Esas No
E. 2024/38
Karar No
K. 2024/293
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/38

KARAR NO: 2024/293

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ: 23/11/2023

NUMARASI: 2023/515 Esas

TALEP

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 28/02/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün İhtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin ... 22/09/2015 tarihinde vefatı ile birlikte, muristen geriye kalan miras şirketi olduğunu, davalı şirkette müteveffa ... hisselerinin ... varisleri elbirliği halinde malik olduğunu, davalı şirketin, 05/06/2023 günü gerçekleşen ve yeterli nisap hasıl olmadan toplantı yaparak karar alındığını, bu kararların batıl olduğunu, ertelenen 2020 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında şirket kanun tanımaz şekilde keyfi yönetilmekte olduğunu, ortaklara bilgi verilmediğini ve hatta bilgi vermekle yükümlü olmadıklarını iddia ettiklerini, yüz milyon USD üzerinde mal varlığı olan bir terekeye dahil şirketin böylesine yasalara aykırı keyfi yönetilmesinin, müvekkilinin mirasçılık hakları üzerinde telafisi imkansız zararlar vereceğini, bu nedenlerden dolayı; davalı şirketin 05/06/2023 günü yapılan ertelenen 2020 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı ve alınan kararların hükümsüzlüğüne, karara kadar yürürlüklerinin askıya alınmasına, şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Dava, davalı şirketin genel kurul kararlarının butlanı istemine ilişkin olup, davacı tarafından dava konusu genel kurul kararların yürütmesinin geri bırakılmasına yönelik ihtiyati tedbir karar verilmesi talebinde bulunulmuş ise de, dava konusu genel kurul kararlarının türü ve niteliği itibariyle bu aşamada ileride telafisi imkansız zarar doğma ihtimalinin bulunmaması ve HMK 390/3 maddesi gereğince yaklaşık ispat şartı gerçekleşmediğinden davacı tarafın daval şirketin 05/06/2023 tarihinde gerçekleştirilen 2020 ve 2021 yılı olağan genel kurul toplantılarında alınan kararların yürütmenin geri bırakılmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerek davalı şirket ve gerekse de davalı şirketin diğer el birliği ile ortak ve itiraz etmiş oldukları yöneticileri İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1007 Esas sayılı dosyasının 19/06/2018 tarihli ıslahına kadar şirket hisselerinin el birliği ile mülkiyet halinde olduğunu ve müvekkilinin şirket hisseleri üzerinde münferit hak sahibi olmadığını, bütün mahkemelere vermiş oldukları muhtelif dilekçeleri ile kararlı bir şekilde beyan ettiklerini, davalı şirketin kaydi yöneticileri yok hükmünde olan Genel Kurul Toplantıları ile şirketi yönettiklerinden dolayı yerel mahkemenin kararının hatalı olduğunu, şirkete kayyım atanması gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinden istinaf başvuru konusu olan yerel mahkeme ara kararının kaldırılmasını ve taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça tedbir kararı talep edildiğini, davacı tarafın tedbir talebinin gerekli ihtiyati tedbir şartlarını taşımadığından davacı tarafın ispat kuralları çerçevesinde iddiasını kanıtlayamaması ve zorunluluk arz etmediği halde tedbir kararı verilmesinin ileride telafisi mümkün olmayan zararlara neden olabilecek olması sebebiyle işbu tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın hukuka uygun olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini, tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.

