Esas No
E. 2021/153
Karar No
K. 2024/437
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/153

KARAR NO: 2024/437

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 06/10/2020

NUMARASI: 2019/210 E. - 2020/245 K.

BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2019/227 ESAS SAYILI DOSYASI -

DAVA: Marka Kullanımının Engellenmesi
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Asıl dava:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...’in ... A.Ş. (... ) ile akdettiği “İnihisari Lisans Sözleşmesi” ile ... kod numaralı "...", ... kod numaralı "...", ... kod numaralı "...", ... kod numaralı "..." ibareli markaların Türkiye’de kullanım hakkını aldığını, söz konusu markaların alt lisans verilen diğer müvekkili ...Tic.Ltd.Şti. (... ) tarafından fiilen kullanıldığını, davalının "..." ibaresinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettiğini ve kullanıldığının öğrenildiğini, söz konusu markanın müvekkili markaları ile aynı mal ve hizmet gruplarını kapsadığını, davalı tarafından müvekkili müşterilerine "..." ibareli marka bakımından mektup gönderildiğini, müvekkilinin inhisari lisans ve alt lisans sahibi olduğu markaların 2012 yılından bu yana 04. Sınıfta tescili olduğunu, makine yağı markası olarak kullanıldığını, davalı yanın da aynı markayı makine yağı üretiminde kullandığını, "..." ibareli marka bakımından gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ve davalı yanın marka tescilinin kötü niyetli olduğunu savunarak, davalı adına ... sayılı markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, dosyada yer alan inhisari lisans sözleşmesinin usule uygun olmadığını, alt lisans sözleşmesi ile bunun doğrulandığını, müşterilere gönderilen mektupta davalıların adının geçmediğini, mektupların ilgili sektörde ticari faaliyet içinde oldukları firmalara gönderildiğini, 2013 yılından bu yana tekstil makine yedek parçaları ve dikiş iplikleri üretimi yaptıklarını, terkini talep edilen markanın, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davalı yan adına tescilli olduğunu ve davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen 2019/227 Esas sayılı dosyasında:Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalılar ... ve ... Tic.Ltd.Şti.’nin kendisine ait olan markaların imitasyonlarını üreterek piyasaya sattığını, davalıların kendisine ait sarı yaldızlı renkte ve siyah ortadan şeritli yuvarlak şerit içinde yer alan makine resmin, yine üzerinde yer alan deniz yıldız logosu kullanılarak haksız rekabete girdiklerini iddia ederek, davalılar tarafından kullanılan ürünlerin toplatılıp imha edilmesini, davalıların, kendisine ait markanın kullanılmamasının ihtar edilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilleri tarafından 17/06/2019 tarihinde Mahkememizin 2019/210 Esas sayılı dosyasıyla davacı aleyhine markanın hükümsüzlüğü davası ikame edildiğini, davacının karşı dava açma imkanı varken, ayrı bir dava açarak markanın çekişmesiz ve hukuki bir şekilde kullanıldığı izlenimi uyandırmak istediğini, davacının kötü niyetli olduğunu, toplatılması talep edilen ürünlerin müvekkili tarafından tescilli marka hakkı ve inhisari lisans sözleşmesi çerçevesinde kullanıldığını, kullanıma ilişkin faturaların dava dosyasına sunulduğunu, davacı tarafından gerçekleştirilen kullanımların müvekkilinin markaları ile iltibas yarattığını, davacının imitasyon olduğunu iddia ettiği markayı taşıyan ürünlerin müvekkilleri tarafından "..." markası ile uzun yıllardır kullanıldığını, davacının dava konusu marka bakımından yaptığı tescil başvuru tarihinin 03/05/2017, müvekkillerinin ise tescil başvuru tarihinin 01/03/2011 olduğunu, davacının dava konusu markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini ve davacının dava konusu markayı tescil ettirdiği alanda hiçbir faaliyetinin bulunmadığını