31. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31. HUKUK DAİRESİ
(İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)
(HMK. 353/1-b.1 Maddesi Uyarınca Başvurunun Esastan Reddine)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/03/2023
NUMARASI : 2017/506 Esas - 2023/166 Karar
DAVACI - KARŞI DAVALI :
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İDDİA
Davacı - karşı davalı vekili; taraflar arasında 09/10/2014 tarihli, müvekkili firma tarafından temin edilen kalıplara uygun olarak ürün imali konulu sözleşmenin imzalandığını, fiyatlandırmaların davalı tarafından verilen sözleşme eki 20/06/2014 ve 12/11/2014 tarihli fiyat teklifleri üzerinden yapıldığını, ancak davalının ticari ilişkilerinin son dönemlerinde anlaşılan birim fiyatlandırmalarının çok üzerinde faturalar tanzim ettiğini, müvekkili tarafından fiyatlandırmaların kabul edilmediğinin davalıya bildirildiğini, yapılan fiyat fazlalığı nedeniyle 3.814,92 TL fazla ödeme yapıldığını, davalarında bu tutarın iadesinin de olduğunu, müvekkilini asıl zarar ve sıkıntıya sokan konunun firmanın ayıplı ve eksik imalatı olduğunu, sözleşme gereği ürünlerde %100 sıvı penetral testi yapılacakken yapılmadığını, döküm yapılan her şarj için 2 adet çekme çubuğu gönderilmediğini, BS 7730İSO 9583 Method for Liguid Penetral İnspection of Metallic Surgical İmplants, İnspection Level C standardına göre hata değerlendirmelerinin yapılmadığını, davalının sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini, davalının üretimini yaptığı ürünlerdeki ayıpların, ürünlerin kullanıma engel olacak boyutlarda olduğunu, ayıplı ürünlerin davalıya gönderilmişse de, giderildiği söylenerek geri gönderilen ürünlerde de ayıpların devam ettiğinin görüldüğünü, müvekkili firma nezdinde üretimi davalı tarafından yapılan 48 adet femur, 12 adet tibia, 10 adet head ürün ayıplı ve kullanılmaz olarak bulunduğunu, bu ürünlerin değerinin 99.378,00 TL olduğunu, davalıya noter kanalıyla bu bedellerin ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, ancak bunun davalı tarafça kabul edilmediğini ileri sürerek, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı - karşı davacı vekili; ayıplı olduğu iddia edilen malların davacılara 26/01/2017 tarihinde satılıp teslim edildiğini, davacın malların ayıplı olduğunu 06/04/2017 tarihinde yani malların teslim tarihinden yaklaşık 70 gün sonra noter kanalıyla taraflarına bildirdiğini, taraflar arasında 26/01/2017 tarihinde mal teslimi sırasında protokolde teslim edilen malların davacı tarafından kontrol edilip arızalı olanların 10/02/2017 tarihine kadar iade faturası ile birlikte üretici şirkete gönderileceğinin kararlaştırıldığını, protokolde ayrıca 10/02/2017 tarihinden sonra gönderilecek arızalı malzemelerin üretici tarafından kabul edilmeyeceğinin kararlaştırıldığını, davacının malların teslim tarihi olan 26/01/2017 tarihinden sonra müvekkili şirkete herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığı gibi ayıplı ürünleri de göndermediğini, davacının malların ayıplı olduğu yönündeki iddialarını kabul etmediğini, davacı satın aldığı malların ayıplı olduğuna dair yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 09/10/2014 ile 30/06/2016 tarihleri arasını kapsadığını, sözleşmede belirtilen fiyatların bu süre içinde yapılan satışlar için olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen ve fiyatlara itiraz edilen malların davacıya 26/01/2017 tarihinde yapıldığını, taraflar arasında daha önceden bir ihtilaf olmadığını, ürünlerin davacıya teslim tarihinden noter ihtarına kadar yaklaşık iki aydan fazla süre geçtiğini, bu süre zarfında davacı tarafından faturaya ve fatura içeriğine itiraz edilmediği gibi iade faturasının da kesilmediğini, davacının fatura bedeline itirazı ve alacak talebi bu nedenle yerinde olmadığını, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi gereğince müvekkili