10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/8888 E. , 2023/10126 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 25. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl dava tespit, birleşen dava Kurum işleminin iptali ile hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleşen davada davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl-birleşen davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA
Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; davacının Almanya'da geçen bir kısım hizmetlerini borçlandığını, 4/l-a statüsünde hizmetinin bulunduğunu, davacının 29.08.2013 tarihinde Kuruma başvurduğu halde cevap verilmediğini, Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesi gereğince ilk sigorta başlangıç tarihinin 05.10.1978 olduğunu ileri sürerek, davacıya tahsis talebini takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde özetle; Kurumca davacının 15.04.2013-30.04.2013 tarihleri arasındaki çalışmalarının fiili olmadığından bahisle iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali ile hizmetlerin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili asıl ve birleşen davada cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
Tüm dosya kapsamına göre getirtilen vergi kayıtları, dinlenen bordro ve komşu işyeri tanıklarının beyanlarından, davacının dava dışı ... unvanlı işyerinden bildirilen ve iptal edilen 15.04.2013-30.04.2013 tarihleri arasındaki hizmetlerinin fiili çalışmaya dayalı olduğu, davacının yurt dışı hizmetlerine ilişkin borçlanma bedelini ödediği, 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin son fıkrası uyarınca Türkiye sigortalılık başlangıç tarihinin 05.10.1978 olarak tespiti gerektiği, 29.08.2013 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunan davacının dosya içerisine alınan Almanya Hizmet cetvelinde 01.08.2015-31.12.2015 ve 01.01.2016-31.05.2016 tarihleri arasında "geringfügige nicht versicherungspflichtige beschäftigung (sigorta zorunluluğu olmayan düşük değerli çalışma süresi)" kodu ile hizmet bildiriminin bulunduğu, mezkur bildirimlerin aylık tahsisine engel olmadığı anlaşıldığından, A)Davanın kabulüne,
1.Davacının Türkiye sigortalılık başlangıç tarihinin 05.10.1978 tarihi olarak tespitine,
2.Davacıya tahsis talep tarihini takip eden ay başı olan 01.09.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, B)Birleşen davanın kabulüne,
1.Davacının ... sicil numaralı ... ünvanlı işyerinden bildirilen 15.04.2013-30.04.2013 tarihleri arasındaki hizmetlerini iptal eden Kurum işleminin iptali ile bu iptal edilen hizmetlerin geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri: Davalı SGK Vekilinin İstinaf Sebepleri Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde;
kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kurum tarafından tesis edilen işlemlerde bir hata bulunmadığını belirterek kararın kaldırılarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının 13.08.2013 tarihinde 38.100,16 TL borçlanma bedelini ödediği, 25.03.2016 tarihli hizmet cetveline ve dosyada bulunan borçlanma belgelerine göre davacının 05.10.1978-24.11.1988 tarihleri arası yurt dışı süreleri (3650 gün) 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında borçlandığı, 15.04.2013-30.04.2013 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında 1084573 numaralı işyerinde sigortalı çalışması bildirilmişse de iptal edildiği, 05.07.2013 tarihli Türkçe tercümesi bulunmayan Alman rant sigortası hizmet cetveline göre davacının 21.02.1977 tarihinde başlayan zorunlu sigortalılığı bulunduğu, davacı adına vekilinin 29.08.2013 tarihinde verdiği dilekçe ile yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, Kurum denetmeni tarafından düzenlenen 26.02.2014 tarih 26 sayılı raporuna göre davacı ...’in Türkiye’de 15.04.2013-30.04.2013 tarihleri arasındaki çalışmasının gerçek olup olmadığının konu edildiği, ücret bordrolarında imzası olmadığı, işyerinin daha çok erkeklerin çalıştığı işyeri niteliğinde olduğu gerekçesiyle ... tarafından ganyan bayii olarak işletilen 1084573 numaralı işyerinden yapılan bildirimin iptali gerektiğinin bildirildiği ve Kurumca iptal edildiği, mahkemece dinlenen bordro tanıkları ve komşu işyeri tanıklarının davacının çalıştığı yönünde beyanda bulunduğu, çalışmanın fiilen varlığı yönündeki Mahkeme kararının yerinde olduğu, ayrıca davacının yurt dışı hizmetlerine ilişkin borçlanma bedelini ödediği, 29.08.2013 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunan davacının dosya içerisine alınan Almanya Hizmet cetvelinde 01.08.2015-31.12.2015 ve 01.01.2016-31.05.2016 tarihleri arasında sigorta zorunluluğu olmayan düşük değerli çalışma süresi kodu ile hizmet bildiriminin bulunduğu, bu nedenlerle dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK Vekilinin Temyiz Sebepleri Davalı SGK vekili;
istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyizen bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada, Alman rant sigortasına giriş tarihinin Türkiye sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespiti ile ilk tahsis talep tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, birleşen davada Kurum işleminin iptali ile hizmet tespitine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.10.04.1965 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak 01.11.1965 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin uzun vadeli sigorta kollarından olan “Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları(aylıkları)” başlıklı beşinci bölüme 02.11.1984 tarihinde imzalanıp 05.12.1985 tarihli 3241 sayılı Yasayla onaylanıp yürürlüğe giren Ek Sözleşme ile getirilen sözleşmenin 29 uncu maddesinin 4 üncü bent hükmüne göre, bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce, bir Alman Rant Sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına giriş tarihi, Türk Sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceği açıkça ifade edilirken; aynı bölümde düzenlenmiş 27 nci madde hükmü ise her iki akit taraf mevzuatına göre nazara alınabilecek sigortalılık sürelerinin varlığı halinde, uygulanacak mevzuata göre yardım hakkının doğmasında, diğer akit taraf mevzuatına göre geçen ve aynı zamana rastlamayan, hesaba dahil edilebilir nitelikteki sigortalılık sürelerinin de nazara alınacağını; sigortalılık sürelerinin hangi ölçüde hesaba dahil edilebileceğini ise, hesaba dahil edilebilirliğini tayin eden mevzuata göre tespit edileceği ifade edilmiştir.
Nitekim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yurt dışında geçirdikleri çalışma sürelerinin sosyal güvenlikleri açısından değerlendirilebilmesi amacıyla 22.05.1985 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiş bulunan 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'la, Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini öngörmüştür.
Öte yandan; 11.09.2014 tarihli Mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin beşinci fıkrasına “Ancak uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir.” cümlesi eklenerek; yurt dışında ilk defa çalışmaya başlayanların bu çalışmalarının ilgili sözleşme kapsamında Türkiye'de sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilebilmesi hükmü getirilmiştir.
3.Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup Mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
3.Değerlendirme
1.İnceleme konusu eldeki asıl davada davacı, Alman rant sigortasına giriş tarihinin Türkiyedeki sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespiti ile ilk tahsis talep tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, birleşen davada Kurum işleminin iptali ile 15.04.2013 - 30.04.2013 tarihleri arasındaki hizmetlerinin geçerli olduğunun tespitini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş ise de, asıl davaya ilişkin verilen kabul hükmü yerinde olup, birleşen davaya yönelik verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
2.Somut olayda, kayıt inceleme tutanağında işçilik ödemelerine ilişkin ibraz edilen ücret ödeme bordrosunda davacının imzasının bulunmadığının görülmesi üzerine işveren vekili Bayram Gençoğlu’na sebebi sorulduğunda, ...’in ...’e ait ganyan bayiisinde çay ve temizlik işlerine bakması için işe alındığını, ancak kısa bir süre çalıştıktan sonra ayrıldığını, telefonla aradıklarında yurt dışında olduğunu ve bu nedenle ücret bordrosunu imzalatamadıklarını ve maaşını da ödeyemediklerinin beyan edilmesi karşısında, her ne kadar Mahkemece dinlenen bordro tanığı ... ve kolluk araştırması ile Grup Center İş Merkezinde dava dışı işyerinin yanında bulunan çay ocağını işlettiği tespit edilen komşu işyeri sahibi ... tarafından davacının işyerinde çalıştığı ifade edilmiş ise de, alınan beyanlar davaya konu çalışmanın gerçek ve fiili olduğunu kabul için yeterli olmadığından, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yapılacak iş; dava dışı işyerinin kapsam, kapasitesi vs. tespit edilmeli, bu hususta gerekirse mahallinde keşif yapılmalı, işyerinin yan tarafında çay ocağı işletmesinin bulunduğu dikkate alındığında, çay servisi yapılmasının gerekliliği üzerinde durulmalı, re'sen araştırma ilkesi doğrultusunda, ihtilaf konusu dönemde dava dışı işveren ile aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte komşu işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenmeli, çalışmanın fiili olup olmadığı hususu, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; kurum denetiminin yerinde olup olmadığı belirlenmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.