Esas No
E. 2010/11535
Karar No
K. 2011/12700
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2010/11535 E.  ,  2011/12700 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı T. Medya Yatırım San. ve Tic. A.Ş. ve diğerleri aleyhine 09/10/2009 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 17/06/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 29/11/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan davalılar adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 29/11/2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI

Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle, manevi tazminat istemi ile yayının hukuka aykırılığının tespitine ve kararın Akşam Gazetesi ile tirajı en yüksek iki gazetede yayımlanmasına ilişkindir.

İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş; davacı tarafından temyiz edilen hüküm, Dairemizin değerli çoğunluğunca onanmıştır. Onama kararına aşağıda belirteceğim sebeplerle katılmam mümkün değildir. Şöyle ki;

Yerel mahkeme davayı reddederken, yazının haber verme sınırları içinde kaldığını, davacının şeref ve haysiyetine yönelik hakaret niteliğinde sözler içermediğini, davacının kendi köşesinde kaleme aldığı beyanlarının eleştirildiğini, kamu yararı bulunan güncel bir konunun hukuka uygun olarak kamuoyuna aktarıldığını, Anayasa ve kanunların kişi hak ve hürriyetlerinin korunmasına dair hükümlerinin ihlal edilmediğini gerekçe göstermiştir. Akşam Gazetesinin 03 Ağustos 2009 tarihli nüshasında yayınlanan ve davalı ...'in yazdığı "Bu bir suç duyurusu" başlıklı dava konusu yazının, Sabah Gazetesinin 23 Temmuz 2009 günlü nüshasında davacının, "Savcının dediği mezhep hangisi" başlığı altındaki yazısına karşı kaleme alındığı anlaşılmaktadır.

Davalı, dava konusu köşe yazısında; ... "Eğer ben bir Alevi olsaydım Sabah yazarı ... 'ü okuduğumda alınırdım; bunun Alevileri küçük düşürücü ve suçlayıcı bir yazı olduğunu düşünür ve tepkimi gösterirdim. Tıpkı ... protestolarında olduğu gibi Sabah Gazetesinin önüne gider ve pankart açar, slogan atardım. O adam oradan atılana kadar da sesimi kesmez, tepkimi sürdürürdüm." ... "Evet faşist. Su katılmamış ve açık bir faşist o" ... "Bu adamın faşizmi sadece Alevilere yönelik de değil. Çarpık, hastalıklı bir mantığın yansıması" ... "Senin yaptığının farkı var mı ey faşist?" ... "Bu adamı bir parazit gibi gösterip, yeteri kadar etkili olmadığını varsayıp muhatap almamak asla doğru değil." şeklinde davacıya yönelik kişilik haklarına saldırı ve hakaret teşkil eden ifadelere yer vermiştir.

Davalının bu sözleri, davacının yazısına karşı sert eleştiri olarak görülemeyeceği gibi, davacının sebebiyet vermiş olması da başlı başına ret nedeni olarak kabul edilemez. Ret gerekçeleri ancak, tazminat miktarının tayininde etkili olabilir. Çağdaş hukukta, bunun dışında bir düşünce olamaz. Aksi halde, ortaya bir kaos ve anarşi çıkar. Hukuka aykırı yazı yazılmış ya da sözler sarf edilmiş olsa dahi, gerek muhatabına gerekse üçüncü kişilere de aynı biçimde karşılık verme ve hareket etme hakkı tanınamaz. Varsa yanlış, başka bir yanlışla giderilemez. Ayrıca; davalı yazısı ile davacıyı, bir gruba hedef göstermiştir. Özle biçim arasındaki denge bozulmuş, ölçülülük sınırları aşılmıştır. Mezhep konusu Ülkemizin en hassas konularından biridir. Farklı anlaşılmaya, algılanmaya ve de kullanılmaya çok elverişlidir. Bu yazı ile T.C. Anayasası'nın 26'ıncı, Türk Medeni Kanunu'nun 24'üncü ve Borçlar Kanunu'nun 49'uncu maddeleri duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıkça ihlal edilmiştir.. Tüm bu sebeplerle, davacı yararına uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, hukuki ve isabetli bulunmayan gerekçelerle davanın tümden reddinin doğru olmadığını düşündüğümden sayın çoğunluğun onama kararına muhalifim. 29/11/2011

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.