10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2022/4323 E. , 2023/11539 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 2. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 11.10.2010 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılardan ...'un davalı firmanın Şanlıurfa organize Sanayide bulunan iş yerinde çalıştığını, dolayısıyla iş kazasının olduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu, dosyaya yetkisizlik kararı verilmesini, talep edilen 195.000,00 TL manevi tazminatın fahiş olduğunu, açık bir biçimde nedensiz zenginleşme saiki güdüldüğünü, davacıların taleplerinin haksız zenginleşme sonucunu doğuracak nitelikte olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davacı işçinin %100 kusurlu olduğunu, yük taşıma için yaptırılan asansöre yük ile birlikte binmesinden kaynaklanan talihsiz bir kaza meydana geldiğini, bu kazanın ardından, davalı şirket yetkililerinin kazazede ... için hiçbir fedakarlıktan kaçmadığını, davacıyı Adana'da özel hastanelerde ve profesör unvanlı doktorlara ameliyat ettirdiklerini, Adana'da bulundukları sürece de ailesi de dahil her türlü gıda ve barınma giderlerini karşıladıklarını, buna rağmen müvekkil firmanın davacı ...'nin kendisi tarafından yapılmış her kuruş masrafını da karşılamaya hazır olduklarını, bununla birlikte firma olarak kusur oranlarına itiraz ettiklerini, olayın meydana gelmesinde firmanın hiçbir kusurunun bulunmadığını, davalı şirketin davacının dava dilekçesinde talep ettiği 5.000,00 TL maddi tazminat tutarını da ödemeye hazır olduğunu, ancak davacıların talep ettikleri haksız taleplerini ve bu arada "bize bir de ev alacaksınız" şeklinde şantajvari tekliflerini kabul etmediklerini, açılan davanın kötü niyetli olduğunu, kaldı ki yaşanan talihsiz kaza sonucu davacı ...'ye "maluliyet aylığı" bağlanarak emekliye ayrıldığını, bağlanan emeklilik maaşı nedeniyle de davalı ... Taşımacılık Turizm Gıda Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'ye SGK tarafından "bağlanan aylıkların peşin sermaye değeri" oranında tazminat davası açılacağını, davalı müvekkil şirketin aynı olaydan dolayı 2 kez tazminat ödeme durumunda kalacağını, bu husus göz önüne alınarak SGK tarafından ödenen ilk gelir ile bağlanan emekli aylıklarından hesaplanacak peşin sermaye değerinin davacının talep ettiği maddi tazminat talebinden mahsup edilmesini, manevi tazminat taleplerinin zenginleşmeye sebep olmayacak oranda ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz önüne alınarak fazlaya yönelik istemlerin reddini, davacının kusurlu olmasının da göz ününe alınarak kusur oranlarında gerekli tenkislerin yapılmasını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 352.184,57TL sürekli iş göremezlik zararı, 273.684,29TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 625.868,86TL maddi tazminatın, 40.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davanın ..., ..., ... ve ... yönünden maddi tazminat talebinin reddine, davanın ... için manevi tazminat yönünden kısmen kabulü ile 20.000,00TL manevi tazminatın, davanın ... için manevi tazminat yönünden kısmen kabulü ile 10.000,00TL manevi tazminatın, davanın ... için manevi tazminat yönünden kısmen kabulü ile 10.000,00TL manevi tazminatın, davanın ... için manevi tazminat yönünden kısmen kabulü ile 10.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 20.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda ...'nun şahsi kusurunun bulunmadığı belirtilmiş olmasına ve davacı ile aralarında kusursuz sorumluluğu gerektirir bir işçi-işveren ilişkisi bulunmamasına rağmen davalı şirket ile birlikte müştereken sorumlu olduğuna karar verildiğini, kaldı ki davalı ...'nun işyerinin sahibi olduğunu ve sabah işyerine gelerek genel kontrol yaptıktan sonra işyerinden ayrıldığını, ekmek üretimi yapılan sahanın tüm sorumluluğunun davacı ...'a ait olduğunu, bilirkişi raporunun kaza tarihinde yürürlükte olmayan mevzuata dayanılarak düzenlendiğini, müvekkili şirketin kusuruna ilişkin itirazlar karşılanmadan mevzuata aykırı ve eksik bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesis edildiğini, kazanın meydana geldiği asansörün yük asansörü olduğu belirtilmiş ise de alt kattan üst kata tek bir kat merdiven bulunduğunu, kurulan düzeneğin basit bir kaldıraç düzeneği olduğunu ve sadece ekmek arabalarının taşınmasına yetecek şekilde ayarlandığını, buna ilişkin dosyada fotoğraflar ve tanık beyanları olmasına rağmen düzeneğin ısrarla asansör olarak nitelenmesinin kusurun büyük oranda müvekkillerine yüklenmesine sebep olduğunu, kazanın meydana geldiği yerde hem alt hem üst katta uyarıcı tabelalar bulunduğunu, ancak ...'un uyarılara rağmen asansöre bindiğini ve kazanın da esasen işçinin asansörden indikten sonra dengesini kaybedip asansörün üzerine düşmesi sonucu meydana geldiğini, müvekkili şirketçe alınabilecek tüm önlemlerin alınmasına ve düzeneğin sadece bir arabayla yukarı ekmek taşımaya yetecek kadar olmasına rağmen davacı işçi tarafından düzeneğin amaç dışı kullanılmasının kazaya sebebiyet verdiğini, davacının hastane kayıtlarının