11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2022/5015 E. , 2023/5695 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin döviz alım ve satım işleri yapan bir şirket olduğunu, döviz alım ve satım faaliyet izninin iptal edilmesi sebebiyle Onat Döviz ve Altın Tic. A.Ş'nin yeni ticaret unvanının Onat Gümüş Altın ve Kuyumculuk Tic. A.Ş olarak değiştirildiğini ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, davalının murisi M.Muhsin Karsen’in müvekkili şirketin %48 hissedarı iken şirketteki imza yetkisini kullanarak şirketin borçlu olduğu toplam 28.400 $’lık 10 adet senedi kayınpederi olan M. Necati Ersoy isminde bir şahsa düzenleyip verdiğini, bu şahsın senetlerin gününde ödenmemesi sebebiyle icra takibine başvurduğunu ve müvekkili şirketin Hazine Müsteşarlığında döviz alım ve satım izni alabilmek için yatırdığı teminata haciz koydurduğunu, şirketin faaliyet izninin durdurulmasının da bu sebeple olduğunu, Hazine Müsteşarlığınca şirketin döviz alım satım izninin iptal edildiğini, şirketin döviz alım satım işleminin iptal edilmesinde davalının murisinin kusurlu olduğunu ve mirası red etmeyen davalının da sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 YTL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 10.10.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 230.000,00 TL 'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunarak yetkili mahkemenin müvekkilinin ikametgahı olan Zekeriyaköy İstanbul olduğunu ve davanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini savunarak, zamanaşımı itirazı ile Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/362 E. sayılı dosyası ile ilgili derdestlik itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemece 22.06.2016 tarih, 2011/132 E.
ve 2016/424 K. sayılı kararı ile davalının murisi olan Mustafa Muhsin Karse'nin, şirketi borca soktuğu, murisin tek mirasçısı olan davalının da bu borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı
Dairemizin 24.10.2018 tarih, 2016/14159 E. ve 2018/6638 K. sayılı kararıyla''... Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan Mustafa Muhsin Karse'nin şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemiyle açılan tazminat davası olup, mahkemece davalının zamanaşımı itirazı değerlendirilmeksizin kabul kararı verilmiştir. 6762 sayılı TTK'nın 309.maddesinin son fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur. Somut olayda davalının murisine isnat olunan eylem dolandırıcılık suçuna ilişkindir. 765 sayılı Yasa'ya göre bu suçta zamanaşımı süresi 5 yıldır. Bu durumda, davalı tarafça süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu halde mahkemece bu hususta olumlu ya da olumsuz karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir...'' gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına alınan dava dosyaları, bilirkişi raporları dikkate alındığında, zararın ve mesul olan kişinin öğrenildiği tarihin 17.05.2005 tarihi olduğu, bu tarihten itibaren 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği; uzamış ceza zamanaşımı süresinin 17.05.2010 tarihinde sona ereceği, davanın ise 09.10.2007 tarihinde açıldığı, bu durumda zamanaşımı süresi dolmadan dava açıldığı anlaşılmakla, davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği, davalının murisi olan Mustafa Muhsin Karse'nin, davacı şirketin %48 hissesine sahip ortağı iken şirketteki imza yetkisini kullanarak şirketi borç altına sokan toplam 28.400 $’lık 10 adet senedi kayınpederi olan M. Necati Ersoy isminde bir şahsa düzenleyip verdiği, vadesi geldiğinde bonoları kendisinin ödeyeceğine ve bonoların şirkete teslim edileceğine ilişkin muris ile şirket arasında 17.02.2000 tarihli protokol düzenlendiği, senetlerin vadesinde ödenmemesi üzerine senetlere istinaden icra takibine başvurulduğu ve davacı şirketin hazine müsteşarlığında döviz alım ve satım izni alabilmek için yatırdığı teminata haciz konulduğu, sonrasında da şirketin faaliyet izninin durdurulmasına karar verilerek şirketin döviz alım satım izninin iptal edildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacı tarafın, tazminat istemine dayanak yapılan zarar sebeplerini 13.12.2007 ve 25.09.2014 tarihli dilekçeleri ile açıkladığı, buna göre; döviz bürosu faaliyet izin belgesinin iptali ile oluşan zarar, zamanında