16. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO 2022/835 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/02/2022
NUMARASI: 2021/381 E. - 2022/17 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kendisine ait "...", "Şekil", "... Şekil" ve "... " markalarını uzun yıllardır dünya genelinde yoğun ve yaygın bir şekilde kullandığını ve tescil kayıtları ile koruma altına alındığını, müvekkili şirkete ait "..." ve "..." markalarının Paris Sözleşmesi ile 6769 Sayılı SMK'nın 6/4 ve 6/5.maddeleri anlamında tanınmış marka olduğunu, davalının müvekkilinin izni olmadan bu markalarla benzer markaları kullandığını, davalı tarafın eylemlerinin 6769 sayılı SMK uyarınca marka tecavüzü teşkil ettiğini, davalı taraflara ait adreslerdeki imalathanelerde ve internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında müvekkiline ait TPMK nezdinde tescilli, ... sayılı "...", ... sayılı "..... sayılı", "... sayılı "..." ve ... sayılı "..." markalarının aynısını ve davalı şahıs adına kayıtlı olan müvekkilince açılmış olan dava ile hükümsüzlük kararı alınan markasını müvekkili markalarının da tescilli olduğu 25.sınıfta yer alan ürünlerden "giyim eşyaları" ürünleri üzerinde, izinsiz ve hukuka aykırı bir biçimde kullandığını, davalı tarafların müvekkiline ait tanınmış "...", "Şekil" ve ... " markalarının ününden ve ilgili sektörlerde edindiği yerden, haksız ve hukuka aykırı biçimde istifade etmek maksadıyla hareket edip müvekkiline ait tanınmış markaların birebir aynılarını kullanma yoluna gittiğini, davalının kullanımlarının haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şahsın müvekkili markalarından haberdar olduğu gibi, bunun da ötesinde müvekkili markalarını ihlal eder nitelikte olduğuna hükmedilerek, hükümsüz kılınan bir markayı kullandığını, davalı şahsın davalı şirket ile birlikte, bilinçli ve kötü niyetli olarak MK'nın iyiniyet kurallarına aykırı olarak müvekkili markalarını ihlal ettiğini ve bu haksız fiilleri neticesinde haksız kazanç sağladığını belirterek, davalı şahıs adına TPMK nezdinde ... tescil numarası ile kayıtlı "... " markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine, müvekkilinin tescilli tanınmış markalarına karşı gerçekleştirilen tecavüzün önlenmesi, durdurulması ve giderilmesi ile davalının haksız eylemlerine son verilerek "...", "Şekil", "..." ibarelerini taşıyan tüm ürünlerin vs. tanıtım araçlarının toplatılarak, bu ibarelerin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılması, bunun imkansız olması halinde bunların imhasına, davalı firmanın ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin ticaret unvanından çıkartılarak sicilden terkinine karar verilmesine, davalının müvekkili marka hakkına ihlali neticesinde ortaya çıkan haksız rekabetinin men'ine; haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesine konu ettiği tüm iddialarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı şirketin markasının "zayıf marka" niteliğinde olduğunu, ayırt edici olmayan ve zayıf unsurlardan oluşan markaların "zayıf marka" olarak adlandırıldığını, davacının kendilerine ait markaların birebir aynılarının kullanıldığını iddia etmekte olup, sözü edilen benzerliğin "..." ibaresi ve "..." sporunu yapan sporcuların bulunduğu logoya ilişkin olduğunu, "..." ibaresinin bir spor dalına ait olup ilk defa davacı tarafından yaratılmış veyahut kullanılmış bir ibare olmadığını, ayırt edicilik unsuru yönünden davacının tekelinde olamayacak bu ibare nedeniyle müvekkili şirketin içerisinde "..." ibaresi bulunan "..." şeklindeki markasının benzerlik taşıdığı iddiasının yerinde olmadığını, "..." sözcüğünün jenerik bir isim haline gelmiş olup, "...." ibaresini gören tüketicilerin davacının markasını akıllarına getirmediğini, TPE kayıtları incelendiğinde "..." sözcüğünün 25.sınıf marka tescillerinde sıklıkla kullanılan bir ibare olduğunu, hal böyle iken, "..." ibaresini kendi uhdesinde addeden davacının tüm dünyadaki şirketlere dava ikame etmesi gerekeceğini, davacının kötü niyete ilişkin göstermiş olduğu gerekçenin hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, adı geçen ... isimli şahsın, müvekkili şirketin eski ortağı olup, kendisine ait markasına ilişkin bir davaya ait kararın huzurdaki davaya