3. Hukuk Dairesi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1459 - 2024/867
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/03/2022
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACILAR : 1- ... ... -
: 2- ... ... -
GEREKÇELİ KARARIN
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/03/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ... ... ve ... ...'ın murisi ... ...'ın 11.10.2017 tarihinde Konya İli ... İlçesi 18.km'de meydana gelen trafik kazası neticesinde vefat ettiğini, davaya konu ... plaka sayılı aracın ... poliçe no ile ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalandığını, müvekkillerinin murisleri ... ...'ın vefatı ile mirasçıları ... ... ve ... ...'ın murisin desteğinden yoksun kaldığını, bu nedenle aracın sigorta eden kurumu olarak destekten yoksun kalmaya ilişkin ...
Sigorta A.Ş.'den maddi tazminat talebinde bulunulduğu, ancak 04.11.2017 tarihli cevabi yazıda talebin reddedildiğini, ...
Sigorta A.Ş.'nin KTK uyarınca maddi tazminatlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, destekden yoksun kalma alacağına ilişkin arabuluculuk anlaşma sağlanamadığını belirterek destekten yoksun kalması ve diğer maddi kayıpları nedeniyle ayrı ayrı 1.000,00'er TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket sigortalısı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğundan kazanın meydana gelmesinde başka unsurların etken olup olmadığının araştırılması ve tam kusurun belirlenebilmesi açısından dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek kusur raporu alınmasını, olayın meydana geliş şeklinde sigortalının alınan ifadeleri doğrultusunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, ayrıca davanın zamanaşımı nedeni ile de reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece "davacıların murisinin dava konusu kazanın oluşumunda tam ve tek kusurlu olduğu dosyada bulunan 11/10/2017 tarihli kaza tespit tutanağı ile sabit olup, ... plakalı aracın davalı şirkete 14/07/2017-2018 yılı arası sigortalı olduğu, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin 01/06/2015 tarihinden sonra akdedilmiş olması sebebiyle dava konusu zararın poliçe teminatı dışında olduğu" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacılar vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ... Sigorta A.Ş'nin KTK uyarınca maddi tazminatlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu”, "....Açıklanan nedenlerle, eldeki davada zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilip, davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı; dolayısıyla araç sürücüsünün tam kusurlu olması halinde, desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceğine; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı … şirketinin, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığı ve olayda sürücü tam kusurlu olsa bile, destekten yoksun kalan davacıların da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğu" hususlarının Yargıtay içtihatlarında değerlendirildiğini, müvekkillerinin murisleri ... ...'ın vefatı ile mirasçıları ... ... ve ... ... murisin desteğinden yoksun kaldığını, bu nedenle aracın sigorta eden davalıdan destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat talebinde bulunulduğunu, ancak 04.11.2017 tarihli cevabi yazıda taleplerinin reddedildiğini, müvekkilerinin murisi ... ...'ın vefatı nedeniyle davacı anne babanın hayatlarının ilerleyen safhalarında desteğinden yoksun kaldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 53 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesinde yapılan yargılamada tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, ... CBS'nin ... soruşturma - ... karar sayılı dosyası UYAP'tan celp edilmiş, giderek desteğin kusuruna isabet eden talebin poliçe teminatın kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, hükmü davacılar vekili istinaf etmiştir. İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin olup, 11/10/2017 tarihinde müteveffa ... ...'ın sevk ve idaresindeki araçla meydana gelen kazada davacıların murisi ... ...'ın vefat ettiği, müteveffanın kullandığı ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde 14/07/2017 başlangıç ve 14/07/2018 bitiş tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmıştır.
