4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2010/12563 E. , 2010/11509 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... ve diğerleri vekili Av. ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 22/07/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 01/06/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar ve davalılardan ... ve ... vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen karar, davacılar ile davalılardan ... ve ... tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar 27.10.2009 ve 02.02.2010 günlü oturumlara özür bildirmeden katılmadıklarından dosya iki kez işlemden kaldırılmıştır.
Davacı vekili 04.05.2010 günlü duruşmada bulunamayacağını, özrü kabul edilirse duruşma gününü kalemden öğreneceğini belirterek mahkemeye faks çekmiş; yerel mahkemece bu özür kabul edilip davacı vekilinin duruşma gününü kalemden öğrenmesine karar verilerek, oturum 01.06.2010 gününe ertelenmiş; 01.06.2010 günlü oturuma gelen olmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nda özrü kabul edilen tarafa yeni oturum gününün bildirimi konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Kural olarak, yargısal işlemler açıklama (tefhim) veya bildirim (tebliğ) ile sonuç doğuracağından, ilgilisi hakkında olumsuz sonuç doğuracak işlemlerin 7201 sayılı Tebligat Yasası'nda yer alan düzenlemeler gereğince bildirilmesi gerekir. Anılan Yasa'nın 10/1. maddesi uyarınca, tebligatın bilinen son adreste yapılması gerektiği gibi 2. fıkrası uyarınca, ancak ilgilisinin başvurusu veya kabulü halinde her yerde tebligat yapılabilir. Adres dışında yapılan bildirim, başvuru veya kabul koşuluna bağlı olup aksine uygulama hukuki sonuç doğurmaz. Bu bağlamda, Hukuk Genel kurulu’nun 06.04.1955 gün ve 1591/1690 sayılı kararında da "Duruşmanın talikine dair talebi mahkemece kabul edilmiş olmakla, duruşma için tayin edilen günün usulüne tevfikan bildirilmesi icap eder. Dilekçede duruşma gününün kalemden öğrenileceğinin beyan edilmesi, bu usulü muamelenin ihmalini…" gerektirmeyeceği görüşü benimsenmiştir. Diğer yandan, kabul edilen özür nedeniyle belirlenen yeni oturum gününün bildirilmesi için giderin karşı taraftan alınması veya Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 415. maddesi uyarınca suçüstü ödeneğinden karşılanması gerekir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, davacının davasını takiple yükümlü olduğu ve yeni oturum gününü her biçimde öğrenme olanağı bulunduğu yönündeki gerekçesi, yasa ve yerleşik uygulamalara uygun düşmediğinden kararın, bozulması gerekmiştir.