Esas No
E. 2023/4887
Karar No
K. 2023/7760
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2023/4887 E.  ,  2023/7760 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2020/191 E., 2020/584 K.
HÜKÜM/KARAR: Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; asfalt kaplama ve yapım işini üstlendikleri yoldan, davalıya ait ağır tonajlı araçların, yapım aşamasında geçişleri nedeniyle yola hasar verildiğini, bu nedenle bozulup kullanılamaz hale gelen yolun yeniden yapılabilmesi, bozulan yerlerin onarım ve bakımı için ayrıca çalışma yapmak zorunda kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 185.000,00 TL tazminatın zararın oluştuğu 30.07.2007 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; ulaşıma ve trafiğe kapatılmayan dava konusu yoldan araçlarının geçmesi nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığını, yolun standartlara uygun yapılmaması nedeniyle hasarın meydana geldiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 28.04.2010 tarihli ve 2009/145 Esas, 2010/225 Karar sayılı kararı ile; davalıya ait araçların ruhsatlarında yazılı istiap haddi üzerinde yük taşıdıkları hususunda dosyada delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 18.10.2011 tarihli ve 2010/6674 Esas, 2011/6129 Karar sayılı ilamıyla; diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek "Davalının yol inşaatı tamamlanmadan davacı tarafından inşası devam eden yoldan araçlarını geçirdiğini kabul etmesi dikkate alındığında, meydana gelen zarar ile davalının eylemi arasında illiyet bağının bulunacağı ve davalının sorumlu olacağı kuşkusuzdur. Araçların istiap haddini aşmaması sonuca etkili değildir. İş sahibine teslim edilmemiş yoldan geçen davalı açıklanan nedenle kural olarak sorumludur. Ancak, davacı henüz tamamlanmamış yola davalının girmesini engellememiş ve yolun çalışma sırasında trafiğe kapatılması için gereken tedbirleri almamış ise, bu durum davacı açısından müterafik kusur oluşturur. Mahkemece davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, mahkemece öncelikle bu konuda taraflarca gösterilen ve gösterilecek tüm delillerin toplanması, dosyanın yeniden bir başka bilirkişi kuruluna verilmesi, tarafların kusur oranlarının saptanması, davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 20.03.2012 tarihli ve 2012/622 Esas, 2012/1957 Karar sayılı ilamı ile davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2017 tarihli ve 2012/178 Esas, 2017/809 Karar sayılı kararı ile; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin bozma ilamı dikkate alınarak iş sahibine teslim edilmemiş yoldan davalının araçlarını geçirerek yolun zarar görmesine neden olması nedeniyle kural olarak sorumlu olduğu, davacı tarafın araç girişlerini engellemek amacıyla bariyer kurduğu, ancak bu bariyerlerin araçların yoldan geçmesini engellemediği, davacı tarafından alınan tedbirlerin geçişi engellemeyecek türden tedbirler olduğu, bölgenin de terör bölgesi olması nedeniyle başka kullanılacak yolun da bulunmaması nedeniyle davalının zorunlu olarak bu yolu kullandığı dikkate alınarak davacının 2/8 oranında müterafik kusurlu olduğu, hükme esas alınan 05.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği tazminat miktarının 474.604,09 TL olarak belirlendiği, raporda belirlenen bu miktar üzerinden davalının 6/8 oranındaki kusuruna göre davacının davalıdan talep edebileceği tazminat miktarının 355.953,07 TL olduğu, ancak davacının 185.000,00 TL'lik talebine bağlı kalındığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 185.000,00 TL'nin haksız fiil ile zararın oluştuğu 30.07.2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 14.11.2018 tarihli ve 2018/3197 Esas, 2018/6959 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanasına karar verilmiş; taraf vekillerinin karar düzeltme talepleri üzerine yeniden yapılan incelemede bu kez Dairenin 18.11.2019 tarihli ve 2019/824 Esas, 2019/5369 Karar sayılı ilamıyla; "Davalının karar düzeltme istemi yönünden; somut olayda davacı, davalıya ait ağır tonajlı araçların geçişleri nedeniyle davalıdan 185.000,00 TL tazminatın tahsilini istemiştir. Zarar kapsamının belirlenmesi için bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davalıdan talep edilebilecek tazminat miktarının 474.604,09 TL olduğu açıklanmıştır. Mahkemece, davalının 6/8 oranındaki kusuruna isabet eden tazminat miktarı 355.953,07 TL olarak tespit edilmiş, ancak davacının dava dilekçesindeki 185.000,00 TL lik talebiyle bağlı kalındığı belirtilerek, bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Şu halde mahkemece, bölüşük kusur indiriminin bilirkişi raporunda belirlenen tazminat miktarı üzerinden değil, davacının istem miktarı üzerinden yapılması ve buna göre bulunacak bedele hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davacının karar düzeltme istemine gelince; mahkemece maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 30.