Dosya içinde mevcut 11/10/2017 tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında ... plakalı aracın vefat eden sürücüsünün kusurlu olduğunu belirtmiştir. Keza olay nedeniyle ... CBS tarafından ... sayılı dosyayla yürütülen hazırlık soruşturması sonucunda 08/01/2018 tarihli, ... Karar sayılı kararla davacıların desteği ...'nün şerit izleme ve değiştirme kurallarına riayet etmeme kusurunu işlediği, trafik kazası sonucunda öldüğü, bu nedenle hakkında soruşturma yapılmasına imkan bulunmadığı gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına Karar verilmiştir. 2985 sayılı KTK 85. maddesi uyarınca; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Aynı Kanunun 91. maddesine göre; işletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. 6098 sayılı TBK 49. maddesi uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
53.maddeye göre, ölüm hâlinde uğranılan zararlar; cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplardır.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.6 maddesi uyarınca destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri ZMM poliçesi teminatı dışında kalmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.11.2017 tarih 2017/17-1315/1239 sayılı kararında; “...Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ışığında bir motorlu aracın işletilmesinin bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde araç işleteninin bu zarardan sorumlu olacağı düzenlendiğine göre, ilke olarak sürücünün (desteğin) ölümünden işletenin sorumlu olduğu, dolayısıyla davacıların işletenden talepte bulunma haklarının bulunduğu kabul edilmelidir. Yansıma yoluyla zarar görmüş olan destek tazminatı isteyenlerin, kendisine destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olmaları mümkün değildir. Nitekim BK’nun 44/I. maddesi, hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesine dayanmaktadır. Zararın artmasına veya doğmasına sebep olan kişi sonuçlarına da kendisi katlanmalıdır. Diğer bir deyişle, nasıl ki desteğin ölümü sebebiyle meydana gelen zararın yansıma yoluyla destek görenleri etkilediği kabul ediliyorsa, desteğin kusurlu davranışlarının da aynı şekilde destek görenlere yansıyacağının kabul edilmesi gerekir. Zira zarara uğramamak için gerekli özeni göstermeyen veya hatta zararın meydana gelmesini isteyen kimse, bu hareket tarzının sonuçlarına katlanmalı ve bu davranışının zararın meydana gelmesinde oynadığı role, etkisine ve derecesine göre zararı kısmen veya tamamen üzerine almalıdır. Çünkü kendi kusuruyla sebebiyet verdiği ya da artmasına neden olduğu zararın ödettirilmesini istemek Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen doğruluk ve dürüstlük kurallarına aykırı olacaktır. O halde somut olayda objektif iyi niyet kurallarına (TMK m.2) göre davacıların murisinin %70 kusuruyla meydana gelen kaza sonucu ölümü nedeni ile davacıların talep ettikleri destekten yoksunluk tazminatından işletenin sorumlu olmadığı kabul edilmelidir...” görüşüne yer verilmiştir.
Buna göre, desteğin ölümü sebebiyle meydana gelen zararın yansıma yoluyla destek görenleri etkilediği kabul ediliyorsa, desteğin kusurlu davranışlarının da aynı şekilde destek görenlere yansıyacağının kabul edilmesi gerekir.
Yapılan yargılama neticesinde davacıların murisinin dava konusu kazanın 11/10/2017 tarihinde oluşumunda tanzim edilen tutanağa göre tek kusurlu olduğu, gerek yargılama sırasında gerekse de istinaf aşamasında başkaca bir kusurlu kişi yada kuruluşun bulunduğu yolunda bir iddianın bulunmadığı, kaza nedeniyle ... CBS tarafından ... sayılı dosyayla yürütülen hazırlık soruşturması sonucunda 08/01/2018 tarihli, ... Karar sayılı kararla davacıların desteği ...'nün şerit izleme ve değiştirme kurallarına riayet etmeme kusurunu işlediği, trafik kazası sonucunda öldüğü, bu nedenle hakkında soruşturma yapılmasına imkan bulunmadığı gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına Karar verildiği, ... plakalı aracın davalı şirkete 14/07/2017 başlangıç ve 14/07/2018 bitiş tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, uyuşmazlığa konu sigorta sözleşmesinin 01/06/2015 tarihinden sonra akdedilmiş olması sebebiyle dava konusu zararın poliçe teminatı dışında olduğu, istinaf dilekçesinde emsal olduğu belirtilen içtihatların 01/06/2015 tarihinden önce gerçekleşmiş olan kazalara ilişkin olduğu, buna göre ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. (aynı yönde Yargıtay 17.H.D'nin 2019/3704 Esas, 2020/5573 Karar sayılı ilamı, Dairemizin 2019/117 Esas, 2019/822 Karar sayılı ilamı)
İlk derece mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve istinaf sebepleriyle ile bağlı kalınarak yapılan incelemeye göre, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince davacılardan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 346,90 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3.Davacılar tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361.maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk derece Mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay İlgili Hukuk dairesinde nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 04/04/2024
Başkan Üye Üye Katip
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.