GEREKÇE

Talep davalı şirketin 05/06/2023 tarihinde yapılan 2020 faaliyet dönemine ilişkin ertelenmiş olağan genel kurul toplantısının ve alınan kararların, birleşen dava ise davalı şirketin 05/06/2023 tarihinde yapılan 2021 faaliyet dönemine ilişkin ertelenmiş olağan genel kurul toplantısının ve alınan kararların hükümsüzlüğüne, yürürlüklerini askıya alınmasına ve şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin derdest davada genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin tedbir talebinin reddine dair kararın istinafı istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulması talebinin 23/11/2023 tarihli ara kararı ile reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa konu uyuşmazlık temelde ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır.TTK 449.maddesine göre, genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.Anılan maddede mahkemeye tanınan takdir hakkı tamamlayıcı hukuk kuralı HMK 389 vd.maddelerinde yapılan düzenleme kapsamında ve buna uygun olarak kullanılması gerekir.6100 Sayılı HMK 389 /(2) Maddesi uyarınca " Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı yasanını 390 Maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." düzenlemelerine yer verilmiştir.İhtiyati tedbir öğretide "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.HMK’nun 389. Maddesi ile davanın açılmasıyla, hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması olasılığı ve bu değişiklikler nedeniyle dava sonunda elde edilecek hükmün icrasının olanaksızlaşması veya güçleşmesini önlemek amacıyla, geçici hukuki koruma işlemleri kapsamında geliştirilen ihtiyati tedbir yöntemini düzenlemekte olup; ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir nedeninin ortaya çıkması da tedbir kararı verilebilmesinin temel koşullarındandır.Buna göre maddede sayılan bu iki husus hem ihtiyati tedbir verilmesi için varlığı gereken şartlardandır hem de bu kararın gerekçesidir. Bu şartların varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı talep edilebilecek ve ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Hâkim, ispat kuralları çerçevesinde gerekli incelemeleri yaparak kanunda belirtilen olumsuz, sakıncalı, zararlı ihtimalin var olduğu kanaatine varırsa ihtiyati tedbir kararı verebilecektir.İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için iddianın yaklaşık olarak ispatı gerekir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. İhtiyati tedbirin amacını gözetilmesi gerekli ve zorunludur.Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan Hakime geniş bir taktir alanı bırakmış ise de, Hakim her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre, ihtiyati tedbir kararı verdiğinin kararında belirtilmedir.Yasal düzenlemeden de anlaşıldığı üzere ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir konulması talep edilen mal ya da hakkın uyuşmazlık konusu olması gerekir.Davacı vekili, dava dilekçesi ile muris ...'in vefatıyla davalı şirketin miras şirketi olduğunu, 22/09/2015 tarihinde vefat eden şirketin hissedarı ...'in mirasçısı olduğunu, ...'in hisselerine varislerin el birliği halinde malik olduklarını, TTK ve TMK hükümlerince el birliği mülkiyetinde o şey hakkında ancak oy birliği ile karar alınabileceğini, 05/06/2023 tarihli genel kurulun oy birliği olmadan toplandığını ve kararlar aldığını, alınan kararın batıl olduğunu, şirketin miras şirketi olduğunu, el birliği mülkiyetinin tek taraflı bir işlemle ortadan kaldırılamayacağını, şirketin kaydi yöneticilerinin davacının miras hakkını yok etmeye çalıştıklarını, açılacak davaları engellemek için şirket hisselerinin paylı mülkiyete dönüştüğü izlenimi vermeye çalıştıklarını, yönetimin murisin ölümünden sonraki tüm tasarruflarının, ibraların, seçimlerin mutlak butlanla batıl olup hükümsüz olduğunu, yine ... mirasçılarından ...'in 18/06/2019 tarihinde vefatı ile müteveffanın terekeye dahil hisselerinin de ayrıca mirasçılar tarafından elbirliği halinde yönetilmesi gerektiğini, ayrıca GK çağrısının usulsüz olduğunu iddia ederek şirkete kayyım atanmasını, olağan genel kurul toplantısının ve alınan kararların hükümsüzlüğüne, genel kurul kararlarının yürürlüklerinin askıya alınmasına karar verilmesini talep etmektedir. TMK'nın 640. maddesi uyarınca; murisin birden çok mirasçısının bulunması halinde, mirasın geçmesi ile birlikte paylaşıma kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. TMK'nın elbirliği mülkiyetini düzenleyen 701-703. maddelerine göre; elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanun veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, yönetim ve tasarruf işlemleri için ortakların oy birliğiyle karar vermeleri gerekir. Elbirliği mülkiyeti; mülkiyete konu malın devri, topluluğun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer. Terekeye dâhil Anonim Şirket hisseleri bakımından da durum aynıdır. Hisseler, mirasçılara iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre intikal eder (emsal Yargıtay 11. HD'nin 2021/1080 E- 2022/4810 K sayılı, 13.06.2022 tarihli kararı).

