40. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2021/813
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 01/12/2020
NUMARASI: 2019/498 (E) - 2020/841 (K)
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortasıyla sigortalı, davalıya ait ... plakalı aracın 16/01/2013 tarihinde dava dışı Kadir İnci'nin idaresinde iken ... plakalı araca çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, sigortalı aracın sürücüsünün kaza sırasında alkollü olduğunu ve kazanın meydana gelmesinde ağır kusurlu olduğunu, karşı araçta oluşan hasar nedeniyle müvekkili tarafından 24/04/2013 tarihinde 22.500 TL hasar tazminatı ödendiğini, yapılan bu ödemenin davalıdan rücuen tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait araç sürücüsünün kazadan önce alkol almadığını, dava konusu kaza sonrası müvekkili tarafından davacı şirket aleyhine Anadolu| 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2014/890 E. Sayılı dosya ile kasko bedelinin tazmini için açılan davada alınan bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde alkolün münhasıran etkisinin bulunmadığının tespit edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; kazanın münhasıran alkol etkisi altında meydana gelmemesi ve sürücünün kasdı veya ağır kusurunun bulunmaması nedeniyle rücu şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığını, rapora itirazları dikkate alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, araç sürücüsünün kazaya sebep olabilecek hiçbir etki yok iken %100 kusurlu olarak sebebiyet verdiği kazada münhasıran alkolün etkisinde olmadığı kanaatinin çelişki oluşturduğunu, zira araç sürücüsü münhasıran alkolün etkisinde değil ise tüm değerlendirmelerden çıkan sonucun araç sürücüsünün kasten-ağır kusur ile bu kazaya sebebiyet verdiği noktasında olduğunu bu durumda da davalı yanın meydana gelen zararı karşılama yükümlülüğü bulunduğunu, bilirkişi raporunda araç sürücüsünün kazaya sebep olabilecek hiçbir dış faktör yok iken nasıl kazaya sebebiyet vermiş olabileceği, alkolden dolayı reflekslerini gereği gibi kullanamamış olup olamayacağı ya da ancak böyle bir kazaya kasten sebebiyet verilmiş olup olamayacağı hususunda cevap ihtiva eder hiçbir hüküm bulunmadığını, kaza tespit tutanağı incelendiğinde araç sürücüsünün ağır kusurlu olduğunun görüldüğünü, bu hususların değerlendirilmeye alınmaması ve aydınlatılmamasının kanuna ve hakkaniyete aykırı olduuğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi (ZMSS) gereği dava dışı 3. kişiye ödeme yapan sigortacının ödediği bedeli, alkollü araç kullanımı ve ağır kusur nedeniyle kendi sigortalısı olan davalıdan rücuen tahsili için başlattığı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davalıya ait ... plakalı araca ilişkin olarak davacı sigorta şirketi (eski unvanı ... Sigorta AŞ) ile davalı arasında 25/06/2012 başlangıç, 25/06/2013 bitiş tarihli ZMSS poliçesinin akdedildiği, (03/07/2012 plaka değişikliği zeyili mevcut)16/01/2013 tarihinde, davacıya sigortalı, dava dışı Kadir İnci idaresindeki ... plakalı araç ile dava dışı ... idaresindeki ... plakalı aracın yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasına karıştığı, davacı tarafından sigortacısı olduğu aracın karıştığı kazada hasar görmesine sebep olduğu ... plakalı araç için 22.500 TL hasar tazminatı ödemesi yapıldığı, davacı tarafça ödenen bu tazminatın rücuen tahsili amacıyla davalı sigortalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyada toplam 23.226,78 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, davalı tarafından borca itiraz edilmesi üzerine, icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça yasal süresi içerisinde iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.a maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise ve yine aynı Genel Şartların B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Sigorta şirketinin sigortalısına rücu edebilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nin 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunup bulunmadığı, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir (YHGK 23/10/2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7/4/2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 02/03/2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14/12/2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları).
İlk derece mahkemesince nörolog bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi kurulundan alınan raporda; meydana gelen olayda kaçınılmazlık faktörünün etkisinin olmadığı, önlenebilir bir kaza niteliğinde olduğu, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü ...'nin %100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kural ihlali yapmamış olması nedeni ile kusursuz olduğu, olayda 0,038 promil alkollü olan sürücü ...'nin (kazadan 74 dakika sonra yapılan ölçüm dahilinde kaza sırasında 0,22 promil alkol olduğu kabul edilmiş olsa dahi) karıştığı kazanın oluş şartları dikkate alındığında, dava konusu trafik kazasının münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediği, söz konusu sürücüdeki promil değerinin yasal limitler altında olduğu, davaya konu kazada sigortalı araç sürücüsünün 0,038 promil alkol ile sevk ve idaresindeki aracı münhasıran alkolün etkisinde olmadan idare hatası nedeni ile kazaya sebebiyet verdiği ve tam kusurlu olsa dahi davacı sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kasdi ve ağır kusurlu olduğundan söz edilemeyeceği, davacının davalı araç işleteninden poliçe limitleri dahilinde 24/04/2013 tarihinde ödemiş olduğu (Talep eden sigortacıya ödenen toplu ödeme belgesi içinde/listede bulunduğunun tespiti ile) 22.500 TL maddi tazminatını rücuen talep edemeyeceği tespit edilmiştir. HMK'nin 279. maddesinde aranılan koşullara uygun olarak düzenlenen, dosyadaki bilgi ve belgelere uygun, denetim ve hüküm kurmaya elverişli olan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmemesi ve sürücünün kasıt veya ağır kusurunun bulunmaması nedeniyle rücu şartlarının gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2024