şirketin davacı - karşı davalıdan bakiye 645,38 TL alacağının bulunduğunu, bu alacağın 26/01/2017 tarihli faturada belirtildiğini, alacağın tahsili için davacı - karşı davalıdan ya noter kanalıyla ihtarname keşide edildiğini, ancak davacının borcunu ödemediğini savunarak, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "taraflar arasında 09/10/2014-30/06/2016 tarihleri arasında geçerli olan ve az yukarıda belirtilen eser sözleşmesinin imzalandığı hususu ihtilaflı olmadığı, ihtilafın; asıl davada; davacıya teslim edilen mallar nedeniyle davalının fazla tahsilat yapıp yapmadığı ile ayıplı ve eksik ürün imalatı olup olmadığı, davaya konu malların siparişi ve tesliminin sözleşmede kararlaştırılan dönemde olup olmadığı, karşı davada ise; davalı - karşı davacının ise 26.01.2017 tarihli faturadan kaynaklanan bakiye alacağının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı/karşı davacı; davaya konu faturadaki malların sözleşmenin yürürlükte olduğu 09/10/2014-30/06/2016 tarihleri arasındaki dönemden daha sonra 26/01/2017 tarihinde düzenlendiğini, sipariş ve mal tesliminin sözleşmenin yürürlükte olmadığı dönemde olmaması nedeniyle davalının sözleşmedeki birim fiyatlar ile bağlı olmadığını ileri sürmüş ise de; davacı vekili tarafından 04/02/2020 tarihli dilekçes ekinde dosyaya sunulan 09/10/2014 tarihli "Teslim ve Sipariş Tutanağı" ile "Malzeme Teslim Formu" na göre davacının sözleşmenin yürürlükte bulunduğu dönemde sipariş verdiği anlaşılmakla davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir. Buna göre; A)Asıl Dava Yönünden;
1.Yüksek fiyatlandırmaya ilişkin fatura açısından; davalı Kondüksan...Ltd.Şti. tarafından 26.01.2017 tarih B-553052 seri ve sıra numaralı 10.645,35 TL tutarındaki faturanın taraflar arasında imzalanan sözleşmede yer alan birim fiyatlara göre tanzim edilmediği, sözleşmedeki birim fiyatlar üzerinden hesaplama yapıldığı takdirde fatura bedelinin 7.087,67 TL olması gerektiği, davacı tarafından çek ile bu fatura karşılığı olarak 10.000,00 TL'nin davalıya ödendiği, bu durumda 10.645,35-7.087,67=3.557,68 TL (KDV dahil) davalının fazla fatura tanzim ettiği, davacının ise buna karşılık 10.000,00 TL ödeme yapmış olmakla; bu durumda 10.000-7.087,67=2.912,33 TL fazla ödeme yapmış olduğu, bu miktar kadar davacının davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmakla, bu yöndeki talebin kabulüne karar verilmiştir.
2.Ayıplı imalatlar yönünden ise; uyuşmazlık konusu davalı tarafından teslim edilen 48 adet femur, 12 adet Tibia ve 10 adet head kalça diz protez ürünlerin ayıplı olup olmadığı noktasında davalıya sözleşmeden kaynaklanan "tüm parçaların şarj numarası ve parça numarası şeklinde ayrı olarak markalanacağı ve test ile raporların bu numaralar esas alınarak hazırlanması suretiyle izlenebilirliğin sağlanacağı taahhüt edilmiştir. Bu durumda talep edildiği takdirde davalı tarafın dökümünü yaptığı tüm parçalar için kalite kontrol raporları" davacıya ibraz etmesi yükümlülüğünün bulunduğu, ancak bunu ifa etmediği, davacının da "ürünleri teslim aldığı esnada sözleşmeye esas test sonuçlarını içeren kalite kontrol raporlarını davalı taraftan talep etmesi ve sonuçların kabul edilebilir referans sınırlar içinde olması koşuluyla ürünleri teslim alması" gerekirken bu işlemleri yapmadığı, ayrıca davacının; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23 üncü maddesine göre "malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar" etmesi gerekirken bu işlemi de yapmadığı, yine taraflar arasında yapılan sözleşmenin 3.6' ıncı ve 3.7' inci maddelerinde davacı tarafın şahit numuneye ve kalıplara aykırı üretimi söz konusu olan ürünleri teslim almaktan kaçınabileceği ve istediği takdirde kendi kalite müdürü veya bir denetçi kuruluş eliyle davalının üretim tesisine denetim yaptırabileceği hükümlerini de işletmediğinden ürünlerin ayıplı olduğuna dair bir veri ortaya konulmadığı, bu durumda dava konusu ürünlerin ayıplı olup olmadığının ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından ispatlanamadığı;