dosya arasına alınmadığını, davacı işçinin iş kazası sonrası iyileşmeye başladığını, kazadan bir kaç ay sonra yürüyüş alıştırması yaparken düştüğünü ve bu düşme sonrası iş gücü kaybının %100'e çıktığını, davacı işçinin bu denli iş gücü kaybının yüksek oluşunun asıl sebebinin meydana gelen kaza değil iyileşme aşamasındayken davacı işçinin tekrar düşerek yaralanması olduğunu, bu durumun hastane kayıtlarının dosya arasına alınması halinde ortaya çıkacak olmasına rağmen alınmamasının ortaya haksız bir karar çıkmasına neden olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'un 11.10.2010 tarihinde davalı işverenin işletmekte olduğu işyerindeki ekmek kalıplarının taşındığı asansöre binerek kalıpları bir kat yukarı çıkarması esnasında asansör halatının kopması sonucu düşen asansörün üzerine düşmesi ile yaralanarak iş kazası geçirdiği, davacının söz konusu iş kazası neticesinde %100 oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiğine dair 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından rapor ibraz edildiği, dosyada mevcut Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu raporunda, olaya ilişkin olarak davalı şirketin %80, davacı işçinin %20 kusurlu olduğunun belirtildiği, dosya ekindeki SGK tarafından davalı şirket aleyhine açılmış olan rücuen alacak davasında verilen kararın kesinleştiği, söz konusu dosyadaki bilirkişi raporunda da aynı kusur oranlarının belirtildiği, eldeki davada 03.12.2019 tarihli kusura ilişkin raporda davalı şirketin %80, davacı işçinin %20 kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, rapora karşı taraf itirazlar üzerine alınan 02.03.2020 tarihli ek raporda, davalı işverenin işyerinde tesis ettirdiği yük asansörünü tekniğin öngördüğü şekilde kurdurmamakla, kontrollerini uygun şekilde yaptırmamakla, çalışanlarını yaptıkları işin tehlikeleri ve alınması gereken tedbirler konusunda eğitim vermemekle, çalışanları tedbir alıp almadıkları konusunda etkin bir şekilde denetlememekle kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu, davacı işçinin kazanın meydana geldiği tarihte 32 yaşında olduğu, kendisi için tehlikeli hareketlerin bilincinde olduğu, işyerinde uzun süredir çalıştığı, işyeri özelliklerini bildiği, buna rağmen yük asansörüne binerek kendi sağlık ve güvenliği için dikkatsizce davranmış olduğundan kazanın meydana gelmesinde sorumlu olduğu, davalı ...'in şahsi kusurunun bulunmadığı ifade edilmiş ve yine davacı işçiye %20, davalı şirkete %80 oranında kusur atfedildiği, dosyada hesaba ilişkin olarak yetkisizlik kararı öncesi 12.01.2017 tarihli rapor alındığı, hesaplamanın THR-2010 yerine PMF tablosu dikkate alınarak yapıldığı ancak davacı tarafça istinafa gelinmediği, hesap raporunda aktif dönem ve pasif dönem (asgari ücret üzerinden)dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, bakıcı gideri hesaplamasında asgari ücretin esas alındığı, dosyaya SGK ilk peşin sermaye miktarının celbedildiği, Mahkemece yetkisizlik kararından önce alınan hesaba ilişkin rapordan faydalanılarak davacının maluliyet, kusur durumu ve ilk peşin sermaye değerinin kusura tekabül eden kısmı dikkate alınarak re'sen hesaplama yapıldığı, davacı tarafın yetkisizlik kararı veren Bozova Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi kararını istinaf etmediğinden usuli müktesep hak gözetilerek davacının ıslah miktarlarına göre gerçek zararı belirlediği, aile içi dayanışma nedeniyle bakıcı gideri yönünden %50 indirim uyguladığı, diğer yandan, Mahkemece davacı işçi ile diğer davacılara da olayın ağırlığı ve olay tarihi ile uğranılan zarar ve oluşan elem ve üzüntü gözetildiği belirtilerek manevi tazminata hükmedildiği, dosya içeriğinde, davacı işçinin müşteki, davalı ...'in şüpheli olduğu savcılık dosyasındaki ifadesinde, olay günü firmaya geldiğini ve gerekli talimatları verdikten sonra işyerinden ayrıldığını beyan ettiği, Ticaret Sicil Gazetesi örneklerinden şirket hissedarı ve şirketi münferiden temsile yetkili müdür olduğu görüldüğü, Mahkemece kararda, davalı şirket ile davalı ...'in eylemleri ile işçinin uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunduğu, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kanaatine varıldığı, sonuç olarak, yargılama neticesinde dosyadaki hükme esas kusuru raporunun SGK rücu dosyasındaki kusur raporu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu raporuyla örtüştüğü, oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu, hesap raporundan faydalanılarak Mahkemece re’sen yapılan hesaplamaya göre hükmedilen maddi tazminatın ve hükmedilen manevi tazminatın olaya ve dosya kapsamına göre yerinde olduğu gerekçesi ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 ncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleridir.
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, hükme esas alınan hesap raporundaki hesap ilkelerinin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması ve davalılar vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıdaki yazılı temyiz harcının ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.