Esas No
E. 2024/1110
Karar No
K. 2024/2301
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Ceza Dairesi         2024/1110 E.  ,  2024/2301 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2023/1462 Değişik iş
SUÇ: Hakaret

İNCELEME KONUSU

KARAR: İtirazın kabulü

KANUN YARARINA

BOZMA YOLUNA

BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 nci maddesinin birinci fıkrası 43 üncü, 62 nci, 52 nci maddeleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 1.380,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Edremit 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.03.2023 tarihli ve 2023/10 Esas, 2023/113 Karar sayılı kararına karşı sanık müdafii tarafından yapılan itiraz üzerine, duruşma açılmak suretiyle genel hükümlere göre yapılan yargılama neticesinde, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 25 nci maddesinin birinci fıkrası 43 üncü, 62 nci, 52 nci maddeleri gereğince 1.860,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Edremit 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.07.2023 tarihli ve 2023/174 Esas, 2023/464 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına dair mercii Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.08.2023 tarihli ve 2023/1462 Değişik iş sayılı kararının bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2024 gün ve 2023/136894 sayılı Tebliğname'si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Her ne kadar Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.08.2023 tarihli kararı ile sanığın sabıkasında bulunan kasıtlı suçun silinme şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de,

Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 01/03/2021 tarihli ve 2021/6526 Esas, 2021/2657 Karar sayılı ilamında ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11/250 Esas, 2019/13 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre verilen mahkûmiyet hükümleri bakımından, infazdan sonra anılan Kanun'un 58 inci maddesinde öngörülen sürelerin geçmiş olması durumunda, bu hükümlerin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarının değerlendirilmesinde olumsuz koşul olarak belirtilen bir engel olarak kabul edilmeyeceği cihetle,

Dosya kapsamına göre, sanığın sabıka kaydının incelenmesinde her hangi bir adlî sicil kaydı bulunmadığı, arşiv kaydındaki cezanın 12.04.2014 tarihinde infaz edilmiş olduğundan adlî sicilden silinerek arşiv kaydına alınmış olduğu, yargılama konusu olan yeni suç tarihinin de 07.04.2022 olması karşısında, suç tarihinden önce adlî sicilden silinerek arşiv kaydına alınmış olan, tekerrüre esas alınma süresi de geçmiş, 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 12 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendi gereğince 5 yıllık süre dolduğundan silinme koşulları oluşan kasıtlı suçtan mahkûmiyetin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel olmayacağı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını kabul eden ve yargılama sürecindeki davranışları olumlu bulunarak takdiri indirim uygulanan sanık hakkında, mahkemesince sanığın kişilik özellikleri değerlendirmeye tabi tutularak ve tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi hükümlerinin uygulanabileceği gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 5271 sayılı

Kanun'un 231 inci maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle, - Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması, - Suçun CMK’nın 231 inci maddesinin 14 ncü fıkrasında yazılı suçlardan olmaması, - Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, - Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının olmaması, - Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (b) bendindeki “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” şeklindeki düzenleme ile kanun koyucu, suça ve faile ilişkin tüm objektif şartları taşıyan herkes için mutlak surette hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini kabul etmeyip, hâkime belirli ölçüler içerisinde bir takdir hakkı tanımıştır. Ancak, sanığın yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki değerlendirmenin dosya içeriğine uygun, kanuni ve yeterli gerekçe içermesi ve bu gerekçenin hükümde yer alan hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi, ertelenmesi ve takdiri indirim uygulamalarında dayanılan gerekçe ile çelişmemesi gerekir. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 72 nci maddesiyle eklenen "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" şeklindeki düzenleme, incelemeye konu suç tarihinin 28.06.2014 ve sonrası olması ile adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde uygulanabilecektir.

01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlara ilişkin mahkûmiyet bilgilerinin adlî sicilden silinmesi ve arşiv kaydından çıkartılması 5352 sayılı Kanun'un Geçici 2 nci maddesinde düzenlenmiş, buna göre suç tarihi itibarıyla, Yasa'nın yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanun'a göre süre yönünden silinme koşulu oluşanların silinmesi mümkün olup, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre Anayasa'nın 76 ncı maddesi ile özel kanun hükümleri saklı tutulmuştur. Aynı maddenin ikinci fıkrasında arşive alınan kayıtlar yönünden, 3682 sayılı Kanun'un 8 nci maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarihin esas alınacağı, Anayasanın 76 ncı maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet başsavcılığının veya Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesince arşiv kaydının silinmesine karar verileceği hükme bağlanmıştır. 5352 sayılı Kanun'un Geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasına göre, 01.06.2005 tarihinden sonra işlenen suçlarla ilgili kayıt silme işlemleri ise, bu Kanun hükümlerine göre yerine getirilecektir. Anılan Kanunun “Adli sicil bilgilerinin silinmesi” başlıklı 9 uncu maddesinde: “(1) Adlî sicildeki bilgiler;

a)Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması,

b)Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık,

c)Ceza zamanaşımının dolması,

d)Genel af, halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınır. (2) Adlî sicil bilgileri, ilgilinin ölümü üzerine tamamen silinir. (3) Türk vatandaşları hakkında yabancı mahkemelerce verilmiş olup 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (f) bendine göre adlî sicile kaydedilen hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmiyet hükümleri, kesinleştiği tarihten itibaren mahkûmiyet kararında belirtilen sürenin geçmesiyle, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce adlî sicil kayıtlarından çıkartılarak arşiv kaydına alınır. Adlî para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler, adlî sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir.” hükümlerine yer verilmiştir. Aynı Kanun'un “Adlî sicil ve arşiv bilgilerinin silinmesi” başlıklı 12 nci maddesinde ise; “Arşiv bilgileri;

a)İlgilinin ölümü üzerine,

b)Anayasa'nın 76 ncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren;

1.Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla onbeş yıl geçmesiyle,

2.Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle,

c)Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle, tamamen silinir.” hükümleri bulunmaktadır.

İnceleme konusu somut olayda; suç tarihine göre sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde, İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26.03.2010 tarihli ve 2008/323 Esas, 2010/130 Karar sayılı kararı ile 2960 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği ve cezanın 1 yıl denetim süresi belirlenmek suretiyle ertelendiği, kararın 12.04.2013 tarihinde kesinleştiği ve 12.04.2014 tarihinde yerine getirildiği, ancak adli sicil kaydına sehven 2024 şeklinde işlenmiş olduğunun tespit edildiği, ve sanığın inceleme konusu eylemini 3 yıllık tekerrür süreleri geçtikten sonra işlediği anlaşılmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı ilâmında ayrıntıları açıklandığı şekilde, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinde tekerrür hükümlerinin uygulanması için öngörülen sürelerin geçmiş olduğu hâllerde, önceki mahkûmiyet hükümlerinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarının değerlendirilmesi yönünden engel oluşturmayacağının kabulünün adalet ve hakkaniyete uygun olacağı, sanığın inceleme konusu eylemini adli sicil kaydında yer alan ilamın yerine getirildiği tarihten itibaren 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen üç yıllık sürenin dolmasından sonra gerçekleştiği ve bu nedenle adlî sicil kaydındaki suçun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle itirazın reddi yerine itirazın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2.Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17.08.2023 tarihli ve 2023/1462 Değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.02.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.