Esas No
E. 2024/389
Karar No
K. 2024/492
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2024/389

KARAR NO: 2024/492

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

ARA KARAR TARİHİ: 9/11/2023

NUMARASI: 2023/770 (E) - Derdest

DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat

KARAR TARİHİ: 26/3/2024

Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların miras bırakanı ...'in yolcu olarak bulunduğu dava dışı sürücü ...'ın yönetimindeki davalı ... Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı ... plakalı kamyonetin, davalı işleten ...'e ait, davalı ... Sigorta AŞ'ye ZMSS poliçesiyle sigortalı dava dışı sürücü ...'in yönetimindeki ... plakalı araca çarpması nedeniyle meydana gelen kazada adı geçen miras bırakanın öldüğünü belirterek, dava değeri üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla, davacı ... için 200.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 10 TL cenaze ve defin giderinin, davacı ... için 200.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 10 TL cenaze ve defin giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 9/11/2023 tarihli ara kararıyla; yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili dilekçesinde özetle; duvar ustası olarak çalışan miras bırakan ...'in ölümünden önce günlük ortalama 1.500 TL yevmiye ile çalıştığı ve yargılama sonunda hükmedilecek maddi tazminatın her iki sigorta şirketi yönünden poliçe limitlerini aşacağı dikkate alındığında ihtiyati haciz talebi bakımından yaklaşık ispat koşulunun oluştuğunun kabul edilmesinin gerektiğini, haksız fiile dayanan alacağın olay tarihinde istenebilir hale geldiği dikkate alındığında ihtiyati haciz koşullarının gerçekleştiğini belirterek ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355'inci maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Talep, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve maddi tazminat istemiyle açılan davada, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddi ara kararının kaldırılması istemine ilişkindir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, HMK'nin 389'uncu maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü içermektedir. Bu maddeye göre ihtiyati tedbir kararı ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecektir. Somut uyuşmazlıkta, destek alacaklısı olduklarını ileri süren davacılar eldeki davayı, davaya konu trafik kazasından kaynaklanan maddi zararlarının giderilmesi amacıyla açmışlardır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 257'nci maddesi uyarınca, alacaklı, alacağı muaccel olup da rehinle de temin edilmemişse, ihtiyati haciz talep edebilir. Aynı Kanun'un 258'inci maddesi gereğince de, alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Buradaki ispat tam ispat değildir. Mahkemede ihtiyati haciz isteyenin hakkının bulunduğuna dair kanı oluşması, diğer bir anlatımla hakkın bulunduğunun kuvvetle muhtemel görülmesi gerekmektedir.Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Dosyada bulunan bilgi ve belgeler de dikkate alındığında, desteğin haksız eylem nedeniyle öldüğü tarih itibarıyla, maddi tazminat alacaklarının muaccel hale geldiğinde duraksama bulunmamaktadır. Ancak, davanın ulaştığı bu aşamada, her bir davacının destek alacaklısı olup olmadığı, destek alacaklısı olduklarının belirlenmesi durumunda ise, isabet eden destekten yoksun kalma tazminatının özellikle miktarının belli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, eldeki davada ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli olan koşullardan biri olan, zararın miktarına ilişkin yaklaşık ispat koşulu oluşmadığından, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacılar vekilinin, yukarıda esas numarası yazılı ilk derece mahkemesinin, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin 9/11/2023 tarihli ara kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1 inci maddesi uyarınca esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar ve ilam harcının davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacıların istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle sarf ettikleri yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına,4-İstinaf kanun yolu incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa geri verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/3/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.