9. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14/01/2016 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında, davalı ... sevk ve idaresindeki, diğer davalı ... adına kayıtlı bulunan ... plakalı araç ile ters yönden Alemdağ caddesine çıkmak istediği sırada dava dışı ... yönetimindeki ... plakalı araç ile çarpışarak ve bu sırada yol kaldırımında bulunan müvekkili ... çarparak müvekkilinin ağır yaralanmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin kazada kusurunun bulunmadığını, davaya konu ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, maddi tazminat taleplerinden bu davalının da müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilinin kaza sonucu psikolojik travma geçirdiğini, normal hayata uyum sağlaması ve trafiğe çıkmasının uzun bir süre aldığını, tedavi sürecinde tarifi mümkün olmayan acılar çektiğini belirterek, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.000,00TL maddi tazminatın davalılar araç sahibi ve araç sürücüsü yönünden tamamen, diğer davalı sigorta şirketi yönünden sigorta limitini aşmamak üzere olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınmasına, manevi tazminat yönünden davalı sürücü ve araç sahibinin her birinden 20.000,00TL olmak üzere toplam 40.000,00TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, öncelikle davaya ilişkin maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ceza yargılamasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkilinin seyir halindeyken dava dışı ... plakalı vasıtanın müvekkilinin aracına çarpması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, ... plakalı aracın hızlı olması, müvekkilinin aracına arka sol taraftan sert bir şekilde çarpması neticesinde müvekkilinin aracının savrulduğunu, müvekkilinin davacıya doğrudan çarpmadığını, davanın ... plakalı araç sürücüsü olan ... ’ya ihbarının gerektiğini, manevi tazminat talebinin haksız ve fahiş olduğunu, maddi tazminat talebinin yasal şartları taşımadığını savunarak, davacının haksız ve hukuka aykırı maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde bahsi geçen ... plaka numaralı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olup, söz konusu teminat limitinin kişi başı 310.000,00TL olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacağını, kusur ve maluliyet oranının tespiti ile aktüer hesabı yaptırılması, müvekkili şirket temerrüte düşmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebini 88.144,29 TL'ye yükseltmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının maddi tazminat talebinin davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme nedeniyle konusuz kaldığı anlaşıldığından, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 7.500,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan 14/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; meydana gelen olayda müvekkilinin kusursuz olduğunu, mahkeme tarafından takdir edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamı, olayın oluş şekli, davacı müvekkilinde yarattığı derin elem ve keder dikkate alındığında az olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının kusurunun bulunmadığını, davalının davacıya doğrudan çarpmadığını, taksir derecesinde dahi kusurlu sayılabilecek bir eylemde bulunmadığını, kusur oranlarının hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/104 Esas sayılı dosyasının akıbeti sorulmadan ve kesinleşmesi beklenmeden karar verildiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece illiyet bağı hususunun değerlendirilmediğini, davaya konu olayda hiçbir kusuru bulunmadığını, meydana gelen zarar ile motorlu araç işletme faaliyeti arasında ilgi bulunmasına rağmen, işletme faaliyeti zararın sebebini oluşturmuyorsa diğer bir deyişle işletme faaliyeti o zararın doğumu için yetersiz kalıyorsa bu durumda uygun illiyet bağı bulunmadığı için işletenin KTK'nın 85 maddesi uyarınca sorumlu tutulamayacağını, üçüncü kişinin kazaya sebebiyet verdiğini, üçüncü kişinin ağır kusurunun dikkate alınmadığını, kazaya dava dışı araç sürücüsü ... sebebiyet verdiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. ATK 3.Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 19/06/2018 tarihli raporda; Davacı ... 14/01/2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı sağ diz eklem hareketlerinde kısıtlanmaya neden olan arızası, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleğinin emekli olduğu anlaşılmakla meslek grup numarası Grup1 kabul olunarak E cetveline göre %17,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği yönünde görüş bildirilmiştir. 14/01/2016 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağında;" Sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Tepeüstü istikametinden gelip Üsküdar istikametine seyir halinde iken Mektep Sokak kavşağına geldiğinde aracının sol ön köşe kısımları ile sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Güler Sokağı takiben Alemdağ Caddesine giriş yapmış, sola dönüş yasak olmasına rağmen Mektep Sokağa geçiş yaptığı esnada aracının sol arka köşe kısımları ile çarpıştıkları, çarpışmanın etkisi ile ... plakalı aracın ekseninde dönerek no 90 sayılı ... iş yerinin önünde yaya olarak bulunan ... isimli yayaya aracının sağ arka yan kısımları ile no 90 sayılı iş yerinin devamında bulunan pano arasına sıkıştırması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ... 2918 sayılı KTK'nın 47/1-c maddesini ihlal ettiği kaza yeri incelemesi ve sürücü beyanlarından anlaşılmıştır" denildiği görülmüştür.İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/104 Esas sayılı dosyasında alınan 20/11/2016 tarihli bilirkişi raporunda; sürücü ... asli kusurlu, sürücü ... tali kusurlu, davacı yaya ... kusursuz olduğu belirtilmiştir.Mahkemece alınan 17/07/2019 tarihli kök kusur raporunda ve itiraz üzerine alınan 03/01/2020 tarihli ek kusur raporunda; davalı otomobil sürücüsü ... %75 oranında kusurlu, dava dışı minibüs sürücüsü ... %25 oranında kusurlu, davacı yaya ... kusursuz olduğu kanaati bildirilmiştir.Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında davalı ... vekilinin kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun istinaf talep eden davalı ... vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği, davalı ... vekilinin rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde kusur raporu bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlenemeyeceğinden davalı ... vekilinin kusur raporuna karşı istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. KTK'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı) Davalı ... kazaya karışan aracın maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan srücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından işletilmesi de bu sorumluluğu kaldırmayacaktır. Bu nedenle Mahkemece davalı .... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bu yöndeki istinaf talebinin reddi gerekmiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.Bu çerçevede, dosya kapsamı, olay tarihi, davacının maluliyet oranı, kusur ve tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları değerlendirilerek, manevi tazminat müessesinin amacı ve hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak, takdiren davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanısına varılmıştır. Bu nedenle;
HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının manevi tazminat miktarı yönünden düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.