20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili tarafından sunulan 28/12/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; 05/06/2019 tarihinde, davalı sigorta şirket tarafından ZMMS poliçesi ile teminat altında olan ve sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacının içinde yolcu konumunda bulunduğu ... plakalı aracın karışmış olduğu çift taraflı trafik kazasında davacının ağır yaralandığını ve malul kaldığını, dava öncesi davalı sigorta şirketine yazılı başvuru yapıldığını ancak herhangi bir tazminat ödemesi yapılmadığını belirterek. 05/06/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile, fazlaya dair haklar saklı katmak kaydıyla şimdilik 50,00 TL sürekli iş göremezlik, 50,00 TL geçici iş göremezlik ve 50,00 TL bakıcı giderleri olmak üzere toplam 150,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinde poliçe limitleri dahilinde ve kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili tarafından sunulan 11/02/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava öncesi yapılan yazılı başvuruda şirkete sunulan maluliyet raporunun sürekli olmadığını, raporun 1 yıl süre ile düzenlendiğini, bu nedenle zarar hesaplamasının yapılmasının mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının maluliyet durumunun ATK tarafından ve Erişkinler için Engetlilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini, hesaplamanın TRH 2010 yaşam tabloları ve 1,8 iskonto ile yapılması gerektiğini, kaza sonrası alınan ifade tutanaklarında davacının emniyet kemerinin takılı almadığının anlaşıldığını bu nedenle müterafık kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderlerinden 6111 sayılı yasa ve ZMMS genel şartları A.5 maddesi gereği sorumlu olmadıklarını, ayrıca davacının ev hanımı olması nedeni ile kazanç kaybından söz edilemeyeceğini, kaza tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Arabuluculuk son tutanağı, Kaza tespit tutanakları, ...
4.Asliye Ceza Mahkemesi ... esas sayılı dosyası, SGK kayıtları, Hasar dosyası, Hastane kayıtları, Poliçe, Bilirkişi raporu, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas dairesi ve Trafik İhtisas dairesine ait adli tıp raporu, Islah dilekçesi ve tüm dosya kapsamı. ...
4.Asliye Ceza Mahkemesi ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; sanık ...'nın taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebep olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 27/12/2022 tarihli adli tıp raporuna göre; 03.08.2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmamış olduğundan maluliyet oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı resmi gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında, fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, dolayısıyla; Tüm vücut engellilik oranının %0(yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceğinin görüş ve kanaatine varılmıştır.
Adli Tıp Kurumu İkinci İkinci İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 20/06/2023 tarihli adli tıp raporuna göre; ... kızı, 13.01.1961 doğumlu ...’ın 05.06.2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle; bir başkasının devamlı olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı, iyileşme süresi içinde 1 (bir) ay bir başkasının yardımına ihtiyaç duyabileceğinin görüş ve kanaatine varılmıştır. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 14/11/2023 tarihli adli tıp raporuna göre; Sürücü ...'ın, %15 (yüzde onbeş) oranında kusurlu, Sürücü ...'nın, %85 (yüzde seksenbeş) oranında kusurlu olduğunun görüş ve kanaatine varılmıştır.
Aktüerya alanında uzman bilirkişi ... tarafından hazırlanan 05/01/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre; Kusur Durumu; Adli Tıp kurumu- Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 10/10/2023 tarih 10258 karar numaralı raporda; ... plakalı otomaobil sürücüsü ...'ın kazanın oluşumunda %15 (yüzdeonbeş) oranında kusurlu olduğu, Dava sigorta şirketi tarafından sigortalı ... plakalı kamyonet sürücüsü ...' nın kazanın oluşumunda %85 (yüzdeseksenbeş) oranında kusurlu olduğu kanaatine ulaşıldığı, 6754 sayılı bilirkişi kanunu 6. Maddesi kapsamında Bakanlık tarafından 07.09.2020 tarihli bilirkişilerin uyacağı rehber ilkelerin 27. Maddesi gereği (asli kusurlu, tali kusurlu, kusur oranı) tespiti Hakim yetkisindedir. Maluliyet Raporu; Adli Tıp Kurumu- Adli tıp 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ... karar numaralı raporda; ...doğumlu ...” in 05/06/2019 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanmasının 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı RG'de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, dolayısıyla: Tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesifir) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tatihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği, Bir başkasının devamlı olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı, iyileşme süresi içinde 1 (bir) ay bir başkasının yardımına ihtiyaç duyabileceği oy birliği ile mütalaa olunduğu, Maddi Zarar; Hesap / Rapor tarihi itibariyle. Davacının 05/06/2019 tarihinde geçirmiş olduğun trafik kazası sonrası; 3 ay süre ile geçici iş göremezlik zararının 5.487,06-TL olduğu, SGK tarafından emekli olan davacıya herhangi bir geçici iş göremezlik ödemesi yapılmadığı, davacının kazada yolcu konumunda bulunduğu ve kazaya katılımının olmadığı görülmekle işbu zararın tamamının davalıdan talep edilebileceği, (ancak Sayın Mahkeme tarafından kusur oranı dahilinde hüküm kurulması durumunda, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsünün %85 oranında kazada kusurlu olduğunun kabulü ile talep edebileceği geçici iş göremezlik zararının 4.664.00-TL olabileceği,) Sürekli maluliyet oranının % 0 olduğu, sürekli maluliyet zararından söz edilmeyeceği, 1 ay süre ile Geçici Bakıcı Giderleri zararının 2.558,40 TL olduğu, davacının kazada yolcu konumunda bulunduğu ve kazaya katılımının olmadığı görülmekle işbu zararın tamamının davalıdan talep edilebileceği, (ancak Sayın Mahkeme tarafından kusur oranı dahilinde hüküm kurulması durumunda, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsünün % 85 oranında kazada kusurlu olduğunun kabulü ile talep edebileceği geçici bakıcı gideri zararının 2.174,64 TL olabileceği,) Hesaplanmış olup, 28/12/2021 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte talep edilebileceğinin görüş ve kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili tarafından sunulan 12/01/2024 tarihli Islah Dilekçesinde özetle; Davacı için 50,00-TL olarak açılan geçici iş göremezlik tazminat miktarını 4.614,00-TL arttırarak Toplamda 4.664,00 TL olarak, davacı için 50,00-TL olarak açılmış olunan geçici bakıcı gideri tazminat miktarını 2.124,64 TL arttırarak 2.174,64 TL olarak dava değerini arttırdıklarını, bu sebeple davacılar açısından 150,00 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri miktarını 6.738,64-TL arttırarak 6.888,64 TL olarak dava değerinin arttırılmasını talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat (geçici/sürekli iş göremezlik, bakıcı giderleri ) istemine ilişkindir. Mahkememiz görevli ve yetkilidir. İncelenen sigorta kayıtları ve tutanaklara göre tarafların dava ve taraf ehliyeti vardır. Haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içerisinde davanın açılması gerekmekte olup olayımızda sürenin dolmadığı anlaşılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden 05/06/2019 tarihinde, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile Adnan Kahveci bulvarını takiben ... sokak istikametine seyir halinde iken, olay mahalli ...caddesi kavşağına geldiği esnada, gidiş istikametine göre yolun solundan kavşağa giren Sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonetin ön kısmı ile aracının sol yan kısmının çarpıştığı, Sürücü ..., idaresindeki araç ile meskun mahal içi yolda seyir halinde iken, yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, olay mahalli kavşağa girmeden önce kavşak kollarından akan trafiği yeterli ve gerekli şekilde kontrol etmesi gerekirken, bu hususlara riayet etmeyerek, meydana gelen olayda, alt düzeyde tali kusurlu olarak % 15 oranında kusurlu olduğu, Sürücü ..., idaresindeki araç ile meskun mahal içi yolda seyir halinde iken, yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, olay mahalli kavşağa girmeden önce kavşak kollarından akan trafiği yeterli ve gerekli şekilde kontrol etmesi, sağ tarafından kavşağa hareketlenen araçların varlığı halinde bu araçlar geçişlerini tamamladıktan sonra kontrollü bir şekilde kavşağa girmesi gerekirken, bu hususlara riayet etmeyerek, sağ tarafından kavşağa hareketlenen araca rağmen kontrolsüzce kavşağa girmesi sonucu meydana gelen olayda, asli derecede %15 oranında kusurlu olduğu değerlendirilmiştir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının ve güvence hesabının 91.maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir.
Davacı taraf tam teselsülde olduğu gibi, zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebilir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145. maddesi (T.B.K.
166.md.) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinde (T.B.K. 166.), rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ceza hukuku ile ilişkisinde kenar başlıklı 74.maddesi “ Hâkim zarar verenin kusurunun olup olmadığını, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumluluk ile ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararı ile de bağlı değildir. Aynı şekilde ceza hâkiminin kusurunun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk hakimi ceza mahkemesince verilen, suçun fail tarafından işlenmediği yönündeki kesin olgu saptayan beraat kararı ile bağlıdır çünkü yargısal bir kararla maddi bir olgu tespit edilmiştir. Ancak hukuk hakimi ceza mahkemesince yapılan kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini kararı ile bağlı değildir. Çünkü ceza hukukunda asıl kusur çeşidi kasttır. Taksir ancak kanunda yazılı olduğu sürece sorumluluk oluşmaktadır. Hukuk mahkemesinde ise kusurun her çeşidinde sorumluluk söz konusu olabilmektedir. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 17/04/2003 tarihli 2003/3586 Esas ve 2003/3516 Karar sayılı kararında "Borçlar Kanununun 53.maddesi gereğine göre hukuk hâkimi ceza dosyasında alınan kusur raporu ile bağlı olmayıp kesinleşen maddi olgularla karar vermek durumundadır. Dolayısıyla mahkememizce, yargılama için gerekli incelemeler yapılıp, raporlar alındıktan sonra sırf ceza yargılamasındaki dosyanın kesinleşmesinin beklenmesi, mevcut davanın daha da uzamasına ve makul bir sürede yargılanmayı içeren adil yargılanma hakkının ihlaline neden olacaktır. Geç oluşan adalet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği pek çok kararında da yerinde görülmemekte ve devletler bu sebepten tazminata mahkum edilebilmektedir. Bütün bu nedenlerden dolayı hukuk hakiminin ceza yargılamasının sonucunun, her şart ve koşulda beklenmesi zorunluluğu şeklindeki bir algının adil yargılanma hakkı ihlaline sebebiyet vereceği düşüncesiyle gerekli araştırmalar yapılıp raporlar alınmış, alınan raporlar arasında da herhangi bir çelişki doğmadığı ve ceza dosyasında da mahkumiyete karar verildiğinden( hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği) sonucunun beklenmesine gerek olmadığı, yaşanan olayın şartlarına göre kusur oranının tespiti mahkemeye ait olduğundan mahkememizce toplanan deliler ışığında davalı sigortanın sorumluluğunda olan ...plakalı araç sürücüsünün %85 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla tazminat hesaplaması yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; maddi (geçici/sürekli iş göremezlik, bakıcı giderleri ) tazminat talepli açılan davada davacının ... plakalı araçta yolcu olduğu, herhangi bir kusurunun bulunmadığı, ...plakalı araç sürücüsü davalı sigortanın sigortalısı olan araç sürücüsünün kusurlu eylemi nedeniyle trafik kazasına sebebiyet vermesi sonucu husumet yöneltmiştir.
Yapılan incelemelerde, davacının iş bu trafik kazası geçirerek geçici olarak iş göremez durumuna düştüğü, kaza sebebi ile sürekli bir engellilik durumunun bulunmadığı, bu kaza sonucu 3 ay kadar çalışamayarak tedavi görmek durumunda kaldığı, Tekirdağ SGK dan alınan müzekkere cevabında davacının 01/08/2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığı anlaşılmakla asgari ücret seviyesinde gelirinin bulunduğu tespit edilmiş olup belgelenen bu ücrete göre değerlendirme yapılmış olup sgk tarafından yapılan bir ödeme bulunmadığından mahsup işlemi yapılmamıştır.
Davalı taraflarca müterafik kusur indirimi yapılması talep edilmiş ise de kaza tespit tutanaklarından veya dosyada bulunan belgelerden emniyet kemerini takmadığına dair bir delil bulunmadığından müterafik kusur indirimi yapılmamıştır. Kaza sonrası davacının 3 ay süre ile iyileşme süresi olduğu ve 1 ay başkasının yardımına muhtaç olduğu görülmekle davacının 1 aylık bakıcı masrafları olacağından hesaplama yapılmıştır. Dosya kapsamına uygun denetime elverişli bilirkişi raporları hükme esas alınmış ve trafik sigortacısının, 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2.maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve sigortacının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerektiği ve davacının başvuru yaptığına dair bir belge bulunmadığından sigortanın dava tarihinde temerrüde düştüğü, kazaya karışan aracın ticari olması nedeniyle avans faize hükmedilerek talep arttırım dilekçesi doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. ( kabul oranı: %99,27 )
1.Davanın KISMEN KABULÜ ile, 4.664,00TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 2.174,64-TL bakıcı giderleri olmak üzere toplam 6.838,64TL maddî tazminatın (davalı sigortanın teminat limiti 360.000,00TL den sorumlu olmak üzere) 28.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 467,15-TL nispi karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 407,85-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
3.Davacı tarafça yatırılan 59,30-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan toplam 7.823,80-TL yargılama giderinin kabul oranına göre 7.766,68 TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 6.838,64TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6.Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 50,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine,
9.Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.360,00-TL'nin 1.350,07TL sinin davalıdan, 9,93TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, Dair,
HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 23/02/2024
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)
Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.