4. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1063
- Karar No
- 2024/1270
- Karar Tarihi
- 03.04.2024
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku
- Karar Sonucu
- KALDIRILMASINA
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1063
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/10/2023
NUMARASI : 2023/313 Esas - 2023/716 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/04/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirket sahibi - yetkilisinin 20.03.2007 tarihinde yapılan "Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi" ile davacı şirkette şirkette çalışırken 06.01.2020 tarihinde istifa ettiğini, davalının iş akdine aykırı olarak kurduğu davalı ... A.Ş. vasıtasıyla fiktif işlemler yaparak davacı şirketin zararına sebebiyet verdiğini, davalı borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan borca itirazın iptaline, icra takibinin devamına, davalı borçlunun itirazı haksız ve kötü niyetli olduğundan takip konusu tutarın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; "...İstanbul 12. İş Mahkemesinde 2020/198 Esas sayılı dosyası ve İstanbul C.Savcılığının 2020/52084 Sor. Sayılı dosyası kapsamına göre; Davacı yanın çalışanı olan dava dışı ...'ın davalı ... kurarak davacının zararına işlemler yaptığı hususunun, yani zararın ve tazminat yükümlüsü şirketin adı da zikredilmek suretiyle Ocak 2020 tarihi itibariyle davacı yanca bilindiği, icra takibinin başlatıldığı 17.03.2020 tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından davanın zamanaşımı sebebiyle reddine..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Zamanaşımının söz konusu olmadığını ileri sürmüştür.
Davalı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde; Kötü niyet tazminatına hükmolunması gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız eylem sebebine dayalı alacağa yönelik itirazın iptali davasıdır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi gereğince tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için, ceza davası açılmış bulunması gerekmediği gibi; Mahkumiyet kararı verilmiş olması da koşul değildir. Bu anlamda, Cumhuriyet savcılığının koğuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı dahi, bağlayıcı ve etken değildir. Ceza mahkemesince, suç öğelerinin oluşmadığı sebebiyle beraat kararı verilmesi hali dışında; Eylemin suç oluşturup oluşturmadığının, hukuk yargıcı tarafından değerlendirilip saptanması gerekir (Emsal Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Esas No: 2015/6361 Karar No: 2015/9462). Dosya kapsamından, davalı şirket yetkilisine atfedilen eylemin; Hileli davranışlarla davacıyı aldatıp, davacı zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak olduğu, iddia olunan bu haksız eylemin aynı zamanda Türk Ceza Kanunu'nun 157. Maddesi kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu suçun gerektirdiği cezanın miktar ve nevi itibariyle tabi olduğu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesine göre ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Haksız eylem 2020 tarihinde tarihinde gerçekleşmiş olup dava tarihi olan14/10/2022 tarihi itibariyle yasada belirtilen 8 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır.Bu sebeplerle davanın esasına yönelik yargılama yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı tarafın istinaf talebi kabul edildiğinden davalı vekilinin istinaf talebinin bu aşamada incelenmesine hukuken gerek duyulmamıştır. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince kaldırılmasına, davalı vekilinin istinaf talebinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.