konu edilmesinin ve dahi bu kararın delil olarak sunulmasının davacı tarafın elindeki tüm verileri kullanarak mahkemeyi yanıltma gayesinden ileri geldiğini, müvekkili şirketin basiretli tacir sıfatına uygun hareket ederek, davacının iddialarının aksine, kendisinin tekeline alamayacağı bir ibare ile ilgili büyük yatırımlar yaptığını ve bu kapsamda ticari faaliyetlerine devam ettiğini, müvekkilinin iyi niyetine ve basiretli tacir sıfatına uygun hareket ettiğinin işbu dava konusu markaya yaptığı yatırımlarda da ortada olduğunu, kaldı ki, böylesine büyük yatırımlar yaparak, hatta ve hatta markasını tescil ettirerek sektörde faaliyet gösteren bir şirketin başka bir firmanın markasını kullanarak yarar sağlamaya çalışacağı fikrinin dahi gülünç olup hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, gerek tescilli markalara, gerekse üretilen emtialara bakıldığında, herhangi bir "aykırılık" ve dahi "benzerlik" durumunun olmadığının açıkça anlaşılabildiğini savunarak, davacının haksız davasının reddine, müvekkili şirketin markaları hakkında verilen tedbir kararının kaldırılmasına, yargılama harç ve giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/02/2022 tarih ve 2021/381 Esas, 2022/17 Karar sayılı kararıyla; "...Somut olayda karıştırma ihtimali belirlenirken davaya konu markaların hitap ettikleri tüketici kitlesinin belirlenmesi önem arz etmektedir. Buna göre davacı ve davalı markalarının tescilli oldukları mal ve hizmetler yönünden ortalama tüketici kitlesi "ortalama tüketicidir". Yani taraf markalarının bulunduğu ürünlerin hitap ettiği tüketici özel bir tecrübe ve eğitime sahip olmayan, ürünü satın alma sürecinde ortalama bir süreden daha fazla zaman ayırmayan tüketicidir. Böyle bir tüketici davacı markası ile daha önce karşılaşmış ve fikir sahibi olmuşsa, davalı markalarını, davacı markaları ile idari, işletmesel ya da ekonomik olarak bağlantılı olduğu izlenimine kapılabilir ve karar verme sürecini bu yanılgının etkisi ile gerçekleştirebilir. Her iki marka arasında benzerlik ve karıştırma ihtimali olması karşısında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu hukuki kanaatine ulaşılmıştır. Kötüniyetli tescil iddiası yönünden yapılan değerlendirmede ise; tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri; davacının faaliyet gösterdiği söz konusu sektörde varlığının uzun yıllara dayandığı ve tüketiciler nezdinde belli bir bilinirlik düzeyine ulaştığı, bir tacir olan davalının, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü çerçevesinde davacı marka ve hizmetlerinden habersiz olmasının olağan hayatın akışına aykırı olduğu ve bu bilme-bilmeyi gerekme durumuna rağmen tüketiciler nezdinde davacı markalarına benzer markayı tescil ettirdiği; bu durumda söz konusu tescilin iyiniyetli bir tescil olarak kabul edilemeyeceği, somut olayda kötüniyetin unsurlarının gerçekleştiği hukuki ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır. SMK'nun 7/3-e md'sine göre "işaretin(markanın) ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması" marka hakkına tecavüz hallerinden biridir ve marka hakkı sahibine bu fiillerin önlenmesini (terkinini) isteme hakkı doğurur. Somut olayda, davacı markasının davalıya ait ticaret unvanında esas unsur olarak yer aldığı, terkin koşullarının bulunduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının davasının tümden kabulüne" kararı verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davalılar vekili süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde; müvekkilinin tescilli markası ile davacı adına tescilli markaların benzer olmadığını, bu nedenle SMK'nun 6/1 ve 6/5. maddelerindeki hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığını, Davacının markalarında yer alan "..." ibaresinin zayıf marka olduğunu, bu ibareyi içeren pek çok markanın tescilli olduğunu, bu ibarenin ve şekil unsurunun giysi emtiası için jenerik hale geldiğini, buna ilişkin savunmalarının marka hükümsüzlüğü davalarında ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle Mahkemece incelenmediğini, oysa bunun aksine bu hususun savunma olarak marka hükümsüzlüğü davalarında da incelenmesi gerektiğine dair Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu,Müvekkili şirketin eski ortağı olan ...'