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Dava, haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Ayrıca, 3095 sayılı Kanun’un 2/3 maddesi uyarınca gerçek ve tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda istek halinde T.C Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı avans oranında temerrüt faizine hükmedilmesi zorunludur. Davalı TPAO’lığı Ana Statüsünün 1. maddesinde; 'Bu ana statünün amacı; 08.06.1984 tarih ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi olarak ve söz konusu Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde faaliyette bulunmak üzere, ... (TPAO) adı altında teşkil olunan İktisadi Devlet Teşekkülü’nün hukuki bünye, amaç ve faaliyet konuları, organları ve teşkilât yapısı, müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri ile bunlar arasındaki ilişkileri ve ilgili diğer hususları düzenlemektir.' 3. maddesinde; 'Bu Ana Statü ile teşkil olunan TPAO Tüzel Kişiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir İktisadi Devlet Teşekkülüdür. TPAO KHK, bu ana Statü hükümleri saklı kalmak üzere özel hukuk hükümlerine tabidir.' denilmektedir. TPAO’lığı özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olmasının yanı sıra, ticari şekilde veya iktisadi esaslara göre işletilmekte, yaptığı işler ticari sayılmakta ve sonuç itibariyle de çok açık biçimde tacir sıfatını taşımaktadır. Şu halde, tacir sıfatını taşıyan davacı ile yine açıklanan nedenlerle tacir olduğu kabul edilmesi gereken davalı arasındaki haksız eylemden kaynaklanan davada yürütülecek faiz, yasal faiz olmayıp ticari faizdir. Mahkemece, bu yön gözetilmeksizin istem gibi ticari işlerde uygulanarak temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle tarafların karar düzeltme isteklerinin kabulüne, Dairenin 14.11.2018 tarihli ve 2018/3197 Esas, 2018/6959 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, kararın davacı ve davalı yararına bozulmasına, davalının diğer karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma ilamı gereğince davacının dava dilekçesindeki 185.000,00 TL'lik talebi üzerinden 2/8 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı, hükmedilen tazminata avans oranında temerrüt faizine hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 138.750,00 TL nin 30.07.2007 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın hiçbir aşamasında davalının tam kusurundan bahsedilmediğini, talepten kusur indirimi yapılmasının yerinde olmadığını, yargılamada makul sürenin aşıldığı, bu nedenle ıslah hakkının olamadığını, bölüşük kusur indiriminin talep miktarı üzerinden yapılmasının hukuka uygun olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı personeli tarafından hazırlanan hasar tespit raporuna itibar edilemeyeceğini, müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmediklerini, davacının zararını ispat edemediğini, ticari faize hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, davadan önce davalı kuruma usulüne uygun ihtarat yapılmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine ilişkin aleyhe olan hatalara da itiraz ettiklerini, kararın aleyhe olan kısmının bozulmasını talep ettiklerini belirtmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacının asfalt kaplama ve yapım işini üstlendiği yoldan davalıya ait ağır tonajlı araçların yapım aşamasında geçişleri nedeniyle yola verilen hasar bedelinin tahsiline yönelik tacirler arasında haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41, 42 ve 44 üncü (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50 ve 52 inci) maddeleri, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci fıkrası.

3.Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda dökümü yazılı kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Aşağıda dökümü yazılı 179,90 TL peşin alınan harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog