DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2428 E. , 2023/814 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/02/2021 tarih ve E:2017/1170, K:2021/400 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ...tarih ve ...sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/02/2021 tarih ve E:2017/1170, K:2021/400 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları, davacının birleştirme talebi yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:...K:...sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın UYAP kayıtlarının incelenmesi neticesinde henüz kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, davacının FETÖ üyesi hakim ve savcılarla toplu yemeğe gittiği, samimi olduğu, birlikte hareket ettiği, seçim çalışmaları başlayınca FETÖ'nün desteklediği adaylar için çalıştığı, örgütün içinde yer aldığı ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile davacının beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, ilk açtığı ve Danıştay Beşinci Dairesinin E:2016/56991 sayılı dosyasında görülen davanın derdestlik nedeniyle reddedilmesi ve daha sonra açtığı bu dava hakkında esasa yönelik inceleme yapılmasının usule aykırılık teşkil ettiği, her iki dava arasındaki hukuki ve fiili bağlantı sebebiyle her iki davanın birleştirilmesine karar verilmesi gerektiği, hükme esas alınan tanık anlatımlarında geçen olayların hiçbirinin doğru olmadığı, 2013 yılının Mayıs ayında yapılan kura ile atandığı Erzurum Adliyesinde görev yapan hakim ve savcıları aynı yerde çalışmalarından dolayı tanıdığı, hiçbir hakim ve savcı ile daha öncesinde tanışıklığının olmadığı, çalışma ortamının gerektirdiği ölçüde mesleki ve insani ilişkilerinin olduğu, hakim ve savcılardan hangisinin FETÖ silahlı örgüt üyesi olduğunu bilmesinin de mümkün olmadığı, lehine olan tanık beyanlarının da mevcut olduğu, bu tanıkların hiçbirinin seçim sürecinde örgüt adaylarını desteklediğine ya da lehlerine çalıştığına tanık olmadıkları, ispata muhtaç, varsayımsal ve iftira niteliğinde olan, gerçeği yansıtmayan beyanlara itibar edildiği, seçim sürecinde toplam 6 ya da 7 gün Erzurum Adliyesinde görev yaptığı, bunun da belgelerle sabit olduğu, tanık beyanında geçen kendisinin de karar aşamasında yer aldığı tahliye edilen FETÖ sanıklarının beraat ettiği, oybirliğiyle tahliyelerine ilişkin verilen kararda herhangi bir hukuka aykırılık olduğuna dair adli ya da idari bir soruşturmanın bulunmadığı, tanık Ü.B'nin YBP üyeleriyle odasına hiç gelmediği, YBP üyelerinin düzenlediği yemeğe İspir ilçesinde geçici görevli olması nedeniyle katılmadığı ve dolayısıyla bağımsız adayları desteklediği bilinen hakim ve savcıların oturduğu masada bulunmadığı, tanık S.A.'nın kendisini rakip olarak gördüğü ve olayı kişiselleştirdiği, hakimlik mesleğini icra ederken gerek görevi ve gerekse de özel yaşantısı ile ilgili olarak hakkında mesleğin bağımsız ve tarafsızlığına gölge düşürecek herhangi bir adli ya da idari soruşturma olmadığı gibi şikayet dahi bulanmadığı, davalı idare tarafından hakkında Anayasa'ya sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesi ile meslekten çıkarma kararı verilmediği, hukuka aykırı olan dava konusu işlem ve bu işlemin hukuka uygun olduğunu kabul eden temyize konu kararın, Anayasa'nın açık hükümlerine ve hukukun en temel prensiplerine aykırı olarak verildiği, işlemin tesis edildiği tarihte herhangi bir delilin mevcut olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacının ceza yargılaması sonucunda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ...Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile esastan reddine karar verildiği ve söz konusu kararın temyiz edilmeksizin 03/11/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.
Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Her ne kadar, davacı tarafından, ilk açtığı ve Danıştay Beşinci Dairesinin E:2016/56991 sayılı dosyasında görülen davanın derdestlik nedeniyle reddedilmesi ve daha sonra açtığı bu dava hakkında esasa yönelik inceleme yapılmasının usule aykırılık teşkil ettiği iddia edilmekteyse de, bu davada, ilk olarak açılan davadan daha geniş kapsamlı istemlerde bulunulduğu anlaşılmış olup, Dairece istem olarak daha geniş kapsamlı olan dava dosyasında davanın esasının incelenmesinin davacının hukuki yararına olduğu sonucuna varıldığından söz konusu iddiaya itibar edilmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/02/2021 tarih ve E:2017/1170, K:2021/400 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 25/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.