4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2009/8419 E. , 2010/4451 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 16/06/2004 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 16/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 15/04/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Davalı Sabah gazetesinin 22-23-24-25 Haziran 1999 tarihli nüshalarında, İstihbarat birimlerince "Fethullah Gülen'in Dünü, Bugün'ü, hedefi" başlıklı rapor hazırlandığını ve bunun MGK'na sunulduğuna dair haber yapılmış ve bu haberlerle ilgili olarak Fethullah Gülen hakkında; -Fethullah Gülen'in nihai amacının islam devrimi olduğu bu amaçla 3000 intihar komandosu yetiştirmeyi planladığı, -Hoca efendi intikam için çalışıyor. "Gülen Şeyhi Saidi Kürdinin intikamını almak için Türkiye'yi ele geçireceği günü bekliyor. Korkunç ve hain plan uyguluyor. -Fethullah Gülen her konuşmasında değil 17 tane binlerce yeni yalanı hadis diye sokuşturmaktadır. -Her anı hainliklerle dolu Fethullah Gülen, -Orduya düşman olduğu ve intikam isteği taşıdığı, -Fethullah Gülen "insan değil" "sinsi ve tehlikelidir." -Fethullahçılar PKK'dan daha tehlikeli ve sinsidir. Gibi, söz ve beyanlara yer verilmiştir. Davacı, Fethullah Gülen bu haberlerin gerçekle bir ilgisinin olmadığını, kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu bildirerek davalılar hakkında tazminat davası açmıştır. Yerel mahkeme, davacı hakkında DGM'de açılmış dava bulunması, başka gazetelerde de aynı yönde haberlerin yer almış olması nedenleri ile haberlerin görünürdeki gerçekliğe uygun olduğunu kabul ederek açılan tazminat davasını tümden reddedmiştir. Dairemizin sayın çoğunluğu yerel mahkeme kararını doğru bularak onamıştır. Davaya konu dosyadaki bilgi ve belgeler ile mahkemece yapılan araştırma sonuçlarına göre;
Fethullah Gülen'le ilgili olarak gerek Türk Silahlı Kuvvetlerince ve gerekse başka birimlerce hazırlanmış bir raporun olmadığı, MGK dahil herhangi bir platformda böyle bir raporun gündeme getirilmediği, davalı tarafça haberde raporun ele geçirildiğinin yazılmasına rağmen böyle bir raporun dosyaya verilmediği, davacı hakkında "Laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı devlet kurmak amacı ile yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyette bulunmak" tan kamu davası açıldığı ancak açılan ceza davasının 5.5.2006 tarihinde oybirliğiyle verilen kararla beraatle sonuçlandığı, bu kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesince 5/3/2007 tarihinde oybirliğiyle onandığı, Yargıtay C. Başsavcılığının itirazı üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca itirazın reddedildiği, ceza davasının 31/8/2000 tarihinde açılmasına karşılık bu haberlerin ceza davasının açılmasından önce Haziran 1999 yılında yapıldığı, davacının haberi yapanlarla ilgili olarak yayın yolu ile hakaretten Küçükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açtığı, sanıkların beraatine ilişkin mahkeme kararının Yargıtay'ın ilgili ceza dairesince bozulduğu, ancak daha sonra verilen kararında Yargıtay'ca zaman aşımından dolayı ortadan kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamı ve dosyadaki resmi bilgi ve belgelerden anlaşılan gelişime göre, ortada davacı Fethullah Gülen ile ilgili resmi istihbarat örgütlerince herhangi bir rapor hazırlanmadığı, MGK'lu dahil hiçbir platformda Fethullah Gülen'le ilgili raporun görüşülmediği, habere dayanak yapılan ve elde olduğu bildirilen raporun ele geçirildiğinin kanıtlanmadığı, davacı Fethullah Gülen hakkında açılan davanın 31/8/2000 tarihinde açılmasına rağmen bu haberlerin dava açılmasından önce haziran 1999 tarihlerinde yapıldığı, dolayısıyla haberlerin tamamen gerçek dışı olduğu gibi, görünürdeki gerçeklik dahi yoktur. Aksi yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimse suçlu ilan edilemez. Davaya konu haberlerde davacı ile ilgili olarak sarfedilen ve yukarıda özet olarak belirtilen söz ve beyanlar gerçek dışı ve iftira niteliğinde olduğu gibi, davacı suçlu gibi itham edilerek kendisine hakaret edilip hedef gösterilmiştir.
Bu hali ile haberler hukuka aykırı olup, davacının kişilik haklarına ağır bir şekilde saldırılmıştır. Davanın reddi yerine, davacı lehine uygun bir manevi tazminatın verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun davanın reddine ilişkin kararı onama düşünce ve kararlarına katılmıyorum. 15/04/2010