ödenmeyen vergi borçlarına uygulanan gecikme zammı, İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2000/4693 sayılı dosyasına yapılan ödeme ve davalının murisinin şahsi borçlarından ve şirketi dolandırmaya yönelik fiillerinden dolayı şirketi temsil eden avukatlara ödenen vekalet ücretleri nedeniyle uğranılan maddi zarar olarak belirtildiği, davalının murisi olan Mustafa Muhsin Karse'nin, şirketi borca sokan ve protokole aykırı olan borçlandırıcı işlemleri sebebiyle, 92.993,25 TL vergi borca ve gecikme zammı zararı, 73.813,12 TL İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2000/4693 E. sayılı dosyası sebebiyle doğan zarar, 3.658,80 TL vekâlet ücreti zararı ve ıslahla artırılan talep aşılmayacak ölçüde işletme izninin iptalinden doğan zarara karşılık toplam 230.000,00 TL şirket zararından, murisin tek mirasçısı olan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 10.000,00 TL'nin dava tarihi olan 09.10.2007, 220.000,00 TL'nin ıslah tarihi olan 10.10.2014 tarihine itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının şirketteki payının şirkete devri ile hisse değeri olan 10.006,80 TL'nin dava tarihine itibaren hesaplanacak ticari faiz ile birlikte hükmolunan alacak miktarından mahsubuna karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirket tarafından İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/176 E. 2011/244 K. sayılı tazminat davası ikame edildiği, dava reddedildiği ve kararın kesinleştğini, işbu dava ise müteveffanın düzenlediği iddia olunan senetlerin davacı şirket tarafından ödenmesi sebebiyle meydana getirdiği zarar talebi olduğunu, bu hususa ilişkin itirazlarının ise; zararın meydana geldiği iddia edilen İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ikame edilmiş olan dava reddedilmişken, reddedilen davaya dayanılarak ikame edilmiş işbu davanın yasal dayanağı bulunmadığını, zamanaşımı itirazının reddine karar verilmişse de bu hususta açık bir hataya düşüldüğünün, olayın 2000 yılında vuku bulduğu, davanın ise 2007 yılında ikame edildiği, zamanışımı süresinin dolduğu ortada olup, yerel mahkeme tarafından zamanaşımı süresi hatalı değerlendirildiğini, şirketin müvekkil aleyhine dava açabilmesi için öncelikle şirket genel kurulunun toplanıp, dava açmaya karar vermesi gerektiği ve bu davanın da genel kurul kararından sonra bir ay içinde şirket denetçileri tarafından açılması gerektiğini, dosya kapsamında alınmış olan raporlarda vergi asıllarının ve faizlerinin ödenmemesinde 2001 ve 2002 tarihlerinde görev yapan yönetim kurulu üyelerinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu belirtilmişse de; davanın sadece müteveffanın mirasçısı sıfatı ile müvekkile yönetildiğini, bilirkişi raporları doğrultusunda da davanın sadece müvekkile yöneltilemeyeceğinin sabit olduğu fakat yerel mahkeme tarafından bu hususun değerlendirilmediğini, ıslah tarihinde ıslah edilmiş miktarın da zamanaşımına uğradığını, davacının kendisini bir avukat aracılığı ile temsil etmemesi sebebiyle yerel mahkeme tarafından verilmiş olan nispi vekâlet ücretinin kaldırılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan Mustafa Muhsin Karse’nin şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 309 uncu maddesi.
3.Değerlendirme
1.Dava dilekçesinde davalının pay bedelini tazminattan indirilmesi yönünde bir talep bulunmadığı gibi böyle bir talep şirket payının satılarak el konulması sonucunu doğurduğundan Türk Ticaret Kanunu’nun payın devri prosedürlerine uygun bir talep niteliğinde olmadığından davalıyı şirket payından mahrum bırakacak şekilde talep aşılarak karar verilmiş olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2.Davalının sorumluluğuna mesnet gösterilen usulsüz işlemlerin 2000 yılında gerçekleştiği ve idarece alınan karara karşı davacı şirketin 2000 yılında İdare Mahkemesinde iptal davası açtığı anlaşılmaktadır. Bu durumda zararın ve failin öğrenildiği tarihin en geç 2000 yılı olduğu gözetildiğinde zarar açısından 5 yıllık dava açma süresinin 2005 yılında dolduğu, dava tarihinin 09.10.2007 olduğu, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının tüm taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hem asıl hem de ıslah edilmiş alacak açısından kabul kararı verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.