savunarak, birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı deliller, Türk Patent kayıtları, ibraz edilen lisans ve alt lisans sözleşmeleri ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; " ..." ve "..." esas unsurlu eski tarihli markaların, dava dışı ... Anonim Şirketi adına tescilli olup, aradaki lisans sözleşmesi ile kullanımının davacılara bırakıldığı, davalı tarafça aynı piyasada faaliyet gösterip bu markalardan haberdar olmasına rağmen ve dava dışı marka sahibi şirketin unvanı ile aynı olacak şekilde yağ tenekesi şeklindeki "..." şekil markasının aynı sınıfta ... tescil numarasıyla tescil edildiği, bu markanın, davacı/birleşen davada davacıların hak sahibi oldukları markalar ile ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer oldukları, davacı/birleşen davada davalılar ile aynı sektörde ticari faaliyet gösteren davalı/birleşen davada davacı yanın, davacı/birleşen davada davalıların hak sahibi olduğu markaların asli unsurlarını sabit tutarak marka tescil müracaatına konu etmesinin ayrıca kötü niyetli olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla, asıl dava yönünden davanın kabulü ile davalı adına olan ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar vermek gerekmiştir.Birleşen Mahkememizin 2019/227 Esas sayılı dosyası yönünden; davaya dayanak marka hükümsüz kılınmış olmakla, hükümsüzlük baştan beri sonuç doğuracağı gibi davacı/birleşen dosyada davalıların kullanımlarının, davalı/birleşen davada davacı yana ait markadan eski tarihli markalara dayanmakta olması nedeni ile herhangi bir tecavüzden bahsedilemeyeceğinden davanın reddi" kararı verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-lisans veren .... A.Ş.'nin en son 23.09.2011 tarihinde yönetim kurulu toplantısı yaptıklarını, genel kurul yapılması gerekirken yapılmadığını, şirketin devamlılığının sağlanamadığını, ayrıca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün göndermiş olduğu 21.01.2020 tarihli ve ... sayılı üst yazıda vergi kaydının kapatıldığını, şirketi temsile yetkili belgelerinin olmadığını, dava açma hakkı bulunmadığını, lisans sözleşmesinin tarih içermediğini, şirketin vergi numarasının, imza sirkülerinin ve kaşesinin bulunmadığını, -davacı tarafın, davalıya ait olan teneke görseli üzerinde deniz yıldızı logosu, ... Kök kelimesi ve telefon nosu ve e-mail adresini dahil kullandıklarını, sarı yaldızlı ortadan siyah şeritli yuvarlak çenber içinde makina görsel resmi olan tenekenin de adlarına tescilli olduğunu, -dava dışı ‘’...’’ kök kelimesi 1,2,3 ve 4 sınıflarda şahsı adına, ... ve ...tasarım dahil evrak no: ... ve tescil no ... olmak üzere tescilli olduğunu,-....tr (... ... makine yağı ) teneke görsel şekli teneke üzerindeki deniz yıldızı logo sarı yaldızlı teneke ve ortadan siyah şeritli içinde makine resmili görsellik e-mail adreslerinin müvekkili adına kayıtlı olduğunu, bu unsurların lisans sözleşmesi altında kullanımına devam ettiğini ancak böyle bir kullanım hakkı olmadığını, -bileşen dosya ekinde yer alan bilirkişi raporunda da müvekkiline ait olan logolu ürünleri kullandığı tespit edilerek kayıt altına alındığını, -şirket yetkilisini firmayı temsilen yetkili imza sürgülerinin bulunmadığını,-TPE kayıtlarını incelediğinde pek çok kök kelime bulunduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar-birleşen davada davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Karşı tarafça, birleşen her iki dava yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmasına rağmen, tek bir dava için istinaf harcı yatırıldığın harcın tamamlanması gerektiğini, lisans veren .... A.