ın hükümsüzlüğüne karar verilen markasından söz edilerek müvekkilinin kötüniyetli olduğunun ileri sürülemeyeceğini, "..." ibaresinin kullanımının davacının tekeline bırakılamayacağını, buna rağmen müvekkilinin "... +Şekil" markasının davacının markasına benzer olduğuna ilişkin hükmün kabul edilemeyeceğini, Müvekkilinin hükümsüzlüğü talep edilen markasının farklı ibareleri içerdiği, "..." ibaresinin ön plana çıkartılmadığı, bu nedenle bir bütünün parçası haline geldiğini, ortalama tüketici tarafından markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını,Müvekkilinin markasında yer alan şeklin ayırt edici niteliği haiz olduğunu, davacının şekil unsurunda 1 at üzerinde 1 oyuncu bulunduğu halde, müvekkilinin şekil unsurunda 3 at üzerinde 3 oyuncu bulunduğunu,Müvekkilinin basiretli tacir gibi davrandığını, iyiniyetli olduğunu, markasını tescil ettirerek kullanan bir şirketin sektörde başka bir firmanın markasını kullanarak yarar sağlamaya çalışacağı fikrinin gülünç olduğunu, Davacının markasında yer alan "..." ibaresinin ve şekil unsurunun jenerik bir ibare olup olmadığına dair savunmalarıyla ilgili giyim sektöründen bir bilirkişiden de görüş alınması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, talepleri doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 11/09/1990 başvuru, 10/04/1991 tescil tarihli, ... numaralı “Şekil” markasının 25. Sınıfta,11/10/1990 başvuru, 28/04/1991 tescil tarihli, ... numaralı “...+Şekil” markasının 25. Sınıfta, 03/08/1993 başvuru, 19/08/1993 tescil tarihli, ... numaralı “...” markasının 08 , 09 , 14 , 16 , 18 , 21 , 24 , 25 , 27. sınıflarda,03/08/1993 başvuru, 19/08/1993 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...+Şekil” markasının 08 , 09 , 14 , 16 , 18 , 21 , 24 , 25 , 27. sınıflarda, ... numaralı “...” markasının 09,18,25. Sınıflarda davacı şirket adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.Bilirkişi raporunda da davacı vekilinin "..." esas unsurlu başkaca tescilli markalarının mevcut olduğu, ayrıca ... numarası ile "...+ŞEKİL" markasının tanınmış marka olarak da tescilli olduğu tespit edilmiştir.Yine davalı adına tescilli 03/07/2020 başvuru, 30/11/2020 tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının da 18, 25 ve 35. sınıflarda tescilli olduğu tespit edilmiştir.
İlk derece mahkemesine sunulan 01/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda; "dava dilekçesinde belirtilen internet adresleri nezdinde yapılan incelemede https://tr.....com internet adresine dair içeriğin kaldırılmış olup, bu nedenle https://tr......com adresinde davacı yana ait marka/markaların kullanımı yönüyle tespit yapılamadığını, ... alan adının davalı "...Tic. Ltd. Şti." isimli şirket adına tescil ettirildiğinin tespit edildiğini, https://www.instagram.com/.../?hl=tr isimli instagram hesabı, davalı yana ait www.....com isimli web sitesi ile iliştirilmiş olduğu, belirtilen instagram hesabında davacı markalarının kullanıldığının tespit edildiğini, https://www.facebook.com/... isimli facebook hesabı, "..." adı ile kurulmuş bir facebook işletme hesabı olduğunu, belirtilen facebook sayfasının davalı yana ait www.....com isimli web sitesi ile iliştirilmiş olduğunu, belirtilen ... hesabında davacı markalarının kullanıldığının tespit edildiğini, ... Mah. ... Cad. ... No: ... ... Güngören/İstanbul adresinde davacı yana ait "..." figürünü ve ... ibaresini ihtiva eden kullanımların tespit edildiğini, ... Mah. ... Cad. ... No:... Merter Güngören/İstanbul adresinde başka bir firmanın aktif olarak faaliyet gösterdiğinin tespit edildiğini, ... Mah. ... Sok. No... .../İstanbul adresinde davacı yana ait "..." figürünü ve ... ibaresini ihtiva eden kullanımların tespit edildiğini, ... Mah. ... Sok. No:... ... Kat Dükkan No:... Merter .../İstanbul adresine gidildiğini, karar gereğince inceleme yapılmak istendiğini, ancak polis olmadan inceleme yapmalarına izin vermiyoruz şeklinde, mukavemet gösterilmesi üzerine çeşitli bilinen markalara ait ürünlerin görülmekle birlikte, karar gereğinin tespit ifa edilemediği" tespit ve görüşlerine yer verildiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesine sunulan 08/12/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; "davalının ... ibareli