Aramaya Dön

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/1068
Karar No
K. 2023/1068
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
T. C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/1068 Esas - 2024/305

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

DİYARBAKIR

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/10/2023
KARAR TARİHİ: 03/04/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH:

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili, .....tarihinde müvekkili sigorta şirketi nezdinde kasko sigorta poliçesi düzenlenen .....plaka sayılı aracın trafikte seyir halinde iken tirafiğin yavaşlaması nedeniyle durduğu esnada .....sevk ve idaresindeki .....plaka sayılı aracın sigortalı araca arkadan çarpması ve çarpmanın etkisi ile önünde duran .....plaka sayılı araca çarpması ve bu çarpmanın etkisiyle bu aracın da savrularak önündeki .....plaka sayılı araca çarpması sonucu çok taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde .....plaka sayılı araç sürücüsü .....%100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, yapılan ekspertiz incelemesi sonucu sigortalıya .....TL ödeme konusunda mutabakata varıldığını, müvekkili şirket tarafından .....TL ödeme yapıldığını, sovtaj alıcısı tarafından .....TL ödemenin hak sahibine ödendiğini, .....plaka sayılı aracın trafik sigortacısı .....Sigorta A.Ş. tarafından müvekkil şirkete ..... TL ödendiğini, yapılan ödeme düşüldüğünde rücu edilecek tutarın .....TL olduğunu, bu bedelin tahsili amacıyla .....plaka sayılı aracın maliki olan davalı aleyhine Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ve takibin devamı ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Davalı vekili, usul ve esas yönünden davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Dava, davacı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenen aracın davalı şirkete ait araç sürücüsünün kusuru nedeniyle meydana geldiği iddia edilen trafik kazası sonucu hasar gördüğü ve bu nedenle sigortalıya ödeme yapıldığından bahisle sigortalıya ödenen bedelden karşı aracın ZMMS sigortacısından tahsil edilen bedel düşüldükten sonra bakiye kalan bedelin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir.

Halefiyet, bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir. TTK m. 1472(1) hükmünde sigorta tazminatını ödeyen sigortacının, hukuken sigorta ettirenin (başkası hesabına sigortada sigortalının) yerine geçeceği ifade edilmiştir.

Bu nedenle hukukumuzda yasal halefiyete ilişkin olarak tazminat alacağının yasa uyarınca sigortacıya geçmesi ilkesi benimsenmiştir. Yasal halefiyet zarar sigortalarında söz konusu olup, mal sigortaları bakımından TTK m. 1472 hükmünde, sorumluluk sigortaları bakımından TTK m. 1481 hükmünde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücu davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz’î haleftir (Yargıtay HGK, 05.02.2019, E. 2017/17-1088, K. 2019/65 tarih ve sayılı kararı).

Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir. (Yar.

17.HD., 09.06.2020 tarih, 2019/1635E.- 2020/3293 K.) 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde "dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir" düzenlemesine; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde, "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı" düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut olayda, davacı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenen sigortalısına ait aracın davalı şirkete ait araç sürücüsünün kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazasında zarar gördüğü iddia edilmiştir. Davalı tüzel kişi tacir ise de, davacının sigortalısı dava dışı .....gerçek kişidir. Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Esnaf ve Sanatkarlar Odası ile Vergi Dairesi Başkanlığına yazılan müzekkere cevaplarından, dava dışı sigortalının ticaret sicilinde ve esnaf odasında kaydı bulunmadığı gibi, basit usulde vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu, bu haliyle dava dışı sigortalının tacir olmadığı ve uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmakta olup, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Açıklanan nedenlerle Asliye Hukuk Mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nun 114/1-c maddesi ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,

2.Görevli mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,

3.6100 Sayılı HMK'nın 20.maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer mahkemesine başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,

4.H.M.K.'nın 331/2. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip Hakim

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.