ş.'nin tüzel kişiliğinin devam ettiğini, İTS Müdürlüğü'nün müzekkere cevabı bulunduğunu, “...” kök kelimesini içeren tüm markaların sahibi şirketle davacı müvekkili arasında yapılan lisans sözleşmesi kanunun aradığı şartlara uygun olarak akdedildiğini, sözleşmenin akdi için imza sirkülerinin varlığına ya da kaşeye gerek bulunmadığını, marka hakkı sahibi şirketin yetkilisinin unvan altına atmış olduğu imzanın, sözleşmenin geçerliliği için yeterli olduğunu, 04.08.2020 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğunu, birleşen dosya(2019/227 E.) ekinde yer alan bilirkişi raporunda, Müvekkillerinin kendisine ait logolu ürünleri kullandıklarının tespit edildiği ileri sürülmüşse de; söz konusu bilirkişi raporunda "taraflardan hangisinin önceye dayalı kullanım hakkı olduğu" hususunun incelenmediğini, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava, davalı adına ... başvuru numarasıyla tescilli "..." markasının hükümsüzlüğü, birleşen dava ise; davalı tarafından kullanılan ürünlerin toplatılıp imha edilmesi ve davalıların, davacıya ait markanın kullanılmamasının ihtar edilmesi talepli olduğu anlaşılmıştır.Türk Patent kayıtları incelendiğinde " ..." ve "..." esas unsurlu eski tarihli, ... kod numaralı "...", ... kod numaralı "...", ... kod numaralı "...", ... kod numaralı "..." ibareli markaların dava dışı ... Anonim Şirketi adına 4. sınıfta tescilli olduğu anlaşılmıştır. "..." şekil markasının 4. sınıfta 2017/40605 tescil numarasıyla davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 09/01/2020 havale tarihli ... sayılı müzekkere cevabı incelendiğinde, dava dışı .... A.Ş'nin şirket tüzel kişiliğinin devam ettiği ...'in yönetim kurulu başkanı olduğu ekli olarak bildirilmiştir.Dava dışı .... A.Ş ile davacı arasında inhisari lisans sözleşmesi yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde alt lisans sözleşmesi ve lisans sözleşmesinin ayrı ayrı beyan dilekçesi ekinde sunulduğu, imza bulunduğu, şirket adı bulunduğu ve .... A.Ş.'ye çıkartılan isticvap davetiyesi ve şirket yetkilisinin 19.02.2020 tarihli cevabı ile "lisans sözleşmesinin geçerli olduğunu" beyanı incelendiğinde, sözleşmenin geçerli olduğunun kabulünün gerektiği, sözleşme hükümlerine göre davacının markanın hükümsüzlüğünü talep hakkı bulunduğu, bu nedenle davalı tarafın istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda , taraflara ait markaların asli unsuru "..." sözcükleridir. Her iki markada 4. Sınıflarda tescillidir. Bu nedenle markalar arasında ayniyete yakın benzerlik bulunduğundan, karıştırılma ihtimali yüksek olup tüketicilerin hizmetin kaynağı, işletmeler arasında bağlantı olduğu yanılgısına düşebilecekleri, davalıya ait kullanımın davacının alt/seri markası olabileceğini düşündürteceği görülmekle, bu durumun tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması niteliğinde olduğu ve iltibasa sebebiyet verdiği, davalı-birleşen davacının, önceye dayalı kullanım hakkı bulunduğunu iddia etmiş olması sebebiyle, markayı ihdas eden ve istimal eden, kullanım yoluyla bilinir hale getiren kişi olarak gerçek hak sahibi olduğunu ispat etmesi gerektiği ancak ispat edemediği, ayrıca hükümsüzlük kararının geriye etkili olarak sonuç doğuracağı dikkate alındığında ilk derece mahkemesince birleşen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, birleşen dosyadaki raporun önceye dayalı kullanıma ilişkin tespit içermemesi nedeniyle davalı-birleşen davacı lehine sonuç doğurmayacağı kanaatine varılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı-birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06/10/2020 tarih ve 2019/210 E., 2020/245 K. sayılı kararına davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL harcın asıl davada davalı ...'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Birleşen 2019/227 Esas Sayılı dosyası yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın birleşen davada davacı ...'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davalı birleşen davada davacı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/02/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.