TTK'nın 494/2.maddesinde, şirket paylarının miras yoluyla intikali hâlinde mirasçıların, payların mülkiyetini derhal kazanacağı hükme bağlanmış olmakla birlikte mirasçıların hangi mülkiyet şekline göre payları iktisap edeceği düzenlenmemiştir. Mirasın intikali TMK'nın miras hükümlerine tabi olup mirasçıların terekeye dâhil mallar üzerinde el birliği şeklinde mülkiyet hakkına sahip olduklarına dair kural, anonim şirket hisseleri bakımından da geçerlidir. Esasen mirasçıların, terekeye dahil malları, mirasın açılmasıyla birlikte derhal iktisap edecekleri TMK'nın 599/2.maddesi gereğidir. Ancak mülkiyetin el birliği şeklinde olacağı aynı Kanun'un 640/2.maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu genel kurallardan, terekede yer alan bir şirket hissesi bakımından ayrılmayı gerektiren özel bir durum yoktur.Somut olayda: Davacı ve diğer ortaklara mütevaffa ...'in ve ...'in şirketteki payları miras olarak intikal etmiş olmakla davacı ve diğer ortaklara geçen paylar elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Anonim şirketlerde paylar, paydaşın ölümü halinde, kendiliğinden iştirak hâli çözülerek mirasçılara intikal etmez. Bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya TMK’nın 2. maddesine uygun şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerekir. Ancak somut olayda bu hallerin gerçekleştiğine dair bir verinin bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda elbirliği mülkiyeti henüz müşterek mülkiyete dönüşmediğinden ve TTK 477. maddesi uyarınca mirasçılar arasında taksime ilişkin anlaşma bulunmadığından terekeye temsilci atanması gerekmektedir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/11/2022 tarih ve 2021/3662 E. - 2022/7682 K. Sayılı kararı).Bu durumda eldeki uyuşmazlıkta genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulması yönünden yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği ve her iki genel kurulda alınan yönetim organının seçimi, yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücretlerin belirlenmesi, finansal tablolar ile faaliyet raporlarının ve yöneticilerin ibrası gibi kararların telafisi imkansız zarar doğurma ihtimali bulunduğu görülmektedir. Bu durumda ilk derece mahkemesince hatalı değerlendirme yapılarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmemesi isabetli olmamıştır.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, ihtiyati tedbir talebinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yeniden değerlendirilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, ihtiyati tedbir talebinin yeniden değerlendirilmesi için davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-İhtiyati tedbir talep eden tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.28/02/2024

