Esas No
E. 2021/12711
Karar No
K. 2024/2795
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

8. Ceza Dairesi         2021/12711 E.  ,  2024/2795 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/37 E., 2016/539 K.

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2015 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2.Bakırköy 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2016 tarihli kararıyla, sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz isteği; kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, eyleminin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturmadığına, soyut beyan dışında somut delil bulunmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR

Dava konusu olay, Atatürk Havalimanı'nda görevli polis memuru olan müştekilerin, sanığın aracını park ettiği yerden kaldırmasını söylediklerinde, aracını kaldırmayacağını söyleyerek müştekilerle sözlü tartışmaya girdiği ve müşteki Abdullah Höbek'in fotoğrafını çekerek müştekilere hitaben "ortalığı ayağa kaldıracağım, bu konu burada bitmeyecek, benimle uğraşmayın, şu an arayacağım çok kişi var ama aramak istemiyorum, sen göreceksin bu konuyu büyüteceğim" şeklinde tehditte bulunduğu ve olay nedeniyle polis merkezinde ifadesi alınırken kendisini mağdurun kimlik bilgileriyle tanıttığı iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE

A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;

a)Tebliğname Yönünden;

Sanığın, müşteki olan polis memurlarını "ortalığı ayağa kaldıracağım, bu konu burada bitmeyecek, benimle uğraşmayın, şu an arayacağım çok kişi var ama aramak istemiyorum, sen göreceksin bu konuyu büyüteceğim" şeklinde tehdit ederek görevlerini yapmalarına engel olduğu anlaşılmakla, Tebliğnamedeki ilk bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

b)Sanık Müdafiinin Temyiz Talebi Yönünden; Sanığın eylemini, aynı anda birden fazla mağdura karşı gerçekleştirmiş olduğu bu nedenle hükmolunan cezada zincirleme suç hükümlerine göre artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

1.Dosya kapsamında yer alan müşteki beyanları, 15.09.2012 tarihli olay tutanağı ve diğer tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın, aracını bulunduğu yerden kaldırması istenildiğinde müşteki olan polis memurlarını tehdit ederek görevlerini yapmalarına engel olduğu anlaşılmakla, Mahkemece kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

B. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan ve Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçları Yönünden;

1.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.

2.Sanığın, olay günü polis memurları olan müştekileri görevlerini yapmalarına engel olmak için tehdit ettiği ve olay nedeniyle ifadesi alınırken kendisini akrabası olan mağdurun kimlik bilgileriyle tanıttığı, mağdur adına başlatılan soruşturma sonucu görevi yaptırmamak için direnme suçundan açılan kamu davasında, mağdurun üzerine atılı suçu işlemediği tespit olunarak mağdur hakkında Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2014 tarihli kararıyla beraat kararı verildiği ve sanık hakkında üzerine atılı suçlardan cezalandırılması istemiyle suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmakla, sanığın eyleminin bütün olarak 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturduğu gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan da yazılı şekilde ayrıca hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

3.Suç tarihinin, 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin birinci fıkrasında 08.07.2021 tarihinde yapılan değişiklikten öncesine ait olmakla ve yukarıdaki kabule göre;

Anayasa Mahkemesinin, 02.08.2022 gün ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21.04.2022 gün ve 2020/87 Esas, 2022/44 sayılı Kararı ile; 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “”...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin “...seri muhakeme usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında; sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdii edilmesinde zorunluluk bulunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Bakırköy 45. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan ve Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçları Yönünden;

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Bakırköy 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2016 tarihli kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.03.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.