tescilli markası ile davacı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... numaralı markalarının aynı sınıfta yer alan mal ve hizmetleri kapsadığını, davacının “...”, ...” “...” “...” ve çok sayıda benzer tescilli markasının bulunduğunu, davalı markasının “...” ibaresinden oluştuğunu, her iki taraf markasında da ... ibaresi bulunduğunu, ancak 01/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda yerinde ve internet sitesi üzerindeki tespit incelemeleri ışığında davalı yanın marka kullanım biçimlerinin tescilli halinden uzak biçimde kullanıldığını, ... oyunu oynayan at üzerindeki ... oyuncusu figürünü ihtiva etmek sureti ile davacıya ait markalara yakınlaştığını, davacıya ait ... ibareli seri markalar ile ... sporu yapan, sopası havada, at üzerinde hafif sağa eğilmiş insan figürünün tüketici nezdinde birbirini çağrıştırdığını, davalı markası bir bütün olarak "..." ibaresini içermekteyse de ... ibaresi ile davalı marka kullanımlarının markada yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, böylelikle davalı markasının tüketici nezdinde karışıklık ve iltibas yaratmasının kaçınılmaz olduğunu, davacının ..., ..., ..., ... ve ... numaralı markaları davalı tescilli markasından farklı sınıflarda tescilli olsa da, davacının markası tanınmış marka olduğundan (SMK m.6/5) açıklanan bu durumda markalar arasında, kullanılan simge (at üzerinde ... oynayan oyuncu şekli) ve ... ibaresinin ayniyeti, markaların genel kompozisyonu ve - şekli unsurları birlikte değerlendirildiğinde 6769 sayılı SMK'nın m. 6/1 anlamında markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, Davacının markalarından “...” ve “...” nin SMK m. 6/4 ve 5 kapsamında tanınmış nitelikte olduğu ve taraf markalarının aynı ve farklı sınıfta yer alan hizmetleri kapsadığı dikkate alındığında ve tespit neticesinde elde edilen 01/03/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre de, davalı şirketin davacı markasına yaklaşma,davacı markasının tanınmışlığından haksız istifade etme gayretinde olduğu ve davacı markasının ayırt edicilik gücüne zarar verebileceğini, davacının ... esas unsurlu markasının görsel, işitsel benzeri olan ... ibareli tescilli davalı markasının ortalama tüketici hafızasında kalan tanınmış markaya ilişkin anıyı davalı markasına aktarıp iki marka arasında bir bağ kurma ihtimali nedeniyle tanınmış markadan haksız yararlanma kısaca SMK m.6/5 uyarınca tanınmış markanın sulandırılmasının söz konusu olabileceğini, davacıya ait markanın davalı marka tescil tarihindeki tanınmışlığı dikkate alındığında, markasını tescil ettiren davalının, davacının marka tescillerine benzer şekilde marka tescilinin bulunması ve markanın gerçek sahibinin (davacının) itibarından yararlanmak amacıyla markasını tescil ettirdiği kanaatine varıldığından, davalının eylemleri ticari hayatın olağan akışına uygun düşmediğinden davalının marka tescilinin kötü niyetli olarak yapıldığının kabul edilmesi gerektiğini, davalı markası davacı markalarına benzer bulunduğundan ve ortalama tüketiciler nezdinde markaların birbiri ile karıştırılma ihtimali bulunduğundan davalı eyleminin SMK m.7/2-b bendi uyarınca davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalı şirketin raporda ayrıntıları ile bahsedilen ticaret unvanı kullanımlarının davacının tescilli markasının kaynak gösterme fonksiyonuna zarar vermesi nedeniyle böyle bir kullanımının tescilli ticaret unvanının yasal kullanımı olarak kabul edilemeyeceğini, bu durumun davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davacının ... ve “...” markası anlamsal olarak at üzerinde dörderli iki takım oyuncularının ellerindeki özel oyun sopalarıyla 10 cm çapındaki bir topa vurmalarıyla oynanan ... oyununu belirtse de, davacının markalarını gören Türk tüketicisinin ülkemizde hemen hemen hiç oynanmayan ve takip edilmeyen bir oyun olan ... oyununu aklına getirmeyeceği ancak marka işaretini gören tüketicinin yıllardan beri bildiği davacı markası olarak ... ve “...” markasının hafızasında canlanacağını, böylelikle davacı markalarının zayıf ya da jenerik marka olmadığı," yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
