorumluluğunun taşıma ücretinin üç katı ile sınırlı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava taraflar arasındaki kargo taşıma sözleşmesi uyarınca kargo gönderisinin geç teslimi sonucu oluştuğu beyan edilen davacı zararına ilişkin tazminat davasıdır. Davacının uğradığını belirttiği zararında davalı yanın taşıma işlemlerinde kusuru olup olmadığı, davalı taraf kusurlu ise bu durumda davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne kadar olduğu ihtilaf konusudur. Netice olarak mahkememizce yapılan değerlendirmede; davacının faaliyet alınına konu bir fuara katılmak istediği için fuara katılım için gerekli belgeleri kargo taşımacılığı yapan davalı şirkete, ilgili kuruma teslim etmek üzere verdiği, davalı şirket tarafından verilen kargo teslimi takip numarası üzerinden internet'ten yaptıkları sorgulamada 05/09/2016 tarihinde kargonun teslim edildiği bilgisinin görüldüğü, evrakların karşı tarafa son teslim tarihinin 17/09/2016 olduğu, davacının fuara katılım için gerekli evraklarını süresi içinde davalı şirkete teslim ettiği, ... Birliğini ödenek hakkında bilgi almak için aradıklarında evrakın kendilerine ulaşmadığı şeklindeki cevap üzerine davalı kargo ile görüştükleri, kargo şirktetinin evraklarda bir yanlışlık olduğunu belirterek evrakları 29/09/2016 tarihinde teslim ettiği anlaşılmakla; her ne kadar davacı şirket son teslim tarihi olan 17/09/2016 tarihinden önce 05/09/2016 tarihinde evrakları taşıma için davalıya teslim etmiş ise de, davacı tarafından kargonun alıcısı ... Ltd ve adresi de ... Caddesi No:.. Blok Çankaya/Ankara olarak bildirildiği, ancak gerçek alıcının ... olup adresinin de ... Caddesi No:.. Balgat/ Ankara olduğu, davalı kargo şirketinin kendisine bildirilen '... Ltd ve adresi de ... Caddesi No:.. Blok Çankaya/Ankara' üzerinden işlem yaparak evrakların (belirtilen adreste bu isimde bir firma bulunması sebebiyle ) teslimini sağladığı, bu süreçte davalı şirketin herhangi bir kusurundan söz edilemeyeceği, daha sonra kendisine yanlışlıkla tebligat yapılan ... Ltd isimli firmanın durumdan kargo şirketini habedar etmeleri üzerine, davalı kargo şirketince gerçek alıcı Orta Anadolu İhracatçılar Birliği'ne tebligatın yapıldığı ancak geç tebligat yapılmış olduğu, buna rağmen davacı tarafından ilk alıcı ve adres bildiriminde yanlışlık olduğu için, kargonun daha sonraki teslimin geç olması süreci dolayısıyla, davalı kargo şirketine kusur yüklemenin hukuka uygun olmayacağı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.Her ne kadar bilirkişi ek raporunda 'davacının kendi açısından, tarihli olarak muhatabına ulaşması gereken kargonun gidişatını takip açısından olsun, kargonun ulaşacağı adresin doğru bildirilmesi konusunda osun, süreci özenli düzenleyip takip etme yükümlülüğü vardır. Davacının, kargonun ulaşma yerini doğru tanımlamaması başta otrnak üzere taşıma sürecini tam doğrulukla dizayn etmemesi ve takip etmemesi hasebiyle TTK md. 864/1/b hükmünün de verdiği destekle, müterafik sorumluluğu olduğu, öte yandan, davacının da kargo taşımacılığı alanında ülkemizin en deneyimli kurumlarından biri olmasına bağlı olarak uyandırdığı güven nedeniyle, kargonun ulaşım adresinde ortaya çıkan sorunu derhal davacıya bildirmemesi, kendi çabasıyla alıcıyı bulma çabasına bağlı süreç (... burada bir kasti, pervasızlık yoksa da böyle bir zararın olması ihtimalinin davalı yanca TTK md. 866/1 anlamında değerlendirilmesi gerekeceği düşünülerek...), mutad teslim süresinin davacının müterafik sorumluluğunu doğurduğu' şeklinde görüş bildirmişler ise de, mahkememizce kargo süreci değerlendirildiğinde ve yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davacıya atfedilebilecek bir kusur olmadığı kanaatine varılmıştır..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; zararın davalının kusuru nedeniyle gerçekleştiğini, söz konusu zararın davalı personelinin dikkatsizliği ve davalının sistemsel hatası nedeniyle gönderinin başka bir şirkete gönderilmesi ve davacı tarafından gönderilen kargonun teslim edilmemesine rağmen teslim edildiğine ilişkin olarak kayıt düşülmesi ile başladığını, sonrasında davalı yanın sistemsel hatasını düzeltme çabasıyla doğru adrese gönderim sürecinin uzamasından kaynaklı olarak yaşandığını, davalı tarafından göndericinin adres ve alıcı bilgilerini doğru bildirmediği iddiasında bulunulsa dahi Karayolları Taşıma Yönetmeliği'nin 43. maddesi gereğince davalının alıcıyı bulamama durumunda kargoyu 05.09.2016 tarihinide teslim ettiğine ilişkin kaydı düşmemesi ve ilgili kargoyu 3 gün süreyle bekletmesi akabinde göndericisine iadesi gerektiğini, ancak davalının teslime ilişkin kayıt düşmesi ile davacının kargonun teslim edildiğini düşünmesine ve zarara uğramasına neden olduğunu, müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını, bilirkişi raporlarında davalının, kargonun ulaşma yerinin doğru tanımlanmaması başta olmak üzere taşıma sürecini doğrulukla dizayn etmemesi ve takip etmemesi sebebiyle müterafik kusurlu olduğu şeklinde hatalı bir değerlendirilmede bulunulduğunu, mahkemece de tamamen hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde kargonun tesliminin geç olma sürecinin davacı yandan kaynaklandığının belirtildiğini, müvekkilinin davalı yana 02.09.2016 tarihinde gönderinin teslim edileceği adresi usulüne uygun olarak yazdığını, daha sonrasında gönderi ile birlikte teslim ettiğini, taşıma sürecini takip ederek gönderisinin 05.09.2016 tarihinde teslim edildiğini sistem üzerinden gördüğünü, bu doğrultuda davalıya taşıma sürecini takip etmemesi sebebi ile kusur atfetmenin hatalı bir yaklaşım olduğunu, gerekli incelemeler yapılmadan verilen bir kararın hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.