B-Karşı Dava Yönünden; davalı/karşı davacı; 26.01.2017 tarih B-553052 seri ve sıra numaralı 10.645,35 TL tutarındaki faturanın 10.000,00 TL' sinin kendisine ödendiği, ancak bakiye 645,35 TL' sinin ödenmediğinden bahisle karşı taraftan tahsilini talep etmiş ise de, asıl davada da belirlendiği üzere, karşı davacı tarafından davaya konu faturanın taraflar arasında imzalanan 09.10.2014 tarihli sözleşmede belirlenen birim fiyatlarına aykırı düzenlenmiş olduğu tespit edilmekle davalı/karşı davacının alacağının bulunmadığı" gerekçesi ile, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı - karşı davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; üretimi davalı - karşı davacı tarafından yapılan 48 adet femur, 12 adet tibia, 10 adet head ürünün ayıplı ve kullanılmaz olarak teslim edildiğini, bu ürünlerin değerinin 99.378,00 TL olduğunu, davalıya bu ürünlere ait bedellerin ödenmesi için Ankara 16. Noterliğinin 06/04/2017 tarih ve 6092 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, bu ihtara rağmen, davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, taraflar arasında aktedilen sözleşme gereği davalı tarafça imalatı yapılan ürünlere % 100 sıvı penetral testi yapılacakken, hiçbir üründe bunun yapılmadığını, döküm yapılan her şarj için 2 adet çekme çubuğu gönderilmemesi ve BS 7730/İSO 9583 Method for Liquid Penetral İnspection of Metallic Surgical İmplants, İnspection Level C standartına göre hata değerlendirmelerinin de yapılmadığını, davalının sözleşme ile yüklendiği edimlerini tam ve gereği gibi yerine getirmediğini, davalının üretimini yaptığı ürünlerdeki ayıpların, ürünlerin kullanımına engel olacak boyutlarda olduğu hususunun mahkemece alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, buna rağmen mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı - karşı davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkilinin taraflar arasında aktedilen sözleşme uyarınca edimlerini tam ve gereği gibi yerine getirdiğini, satılan mallar ile, kesilen fatura bedellerinin sözleşmedeki fiyatlara uygun olduğunu, ürünlerin davacıya teslim tarihi ile, ihtar tarihi arasında 70 günlük süre geçtiğini, bu sürede davacı - karşı davalı tarafından ürünlere ait faturaya ve fatura içeriğine itiraz edilmediğini, bir iade faturası da kesilmediğini, mahkemece dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak arabuluculuğa gidilmediği halde mahkemece tarafların arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl ve birleşen dava ... sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı iş sahibinin sözleşmenin 3.6 maddesi uyarınca şahit numuneye ve kalıplara uygun üretim yapılmaması halinde ürünleri teslim almaktan kaçınma hakkı olduğu halde bunu yapmadığı, süresinde bir ayıp ihbarında bulunmadığı, ayıp savunmasını ispat de edemediği, davacı istinaf itirazlarının bu nedenlerle yerinde olmadığı; davalının düzenlediği faturanın davacı defterlerine kaydedilmediği, faturada yazılı bedelin gerçek iş bedelini göstermediği, fazla miktar üzerinden düzenlendiğinin bilirkişi raporu ile sabit olduğu, davalı istinaf itirazlarının da bu nedenlerle yerinde olmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazine'ye irat kaydına,
3.Davalı taraftan asıl dava yönünden alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile, bakiye 247,70 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine'ye irat kaydına,
4.Davalı taraftan karşı dava yönünden alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5.İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına,
6.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
7.Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 28/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)