G E R E K Ç E: Dava, marka benzerliği, davacının markasının tanınmış marka olduğu, davalının marka tescilinin kötüniyetli olduğu gerekçesiyle marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi, marka benzerliği nedeniyle ticaret unvanının terkini davasıdır.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi,
HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalılar vekilinin hükümsüzlük davasıyla ilgili istinaf taleplerinin incelenmesi sonucunda; davacının tescilli markasının davalı tarafın markasının koruma tarihi itibariyle tekstil (giyim ürünleri) sektöründe tanınmış marka olduğunun Türkiye Patent ve Marka Kurumu tarafından tescil edildiği, mahkemece aldırılan ve denetime elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında, davalı adına tescilli markanın “...” ibaresini içermesi ve bu ibarenin markanın asli unsuru olması nedeniyle markaların hitap ettiği ortalama tüketici tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunduğuna, davalının markasında yer alan “... ” ibarelerinin markaya ayırt edicilik katmadığına dair görüş bildirildiği, davalı markasının davacının tanınmış markasından haksız yararlanmaya yol açılmasına sebep olacağı, SMK’nun 6/5. maddesi uyarınca davalının markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, davacının markasının tescilli olduğu giysi emtiası için bir spor oyunun adı olan “...” ibaresinin zayıf marka olmadığı, jenerik hale gelmiş bir ibare de olmadığı, davalı şirket kurucusu olan davalı ...’ın daha önce davacı şirket ile aralarında görülüp sonuçlanan Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/80 Esas, 2018/191 Karar sayılı kararı ile ... tescil numaralı “ ...” markasının hükümsüz kılınmasına rağmen, bu kez ortağı ve kurucusu olduğu şirket adına “...” esas unsurlu davaya konu marka başvurusunda bulunmasının kötüniyetli tescil olduğu, SMK’nun 6/9. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun da gerçekleştiği, ilk derece mahkemesinin hükümsüzlük davasının kabulüne dair kararının yerinde olduğu anlaşıldığından, davalılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Davalılar vekilinin markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasıyla ilgili istinaf nedenleri incelendiğinde; davalının kullandığı markaların asli unsurunun “...” ibaresi olduğu ve davalının kullanımlarının “...” ibaresi ön plana çıkartılarak yapıldığı, yine davalının kullandığı şekil unsuru ile davacının tanınmış markası olan at üzerinde ... oynayan insan şeklinin de ortalama tüketici nezdinde iltibas oluşmasına sebebiyet verecek derecede benzer oldukları, şekil unsurları arasında bulunan bir takım farklılıkların iltibas ihtimalini bertaraf edecek düzeyde olmadığı, davalının davacıya ait tanınmış markanın tanınmışlığından yararlanmak istediği, davalının fiili kullanımlarının davacı markasıyla seri marka imajı verdiği, somut olay bakımından davalının kullanımlarının markaya tecavüz oluşturduğu, bu nedenle mahkemece markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasının kabulüne karar verilmesinin de yerinde olduğu kanaatine varılmakla, davalılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.Davalılar vekilinin ticaret unvanının terkini davasıyla ilgili istinaf nedenlerinin incelenmesinde; dairemizce dosya içine alınan davalı ...’nin ticaret sicil kaydı incelendiğinde; 20/04/2017 tarihinde kurulduğu, kurucusunun ... olduğu, faaliyet alanında tekstil ürünleri ticaretinin de yer aldığı, alınan bilirkişi raporları ile davalı şirketin ticaret unvanında da yer alan “...” ibaresini marka olarak da tekstil ürünleri üzerinde kullandığının ve bu kullanımların davacının “...” esas unsurlu markaları ile iltibasa neden olduğunun tespit edildiği, bu durumun SMK’nun 7/3-e maddesi uyarınca davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, ticaret unvanının dürüstlüğe aykırı olarak, davacının marka haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde tescil edilmiş olması ve kullanılması nedeniyle terkinine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekilinin bu konudaki istinaf taleplerinin de reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; yalnız davalılar avansından çıkış yapıldığı anlaşılmakla, yapılan masrafların davalılar üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 26/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.