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı HMK 389 /(2) Maddesi uyarınca " Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı yasanını 390 Maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." düzenlemelerine yer verilmiştir.İhtiyati tedbir öğretide "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.HMK’nun 389. Maddesi ile davanın açılmasıyla, hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması olasılığı ve bu değişiklikler nedeniyle dava sonunda elde edilecek hükmün icrasının olanaksızlaşması veya güçleşmesini önlemek amacıyla, geçici hukuki koruma işlemleri kapsamında geliştirilen ihtiyati tedbir yöntemini düzenlemekte olup; ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir nedeninin ortaya çıkması da tedbir kararı verilebilmesinin temel koşullarındandır.Buna göre maddede sayılan bu iki husus hem ihtiyati tedbir verilmesi için varlığı gereken şartlardandır hem de bu kararın gerekçesidir. Bu şartların varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı talep edilebilecek ve ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Hâkim, ispat kuralları çerçevesinde gerekli incelemeleri yaparak kanunda belirtilen olumsuz, sakıncalı, zararlı ihtimalin var olduğu kanaatine varırsa ihtiyati tedbir kararı verebilecektir.İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için iddianın yaklaşık olarak ispatı gerekir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. İhtiyati tedbirin amacını gözetilmesi gerekli ve zorunludur.Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan Hakime geniş bir taktir alanı bırakmış ise de, Hakim her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre, ihtiyati tedbir kararı verdiğinin kararında belirtilmedir.Yasal düzenlemeden de anlaşıldığı üzere ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir konulması talep edilen mal ya da hakkın uyuşmazlık konusu olması gerekir.Davacı vekili, dava dilekçesi ile muris ...'in vefatıyla davalı şirketin miras şirketi olduğunu, 22/09/2015 tarihinde vefat eden şirketin hissedarı ...'in mirasçısı olduğunu, ...'in hisselerine varislerin el birliği halinde malik olduklarını, TTK ve TMK hükümlerince el birliği mülkiyetinde o şey hakkında ancak oy birliği ile karar alınabileceğini, 05/06/2023 tarihli genel kurulun oy birliği olmadan toplandığını ve kararlar aldığını, alınan kararın batıl olduğunu, şirketin miras şirketi olduğunu, el birliği mülkiyetinin tek taraflı bir işlemle ortadan kaldırılamayacağını, şirketin kaydi yöneticilerinin davacının miras hakkını yok etmeye çalıştıklarını, açılacak davaları engellemek için şirket hisselerinin paylı mülkiyete dönüştüğü izlenimi vermeye çalıştıklarını, yönetimin murisin ölümünden sonraki tüm tasarruflarının, ibraların, seçimlerin mutlak butlanla batıl olup hükümsüz olduğunu, yine ... mirasçılarından ...'in 18/06/2019 tarihinde vefatı ile müteveffanın terekeye dahil hisselerinin de ayrıca mirasçılar tarafından elbirliği halinde yönetilmesi gerektiğini, ayrıca GK çağrısının usulsüz olduğunu iddia ederek şirkete kayyım atanmasını, olağan genel kurul toplantısının ve alınan kararların hükümsüzlüğüne, genel kurul kararlarının yürürlüklerinin askıya alınmasına karar verilmesini talep etmektedir. TMK'nın 640. maddesi uyarınca; murisin birden çok mirasçısının bulunması halinde, mirasın geçmesi ile birlikte paylaşıma kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. TMK'nın elbirliği mülkiyetini düzenleyen 701-703. maddelerine göre; elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanun veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, yönetim ve tasarruf işlemleri için ortakların oy birliğiyle karar vermeleri gerekir. Elbirliği mülkiyeti; mülkiyete konu malın devri, topluluğun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer. Terekeye dâhil Anonim Şirket hisseleri bakımından da durum aynıdır. Hisseler, mirasçılara iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre intikal eder (emsal Yargıtay 11. HD'nin 2021/1080 E- 2022/4810 K sayılı, 13.06.2022 tarihli kararı). TTK'nın 494/2.maddesinde, şirket paylarının miras yoluyla intikali hâlinde mirasçıların, payların mülkiyetini derhal kazanacağı hükme bağlanmış olmakla birlikte mirasçıların hangi mülkiyet şekline göre payları iktisap edeceği düzenlenmemiştir. Mirasın intikali TMK'nın miras hükümlerine tabi olup mirasçıların terekeye dâhil mallar üzerinde el birliği şeklinde mülkiyet hakkına sahip olduklarına dair kural, anonim şirket hisseleri bakımından da geçerlidir. Esasen mirasçıların, terekeye dahil malları, mirasın açılmasıyla birlikte derhal iktisap edecekleri TMK'nın 599/2.maddesi gereğidir. Ancak mülkiyetin el birliği şeklinde olacağı aynı Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu HMK md.389 HMK md.355 TTK md.494/2 TTK md.449 HMK md.362 TTK md.477 HMK md.353 HMK md.390/3 K6100 md.390
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.